psikiyatrist

1 /
devenin ponponunun ucundaki tüy devenin ponponunun ucundaki tüy
psikiyatri anabilim dalında uzmanlığını tamamlamış doktorlardır.
delilik ile ruhsal çöküntüyü ayırt edemeyen cahil kitle tarafından maalesef deli doktoru olarak anılırlar.
akıl hastalıklarını bir kenara koyarsak, tahminimce hassas ruh yapısına sahip olan her insan ömründe bir kere psikiyatristlerin kapısını çalmıştır. etrafta şeref yoksunu insanlar var olmaya devam ettikçe de o kapıyı çalanların sayısı artacaktır.
mihman mihman
altı sene tıp okumuş, üstüne dört sene pskiyatri uzmanlığı yapmış, ama hâla pskiyatrinin "yetenek" olduğunu anlayamamış. ama sözlük yazarı öyle mi, lak diye anlayıverir pskikoloji'nin ne olup olmadığını.

pskiyatri bir yetenek değil, bilişsel yeteneklerin sinirsel/fizyolojik patolojilerden ötürü değiştiği hastalıkları inceleyen bir bilim dalıdır.
773 773
psikiyatristlerle oturup dertleşemediğim için çok üzülüyorum. ayakta da dertleşmiyoruz. yani bir insan tıp okudu diye kendinde benle dertleşmeme hakkını nasıl buluyor anlamış değilim. halbuki mahallemizdeki su tesisatçısıyla her gün dertleşir, uzun uzun anlatırım. kendisi çok iyi bir dinleyicidir. üstelik çay da ısmarlıyor. psikiyatrist çok kaba ve ilaç yazıyor. doktor olmasına rağmen.
lapeurdanslecauchemar lapeurdanslecauchemar
sorularına aldığı cevapları topluma zarlılık, kendine zararlılık ve zararsızlık kriterleri bazında sınıflandırmakla meşgul olduğundan kategorilere karşılık gelmeyen cevapları psikotik eğilimler olarak değerlendirmeye meyilli tıp mensubu. el kitabında yazıyorsa hasta, el kitabında yazmıyorsa delidir.

istisnalar kaideyi bozar.
hippi hippi
özgün bir terapist, doktor olarak geleneksel tekniklere takılıp kalmaması, teşhis peşinde koşup kurallı biçimde ilerliycem diye karşındakini hemen robota dönüştürmeden, ona has metotla ilerleyebilmesi, terapi uygulayabilmesi gereken. (ya da tipik bir yalom ifadesi gibi. he bu mesleği yapanların vurdumduymazlıklarını, insancıllıktan uzak ilaç merkezli yaklaşımlarını görünce insan (ya da psikiyatriye yakın bir eğitim alan), bu aslında basit görünen ama uygulanması cesaret, özgüven ve birikim gerektiren yaklaşımı söylemeden edemiyor. çünkü böylesine önemli, hassas bir meslek basmakalıp hale dönüşmemeli.)
anarşistkedi anarşistkedi
türkiye'de 50 bin kişiye 1 tane düşen uzmanlık ve hekimlik. ayrıca 'bence' psikolog olmaktan daha geniş bir toplumsal statüsü vardır. zira psikolojide temelleri atmış ve sokaktan geçen adamın dahi tanıdığı çoğu isim de psikiyatristtir.

neyse konudan uzaklaştık. netice olarak türkiye'deki psikiyatrist sayısı olması gerekenin çok ama çok altında. neticede müslüman toplumlardaki genel kanı geçmiş dönemlerde asılan bir pankartta da görüldüğünden ötürü psikoloji ve sosyoloji gibi akademik dalların ortadoğu'da gelişemiyor oluşu nedensiz değil.
siyah nokta siyah nokta
psikologların kapitalizmin ürünü olarak doğmasında rolü olan kişilerden biridir. ikinci dünya savaşı sonrası gazi hastanelerinde askerlere yetişemeyince ve verdikleri hizmet de pahalı olunca hem para mevzularını hem az çalışmayı düşünüp psikologları "yardımcı" olarak yanlarına almışlardır. sanırsam bundan dolayı hala psikologlara "yardımcı" ya da "testör" gözüyle bakıyorlar. onlar da bir açıdan haklı tabi, alışkanlıklardan kolay vazgeçilemiyor. ama değişime de bir yerden başlamak lazım.
bumbada bumbada
uzun zaman sonra ilk defa gideceğim kişi . değişen ne , geçti depresyon , hatta sorunu varsa çözmeye gidicem hehe .

