petra

1 /
sophie sophie
ürdün'nün lut gölü ile akabe körfezi arasındaki toprakları üzerinde yer alan antik kenttir.
doğal güzellikleriyle kapodokya ya çok benzer,vadisiyle ünlüdür.
(bkz: petra vadisi)

m.ö. 400 ile m.s. 106 yılları arasında nebatiler'e başkentlik yapmıştır. roma imparatorluğu tarafından işgal edilene kadar başkent olarak varlığını sürdürmüştür. m.s. 400 yıllarından sonra deprem ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kent gözden düşmüş ve zaman içinde unutulmuştur. 1812 yılında isviçreli gezgin johann burckhardt tarafından kent tekrar bulunmuştur.

6 aralık 1985 tarihinde unesco tarafından dünya kültürel mirası listesine dahil edilmiştir. peru'da yer alan machu picchu ile kardeş şehirdir.
7 temmuz 2007 tarihinde,dünyanın yeni yedi harikası'ndan biri olarak seçilmiştir.

petra antik kentinde tiyatro, tapınak, ev gibi yapılar kireç taşına oyularak yapılmıştır. el-khazna ve roma döneminde yapılan anfitiyatro en bilinen yapılardır.burada çekilmiş olan pek çok film de bulunmaktadır.
*
losfer words losfer words
ingiliz şair john william burgon, dünyanın yedi harikasından biri olan bu kenti, "zamanın yarısı yaşındaki gül kırmızısı kent" olarak nitelemiştir.
karamuratbenim karamuratbenim
nebatilerin başkenti olan bu şehirde ki en can alıcı yapı, el haznedir. kervancılıkla uğraşan nebatlar, petra sayesinde 1.yüzyılın bankacılık sistemiydiler. tüm yaşanabilir dünyanın merkezindeydiler. helenizm, roma ve mısır uygarlıklarından çok etkilenmişlerdi. hatta el hazne'nin üzerindeki sütunlarda amazonlara, mısır tanrısı isise, romalıların ünlü romus ve romulus kardeşlerine ait figürlere rastlanır.
lonestar lonestar
vizelerin kalktığı ürdünde mutlaka gidilmesi görülmesi gereken tarihi mekan.
dünyanın yeni yedi harikası arasındaymış, indiana jones, transformers gibi filmlere evsahipliği yapmış,ne güzel.

petra jordan, lost city by day | travel blog for couples | theplanetd petra, jordan is one of those places that really lives up to the hype. we saw it for the first time in the dark when we visited petra by night. whi... theplanetd (kesinlikle görmeniz gereken fotoğraflar)
petra petra ( arabic: البتراء, al-batrāʾ; ancient greek: πέτρα) is a historical and archaeological city in the southern jordanian governorate of ma'an th... wikipedia (wikipedi sayfası)
alkatraz perisi alkatraz perisi
arabistan yarımadası'nın kuzeyindeki antik kenttir. ürdün'de bulunur. tarih öncesindeki dönemlerde en gözde yerleşim yerlerinden birisymiş. günümüzde ise dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilmektedir.

bu şehirdeki kumtaşı yapısından dolayı ince işçiliğe oldukça kolaylık sağlamıştır ve şehirde manastırlar;kütüphaneler,amfitiyatrolar vardır.

inanışlardan birine göre de hz. musa'nın kardeşi aaron da antik kentin en yüksek noktasında gömülüdür.
ilim ilim
ürdün'ün lut gölü ile akabe körfezi arasında yer alan petra antik kenti m.ö 400-m.s 106 yılları arasında nebatiler'in başkentiydi. roma imparatorluğu'nun
işgalinin ardından m.s 400 yıllarında deprem ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle zaman içinde unutulan kent 1812'de isviçreli gezgin johann burckhardt
tarafından tekrar bulundu. kentte tiyatro, tapınak, ev gibi yapılar kireç taşına oyularak yapılmıştır. el khazna ve roma döneminde yapılan anfitiyatro
en bilinen yapılarıdır. 6 aralık 1985'te unesco tarafından dünya kültürel mirası listesine dahil edilen kent, peru'da yer alan machu picchu ile kardeş
şehirdir.

