sabah uyanınca bi hastaneye gideyim teyzesi

cinola cinola
bu ülkenin tartışmasız sayıca en kalabalık grubunu oluşturan teyzelerdir. sosyalleşmek için her sabah çantalarını alıp bi doktorun kapısında sıraya girerler. akşama kadar da oradan ayrılmazlar. bu grubu ikna eden seçimleri kesin kazanır. reisin hastaneleri yenilemesi boşuna değil.
l appartement l appartement
sadece teyze değil amcalardır ve hepsinin de gelmişini geçmişini andığım insanlardır. tamamen ücretsiz sağlık sistemine karşı olma sebebimdir bu insanlar. hastaneye gidince karışık çerez yaptırır gibi sıra numarası alırlar:

-yeğenim sen bana bir gözden sıra ver, bi tane dahiliye ver, bir de kulak burun boğaz ver gelmişken.

sonra bu amcamız/teyzemiz göz ve dahiliyeye gider, market alışverişini unuttuğu için kbb'ye gitmez, randevuyu da iptal etmez.

halbuki randevu esnasında para alınsa, çok değil 5 tl gibi bir miktar, kesinlikle "hasta" sayısı 3te1i azalır.

bir de 1 haftadır ağrıyan karnı için acil servise gidenler, veya hemen gelişen ağrıdan dolayı acil servise gidip doktorla/hemşireyle yumruk yumruğa kavga eden hastalar var ki, evlere şenlik.
katia katia
eskiden bu benim annemdi. tabii ki dizleri tutarken, yürüyebiliyorken. şimdi menisküsten ve yaşlılıktan mutfağa veya tuvalete zor gidebiliyor kendisi ama...
sabah gidip doktora bir ağrı kesici yazdırır hem de biraz hava almış olurum derdi.

bir de bedava bindiği otobüste ayakta durmakta zorlanıp illaki yer isteyen teyzeler var böyle sabah sabah hastane yerine evlenme programlarına koşturup kolbastı oynayabilen :p
4
rene rene
rahmetli perimdi bu. bende bir şey var hadi gidelim. tahlil mahlil bir şey çıkmaz, ben kızarım, bunlar bilmiyor der.
ama biliyor musun, son gittiğimizde onu hastane merdivenlerinden paytak paytak inerken geride bırakıp kızarak süratle çıkmıştım hastaneden. öyle bir hale gelmiştim ki bir şey çıkmayınca kızıyordum salaklığa bakın artık nasıl bir psikoloji. işte şimdi yine dese yine gitsek de bir şey çıkmasa beraber dönsek öpsem koklasam diyorum. insan böyle bir şey. elindekinin kıymetini öldükten sonra, gittikten sonra anlıyor. gözlerim doldu bak yine. gözlerimi dolduran tek kadın perim.
the red queen the red queen
dün kulağımdaki iltihap için mecburen sağlık ocağına gittim çünkü buradaki tek sağlık hizmeti o ve benim daha uzağa gidecek durumum yoktu. sabah sekiz buçukta gittim ki sıra olmasın ama hiç öyle değilmiş gerçekler. 17. sıra dedi makine. baktım bütün koltuklarda yaşlılar oturuyor. yaş ortalaması 80. o da çocuklu kadınlar yüzünden. onlar olmasa 100dür. ekrandaki isimlere bakıyorum, soyisimleri aynı olanlar var. millet sosyal etkinlik olarak sağlık ocağına tur ayarlamış sülalecek. sohbet muhabbet bekliyorlar muayeneyi. biri kalkıyor, o "sanki ölmeyi unutmuş gibi duruyorlar" dediğiniz yaşlılardan biri şimşek hızıyla boşalan koltuğa atlıyor. 17... çok büyük bir sayıymış meğer.
4
katia katia
bu sabah yolu şaşırıp sözlüğe gelmiş sanırım. lakin sessiz sedasız sırasını beklemiş olacak ki başlık hortlamış ama giri yok.