patavatsızlık

sereia sereia
msnde yapılması daha zor olduğu için daha az yapılan,ancak istemeden de olsa aklından geçen ve karşıdakine söylenmese daha iyi olacak olan sözleri sarfetme hali.düşünerek konuşmama rağmen kimin neye alınacağını bilmediğim için bazen kimi sözlerim sonunda davranışıma verilebilen ad.
molko molko
akım derken bokum demek ya da kendi algı sistemi içerisinde doğru, komik, anlamlı, kaliteli, güzel laf ettiğini düşünüp taşı da gediğine koydum kasılması yaşarken hark etmek. hele bi de yaranılması, sevilmesi zorunlu hissedilen birileri varken, muhabbettin ve aynı zamanda kişiliğinizin, imajınızın irtifa kaybettiğini fark etmek ki genelde geç fark edilir, olay yeri hızla terk edilmelidir.ya da böyle insanlar tanınıyorsa ve bunlardan çoksa geri dönüşüm kutusunu boşalt butonunu aramaya sebebiyet veren hadisedir.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
öss'de "aşağıdakilerden hangisi patavatsızlığa örnektir" deyü bir soru olsa, şu diyalog o sorunun cevabı olur. altın anahtar:


+sizin çocukların adı ne?
-doğan, kartal, şahin, zeynep
+ahahaha, eğer kızınızın adını serçe koysaymışsanız tofaş araba ailesi olucakmış tam.
-??!?!?!?
+yani, serçe bir kız için güzel bi isim...bence...
bıçakçı petri bıçakçı petri
anlatacağım olay şahsım tarafından yaşanmıştır;

birkaç sene önce çalıştığım yer olan ve dayımın sahibi olduğu kırtasiyede oturuyorum. dedem de var. bi tane amca geldi dedemin arkadaşı 60-65 yaşlarında. oturdular başladılar sohbete. amca valilikte çalışan bir memurla tartışmış gelmeden. amca adama nasıl saydırıyor ama ağzı da biraz bozuk.

"amınakodumun çocuğu benim işleri şöyle uzattı, elli tane belge istedi, yok imza gerekiyormuş yok başka birşey" filan diye konuşuyor amca hiç çekinmeden.

böyle saydırırken bi tane müşteri geldi ,aynı yaşlarda, fotokopi çektirmek için bekliyor ona da ben bakıyorum. bu arada amca da dedeme valilikte tartıştığı adamı tarif etmeye başladı.

"ya yok mu işte valilikte çalışan bıyığına sıçtımın nüfus müdürlüğünde çalışıyor, girişin yanındaki ilk masada hemen. tam bir orospu çocuğu tipi var zaten" diye. bu arada devamlı saydırıyor da tabi. daha sonra bi baktım bizim müşteri adam doğru koşmaya başladı;

"lan şerefsiz ne biçim konuşuyon o benim oğlum" demesin mi. dedem zor zaptediyo adamı tamam ne bilsin adamı filan dedik tatlıya bağladık gibi oldu adam sakinleşti biraz olur öyle neyse filan demeye başladı.

sonra bizim amca kıvırmaya başladı tabi pot kırdığını anladı

"ya kusura bakma ben nerden bileyim oğlun olduğunu" filan derken araları yumuşar gibi oldu. sonra bizim amca;

"ben zaten onun karşısında oturan sarışın karıya kızdım ona değil. orospu beni ordan oraya gönderdi sinirim bozuldu" dedi. amk sonra ne olduğunu anlamadık kaşla göz arasında adamın üzerine bi atladı müşteri. "ulan o da benim gelinim it herif" dedi en son. sonra yumrukları konuşmaya başladı. adamın oğluyla gelini orda çalışıyolarmış meğer. orda tanışmışlar muhtemelen zaten. artık amcanın patavatsızlığı mı cenabetliği mi onu tam olarak çözemedim.

ama amca temiz bi dayağı hakettiği için biz de müdahale etmedik bi süre. zaten o da kendini bıraktı adama, kendi de anladı hakettiğini hiç karşılık vermedi.
kuba gibiyim kendi kendime yeti kuba gibiyim kendi kendime yeti
intihar etmeyi düşünen bir kadına, kendisinin intiharıyla ilgili öykü yazacağımı söyledim. ben ne hayvan bir insanım lan. boğaziçi köprüsüne çıkıp intihara kalkışan vatandaşa: atla hadi, der gibi. bu ne patavatsızlık, bıktım lan kendimden!