orman yangını

1 /
nosuchnick nosuchnick
her sene tekrarlanan, gerek bitkilerin gerek hayvanların telef olmasıyla son bulan, her kim çıkartıyorsa sülalesinin kökten yok olmasını dilediğim, ülkeye belki de en fazla zararı dokunan olaydır. değil ertesinde bağıra bağıra can vermiş hayvanların ve kül olmuş ağaçların fotoğraflarını görmek bunun haberini almak bile canımı yakarken kendi boktan keyifleri uğruna buna sebep olanlar nasıl yaşarlar ne hissederler anlayamam, bilemem...
arkhe arkhe
'orman nedir, ne işe yarar?' sorusunu cevaplayabilecek seviyeye geldiğimiz zaman sayısında azalma olacağını düşündüğüm yangınlardır.
durup burda paragraflarca ağaçlar ve faydaları hakkında martaval okumak isterdim ama düşünüyorum ki aramızda bu bilgiye sahip olmayacak kadar mal insanlar yoktur.
gezegenimizi küresel ısınmaya teslim etme aşamasında olduğumuz ve bunu kıçımızdan süzülen her damla terde hissettiğimiz şu günlerde, ormanların yok olması bende şu bilinçsiz moronların 7 sülalesine sövme hissiyatı uyandırmaktadır.

sıcaklardan bunaldınız, o güzelim ağaçların gölgesi altında mangal mı yapacaksınız? adabıyla yapın.
etinizi yediniz, göbeğinizi şişirdiniz, bir keyif sigarası mı yakacaksınız? adabıyla yakın.
şerbet şerbet
türkiye'nin sahil kenarlarını site yapıp yamancılara satmak amacı ile her sene yaz aylarında yapılan kundaklama. otopark yapmak için tarihi eserlerin yakılması ile aynı durumdur.
rhododendronluteum rhododendronluteum
yağmacıların,içi geçmiş rant ortaklarının millete,insanlığa verdiği verebileceği en büyük zarardır bu.
o kalitedeki ormanların en az 50-60 yılda o hale geldiği göz önünde tutulursa zarar apaçık ortaya konmuş olur.
bilinçsiz insanımızın az biraz tarla açma amaçlı çıkardığı yangınların dışında anız faktörü de vardır.
bir yangının kızılçam gibi kendini yenilemeye açık özellikteki reçine içeren odununun da etkisiyle 5 dakikada nasıl yayıldığını gören biri olarak söylemeliyim ki,yazık!
aynı zamanda çıkan yangınları durdurmada canla başla çalışan,tehlikeyle uğraşan insanları da gördüm.
medyanın atıp,bol keseden salladığı gibi yürümüyor hiç bir şey!
öncelikle denesinler bakalım,2b yi çıkarmaya çalışan hükümeti,hükümetleri zorlasınlar orman varlığından çıkmış yerler diye bağırmasınlar!
daha önce orman olarak varlığını sürdürmüş yerlerin tekrar eski haline dönmesinin gayet basit olduğunu görsünler,toprak bu yeniliyor kendisini ama bir gün kusacak tekrar!
o zman ne diye bağıracaklar bakalım!
üzerinden sağladıkları kazanç nasıl ortaya çıkacak.
hep beraber görülecek yalnız,insanlığın bu kadar ihtiyacı olduğu bilinen yerler açma denilip el altından sahiplenilmesin!
bilinç artırılsın da;
görelim!!!
stylebrisbane stylebrisbane
canlı canlı yaşamayanın, gözleri ile görmeyenin, gözleri önünde canlandırmak bir yana, nasıl olduğunu hayal bile edemeyeceğini düşündüğüm, türkiye'de artık doğal afet olmaktan çıkıp "suni afet"e döndüğüne inandığım olay.

biri gece yarısı, diğeri gündüz olmak üzere iki kez söndürme çalışmalarına katıldığımdan biliyorum... hiç iki ayaklı kaplumbağa göreniniz var mı? yanlış okumadınız; iki ayaklı kaplumbağa... gece yarısı o telaş içinde birisi, birileri veya bir şey gövdesinin arka bölümünü parçalamıştı, gövdesinin arka kısmı arka iki ayağı dahil yoktu... ön iki ayakları ile alevlerden ve insanlardan kaçmaya çalışıyordu. orada hayatımda ilk kez bir orman yangınına yakından baktım, yaşadım. tv ekranlarındakinden, filmlerde gösterilenlerden çok farklıydı. yaklaşık 40-50 metre önümde 6-7 katlı apartman boyunda yükselen alevlerin ısısı yüzümü gece güneşi gibi yakarken kaplumbağayı da enteresan ışık oyunları ile aydınlatmaktaydı.

orman yangını insanların oluşturduğu yeryüzündeki cehennemlerden biridir.

gündüz yangınında ise söndürme çalışmasında az önce çekilmiş alevlerin tabanlarımızı yakan sıcak izini takip ediyorduk. hiç toprak üzerinde yürürken ayakkabılarınızın yanacağından tereddüt ettiğiniz oldu mu? orman yangını takibinde olan budur. alevler 200-300 metre önünüzde sizden kaçarken bir taraftan da adeta "gelme yakarım" demektedirler... önünüzde alevlerin dansını izlersiniz... orman alevler tarafından önümüzde bitiriliyor biz ormanın külleri üzerinde alevleri yakalamaya, bir yerde kıstırmaya ve bitirmeye çalışıyorduk.

alevlerin bitirdiği aslında ormanlar değildir, onların bitirdiği ülkelerin, atmosferin, insanlığın akciğerleridir, getirdiği ise küresel ısınma.