edit : obsesiflik ile evham arasında bir şeymiş . yani ikiside var ama takıntılar öyle çok değil , evham da sağlık hakkında , yok başım ağrır , yok götüm ağrır diye . düzelecek her şey . çocuklar inanmasın , bumbada inansın !

o değil de depresyon geçti ya la . aahaha
friedkrupp friedkrupp
bende diyorum insanlarla neden konuşamıyorum. psikiyatrist lazımmış bana demek. çok iyi bir tanesiyle arkadaş oldum muhabbet ediyoruz. ayrıca adam çok zeki, bu arkadaşlıkta daha fazla dinliyorum az konuşuyorum ama sorgulamıyorum. ben sorgulamaya başlayınca olaylar gelişecek.
napcaz be kamil napcaz be kamil
eli kaleminde hemen anlaşmalı olduğu firmanın ilacını yazacak pezevenk. sen orda anlatıyon şöyle oldu, böyle oldu bla bla bla adam kafasında ilaç yazacak, kaçarın yok o antidepresanları sokacak götüne.

bir de mesafeli dururlar şimdi diyeceksiniz ki; "öhöm hömmm efendim tabi ki mesafeli duracak psikolojik rahatsızlığı olan hastalar bağlanmaya yatkındır, bu yüzdendir ki terapist hastayla arasına mesafe koymalı bla bla bla" hay böyle düşünenlerin de anasını sikeyim. bak arkadaş zaten kendim gibi herif doktorlara gittiğim için "5 dk da acaba şu doktora versem mi?" gibi bir düşünceye kapılmam zor. bu yüzden en azından azcık umut ver piç, moral ver. hulki cevizoğlu gibi aristokrat durma sikerler dostum sikerler. şimdi diyeceksiniz ki umut verse sonra hayalkırıklığına uğrasan daha mı iyi? iyi tabi amk en azından bir günüm de olsa iyi geçer, diğer günlere nazaran.

eğer bu laflarımı sırf meslektaşlık kaygısı ile "işte doktorlara şiddet böyle, çok zor şartlar altında çalışıyoruz şöyle" diye yanıtlarsanız beyninizin tavanını sikerim.

edit: canı yanan canlı sitemidir.
crimson cherry crimson cherry
çok hassas olan ve hayata yenik düşen kardeşimi bir umut götürdüğümüz kimselerin dahil olduğu meslek grubudur. yapmayın, etmeyin! ne psikologa ne psikiyatriste güvenmeyin, aldanmayın. her şeyden önce psikiyatristler ilaç yazma derdindedir, ama gelin görünki bu ilaçların iyileştirme etkisi yoktur sadece yan etkileri vardır. iyileştirme etkisi olsa bile bu sadece ilaç kullanımı süresi boyunca devam eder, bir aracın benzinle çalışması gibi. ömür boyu ilaca bağlı da yaşanmaz. özetle: uzak durun.
gavriloviç gavriloviç
insanların gittiğine üzüldüğümdür. ne bileyim çok çok gerek yok bence. sanırım insanın kendi kendine mücadele vermesi ona daha çok şey katıyor. psikiyatrist genelde haticeden çok neticeye bakıyor, yazıyor bilmem kaç mg. ooh kafam rahat sanılıyor sonra. kafaya takmamak için veriliyor o ilaçlar göya. doğru dürüst düşünemeyince tabi kafaya takamazsın. sadece sorunlu bölgeyi değil, toptan eritiyorlar. dinleyeni, anlayanı, ilaçsız tedavi edeni var mıdır bilmiyorum, ama kendinizce önemli sorunları anlattığınızda " hımm, anlıyorum." diyip ilacı dayayınca, tedavi bitse bile hayatının beli dönemlerinde o ilaçları bir daha kullanmak zorunda kalabiliyor insan.

diyeceğim odur ki, bakış açısı değiştirmekle, sorunları aşmaya çözüm aramakla, onlardan kaçmayarak yaşamakla iyileşebilir insan. uzmanlık sınavını yeni kazanmış yeniyetmelerin vereceği, insanları denek gibi kullandığı depresanlarla değil.
1 /