pazar günü erken kalkmak için sebep

deliyim delisin deli değiller deliyim delisin deli değiller
(bkz: kedi)

hoş bu sadece pazar gününe has bir şey değil. her gün aynı şeyi yaşatıyor bu canavarlar. ölü taklidi yapsam göz kapaklarımdan başlıyor kemirmeye. yorganın altına gömülsem oyun sanıyor daha çok coşuyor. hele bir de beni uyandırıp sonra kıçını devirip uyuması yok mu?

avzını yediğim.
noldor noldor
bisiklet antrenmanı...
malum, büyük şehirlerde güvenli sürüş yapılacak başka saat yok...
henüz insanlar uyanmadan, sabahın 6sında kalkıp boş yollarda uzun bir sürüş yapıp eve dönülür...
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
yakındaki fırının kaşarlı ve zeytinli poğaçalarını ve uzun parmağa benzeyen leziz patatesli böreklerini sabaha karşı altı civarında çıkardığını bilirsin. civarda pek insan, yani potansiyel rakip yoktur belki, ama o lezizlere bir an önce sahip olma dürtüsüyle sabah karanlığında güzergahı fırın olarak belirleyerek yola çıkarsın.

zeytinyağı ile buluşturulmuş kayık tabağını, özenle simetrik kesilmiş domates ve yeşil biberlerle süslersin. sağ elinin serçe parmağının ucunu zeytinyağına daldırıp diline götürürsün (çok güzel lan). narin teneke peynirini dilimlemek haricinde geriye orta yaşlı ve manyak kediyi beslemek ve uyuyan prensesi (cadı) uyandırmak kalıyor.

***

kısaca "ruh hastası olmak" denerek geçilebilir; ama detaylara inmek keyifli. sonuçta şeytan detaylarda saklı, tanrı da öyle. hayat da.
polia polia
yağmur.
doyamadık yağmura bir de haziran yağmurları başladı. amaaan yağsın berekettir hem bunaltıcı sıcaklar da hiç çekilmiyor.

bu sabah yağmur var istanbul'da. gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye?


lö şuhane lö şuhane
dilini kullanmayı bilen bir bey tarafından oral seks ile uyandırılmaktır.

gerçi yarı uyanik haldeyimdir, gözler hala tam açılmamışken tadı çıkartılır.
ambarda darı yok evde karı yok ambarda darı yok evde karı yok
motosiklet ile yola çıkmak. önce kahvaltını yaparsın bi güzel, suyunu içersin, çantaları akşamdan hazırlamışsındır. kontağı çevirip marşa basar çalıştırırsın. motor ısınana kadar bi sigara yakarsın. ekipmanları giyersin. veeee sabahın mis gibi serin havasında çıkarsın yola. en virajlı yollara gider yeşil doğanın içinde mis gibi gezersin. hafiften bel, bacak yeter gari demeye başlayınca bi köyde mola verirsin. oturur çayını içer gazeteleri okursun. sonra tekrar yola... öğlene doğru sıcak basınca karın doyurmak için bi yere gidersin yer içersin. sonra serin bi yer bulup oturur kitabını okursun. akşama doğru da aynı virajlı rotadan eve geri gelir duşunu alır yatarsın erkenden. kim ne yapıyor, nerede, kiminle umrunda bile olmaz. hobinle geçirdiğin günün mutluluğu yüzüne yansır. o arada uyur kalırsın.