nagazaki

zaknafein zaknafein
atılan bombanın ardından ölenleri anma törenlerinin bu gün de sessiz bir yasla anıldığı japon şehri.şu yaşadığımız yıl içerisinde bile radyasyonun etkilerinden dolayı yaklaşık 3000 kişinin hala ölebildiğini düşündüğümde aklıma bir hitler , bir de amerika geliyor ve bu ikisi arasında bunca zaman yapılan propaganda savaşları , filmler... bunlar öyle propagandalar ki , amerikanın bu bombaları atmasını haklı çıkaracak düzeyde olanlar bile vardı pearl harbor isimli filmde olduğu gibi.

bu bir soykırım değil.ondan da öte bir katliam bana göre.geçen 62 yıla rağmen hala insanları öldüren , doğan çocukları sakat bırakan dünyanın en acımasız olayı...
gomünüst gomünüst
japonların çok da güzel ders aldığı atom bombası felaketi şehirlerinden biridir.

her japon çocuğu buraya getirilir ve "eğer çalışıp ülkene hizmet etmezsen bize bunu yapalar" dersi verilir. japonyanın şimdiki durumu 60 yıldır verilen ve hakkıyla anlaşılan bu dersin sonucudur.

acaba kaçımız çanakkeleye götürülüp bu dersi aldık. ya da kaçımız çocuklarımıza bu dersi vereceğiz. her yıl birçok bayramda saatlerce sıcak veya soğukta ayakta dikilen (ki biz de onlardan biriydik) çocuklara sorsak kaçı gerçekte sakaryada, çanakkalede, inönüde ve diğerlerinde ne olduğunu bilebilecektir.

denebilir ki "biz o törenlerle olayın anlamını vermeye çalışıyoruz, ille de savaş meydanını görmesine gerek yok"

bende aptal cesareti var.
şapşallığımı ortaya dökmekten çekinmiyorum,
işte gerçek:

benim atalarım nasıl savaştılar
hangi zorluğu yaşadılar
vatan nasıl korunur
vatanını sevdiğini nasıl kanıtlarsın
vatan neye değer
namusu korumak nedir
öleceğini bile bile savaşa neden gidilir
asil olduğu söylenen milletimiz neden asildir
biz gençlere ülkemiz adına düşen görevler nelerdir ve bu görevler neden bana verilmiştir
ve diğerlerini

bilmiyorum. öğretmediler.

bu konuda ders çıkarmayı bilen japon milletini kendi saygı dolu selamları ile selamlıyorum.
cantay cantay
"on yaşlarında bir çocuk gördüm sessizce yürüyen. sırtında bir bebek taşıyordu.

japonya’da o günlerde, çok sık görülürdü sırtlarında kendi küçük kardeşlerine sahip çıkan çocuklar, ama bu çocuk açıkça diğerlerinden farklıydı. yüzündeki ifadeden ciddi bir nedenle buraya gelmiş olduğunu görülebiliyordu. ayağında ayakkabısı yoktu. yüzü kaya gibi sertti. bebek ise uyuyor gibiydi. çocuk beş ya da on dakika durdu. beyaz maskeli adamlar ona doğru yürüdü ve sessizce bebeği tutan ipi çıkarmaya başladılar. o zaman bebeğin ölmüş olduğunu gördüm. adamlar bebeği el ve ayaklarından tutarak ateşin üzerine yerleştirdiler. çocuk, alevleri izlerken, dimdik ve hareket etmeden duruyordu. dudağını o kadar kuvvetli ısırıyordu ki alt dudağına kan oturmuştu. ateş güneş batımı gibi hafif hafif yandı ve bitti. çocuk arkasını döndü ve sessizce uzaklaştı."

joe o’donnell