öğrencilik

1 /
one of the few one of the few
bir zaman sonra meslek haline gelen olay. zira ne kadar çalışırsan çalış geçemediğin dersler vardır, ve öğrencilik günlük hayatın bir parçası haline gelir. yemek yemek, uyumak gibi doğal bir dürtü olarak okula gitmeye başlar insan. ama bitince de özlenmesi muhtemeldir. böyle rahat başka yerde bulunmaz.
guccuk gurbaa guccuk gurbaa
ilkokuldayken daha not sorulmadan heyecanla anne ben 5 aldım dediğim;
ortaokuldayken sorulduğunda gururla ben 4-5 aldım dediğim,
lisedeyken ise sorulmasına rağmen iyi işte diye geçiştirdiğim,
üniversitede ise direk alttan ders kaç tane (ona neyse) sorularına maruz kaldığım yıllardır. bununla beraber bahaneler yılların tecrübesiyle hazırdır. örnek vericek olursak; bu sene dersler çok zor, hocalar çok kıl, vb...
pastakomposto pastakomposto
18 yaşında devlete borçlanılan, her türlü pis ortama uyum sağlanabilinen, uykunun anlamının unutulduğu, tüm eğlencelerin yaşandığı dönemdir..
du du
bitme aşaması kötüdür. insan hem bitmesin ister, hüzünlenir geride kalan yıllarını şöyle bir gözden geçirdiğinde hem de para kazanmak ister, yeni bir çevreye girmek ister böyle arada derede kalmaya sebep olur öğrenciliğin son demleri.
kazanin dibi kazanin dibi
ilkokul bitiminde öğretmenler herkese demiştir "bu günleri çok arıcaksınsız" diye aramadık mı? aradık.sonra ortaokul geldiği için unuttuk yinede.
ortaokulda da dediler aynısı.lise geldi unuttuk yine .sonra üniversite geldi yine unuttuk .
eee! üniversite de bitti hepsi birleşip voltranı bir oluştursun bir bakalım ozaman sıkıyısa unut hadi hadi!!!
aslında ana fikir öğrenciliğin herzaman özleteceğidir.
şapşal lanu şapşal lanu
yapacak bir sürü şey varken o bir sürü şeyi ertelemektir hep parasızlıktan. öyle bi yere kadar ertelemek ki hem de, sonunda öğrencilik biter meslek hayatı başlar, bu sefer de para vardır ama zaman yoktur. gençliğin çürümesidir be işte, bildiğin...
benim adım cemil benim adım cemil
kısaca dün akşamdan itibaren yaşadıklarımı anlatırsam belki biraz anlatabileceğim müthiş bir dönemdir.

dün akşam son 20 liramla içki içmeye gittim, hesap geldi ödedim, bende kalan para miktarı sıfır. çıktık arkadaşla, bi' yemek ısmarladı bana. güzel bi' yedik. sonra ev geldim. uyudum. sabah kalkıp acıktığımı, sigaramın olmadığını farkettim, ama bozmadım moralimi, evin en ücra köşeleri de dahil olmak üzere heryeri aradım taradım ve bulduğum bozuk para miktarı 4 lira 70 kuruştu. tabi ararken sanki hep bi' yerden 10 lira çıkacak gibi bi' umut vardı içimde, ama boşa çıktı umutlar, aldım 4lira 70 kuruşumu düşünmeye başladım acaba ne yapabilirdim bu parayla. şartlar ve olasılıklar şöyleydi.

- bir paket camel soft 4 lira 60 kuruş.
-evde yumurta dahil olmak üzere hiç bir şey yok

ve o kritik seçimi yapmak zorundaydım ya aç kalıp bağımlılığıma devam edecektim, ya yemek alıp bir güzel yedikten sonra sigarasız bir şekile hayatıma devam edecektim. sonra ikisini de yapabilir miyim? diye hayal alemine daldım. o sırada omegle'de tanımadığım bir adama sırf bir zamanlar öğrenciydi diye selam verdim ve taktik almaya çalıştım bu duruma alakalı olarak. deneyimlerinden yararlanamadım, adam biraz boş çıktı, çok kızdım, hem hayal kurmamı engelledi hem de gittikçe acıkıyordum. dedim kendi kendime;

"sen bu işi yaparsın, sen kralsın, akıllısın" sonra sınırları zorladım ve aklıma birden bir kaç gün önce içinde 7lira 70 kuruş olan bankamatiğim geldi, ama sonra acıların büyüğünü yaşayıp onunla bir paket sigara almış olduğumu farkettim ve ardından

kocaman bi' "hassiktir" çektim.

sonra hesaplara daldım, olasılıkları düşündüm, bu sırada da ne yemek yapabilirim diye düşünüyorum elimde ki olanaklarla, aklımda bi' kaşar bi' kaç yumurta ile yapılabilecek en müthiş ikili vardı, e tabi bi de çay.

hesap olayına döndüm hemen hesapta ki paranın belli bir kısmı ile sigara almış olmam geride bir miktar para bıraktığını farkettim. 7.70-4.60=3.10 liram vardı.

bu bozuklarla bu parayı birleştirmek zor oluyordu. her ne kadar ikiside para olsa da bankamatiği markete uzatınca adama 3 lira burdan al gerisini burdan al diyemeyeceğimi farkettim. evet bunu demeliydim ama diyemeyecektim çünkü mahallenin cool delikanlısıydım bunu yapamazdım.

