nepotizm

selpakmendil selpakmendil
uzun vadede bürokrasinin hantallaşmasına neden olan ve özelleştirmeleri meşrulaştıran hadise.

iktidara gelen her hükümetin, kendi yandaşlarını devlet kadrolarına sokmasının sonucunda devlet memurluğuna geçmiş olan bu insanların sonraki hükümetlerce artık işten atılmalarının da mümkün olmaması ve üstüne üstlük yeni gelen hükümetin de eskileri gibi kendi adamlarını bu kadrolara sokmaları sonucunda, devlet kadroları haddinden fazla büyür. ortada, bir kişinin yapabileceği bir iş varken, görev yaratmak amacıyla o bir iş, birkaç kişiye bölünür. bazı devlet dairelerinde bunu yapacak kadar iş bile olmadığından, insanlar boş boş otururlar. nihayetinde, bir iş yaptırabilmeniz için milyon tane imza almanız veya o kattan bu kata çıkıp şu masadan bu masaya savrulmanız gerekir. sonuçta ne oluyor, bugün hepimizin ağzına pelesenk olmuş o mendebur "devlet dairesi işte" şiarı, özelleştirmeleri, özel sektörü gereksiz yere taçlandırıyor zira özel sektör, insan maliyetini olabildiğince azaltıp işleri en hızlı bir şekilde bitirmek ve dolayısıyla verimliliği arttırmak istiyor. devletin her işe koşmaması gerektiğini söyleyen liberal anlayış, işte bu ahmaklığın bir sonucunda doğuyor. "hantal devleti bırakın, özelleştirin bütün kamu mallarını, her şey özel olsun, alabilenler hizmetlerini alsınlar, eğitim, sağlık falan, sosyal darwinizm gelsin, insanlar elensin, refah toplumu, serbest piyasa, git devlet, falan feşmekan."

(bkz: bu kadar konuştum kapitalizm demedim)
tuygun tuygun
aynı zamanda orta çağ papalık'ı 'saltanat'ın bir alt türü veya alternatifi olarak da nepotizm uygulanmıştır. şöyle ki papaların evlenmeleri ve dolayısıyla çocuk sahibi olmaları yasak olduğundan papaların veya kardinallerin 'yeğenleri' görevlerini devam ettirmişlerdir.

hatta bazı durumlarda papa veya kardinallerin gayri-meşru çocukları da yeğen kisvesi altına bu bağlamda sokulmuş, böylelikle bir vesayet sistemi sürdürülmüştür.
tat mahal tat mahal
türkiye cumhuriyetinin bana göre en büyük iç hastalığıdır. kelime olarak akrabacılık , aile fertlerini kayırma olarak tanımlanır. bacanağın dayısı, hala oğlunun karısının kızkardeşinin görümcesi gibi bağlantılar sayesinde iş sahibi olunabilmesinin bir sonucudur.
elma yasakken güzel elma yasakken güzel
her hükümet döneminde görülen,ancak akp hükümetiyle altın çağını yaşayan kavram.bugün de bir parti sözcüsünün açıklamalarında yer bulmuş birkaç tanesi şöyle:

rte'nin akp genel başkanlık makamındaki özel kalem müdürü fatih can’ın kardeşi ömer faruk can, sınavsız olarak telekomünikasyon iletişim başkanlığı’nda işe alınıp uzman yapılıyor.

"erdoğan’ın özel kalem müdür yardımcısı ahmet demiralp’in oğlu muhammet demiralp, istanbul sultanbeyli belediyesi özel kalem müdürlüğü görevine getiriliyor. sınavsız devlet memuru kadrosu alması sağlanıyor.

cemil çiçek’in oğlu ahmet çağrı çiçek, tbmm dış ilişkiler ve protokol müdürlüğünde işe başlıyor. 2005 yılında başbakanlık özelleştirme idaresi başkanlığında başkan danışmanı olarak görev alıyor.

maliye bakanı mehmet şimşek'in, coğrafya öğretmeni baldızı var. esin kara, herhangi bir sınava girmeden toki’de göreve başlatılıyor. şimşek’in basın danışmanı sibel tokgöz, türkiye gazetesi’nde muhabirlik yaparken başbakanlıkta istisnai memur olarak göreve başlatılıyor. trt’de araştırmacı kadrosu veriliyor. şimşek’in yanında basın danışmanı olarak çalışmaya devam ediyor.

