organik tarım

1 /
beybabacan beybabacan
organik tarım(ekolojik tarım);

•toprak erozyonunu önlemek,
•su kalitesini korumak,
•enerji tasarrufu yapmak,
•kimyasalların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak,
•çiftçilerin ve tarımsal işletmelerde çalışan insanların sağlığını korumak,
•küçük çiftçilere yardım etmek,
•ekonomiyi desteklemek,
•daha nitelikli ürün elde etmek,
•gelecek nesilleri korumak için gereklidir.

bu nedenle;
doğal koşulları zorlamadan ve değiştirmeden elde edilen ürünlerle beslenerek hem kendinize, hem de çevreye verilen zararın azalması için organik tarımla elde edilen ürünleri seçmek artık günümüzde tartışılmaz bir gereklilik halini almıştır.
organik tarımla elde edilen ürünler diğerlerine göre daha fazla yararlı madde içerdiğinden, günlük gıdalarınızı seçerken mümkün olduğu kadar yaşadığınız yörede ve bulunduğunuz mevsimde yetişen taze besinleri tercih edin. bu hem sizin sağlığınız hem de çevre açısından en doğru yaklaşımdır.
sinefilolog sinefilolog
modern dünyanın yüzyıllardır uygulanan ve doğallığı ve kendiliğindenliği ile öne çıkan tarım uygulamalarını farklı bir isimle pazarlama ve üretme çalışmasıdır. hormona alışmış kişileri farklı bir tüketim mecrasına akıtmaktır. teknik anlamda kimi farkları olsa da temel mantığın değişmediğini düşünmekteyim.
bluelıne bluelıne
sanayi toplumunun ödediği bedellerden biridir.
yıllar önce pazarda öldü fiyatına satılan gerçek sebze-meyveyi milyonlarca liraya satıyorlar şimdi.neymiş organikmiş! toprağı, doğayı inorganik hale getirdiniz şimdi doğanın kendi haline bıraksanız önümüze dizi dizi sereceği şeyleri özel bir üretimmiş gibi dayıyorsunuz ya helal olsun . pazarlama nereye gidecek daha çok merak ediyorum.
noluyoruz yahu noluyoruz yahu
gerekliliği son zamanlarda artmış olsa da geniş çapta uygulanabilirliği zor olan üretim tarzıdır aynı zamanda. hem alan hem de maliyet açısından üreticisini ciddi anlamda sömürür. normal tarım alanlarından çok daha fazla yere ihtiyaç vardır ve ekilen ürünlerden düşük verim alırsınız, tabi diğer yönteme göre.

bir de organik tarıma karşı talebin gittikçe artıyor olması karşı pazarını da oluşturmakta.
seritifikası olmayan hiçbir ürün, organik kapsamına alınmaz ve gıda pazarlarında satışa sunulamaz. bu işlemi bakanlığa bağlı organik tarım komitesine başvuran firmalar yürütür. ki bu firmaların 7'si yabancı, 1'i yerlidir.
ayrıca, sertifika işlemlerinin maliyetleri de oldukça yüksektir.
nar kırmızısı nar kırmızısı
ürünlerin yetiştirilmesi için inorganik ilaçların kullanılmadığı sadece organik ilaçlama yapıldığı tarım çeşididir. yani organik tarım, hiç ilaçlama yapılmaması değildir. kullanılan her kimyasal çevreye zararlı değildir. sorun doğada kaybolmayan inorganik tarım ilaçlarıdır ki bunlar ürünler üzerinde de olumsuz etkiler yaptığından bu metot rağbet görmekte. bu tarz inorganik kimyasallar yıkamayla ürün üzerinden kaybolmuyor ve kişide hastalığa neden oluyor. son zamanlarda artan kanser riski de bu tarz ürünlerin kullanılması.

ürün alırken dikkat edilecek husus pürüzsüz, kurtsuz olması değil aksine özellikle bu ürünlerin alınması. eğer kurt varsa ilaçlama yok demektir. hatta avrupa'da bu ürünler diğerlerinden daha pahalı. organik tarımda daha az ürün ama kaliteli elde edildiğinden fiyat artıyor. kullanılan ilaçlar ise inorganik olanlara göre daha pahalı.

bir de köylülerin sattığı ürünler ''bu doğaldır'' mantığıyla alınıyor ki bilinçiz halk inorganik ilaçlama yapanların başında geliyor. çünkü ucuz ve ürünün verimliliği artıyor. ne yazık ki doğal ürünü bulmak çok zor en iyisi mevsiminde yenilenleri tercih etmek.

tam anlamıyla uygulanması için süpersonik şartlar gerekmektedir. bu açıdan ülkemizde tam anlamıyla uygulanıyor denemez. öncelikle uygulanacak arazide en az üç yıldır kimyasal kullanılmaması gerekiyor. sonrasına yakın çevresinde ilaçlama olmamalı. komşumuz iran mayınlı bölgeyi temizleyerek 6 yıldır bu tarımı uygulamkta. biz ise temizlenmesi yabancı şirketlerle anlaşma içindeyiz.