hesaplar kitaplar, acaba kaşar kaç paradır, yumurta alsam ekmek alabili rmiyim?, ee sigara ne olacak? soruları kafamı karıştırıyordu, neyse bi' çıkayım bakayım dedim. tam çıkarken fazla müslüman bi' bakkal vardı mahallede ve sırf ben içiyorum diye camel sattığını da biliyordum, etrafta başka camel satan başka kimse yoktu. o sevimsiz amca geldi aklıma, dindarlığını kullanır biraz acındırırım diye düşündüm ancak, adam durumu itibari ile borç verebilecek bi' durumdaydı zira bakkalı tam anlamıyla boktan, müşterisi az bi' bakkaldı. evden çıktım ve hemen cebimdeki bozuk paraların sesini duymasın diye farklı ceplere serptim parayı, ve bakkala girdim,

--hocam ya para çekmem gerek bankadan ama ters tarafta ben sonra çekip versem bi' de sigara alsam olur mu? dedim

kem küm etti ama " tamam" dedi. bu arada son anda ki manevramla coolluktan taviz vermedim. çıktım gizlice yanda ki bim'e gittim, burdan yapılacak alışveriş hesaptaki parayla yapılacaktı yani 3 lira 10 kuruşla. dolapların oraya gittim ancak kaşarlar 4.5 liradan başlıyordu ve taksit yapmıyorlardı. koştum yumurtaların oraya ama o da ne!! bir koli yumurta 3 lira 15 kuruş sadece 5 kuruş farkla bir koli yumurtayı kaçırdım, acım çok büyüktü ne yapacağım şaşırdım, bi' ile bi' geri gttim markette ve sonra dolapta sucuk gördüm, dağhan sucukları, bi' kangalı 2lira 90 kuruş. sevindim hemen dana eti piliç eti oranına baktım.

yüzde 70 e 30 luk dana eti üstünlüğü vardı, hemen aldım hızlıca kasaya gittim. kendimden emin bir şekilde kartı uzattım sucuğumu aldım, mutluydum, gerçi artan bi' 20 kuruş vardı ama "napalım" dedim. sıra yumurtadaydı, başka bir bakkala gittim, bim de koli halinde satılan yumurtalar burda tek te satılıyordu, bunu biliyordum ve hemen 6 tane yumurta aldım, bunu evde bulduğum süper bozukluklarla aldım, çıktım.

karşıda ki fırına gittim 2 tane ekmek aldım, ve sigara aldığım bakkala görünmeden olay yerinden kaçarak evime geldim.

ancak evet karşımda bi' problem daha vardı, cumartesi den cumartesiye kurulan bir pazar var evimin önünde ve orda salak gibi de dursa müthiş güzel döner yapan bir yer var, maraton döner, severim orayı yediğim en güzel dönerlerden biridir. sahibi de bi' keresinde ayran vermişti bana adamı da sever olmuştum. ufak bi hesap hatasından dolayı 45 kuruş eksiğim vardı, ordan ilerleyen saatlerde döner almam için, tek hatam bi' ekmek fazla almam oldu ama olsun onu da çözeceğim. umarım.

şimdi öğrencilik aşağı yukarı böyle yaşantıların bulunduğu müthiş bir dönemdir. akşamdan son parayı içkiye verip, bugün aç kalmak aklına mı gelmedi? diyenleriniz olabilir, salak mısın? diyenleriniz olabilir, alkolik misin? diyenleriniz olabilir? evet ama dün akşam içki içmek istiyordum içtim ve mutluydum, bugünü düşünmeden, umarsızca.

öğrencilik imkansızlıklardan imkan yaratmaktır, şartları zorlamaktır, hayata karşı kurnaz olmaktır. evet evet galiba budur.

şimdi ne mi yapıyorum;

kahvaltımı yaptım, çayımı yudumlarken sigara mı içiyorum. ve aklımı kurcalayan bi 45 kuruş var o problemi nasıl aşağacağımı düşünüyorum. akşama ne yiyeceğim bilmiyorum, ama illa ki bir şeyler bulunur. bunun için paraya pek bi' gerek yok, mutluyum böyle bu bile bana yetebilir. garantisi olmasa da.

"sonunu düşünen kahraman olamazmış" dediler

ben de dün akşam düşünmedim, ve şu an kendimin kahramanıyım.
raynora raynora
öğrencilik 3 kısma ayrılır zorunlu ( ilkokul, lise filan), amatör (lisans, yüksek lisans genelde) ve profesyonel (doktora). bunların tekortak öznesi sürekli ağlamasıdır. ağlama ve kendisini acındırma ilkokul 1de başlar, abi okumak yazmak çok zor anamız ağlıyor filan derler, sonra anadolu liseleri sınavı çok kazık diye devam eder, lisenin başında karı kız mevzusu için ağlarlar, sonra öss gelir, üniversitenin başında abi calculus hayatımı zindan etti diye devam eder sonra lisansın sonlarına doğru tez için ağlanır, sonra yüksek lisansta calculus için ağlamıştın ama riemann geometrisi anamı sikiyor gerçekten diye ağlanır sonra zaten hemen yüksek lisans tezi için sızlanma devam eder, sonra konferans için paper yazacaktım ama bir türlü olmuyor diye ağlanır, zaten doktorada 4 yıl boyunca tez, ders asistanlığı, her türlü değişik çeşit paper için ağlanır. zaten liseden beri olan karı kız ve hoca çok zordu ağlanmalarını saymıyorum bile artık. en az 22 senelik ağlanma maratonunu başarıyla geçenler artık gelsin öğretim görevliliği derler ama işin aslı öyle değildir bir de üstüne modern icat olan post doc ağlanması ve sızlanması gelir. artık saçınıza ak düşerken siz de bir öğretim görevlisi olmuşunuzdur. ilk hışımla siz de altınızdakileri ağlatmak için her şeyi yaparsınız. ve bu döngü böyle gider.
1 /