romantiklik

elyograf elyograf
sanatı herhangi bir yerinden yakalayan her insanın içinde olan kavramdır. her yerde geçerlidir. sadece sevgililik olaylarında değil. mesela futboldan başka bir şey ile ilgilenmeyen insan batan güneşe bakar "aa akşam olmuş la hadi halı sahaya" der. içinde sanat adına ufacık bir kırıntı bile taşıyan bir insan aynı manzaraya bakarken çok farklı şeyler düşünür. kızlarımız dikkat etsinler sanatla herhangi bir bağ kurmuş insan ile sevgililik işine girsinler, sanatla ilgilenen erkeklerimiz de dikkat etsinler son zamanlarda türeyen futboldan başka bi bok anlamayan küfürbaz kıro kızlardan uzak dursunlar ne kadar aşık olurlarsa olsunlar...

edit: imlacık
isimsiz yazar isimsiz yazar
kişinin mantığını terk edip hisleriyle hareket etmesini sağlayan özellik. çok azı karar, ortası ve fazlası külliyen zarar olan şey. aşırı romantik ve duygusal insanlara tahammül edemiyorum.
sol gözü sola dönmeyen adam sol gözü sola dönmeyen adam
inanılmaz dozunda ve gerçekten inanılmaz iyi olduğum bir konu.

maalesef kim olursa olsun bunu uzun zamandır hakkıyla anlayan veya dozunu bilebilen ve bundan bambaşka anlamlar çıkarmayan birileriyle tanışmadım.

açmak istedim. edit: romantizmi insanların çok yanlış anladığını ve bunu yalnızca aşık oldukları veya beraber oldukları için kullandıklarını hatta bu kullanımın "vıcık vıcık öğğ" algısıyla bir tutulduğunu görüyorum ben hep. halbuki romantizm benim için insanın kendi hissiyatı doğrultusunda kendisi veya bir başkası için derin bir incelik gösterme, bu konu üzerinde emek harcayıp kendi veya bir başkasının değerini gösterebilmesine olanak sağlayan muhteşem de keyifli bir kavram. bunu bazen yalnızca bir espriyle de sağlayabiliriz ki bu da bir emektir bazen de planlanmış emekler sonucu bir şey ortaya çıkararak.
romantizm bir bakış açısıdır ve yalnızca mutlulukla ilgili de değildir, zaman zaman hüzne de eklenerek kara mizahın hamurunu oluşturur bence.
everybody leaves everybody leaves
sevgilisinin kafasına kepçeyle çiçek döktüren, mum ışığında yemek masası hazırlayan, doğum günü için özel hazırlık yapan, hatta sevgilisine bir çiçek bile almış adam değilim.

bunların dışında -bilinçli ya da bilinçsiz- sevdiği kişiye ait her ayrıntıyı kaydeden bi hafızam var. fil gibiyim amk. 6 ay önce ağzından çıkan bi cümle olsun fiziksel bi ayrıntı olsun fark etmez. yeri ve zamanı gelince ister istemez çıkıyor ağzımdan güzel şeyler. plansız, kurgusuz, o anın getirdiği bi durum. bu romantiklik mi bilmiyorum fakat karşı tarafı memnun ediyor genelde.

şimdi sorarım sizlere ey aşkın kitabını yazıp yayıneviyle anlaşamamış instela yazarları. ben iflah olmaz bir romantik miyim yoksa sevgilisine çiçek bile almaktan aciz bir göt oğlanı mı?