otizm

1 /
cozypowell cozypowell
otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. otizm genellikle 2 yaşlarında ortaya çıkar.otistik çocuklar çevreleriye iletişim kurmaz. göz kontağı yoktur. size sarılmak istemez.istediklerinin başkalarının ellerini kullanarak belirtir. yaşamında rutinler çok önemlidir. acıyı hissetmezler veya çok duyarlı olurlar.sürekli aynı oyunları oynarlar ve sürekli tekrar ettiği belirli kelimeleri vardır. bir objeleye bağlılık gösterirler ve etrafında döndürmek isterler.
life for rent life for rent
otizm bir zeka geriliği değildir. otizm bir gelişim bozukluğudur. ve otizm denince herkesin aklına "rain man" ve dustin hoffman gelir.

evet otizmi filmlerden anlamak biraz daha kolay olabilir. zira otistik bir çocuk ile aynı ortama giren kişiler ne yapacaklarını şaşırabilirler. onları anlayabilmek için onların dünyasını hayal etmek ve belki de bir parçası olmak gerekir.

otistik bir çocuk ile beraber iken kabullenilmesi gereken şey onun zeka özürlü değil kendini ifade etme özürlü olduğudur. zira sizin daha birinci level'ını geçemediğiniz oyunu o ilk denemesinde bitirmiş bile olabilir. ya da 5 yaşında laptop'u sizden çok daha iyi kullanıyordur.

kendini ifade edemediği zaman hırçınlaşır. bu yüzden aslında günlük kullanılan herşeyin bir resmi (poloroid ya da gerçek fotoğraf daha iyi) evin belli bir köşesine konulur ise resimler ile anlaşma sağlanabilir. zira otistik bir çocuğu kolundan tutup yatağa yatırmak ya da üstünü giydirip arabaya bindirmek mümkün değildir. önce ne olduğunu algılaması gerekir.
fotoğraf ile anlaşmak çok iyi bir yöntemdir.

yemek yeme düzeni yoktur. hep aynı tip yiyecekleri canı ne zaman isterse o zaman yer. mesela patates cipsi ya da nutella.protein eksikliği olabileceği için meyve suyu ile veya alıştırılarak ağızdan balık yağı+vitamin takviyesi gerekebilir.

otistik bir çocukla birlikte olmak için iki şey elzemdir. sabır ve sevgi. kendini ifade etme yolları bulmasına yardımcı olup, aşama kaydettiğinde de ona duyulan sevgi ile tüm yorgunluklar unutulabilir. çünkü o da bir melektir diğer tüm çocuklar gibi. özel bir melek sadece.

otizm ile ilgili bbc'nin bir programı var. "the son-rise program"

program based on bbc autism movie - documentary: ı want my little boy back the son-rise program® ıntensive is a simultaneous educational experience for both you and your child. while our child facilitators provide intensiv... autismtreatmentcenter

buraya kadar otistik çucuklar içindi. daha ileri yaştaki otistikler hakkında referans gerekir ise şu filmleri seyretmenizi önereceğim.daha iyi anlaşılabilir.

- mozart and the whale
- snow cake (sigourney weaver )
- my name is sam

otizm ülkemizde saklanan,utanılan,kabullenilmeyen bir durum. halbuki biraz çaba ve inanç ile onlarında kendine göre bir hayatları olabilir.ama nedense bir yol bulmak yerine, yokmuş gibi görmeyi/davranmayı ya da konuyu allaha bırakmayı tercih eden bir toplumda,sanırım otistik olmak hayata 1-0 değil 5-0 yenik başlamak oluyor...
puca puca
bir otistik çocuktan sonra, ikinci çocukta otizmin ortaya çıkması riski %3 dür. otizm erkek çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla görünmektedir
tipik olarak çocuk
başkalarına karşı ilgisizdir.
göz temasından kaçınır.
başkaları ile kendiliğinden iletişim kurmaz.
zeka seviyeleri normal otistik çocuklar olabilir.zeka geriliği vardır genellemesi yapılmamalıdır.
ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun çevrelerindeki dünyayı algılamakta zorlanırlar.
şair eşref çıkmazı şair eşref çıkmazı
bireyin dış dünyadaki uyaranları algılamasını, aldığı bilgileri düzenleyip kullanmasını etkileyen, yaşam boyu süren gelişimsel bir bozukluktur. kaynağı psikolojik degil, nörolojiktir, diger bir deyisle beynin işlev bozukluklarına bağlıdır. otizmin beynin ve merkezi sinir sisteminin yapısındaki organik farklılık ya da bozukluktan kaynaklandığı düşünülmektedir.

belirtileri üç temel alanda toplanabilir;

(1) sosyal ilişkilerde güçlük; otistik çocukların diğerleri ile ilişki kurabilme becerilerinde çeşitli düzeyde yetersizlikler gözlenir.