türkiye'de tarım çok bilinçsizce yapılıyor. devlet kredi veriyor çiftçi onu dilediğince kullanıyor. devlet su getiriyor bilinçsizce sulama yapıyor. kredi dağıtırken yapması gereken bir diğeri ise çiftçiyi eğitmek. nasıl daha çok verim elde edeceğini öğretmek. ben kredi verdim ne yaparsa yapsın mantığı yanlış. onu nasıl kullanacağını da belirtmeli. aksi takdirde güzelim memleketimin verimli toprağı kimyasallarla verimsizleşiyor.
eksiksizuyum eksiksizuyum
başka yeri bilmem ama malatya'da yanlış uygulanıyor. yeterli koşullar oluşturulmadan organik tarıma geçildi. orneğin, malatya'da çiftçinin has düşmanı capnodis böceği için ilaç kullandırılmadı. bunun yerine "bataklık kuşları bunların doğla düşmanı, bırakın, kuşlar halleder" denildi. ulan malatya'da bataklık kuşu yok ki? ben bir dişi-bir erkek bataklık kuşu alıp çoğaltmayı bile düşündüm. ulan girmediğimiz bir kuş sikiştiriciliği kalmıştı, ona da girecez.
velhasıl, sizin "ooo çok sağlıklı" diye yediğiniz organik ürünler, birilerinin kasasının dolması ve sizin daha fazla para harcamanız için yeterli fiziki koşulların oluşturulmadığı ortamlarda yetiştiriliyor. 10 sene sonra bırakın organiği, hormon basılmış meyve dahi bulamazsanız şaşırmayın hocam. bahçelerde vaziyetler kötü. kuruyacaklar yakında.
orgomelih orgomelih
devlet tarafından desteklense halkımız için ütopik, ulaşılamaz olmayacak tarımdır ve aynı zamanda türkiye gibi mükemmel gıdanın olmadığı bir yerde doğru düzgün işleyen ender şeylerden birisidir.

en büyük artısı, tüketiciye olan saygıdır. zaten bi geçiş dönemi var öncelikle, ürün organik olarak yetişir ama organik tarım geçiş ürünüdür diye etiket üstünde yazar, 3-4 yıl arasındadır bu geçiş dönemi. işte burası sıkıntılıdır, çünkü müteşebbis pek fazla kazanamaz bu dönemde. daha sonra toprak temizlenir, ürünler organik olarak piyasada yerini alır, fiyatı biraz daha düşer.

eğer dikkatli bir tüketiciysen aldığın organik tarımlı ürünlerde üstünde sertifika numarası ve sertifikasyon kuruluşunun adı yazar.

işte onu oraya süs olsun diye koymazlar, o sertifika sayesinde o ürün organiktir zaten, çünkü başka türlü onu organik olarak piyasaya süremezsin, mutlaka sertifikasyon numarası ve kodu olmalıdır. o gıdanın mutlaka denetlenmesi gerekir ki tüketici demesin nereden bileceğim organik olduğunu bunun...

özellikle migros, kipa gibi marketler bu konuda oldukça iyi yol etmiş durumda, kendi organik reyonlarını oluşturmuşlar, hepsi de sertifikadır(imo sertifikasyon kuruluşu kontrol ediyor, merkezi izmir/bornova'daydı yanlış hatırlamıyorsam)
orgomelih orgomelih
farkındalık ve dünya'ya sağlıklı bir miras, doğal kaynakları tüketmeden üretmeyi amaçlayan, kalıntısız ve suyla yıkanmasına bile gerek olmayan üründür organik. tabii sertifikalı olacak canım, öyle her organik diyene inanmayacaksın.

gerçi haberi çıkalı çok oldu ama destek de artmış; dekar başına 70 lira devlet desteği gelmiş.
başbakanlık mevzuatı geliştirme ve yayın genel müdürlüğü organik tarım destekleme ödemesi yapılmasına dair tebliğ (tebliğ no: 2013/23) birinci bölüm amaç, kapsam, dayanak ve tanımlar b) bakanlık: gıda, ta... resmigazete

gerçi bazı ziraatçiler devlet neye tam destek verdi ki bundaki desteği devam ettirsin diyor ama ben inanıyorum, gerçi bizde böyle tarım bakanı ve gmo başkanı olursa işimiz zor ama yapan olduğu sürece devam eder. sonuçta dünyayı köylü usulü üretim ve organik tarım kurtarır, temiz toprak ve arılar olmazsa ne olur dünyanın hali bir düşündün mü?(pestisitli geleneksel tarımla devam ederse zaten topraklar iyice küçülür bilmem anlatabildim mi acaba?)
opera opera
sertifikalar özel kuruluşlarca verildiği sürece hiçbir zaman gerçekten organik olamayacak tarımdır. çünkü sertifikasyon kuruluşları denetim kurumundan çok ticari kurum şeklinde hareket etmektedir.
orgomelih orgomelih
güncel habere göre inanılmaz bir artış olmuş. 90 binden 703 bin hektara çıkmış, boru değil!

gerçi haberde sertifikalı mı değil mi ona değinilmemiş ama tarım bakanlığı açıkladığına göre sertifikalıdır diye düşünüyorum, sonuçta oradan yetki almaları gerekiyor.

55 bin çiftçi organik tarıma geçti türkiye'de organik tarım yapan çiftçi sayısı, 10 yılda yaklaşık yüzde 350 artarak 55 bine ulaştı. gıda, tarım ve hayvancılık bakanlığı verilerine g... hurriyet

şimdi organik tarıma geçen 55bin çiftçinin elini öpmek vardı ya.

bravo o çiftçilerimize. türkiye'de para babalarının, görgüsüzlerin, dallamaların yapamadığını yapıyorlar.
eolys eolys
salatada yaprak biti, semizotunda tırtıl, patateste, erikte kurtçuk olarak zuhur eden tarım çeşidi. böceğe meraklı olsam köyde yaşardım. organik tarıma da, itici organizmalara da lanet olsun. yaşasın ddt, yaşasın pestisitler.
1 /