nerede değilsem orda iyi olacakmışım gibi geliyor

aquila aquila
gerçeklerden kaçma isteğinin ortaya çıkardığı duygu. oysa kaçış yoktur, gidilen yerin de kendine göre gerçekleri vardır ki, genelde gelinen yerdekilerden daha acı geçeklerdir bunlar. nereden mi biliyorum....
kayıp pena kayıp pena
ruhumun her acı çekişinde aklımdan gitmeyen düşünce.diyorum gideyim buralardan.burası bana asıl acı çektiren.bir gidebilsem iyi olucak bak görüceksin.günlerce kendini ikna etmeye çalışırsın.hergün,bugün gidiyorumla başlayan sözlerle rahatsız edersin kendini.hazırlarsın bavulunu,derin bir oh çekersin.karar vermişsin ya hani rahatsın.ya da öyle sanırsın.at hadi bir adım...atamazsın.
kapkara kapkara
tamamen asılsız bir ruh beklentisini özetler bu cümle.
evet bir yerlere kaçarak kurtulmak mümkünmüş gibi görünür fakat,
aynı beyin, aynı kalp ve aynı ruh siz nereye giderseniz gidin peşinizden gelecektir.mekanın iyi olmayla alakası malesef kurulamayacaktır bu nedenle.
çünkü "acının yüz ölçümü yer yüzünden çoktur aslında"...
redelus redelus
zor anlarda söylenen "hiç doğmamış olmayı isterdim" cümlesinden sonra gelen ikinci kolaya kaçma cümlesidir.
şehir değişikliği, mekan değişikliği iyi yönde etkiler insanı çünkü bu yeni bir başlangıcın ilk adımıdır. başlangıç da güzel bir evredir çünkü toz pembe hayaller kurmanın en yoğun olduğu evredir, gelişme ve bitiş kısımlarından haberdar değildir insan. ne zaman kurulan hayaller eskisi kadar heyecanlandırmaz ve mutlu etmez o zaman başlangıç evresi bitmiş demektir bu yeni mekanda. bulunulan ortama alışılmıştır. bundan sonra toz pembe hayallerin rengi biraz daha soluk ve koyu çizgilere sahip olur çünkü artık gerçeklik temellerine oturmak zorundalardır.

yeni bir ortamın hissettirdiği güzel duyguları bilince "nerede değilse insan orada iyi olacakmış gibi gelir" bu yüzden. işte doğrudur da. ama sadece o çok kısa süren başlangıç evresi bitene kadar. o evrenin büyüsü geçtikten sonra, sen yine aynı sen kafa yine aynı kafa.
bu cümleyi kuruyorsa bir insan mutlu olmak için ya haftada bir mekan değiştirmeli ya da düşünce yapısını değiştirmelidir.

gerçekten iyi olma meselesi sadece kafada biter. düşünce yapısı değişirse insanın yaşamı da değişiyor işte.
ayrıca insanlar hiçbir zaman değişmez. yalnızca gelişirler. ama bazen bu gelişme o kadar büyük olur ki eski halinden bambaşka biriymiş gibi olur insan, bu yüzden de bize değişmiş gibi gelir. aslında o gördüğümüz onun bir üst evresi gibi bişeydir. o insanın gelişmiş halidir.
"nerde olursam olayım, iyi hissediyorum" düşüncesine bile ulaşmak imkansız değil bu yüzden. kendi kafamızın içini tanımamız lazım önce.

eğer kafamızın içindeki ışığı gerçekten keşfedersek hayatın amına koyacağımıza inanıyorum. kendimize inanmaz, kafamızın içindeki karanlığa gömülür, sadece farklı yerlerden farklı mekanlardan mutluluk beklersek de hayatın tecavüzüne uğrayıp dururuz gibime geliyor.
uykulu uykulu
(bkz: ağlama bebeğim)

edit: bir arkadaş gelip kötülemiş bunu, yazdıktan 3 yıl sonra. dalga geçme anlamında ağlama bebeğim bkz'si değildir bu. doğru anlaşılsın diye notumu düşüyorum. ağlama bebeğim şarkısında şu dizeler geçer:

çok uzakta öyle bir yer var
o yerlerde mutluluk var
paylaşılmaya hazır bir hayat var

burada da kişi sanki ağlama bebeğim şarkısındaki gibi olacağını düşünür. ya ben lafımı düzgün anlatamıyorum ya da okuyanlar neyse mevzu budur, anlaşılsın derim.
paramour paramour
olur bu arada...ama gide gide yani hep terkede terkede aslında problemin bulunduğun yerle bir alakası olmadığını farkediyorsun.öğreniyorsun yavaş yavaş..
gerçi arada 'gitmek' iyidir. sorunun böyle hallolmayacağını kabul edebilirsen,arada bir nefes alma süresi verir sana, rahatlar, güç toplar geri dönersin tekrar savaşa. o düşmanın kimse artık, kendin mi hayatın mı başkaları mı, farketmez gerçi. sadece bil..öyle olmuyor. ben denedim. ama belki sen yaparsın gerçi, çözümler herkes için aynı değildir.