(2) iletişimde zorluklar; sözel ve sözel olmayan (jest, mimik) iletişimdeki yetersizliklerin, okul öncesi çağda görülmesi, otizmin en sık rastlanan belirtilerinden biridir. konuşmada gelişmeme, gecikme, güçlük görülebilir.

(3) sinirli ilgi, yineleyici ve rutin davranışlar.

otistik bir çocuk özel ve düzenli ilgi ve eğitim ile sosyalleştirilebilir. ancak her zaman karşıdakinin tutumları özellikle samimiyeti bence en önemli unsurdur.
şair eşref çıkmazı şair eşref çıkmazı
nedenleri üç başlk altında toplanır;

(1) genetik nedenler: birden fazla genin, bazı çevresel faktörlerin bir araya gelmesi ile otizmin ortaya çıkmasında etkili olabileceği düşünülmektedir.

(2) yapısal nedenler: bazı araştırmalar, beynin bazı bölgelerindeki yapısal farklılıkların otizme neden olabileceğine işaret etmektedir.

(3) doğum öncesi-doğum sırası-doğum sonrası dönemleri etkileyen dış etkenler: araştırmalar, bu safhalarda beyin gelişimini etkileyen birden fazla durumun otizme neden olabileceğini kanıtlamıştır.


otizm, dünyada çocuklukta gözlenen ve en sık rastlanan gelişim bozuklukları arasında, zihinsel engel ve spastisiteden sonra üçüncü sırada yer alır. otizme rastlanma olasılığının ne olduğu konusunda 1946 yılından beri pek çok araştırma yapılmıştır. kanner’in (1943) ilk tanımlamasında otizm, şimdikinden daha dar bir açıdan ele alınmıştır. bu nedenle o yıllardaki araştırmalarda toplumda görülme sıklığı 1/1000 kişi olarak bulunmuştur.


ülkemizde otizm alanında hizmet veren üniversite klinikleri:

istanbul üniversitesi
istanbul tıp fakültesi çocuk psikiyatrisi ana bilim dalı
prof. dr. nahit motavalli mukaddes
anadolu üniversitesi
engelliler araştırma enstitüsü
yrd. doç.dr. sema batu


otizm ile ilgili vakıf ve dernekler:

istanbul zihinsel engelliler için eğitim vakfı ( izev )
türkiye otistiklere destek ve eğitim vakfı ( todev )
otistikler derneği ( aura )
otistik çocuklarla yaşam derneği ( oyad )
otistik çocukları koruma ve yönlendirme derneği ( oder )


otizm ile ilgili internet siteleri:

www.otizm.org
www.tohumotizm.org
www.pedom.com
www.todev.org
www.otizm.biz
pelin87 pelin87
dustin hoffman bey bu hastalığı rainman de çok guzel şekilde canlandırmıştı. hatta yanılmıyorsam dünyadaki bir çok otizm derneğinden teşekkürler plaketler almıştı o yıllarda. (90 falandı sanırım) zaten ondan sonra da insanlar otizmin zeka özürü olmadığını anladılar. bu çeşit şovlarla filmlerle falan bilinçlendirmek güzel bişi. ne yazık ki çok fazla okumuya meraklı değiliz işte napalım
depresif depresif
bu geceki beyaz show da bu dertten muzdarip çocuklar için bağış toplanan hastalık.

