ruhsar

1 /
dydm dydm
ruhuna sağlık ruhsarcığım ölmemiş
elalem utansın o beni terketmemiş
gel şöyylee otur ruhsar yanı yanı başıma
görsün millet hayal gerçek yanyana

şeklinde jenerik müziği olna dizi
tori tori
ayrıca yanak ya da çehre anlamına gelen kelimedir.
hatta bugünlerde arçelik reklamında kızın beğenmediği ve ikinci uyduruk şiirden (içimi bir hoş eder diye mısra mı olur be kardeşim) çok daha güzel olan şiirde* geçmektedir.

ruhsar ı al
7 insan b50 eder 7 insan b50 eder
ah ulan eski günlere döndük şimdi. her bölümde saçma sapan reklamlar yapıyordu mahsar, sonra bunun bi kankası vardı, annesi buna sürekli kızları yamamaya çalışıyordu, ruhsar sürekli kurtarıyordu, ruhsar büyü falan yapıyordu bunlara öyle kurtarıyordu yoksa boru değil. ha bir de mahsar'ın kankası mahsar'ın kardeşine sulanıyordu, çaktırmıyordu. alt katta oturan reyhan diye salak bir kız vardı, bunların patronu solcuydu, çaycıları yavşaktı, felandı filandı yahu...

(bkz: 1998)
dreamore dreamore
günümüz film ve dizi yapımcılarına ruhani alem ile mevcut evren arasındaki ulaşımın yağmur vasıtasıyla olabileceği kurgusunu aşılayan esin kaynağı niteliğindeki kanal d dizisi.
eomer eomer
şu sıralar televizyonda izlemek durumununda kaldığımız acemi cadı,selena gibi cadılı bücülü dizilere esin kaynağı olmuştur.keşke hiç yayınlanmasaydı da bu dizilerin de hiçbiri olmasaydı dedirtendir.
marjane und eudaimonia marjane und eudaimonia
saçma sapan ama her bölümünü izlediğim bir diziydi. benim bahsetmek istediğim biraz farklı.
ruhsar deyince aklıma ilk gelen şey mahsar'ın reklam ajansının sahibi, her nedense.
odasında kocaman bir che guevara fotosu, elinde purosu, dilinde karlı kayın ormanında...
"biz 68 kuşağıyız" der dururdu.
karikatürize edilmiş komik tip.
ve evet aklıma ilk bu geliyor.

karlı kayın ormanındaaa...
asprinick asprinick
eşyaları uçurma ekolünü başlatan dizi. bu dizide ve sonrasında çekilen dizilerde hep bir klişe vardır, bir parmak şıklar yemekler hazır olur fakat yemeklerin masaya gelmek için uçması gerekir ya da bir parmak döner gömlekler yıkanır ama gömlekler kendi kendine çalışan bi ütüyle ütülenmesi gerekir. e madem sihirli güçlerin var ne diye yarım saat uçan tabaklar, kendi kendine çalışan ütülerle vakit çalıyorsun. bak sinirlendim yine ruhospu!
rasmus rasmus
bu dizide, mazhar ve müfit'in reklamcılık şirketleri alem bi yerdi. elemanlar aslında dönemin popüler reklamlarıyla iyi kafa bulurlardı. mesela bi ara garanti bankası'nın "alo alo orası neresi, alo alo burası alo garanti" şeklinde bi reklamı vardı, dizide de patron önder bey elemanlardan bi cenaze şirketi için reklam hazırlamalarını istemişti. sonuç: "alo alo burası x cenaze, alo alo gömelim cenazenizi" şeklinde bi jingle'dı, darbukalar ve dansözler eşliğinde.

önder bey: iyi iyi güzel olmuş, şimdi de y hijyenik kadın bağı reklamı için bi şeyler hazırlayın..
-sessizlik-
mazhar: ama önder bey kadın bağı reklamına da "alo alo orası neresi" diyemeyiz ki...

böyle bi espriyi tv'de şimdi yapmak kasar mı, bak orası muamma.
libitina libitina
şimdi olsa izlenir mi bilmem ama e 98' lerden bahsediyoruz o zamana göre gayet güzel action dolu bir diziydi.
o zamanlar tabi selena, bez bebek otu boku yoktu. cem davran da işin içine girince en azından kaliteyi arttırıyordu.
espriler kaliteliydi, sonunun nasıl biteceği belli olmasına rağmen, sona değil de olaylara, esprilere takılmamıza yardım ederdi.
güzeldi evet.
1 /