sagalassos

mazzo mazzo
sagalassos antik kenti ilk kez 1706’da fransız bir gezgin tarafından bulundu. ancak bu yerleşim yerinin batı torosların en önemli antik kentlerinden sagalassos olarak tanımlanması ancak 1824’te gerçekleşti. bu kentte kazılara 1985’te başlandı.kazılar günümüzde de hala devam ediyor. bu yerin seçilmesinin başlıca nedeni dağların sağladığı koruma olsa gerek.ayrıca tekne tepe’nin batısında bulunan geçitin kontrolü de önemli nedenler arasında. bölgenin en geç m.ö 6000’de yerleşime açıldığı düşünülüyor. sagalassos kentinin ise m.ö 3000’lerde yerleşime sahne olduğu, yine aynı zamanlarda adını aldığı düşünülüyor. pisidia kabilelerinin m.ö 1000’de buraya varmışlar. ormanların kesilmesi m.ö 1700’lerde bölgede pisidia’lilarin yaşadığına bir kanıt oluşturuyor. daha sonra tarımın yoğunlaşmış ve ekonominin hitit imparatorluğunun çöküşüyle başlayan karanlık çağlarda kapalı ekonomi ile en üst düzeye ulaşmıştır. m.ö 546-334 yılları arsında bölge pers egemenliğine girmiştir. ancak şehrin pers’lerden olumsuz etkilendiğini söylemek pek de mümkün değil. daha sonra m.ö 334-333’te büyük iskender o sırada telmessos ve selge ile pisidia’nın en büyük şehrinden biri olan kente saldırıp fetheder. iskender’in m.ö 323’te ölümünden sonra selefleri arasında m.ö 281’e kadar el değiştirir ve suriye seleukos topraklarının parçası haline gelir. ancak seleukos kralları bu eyaleti büyük antiokhos’a kadar (m.ö 223-187) yalnızca temsilci olarak yönetirler. sagalassos’un helllenleşmesinde, suriye ve mısır’la imparatorluk dönemine kadar sürecek olan ticaretin oluşmasında seleukoslar dönemi boyunca seleukoslara ve ptolemaioslaa paralı askerlik yapan pisidialıların etkili olduğu düşünülüyor. şehrin seleukoslar döneminde oldukça zengin olduğu düşünülüyor.şehir m.ö 189-133 arasında attalosların bergama krallığına dahil edilir. daha sonra en azından yasal olarak roma’nın asia eyaleti’nin bir parçası olur. böylece m.ö 39’a kadar sürecek olan özgürlüğüne kısmen de olsa kavuşur. m.ö 39’da galatların kralı amyntos’un krallığına katılır. m.ö 25’te yeni roma eyaleti galatia’ya dahil olur. roma imparatorluğu devrinden itibaren (m.ö 25) yazıtlarda ve paralarda belirtildiği gibi “pisidia’nın önde gelen şehri ve romalıların dostu ve müttefiki” olur. romalılar sagalassos’un egemenlik alanını genişlettiler. ayrıca şehir bu dönemde bölgeye savaşmak için gelen askerlere yapılan tahıl satışından daha da zenginleşti. hristiyanlığın devlet tarafından kabul edilmesinden sonra da yeni kurulan pisidia eyaletinin önemli psikoposluk merkezi oldu. şehir, m.s 518 ve 528’de depremlerden, 541-543 yıllarında da veba salgınından zarar gördü. bölge m.s 644-696’ da arap istilasına uğradı. bölgeye m.s 12. yy’ye kadar yerleşme olduğunu biliyoruz. ancak yazılı kaynaklarda sagalassos adı 13.yy’dan sonra görünmez.
dor tapınağı: yapı yukarı şehrin önemli bir noktasına inşa edilmiştir. 1990 yılından beri kazılar devam etmektedir. şlk kazılar büyük olasılıkla geç 1. yy/ erken imparatorluk döneminde yapılan orjinal yapının dik bir tepenin üzerinde olmasının getirdiği sağlamlık promlemleri yüzünden defalarca değiştirildiğini göstermiştir. özellikle orjinal merdivenlerin yerini ardışık üç teras almıştır. son değişiklik ise m.s 5.yy’da kısmen diğer yapılarında malzemelerinin kullanılarak ön duvarın daha yüksek olarak tekrar yapılmasıydı. bu değişiklikle artık dini amaçlar için kullanılmayan yapı, geç sur duvarı ile birleştirilerek bir kuleye çevrilmiştir. bazı buluntular bu yapının şehri ısauria kabilesine (m.s 404-406) karşı korumak için yapıldığını düşündürür. geç surun güneyinde sur duvarının (1.10-1.60m) iç yüzeyine karşı bir çeşit rampa (1.80-2m genişliğinde) düzenlenmişti.rampanın savunmacıların üzerinde yürümesi için değil, duvarı sağlamlaştırmak için yapılmış olmalıdır.