içişleri bakanı efkan ala'nın kız kardeşi elif ala, sınavsız olarak şırnak valiliği’ne özel kalem müdürü yapılıyor. hiç bekletilmekden önce memleketi erzurum’a sonra ankara’da gençlik ve spor bakanlığı’na memur olarak atanıyor.

beşir atalay, kızının arkadaşı olarak tanıttığı melahat çelebi öz’ü, önce sınavsız olarak bakanlık müşavirliğine göreve başlatıyor. sonra da atom enerjisi kurumu’na uzman olarak tanıyor.

fatma şahin'in erkek kardeşi ünal kıymık, açıktan muş valiliği özel kalem müdürlüğüne atanıyor.

tbmm başkanvekili sadık yakut'un, oğlu kpss’yi kazanamıyor. sınavsız bir şekilde malatya valiliği özel kalem müdürlüğüne atanıyor. sonra ankara’da bir kamu kurumuna birinci hukuk müşaviri olarak atanıyor.
john terry değil alın terry john terry değil alın terry
tam manasıyla yeğencilik anlamına gelen adam-akraba kayırma işlerini ifade eder.

latince ''nepot'' sözcüğünden türetildiği söylense de yeğen sözcüğü latinceye de eski yunancadan geçmiştir.

rivayete göre, platon öldüğü vakit, akademinin başına, okuyucu lakaplı akademinin yıldızı aristoteles yerine, yeğeni spevsippos'u atamıştır ve tarihte görülen ilk yeğencilik burada başlamıştır.

bunun üzerine, aristoteles de durmamış, kırgın bir şekilde akademiyi terk ettikten sonra tası tarağı toplayıp assos'a yola koyulmuştur.

ek: yeğen kelimesinin eski yunancadaki karşılığı da ''nepos''tur.
laklak laklak
orneklerle aciklamak gerekirse:

1-"bakan ismet yılmaz'ın metalurji öğretmeni yeğeni, özel eğitim daire başkanı olarak atandı."

www.cumhuriyet.com.tr

2-"hazine müsteşarı osman çelik'in akrabalarını kamuda önemli görevlere yerleşmesi bürokrasiyi rahatsız etti. çelik'in dünürü bankacılık düzenleme ve denetleme kurulu'na üye atandı. damadı ise kamudaki henüz 5 yıllık tecrübesine rağmen new york ataşeliğinde görevlendirildi."

www.hurriyet.com.tr
laklak laklak
bir baska ornek daha verelim efendim,

"konya necmettin erbakan üniversitesi tıp fakültesi dekanı prof. dr. celalettin vatansev, dekan olunca erkek kardeşi, oğlu ve eşini aynı üniversitede işe aldı. vatansev 'in işe aldığı kardeşinin başvuru yapan 6 aday arasında 4. sırada olması dikkat çekti. dekan, uzman doktor eşini de yard. doç. olarak atadı."

www.cumhuriyet.com.tr ..._Dekan_olunca__kardesi__oglu_ve_esini_ise_aldi.html
laklak laklak
bir ornek daha vermek gerekirse:
"ankara üniversitesi, khk ile çok sayıda akademisyenin ihraç edilmesi üzerine boşalan kadrolar için sınav ilanı verdi. sonuçlar açıklandığında, serbest can ensarioğlu ilk sırada yer aldı ve "asıl aday" olarak sınavı kazandı. ensarioğlu'nun, gerekli belgeleri fakülteye teslim etmesinin ardından kadroya geçiş işlemi tamamlanacak.
"
www.cumhuriyet.com.tr
ctrl x ctrl x
yeğencilik anlamıyla adam-akraba kayırma işlerini ifade eder. bizim dilimizde torpil.
argoda dayı'nın işe el atması... artık ne derseniz.

zannedilir ki sadece devlet dairelerinde olur bu iş, sadece devlete girmek için torpil gerek.
aslında özel veya devlet farketmeksizin işi yapabilene verilmeden birisinin eşi,dostu, akrabası
olarak işe alınan herkes için bu durum geçerlidir. iki durumda da devletin veya milletin öz
sermayesini kullanmaktayız ama bunun da pek farkında değiliz. sonrasında ise ne meslek
gurupları gelişip bir adım atabiliyor öne doğru ne de gerçek manada insani kalkınma oluyor.
toplumda bir özellik alıp başını gidemez, hepsi toplu olarak ilerler. adam kayırma nerede
çoğalmaya başladıysa bütün kurumlarda, bütün özel alanda kök salmış ve o zihinden
beslenmeye başlamış demektir.