ağaçlandırma seferberliği - tc çevre ve orman bakanlığı agaclandirmaseferberligi
menemene benzeyen picasso tablosu menemene benzeyen picasso tablosu
doğal nedenlerin dışında genellikle doğu anadolu daki orman yangınlarına misilleme olarak ege,akdeniz ve marmara'da çıkar.orman arazilerinin tarım açısından oldukça verimsiz olduğuna kavrayamamış gerizekalı köylüler ve arsa mafyası tarfından da ormanların yakıldığı herkesçe bilinmektedir.

mafya ve köylüler bir yana misilleme olsun diye orman yakan,teröristi takip etmek için orman yakandan bir sikim olmaz.sivil toplum örgütleri de boşboş türkiye'yi bekleyen kuraklık tehlikesini bir 30 yıl daha anlatmaya çalışsın,belki birileri ciddiye alır.
ilelebetmuhalefet ilelebetmuhalefet
geride bıraktığımız 2008 yılı yazının türkiye açısından en büyük zararına sebep olmuş afet. asla tam bir doğal afet olarak kabul edilemez. bitmeyen cehaletin, sorumsuzluğun, vurdumduymazlığın orman yangınlarında tuttuğu büyük yer görmezden gelinemez.

konuya ilişkin ulusal bakış açımızdan bir örnek için:



kırılgan düşler kırılgan düşler
havaların ısınmasıyla gene yanmaya başlıyor ormanlar, benimse ciğerim yanıyor...
her sene binlerce hektarlık orman kül oluyor, içindeki ağaçların, hayvanların çığlıkları ile...
gözlemizin önünde...
üç beş kendini bilmez beyinsizin sebebiyeti ve gene üç beş meziyetsiz yöneticinin aymazlığı ile
yok olup gidiyor ormanlar...

bu senenin ilk yangını: izmir'de orman yangını | gazete vatan izmir'in torbalı ilçesi'ne bağlı dağkızılca köyü yakınlarındaki ormanlık alanda çıkan yangında 1 hektarlık kızılçam ormanı kül oldu. dağkızılca köy... gazetevatan


ve doğanın içine sıçan insana ilişkin okunması gereken bir yazı.

----------------

insan eşekten gelir...

yumurtayı alıp masada parmağınızla ittiriverin; oval yapısından dolayı dönüp dönüp eski yerine gelecektir.

bu yüzden yumurtanın yuvarlanıp yuvadan düşme olasılığı azdır.

eğer yumurta başka bir biçimde, diyelim ki yusyuvarlak olsaydı, yuvalarda durmayan yumurtalar yüzünden kuş sayısı azalacaktı.
onlar azalınca tilkiler de azalacaktı...
tilki azalınca fareler çoğalacaktı...
fareler çoğalınca yeterince patates, mısır, turp, mercimek, bakliyat... kısacası insanoğlunu besleyen yer ürünleri olmayacaktı...
bunlar olmayınca osman da olmayacaktı...
halbuki osman var...
*

kuş bir taşın ya da dalın üzerine tüneyip kakasını yaptığında bile, kuşun da kakasının da bir hikmeti vardır.
bir de bakarsınız ki erişilmez duvar gibi yalçın kayalıklar arasında, yemyeşil bir incir ağacı var...
bu kuşun kakasının hikmetidir...
ya da karganın yedek yiyecek olarak sakladığı bir cevizden filizlenmiş bir görkemli ceviz ağacı...
kargaya cevizi saklama aklını veren de, gömdüğü yeri unutacak kadar akılsız yapan da bu müthiş düzenektir...
aslında ormanları ekenler kuşlardır...
insanoğlunun geldiği yerdir; doğa, orman, ağaç, tilkiler, solucanlar, fareler, kuşun kakası, yumurta...
ve osman...
*

osman tüm bunları bilmez...
yumurtanın oval biçimindeki gizli hikmet ile kendi cinsinin varlığı arasındaki müthiş bağı anlayamaz...
o durmadan yok etmek ister doğayı...
ağacı sevmez, ormanı açar, kediyi tekmeler, kuşu vurur, denizi foseptik yapar, ırmağa işer, karacaları-ayıları kovalar, yunusları öldürür, kurda-domuza düşmandır...
doğaya saygısızdır...
tabiatın en tehlikeli ve en büyük düşmanıdır...
kuşun kakası ile yumurtanın oval biçiminin dahi, yaşamın nasıl vazgeçilmez parçaları olduğunu aklına getirmez...
tüm bu nedenlerle ben insanın zeki yaratık maymundan geldiğine inanmam...
eşekten geldiğine inanırım.

bekir coşkun

--------------------
kırılgan düşler kırılgan düşler
şu gözünü sevdiğimin ülkesinde her yıl meydana gelen, buna rağmen bu konuda bir arpa boyu yol ilerleyemediğimiz olay. ya arkadaş her sene bu zamanlarda cayır cayır yanıyor ülkenin dört bir yanı, ama her sene!!! duyarlı vatandaşlar üzülüyor, söndürmesi gerekenler bakıyor ya da hala beceriksiz, vicdanına sövdüğüm bazı sütü bozuklar ise bu yangınları organize ediyorlar/sebep oluyorlar.

insanlardan ve doğadan yerinin doldurulmasına ömürler yetmeyen bir parçayı çalan, hiç eden bu vicdansızlar yakalandığında bu dünyadan kovulmalılar ya da ne bileyim kutuplara falan gönderilsinler. aslında daha sadistçe düşünceler geçiyor kafamdan da neyse...
1 /