bu tip hastalıkların nedenleri, belirtileri daha fazla duyulacak, öğrenilecekse hangi kanaldan öğrenildiği çok fazla bir önem taşımaz. ister dandik bir show programı, ister magazin programı vesilesiyle olsun. şahsen tv de ajdar anık, serdar ortaç falan görmektense, hastalık hakkında iki bilgiyi dağarcığıma almayı yeğlerim.
depresif depresif
kitap okumayan, araştırmayan, tv başındaki geçirdiği zaman hayatının yarısını kaplayan insanlarla çevrili olduğumuz bir ülkede (hiç kıvırmayalım gerçek bu), ancak eğlence, kadın programları vs.vs. gibi kanallarla, insanların gözüne sokula sokula öğretilebiliyor bazı şeyler. bu hastalıkta sadece küçük bir örnek. şahsen bu durumdan da (insanların gözüne sokulması durumu) hiç şikayetçi değilim. acı ama gerçek, bu halk bu şekilde haberdar oluyor bazı şeylerden. otizm hakkındaki bir saatlik belgeseli kaç kişi izler sonuna kadar? ama cem yılmaz ın olduğu bir program sonuna kadar izleniyor. varsın bu yolla anlatılsın ama anlatılsın sonuç olarak. denmek istenen budur, bilmem anlatabildim mi?
aykır aykır
annenin doğum yaşı arttıkça riski artan bir hastalıktır.
yapılan bir çalışmada, otistik hastaların yüzde 50'sinden fazlasının, annesi 40 yaşın üzerindeyken, %70'e yakının ise annesi 35 yaşın üzerindeyken doğduğu tespit edildi.
sakıncalı piyade sakıncalı piyade
ben otizmi olan bir çocuğum
otistik değilim!
siz düşünceleri, duyguları, yetenekleri olan bir birey misiniz, yoksa sadece şişman, gözlüklü ya da sakar bir kişi mi?
duyusal algılarım bozuktur.
gündelik yaşam içinde sizin çoğunlukla farketmediğiniz kokular, sesler, tatlar, görüntüler, temaslar benim için çok rahatsız edici olabilir.
sıradan bir market alışverişi benim için tam bir kabus olabilir.
alışveriş arabalarının tekerleklerinin çıkardığı o gıcırtılı ses, günün indirimli ürünlerini tekrar tekrar anons eden mekanik ses, kasadaki işlem sesleri.
bu uyaranları beynim filtre edebilir ama bu ciddi anlamda aşırı yüklenmedir benim için.
koku alma duyum da aşırı hassas olabilir. kasap reyonundaki etler taze olmayabilir,
yanımızdan geçen adam o gün duş alamamış olabilir, kasa sırasında önümüzde duran bebeğin bezi kirlenmiş olabilir…
bunlar benim için oldukça tiksindiricidir.
en yoğun kullandığım görme duyum aşırı uyarana maruz kalmış olabilir. örneğin aşırı parlak floresan ışıkları mekanı sürekli titreşiyor gibi
göstererek gözlerimi rahatsız edebilir. camların yansıttığı parlak ışık,
tavanda dönen fan, etrafımda sürekli hareket eden insanlar odaklanmam ve baş etmem gereken şeylerdir.
tüm bunlar denge duyumu etkiler ve vücudumun konumunu bile algılayamaz hale gelebilirim.
“yapmam” (yapmamayı seçiyorum) ve “ yapamam” (yapmayı beceremiyorum) arasındaki farkı dikkate
almayı unutmayın.
komutlarınızı dinlemediğimi sanmayın. sizi anlamıyor olabilirim.
bana diğer odadan seslendiğinizde duyduğum sadece “^/^’(/(%&’(+&’((‘” olabilir.
bunun yerine yanıma gelin ve basit kelimeler seçerek benimle direkt konuşun. “lütfen kitabını masana bırak.
şimdi öğle yemeği yeme zamanı.” gibi.
bu şekilde benden ne istediğinizi ve sonrasında ne olacağını bana net bir şekilde söylemiş olursunuz.
böylece uyum göstermek benim için daha kolaylaşır.
somut düşünürüm. dili sadece sözcüklerin anlamına
göre yorumlarım. “koşturmayı bırak” yerine
“arkandan atlı mı kovalıyor” derseniz aklım karışır.
“çantada keklik” demek yerine “bunu yapmak senin için çok kolay” demelisiniz.
deyimler, kinayeler, imalar benim için anlamsız ve akıl karıştırıcıdır.
sınırlı sözcük dağarcığıma karşı anlayışlı olun.
duygularımı tarif etmek için doğru kelimeleri bilmiyorsam ihtiyaç duyduğum şeyi size anlatmak benim için oldukça zorlaşabilir.
acıkmış, incinmiş, korkmuş, aklı karışmış olabilirim ve bu duygularımı size aktaracak kelimeleri bilmiyor olabilirim.
vücut dilime ve rahatsızlık duyduğumda gösterdiğim tepkilere dikkat edin.