ürdün çölü ortasında bulunan kayıp şehir petra'yı, şam üzerinden mısır'a giden j.burckhardt duyduğu bir menkıbenin peşine takılmasıyla keşfetmiş.
kayıtlara göre m.ö 4. yüzyılda bütün mezopotomya'yı tehdit eden persler'den kaçan nebatiler ulaşılması çok zor olan muşa vadisi'ne sığınırlar. uçsuz
bucaksız çöl içinde kayalara oyulmuş bir şehir inşa ederler. putperestlikleri ile bilinen nebatiler, tanrıları duşara için dev tapınaklar inşa etmişlerdi.
kullandıkları dil arapça'nın temellerini teşkil ediyor. nebatiler ile ilgili bilgilere eski ahit'in tekvin bölümünde de rastlanıyor.

eski ahit'te nebayot denilen halkın hz. ibrahim'in oğlu ismail'in 12 oğlundan en büyüğünün soyu olduğundan, bu 12 soyun köyleri ile mısır'a kadar uzanan
topraklarda oturduklarından söz edilmekte.
petra ile ilgili ürdün'deki yaygın kanı ise kur'an'ı kerim'de yok edildiği bildirilen kavimlerden semud'un yurdu olduğu yönünde. yurtları kur'an'da hicir adıyla
anılıyor. hz. hud'un gösterdiği yola iman etmeyen ad kavminin helakından sonra bu bölgeye yerleşen semud kavmi de zaman içinde azgınlığa sapmıştı.
yaklaşık 10.000 kişilik nüfusa sahip olduğu tahmin edilen petra'da yaşayan semud kavmi, ad kavminin dillere destan yurdu irem gibi fırtınayla yıkılıp
gitmesin diye evlerini kayalara oymuştu. hz. salih onları putperestlikten çıkıp allah'a iman etmeye çağırdı. kur'an'da anlatıldığı şekliyle semudlular
"sen de bizim gibi bir insansın. eğer doğru isen bize bir mucize göster" dediler. mucize olarak gözlerinin önünde kayadan bir deve yaratıldı. fakat onlar
azgınlıklarından vazgeçmeyip deveyi kesip yediler.

hz. salih semud kavminin başına gelecek felaketi haber verip inananlarla birlikte şehri terk etti. geride kalanların ilk gün yüzleri sarardı. 2. gün kızardı.
3. gün kapkara oldu. bu belirtilerden felaketin gelmekte olduğunu anlayıp büyük korkuya kapıldılar. korkudan çıldıranlar hatta ölenler oldu. sonunda
korkunç bir ses gelerek semud kavmini helak etti. hz. muhammed'in ashabı ile tebük seferine giderken yolu bu bölgeye düştüğünde burayı tanıttığı,
hz.salih'in devesinin çıktığı kayayı gösterdiği ve ashabına bu mekanda fazla oyalanmamaları ve su içmemeleri konusunda uyardığı kayıtlıdır.

yaklaşık 100 kilometrekare alana yayılan antik kentin tamamını gezmek için 4-5 gün gerekiyor. petra, efes türü klasik bir mimarının ıhlara vadisi türü
kayalık bir dokuya kazınmış halidir. tek farkla, burada her yer gülkurusu renginde. kentin girişindeki wadi muşa köyü küçük pansiyonlarla dolu.

obelisk mezarlar, 40 adet. ardından al madras adındaki kutsal alana ulaşılıyor. duşara'ya adakların adandığı bu alan sunak ve yazıtlarla dolu. buradan
sonrası dar bir geçit. 3 km. kanyon kaya masifinin tektonik hareketler sonucu yarılmasıyla oluşmuş bir koridor gibi. kayaların yüksekliği bazen 300 mt. bulur.

merkeze yaklaşırken anıt mezarların sayısı artıyor. doğal bir yamaca yaslanmış 8.000 kişilik antik tiyatro tipik yunan eseri. tiyatrodan sonra sütunlu yol.
bölgede yaşayan bedeviler buraya firavunun kızının sarayı adını vermiş. burada nebati krallarının kaya mezarları var. tepede al deir manastırı. bizans
döneminde kilise olarak kullanılmış. petra'ya uçaktan bakar gibi bakmak için umm al biraya tepesine tırmanmak gerek. dar ve antik bir yoldan 3 saat sürüyor.
füruğ füruğ
mehmet eroğlu'nun adını unutan adam'ındaki kadın kahramanı:petra.