bir de
bunun tam tersini düşünelim.
yaşımın çok ilerisinde bir düzeyde adeta küçük bir profesör gibi konuşuyor olabilirim.
bu türde konuşmalar dildeki eksiğimi telafi edebilmek için çevremde yaşananlarda, izlediklerimden, okuduklarımdan ezberlediğim replikler
olabilir.
buna “ekolali” denir.
kullandığım kelimeleri ya da içeriklerini anlamıyor olsam da size yanıt vermek zorunda olduğumda buna başvurabilirim.
dil benim için çok zor olduğundan görsel odaklıyımdır.
bana söylemek yerine yapmam gereken bir şeyi bana gösterin.
ve bunu defalarca tekrarlamaya da hazırlıklı olun.
aynı şeyi sürekli tekrarlamak öğrenmemi sağlar.
otizmin benim tüm yönlerimi algılamanıza engel olmasına izin vermeyin.
yapamadıklarım yerine yapabildiklerime odaklanın ve bunlar üzerinde bir şeyler inşa etmeye çalışın.
diğer tüm insanlar gibi yeterli olmadığımı ve sürekli düzeltildiğim ortamlarda öğrenemem.
ne kadar “yapıcı” olsa da bir eleştiriyle karşılaşacağımı bilmek beni yeni bir şey denemekten alıkoyar.
güçlü yönlerimi keşfedin.
bir şeyi yapmak için bir çok farklı yöntem olduğunu da unutmayın.

sosyalleşme konusunda bana yardım edin.
dışarıdan bakıldığında parktaki çocuklarla oynamak istemediğimi düşünebilirsiniz.
oysa bazen bunu nasıl yapacağımı –yani onlarla nasıl konuşmaya başlayıp oyunlarına katılabileceğimi- bilmiyor olabilirim.
diğer çocukları beni oyunlarına davet etme konusunda cesaretlendirmek işe yarayabilir.
öfke nöbetlerimi tetikleyen şeyleri bulmaya çalışın.
önceliği buna verin. kriz, patlama, öfke nöbeti…
bunu nasıl adlandırırsanız adlandırın unutmayın ki bunu yaşamak benim için çok daha korkutucudur.
duyularımdan biri aşırı yüklendiğinde böyle durumlar ortaya çıkar.
eğer öfke nöbetlerimin sebebini bulursanız onları önleyebilirsiniz.


lütfen beni koşulsuzca sevin.
“keşke şöyle olsaydı…” “keşke bunu yapabilseydi…” türünde düşünceleri kafanızdan uzaklaştırın.
siz ailenizin tüm beklentilerini karşılayabildiniz mi?
otizm benim seçimim değil.
unutmayın bu durumu ben yaşıyorum, siz değil.
sizin desteğiniz olmadan başarılı ve bağımsız bir hayat sürmem uzak bir ihtimal.
desteğiniz ve rehberliğinizle olasılık o kadar yüksek ki…
söz veriyorum, ben buna değerim!

sabır, sabır, sabır…
otizme bir eksiklik olarak değil, farklı bir yetenek olarak bakmaya çalışın.
evet, sohbet sırasında gözlerinize bakmıyor olabilirim.
ama yalan söylemediğimi, oyunlarda hile yapmadığımı, arkadaşlarımla dalga geçmediğimi, insanlara önyargılarla yaklaşmadığımı hiç fark
etmediniz mi?
evet belki bir sonraki michael jordan olamayabilirim ama detaycı bakış açım ve olağanüstü odaklanma kapasitemle bir sonraki einstein, mozart ya da van gogh olabilirim.
günümüzde bu kişilerin de otizmli olduğu düşünülüyor.
siz dayanağım olmazsanız bunu başaramam. benim arkadaşım, öğretmenim, avukatım olun. ne kadar yol alabildiğimi göreceksiniz.
söz veriyorum, ben buna değerim.

tohum otizm vakfının hazırladığı metinden alıntıdır.
puxa vida puxa vida
otizmli ya da otistiklerle sınırlı olmayan ruh hali. dilin kullanıma girdiği 2. yaşa kadar olan 1-2 yaş aralığında hepimizin ziyaret ettiği, dil gelişimi ile içinden çıkabildiğimiz haletiruhiye. çıkmayı başaramayan otizmden muzdarip arkadaşlarda bizden farklı olarak, sinirsel iletimi sağlayan bir sıvının kat be kat fazla üretildiği saptanmış.
1 /