hem 1968 hem de 1986'da 28 yaşında olan esmer kıvırcık saçlı kız.

benim için mehmet eroğlu romanlarındaki en özel kadın kahraman.şimdi petra ile ilgili ne söylesem ne yazsam onun kadar büyüleyici olmayacak gibi geliyor.
en güzel mehmet eroğlu anlatmış ya zaten petrayı: tempo kültür sanat - şubat 1989 yıkık şövalye romantizmi "adını unutan adam", mehmet eroğlu'nun dördüncü romanı. kahramanlar yine 68 kuşağı militanları. kurgu yine sinematografik.... mehmeteroglu

son olarak ekleme ihtiyacı hissettim belki de asla doğmayacak kızımın ismi.
birfincancay birfincancay
size sanki gitmiş de bizzat havasını solumuş gibi anlatayım mı petra'yı?

petra, aradan yaklaşık 2500 yıl geçmesine rağmen gizemi çözülememiş bir yerleşim yeri. arkeologlar yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkanların, şehrin sadece yüzde birine tekabül ettiğini düşünüyorlar. büyük bir kısmı hala yerin altında yani. bir manastırı var her gidenin hayran kaldığı, şöyle bir şey:




bu manastır şehrin gizeminin kanıtlarından biri. ne yapılışında kullanılan teknik ya da esas işlevi çözülebilmiş değil. uzun süre dağın aşağısına iple sarkıtılan ustaların o şekilde kayaları oyarak manastırı yaptığı düşünülüyordu ancak son yıllarda yapılan lazer taraması sonucunda kayaların önce büyük ve çok basamaklı bir merdiven oluşturacak şekilde oyulduğu, merdivenin hemen bitimindeki taşlardan manastırın oluşturulduğu konusunda uzlaşıldı. manastırın sağ ve sol tarafındaki kayalarda söz konusu merdivenin izlerine ulaşıldı. tabii ki üç boyutlu lazer teknolojisi ve saniyede yüz resim çeken alet sayesinde. cambridge üniversitesi sağolsun.

ancak manastırın içine girenler büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. çünkü manastırın içinde kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey yok. dış görünüşün uyandırdığı intibaya nazaran oldukça küçük bir alan ve bir taş kaide. sadece bu. bundan dolayı aslında yapının bir manastır olmadığı, belki kralların toplantı salonu olarak, belki de ziyafet verdikleri bir mekan olarak kullandığı yolunda görüşler var. ancak herhangi bir kutsiyete sahip olmayan bir bina için bu kadar uğraşı verilmeyeceği de kesin.

bu yüzden envai çeşit filmlerde bu manastırın sadece dışını görüyoruz. içinde hiçbir çalışma yok. belki yarım kaldı, belki üzeri örtüldü. bilinmiyor.

manastıra ulaşan yol ve bulunduğu alan hakkında da çok fazla teori var. yol türlü engellerle zorluklarla dolu. ne doğru düzgün merdiven ne de ulaşımı kolaylaştıracak farklı bir düzenek var. bu da arkeologların kafasına "burada eskiden farklı bir merkez vardı da acaba toprak altında mı kaldı?" sorusunu getiriyor. şehrin ortaya çıkarılmamış yüzde doksan dokuzluk payın bir kısmının manastırın etrafında olduğu da teoriler arasında.

şehrin sadece merkezi 6 kilometrekare. gözün alabildiği sınırların da ötesine geçmiş tarihi bir yerleşim. kayalarını hafifçe oyduğunuz zaman gül kızılı bir renkle karşılaşıyorsunuz. bu yüzden buraya kızıl şehir de deniyor.




toprağı yine insan kutsallaştırıyor, insan değer katıyor. bugün dönüp bakmadığımız yerlere insanoğlu soyluluk katmış. sözünü söylemiş. o söz hala aşılamamış. çözülememiş. petra ya şöyle bir baktığınız zaman bunları anlıyorsunuz. yani ben bakamadım henüz gerçi. ama muhakkak gidip bakıcam. havada asılı gizemli sözcükleri ben de duyucam.




tarih beni çağırıyor.
a good day to die a good day to die
enteresan bir bölge ve hakkında yapılan belgeseli ilgi çekici.



edit: 1.5 saat izleyemem diyenler için özet: asıl kabe vakti zamanında petra'daydı. kıble de petra'ydı. uzun lafın kısası şuanda namaz için dönülen yön yanlış. belgeseldeki araştırmacı abi kuran'dan ayetlerle anlatıyor. gidip araştırmış. islamın ilk döneminde yapılan camilerin yönü petra'ya doğruymuş.
dersaadette yalınayak dersaadette yalınayak
mesele kısaca şu:

1) dan gibson erken dönem camilerindeki kıble yönlerini araştırıyor. islam inancına göre mekke'den önceki kıble kudüs'e bakmalıydı.

2) erken döneme ait yalnızca 6 adet cami* bulmuş. bunlar çin'den israil'e kadar uzanan coğrafyada dağılmış vaziyette. hepsinin kıble yönlerini hesap etmek için gidip görmüş, ölçümler yapmış (bu ölçümleri ayrıntısıyla açıkladığı videoları da var youtube'da). bu camilerin hepsi mekke'yi değil, kudüs'ü göstermeliydi ama hiçbiri kudüs'ü göstermediği gibi dosdoğru petra antik kentini gösteriyor.

3) el taberî tarihinden ve imam buhari'den aldığı bazı örnekleri sunmuş. el taberî tarihinde islam devrimi sonrasındaki her yıl, ayrıntısıyla en az 15 - 20 sayfa anlatılırken islam'ın 70. yılına dair yalnızca 3 4 satırlık bir anlatımın olduğunu görüyor. zaten esas kıyamet burada kopuyor (belgeselde bu yıla dair olanlar tafsilatlı anlatılmış).

4) gibson'ın tezine göre emevî hilafeti döneminde şam başkent olunca petra'nın hamisi olan musa el zubeyr buna karşı çıkıyor. esas kutsal şehrin petra (bekke) olduğunu ve başkentin de orası olması gerektiğini öne sürüp hilafetini ilan edip isyan ediyor. haliyle emevîler petra'yı kuşatıyorlar. gelgelelim kuşatma sırasında emevî halifesi ölünce kuşatma yarıda kesilip geri dönülüyor. bu sırada zubeyr'in yaptığı bir şey var. kabe'yi tamamen yıkıp temelini söküp hacerü'l esved'i de alarak petra'nın güneyine doğru çekiliyor. emevîler yeni halife seçmekle uğraşırken mekke'de kabe'yi tekrar inşa ediyor ve oranın yeni kıble olduğunu ilan ediyor.

uzun savaşlar sonrasında zubeyr yeniliyor amma velakin emevî hanedanına karşı savaşan abbasiler ve zubeyr'in yandaşı olan medineliler bu davayı üstleniyorlar. yeni kıble olarak mekke'yi seçiyorlar. ancak bu dönemde emevîler hala petra'yı kıble kabul edip camilerini de o şekilde yapıyorlar. elhasıl ortaya kıble yönünden bir çift başlılık doğuyor. yine o dönemde bu iki kıbleyi de kabul etmeyip yönünü tamamen bu iki şehrin ortasına doğru çeviren bazı kesimler mevcut.

daha sonra abbasîler emevîleri halledip yönetimi ele geçirdiklerinde mekke'yi esas kıble olarak seçiyorlar ki devrisabık yaratarak emevî döneminden kalma her şeyi eritebilsinler. dan gibson buna örnek olarak bir emevî camii ile daha sonra hemen yanına yapılmış bir sarayı gösteriyor. cami petra'ya, saray ise mekke'ye bakmakta. abbasîler yönetimi ele geçirdikten sonra islam devleti ikiye bölünmüş oluyor: doğuda abbasîler, batıda endülüs emevîleri. işin tuhaf kısmı şu ki endülüs emevîleri de kıble olarak petra'yı seçmemişler. ve fakat seçilen kıble mekke de değil. bütün camileri güney afrika'ya doğru bakmakta. dan gibson bunu da harita üzerinde şöyle açıklıyor: petra ile mekke arasında çizilen bir hat ile endülüs camilerinin baktığı yöne doğru çizilen bütün hatlar mütevazi bir şekilde ilerliyor. tezine göre endülüs emevîleri "iki kıbleyi de tercih etmiş, bilakis iki kıbleyi de tercih etmemiş" oluyor.

dan gibson'ın can alıcı tezi ise abbasîlerin kuran'ı değiştirmiş olması. zira kuran'da "mekke" ismi yalnızca bir kere geçmekte. tezine göre de bu ayette geçen aslında "bekke" idi (yn. petra). abbasî müstensihler bu eski kıbleyi unutturmak için arap alfabesindeki ba harfini mim'e çeviriyorlar ve ilkin hz osman zamanında standardize edilmiş bu kuran nüshası genele yayılıyor (bundan evvel mekke'nin adının geçtiği hiçbir yazılı kaynak yok). abbasî geleneği de dönemin biliminden ve teknolojisinden layıkıyla faydalandığından artık bu kuran nüshası doğru nüsha kabul ediliyor. dan gibson'a göre bu pek mümkün değil zira yine kaynak gösterdiği tarih kitaplarında hz. osman döneminde yapılan bu standardize etme işlemleri sırasında sayısız itirazın yükseldiği görülüyor. hatta dediğine göre birkaç kez eklemeler yapılmış. bekke - mekke değişiminde nesih işlemine özellikle vurgu yapıyor zira dediği şu söz gayet mantıklı: "nesih kapısını bir kez açarsanız, artık kuran üzerinde değişiklik yapmanız oldukça kolaylaşır."

5) savunduğu bu tezde kafasına takılan şeylerin en önemlilerinden biri de mekke'nin tasvirleri. mekke "toprağın işlendiği, bolca ağacın bulunduğu, meyvelerin toplandığı, büyük kervanların ve ticaret yollarının geçtiği ve islam öncesi de haccın yapıldığı, mescidü'l haramın bulunduğu bir bölge" olarak tasvir edilmiş. tabii kabe'nin de ta tarihin başından beri orada olduğu...

gelgelelim mekke'de yapılan arkeolojik kazılar bunun tamamen zıddını ortaya koymuş. mekke'de 700 yılından önceye ait hiçbir arkeolojik bulgu söz konusu olmadığı gibi, bilimsel araştırmalar sonucunda bu bölgede* tarihi boyunca ağaç bulunmadığı ve bunun mümkün olmadığı ortaya çıkmış.

işin diğer kısımları, yani ticaret yollarının bulunduğu, hac adetinin olduğu, mescidü'l haramın bulunduğu bölge ise tüm yapısıyla petra, yani arapların dilinde bekke, olarak görünüyor. petra o zamanki haliyle bütün bu anlatıyı kapsamakta olduğu gibi, öte yandan ağaçlık bir bölge ve tarım da yapılmakta. öte yandan bu yollarda bilinen tüm dünyanın tüccarları gezdiği için kültürel olarak da gelişmişlik seviyesi yüksek ve hz muhammed'in bu bölgeden çıkmış olması çok yüksek bir ihtimal.

ayrıca dönemin arabistan haritalarını da inceleyen dan gibson bunların istisnasız hiçbirinde mekke'den bahsedilmediğini, mekke'nin gösterilmediğini söylüyor. mekke belki de büyük ticaret yollarının kılcal damarlarından biriydi ama anlatıldığı gibi bütün ticaret yollarının kesiştiği bir yer hiçbir zaman olmadı.

elbette koca belgesel ve dan gibson'ın hesaplamalarını anlattığı videolar izlenmeli zira benim özetlediklerimden çok daha fazlası ve tezi için hayatî önem taşıyan ayrıntılar orada mevcut. burada tarihler iyi tutulmalı ve karşıt görüşler de dinlenmeli. dan gibson'ın (toprağı bol olsun) böyle bir çağrısı resmen olmuş. maalesef hiçbir müslüman alim bu çağrıya cevap vermemiş. keşke bir tartışma ortamı sağlansaydı.

link önceden verilmişse de bu giriye de iliştirmek iktiza eder gibi.

1 /