1992 kazılarında bölge kültü ile ilgili yerli binici tanrı kakasbos kültüne dair adak sunuları dışında yeni buluntular yoktur. 10-30cm kalınlığındaki üst katmanın içinden yapı malzemeleri dışında kapkacak, cam ve metal objeler bulunmuştur. diğer katmanlar ise geç roma mozaik parçaları, dikine yerleştirilmiş pişmiş topraktan bir boru sistemi, hadrian (denarius), julian ve diğer dönemlere ait sikkeler ile zengin çeşitlilik sunar.buluntular m.s 7.yy’a kadar işaret eder. üslüp yönünden erken imparatorluk dönemi muhafaza edilmiştir.

apollo klarios tapınağı: yapıya ait korunmuş olan parçaların hepsi meydana çıkarıldı. ancak bu parçaların daha önce yapılmış olanlardan farklı olarak oldukça sade olmaları dikkat çeker. büyük olasılıkla şehre zarar veren depremlerden sonra böyle bir teknik kullandılar. apollo klarios’a adanmış olan tapınak m.s 1.yy sonu ile 2.yy başlarına tarihlenmektedir. tapınaktaki tek süslü mimari öğeler şonik sütun başlarıdır. arkeologlar harabelerin altında dört farklı mimari tarzda sütun başlarının olduğunu belirtiyorlar. bu sütun başları tarihlerine göre çok süslü olanlardan sade olanlara kadar bir sıra izliyor.ortaya çıkarılabilmiş olan sütunların çoğunluğu m.ö 2.yy ve 1.yy’dan augustus dönemi’ne ait olduğu düşünülüyor. kalıntılardan bu tapınağın erken imparatorluk döneminde yıkıldığı ve m.s1.yy sonu ile 2.yy başlarında tekrar inşa edildiği anlaşılıyor. m.s 5.yy’da bu tapınak kiliseye dönüştürülmüştür.

bouleterion: araştırmalar sonucunda m.ö 2.yy yüzyılın sonlarında veya 1.yy başlarında, yukarı agorayı yukarıdan ve batıdan gören bir teras üzerine inşa edilmiş eski sagalassos bouleuterionu kalıntıları ortaya çıkmıştır. binanın batı yanında, üst katta iki korinth tarzı yarı sütun ile birleşen iç yan yüzeyleri athena ve ares kabartmaları ile süslü dikdörtgen kesitli payandaların taşıdığı loca benzeri bir açıklık olduğu düşünülmekteydi. 1993 sezonunda, agoranın batı kenarı boyunca birçok sütun ve sütun başları parçaları bulundu. ve alanın doğusundaki geçici bir teras üzerinde biraraya getirildi. bu parçaların basit bir locaya değil, bir çeşit galeriye ait olduğu düşünülüyor. bu tür sütunlu ve bir çeşit korkuluk duvarı üzerine oturtulmuş, üst katın sadece bir kısmını kaplayan galeri hellenistik makedonya saray mimarisinden esinlenilmiş görünmektedir.ayrıca bu mimari motifin seleukos imparatorluğunda da kullanıldığı sanılıyor. bu da bu mimari modelin sagalassos ile tanışmasının seleukos ordularında paralı asker olarak kullanılan sagalassoslular kanalı ile olabileceği ihtimalini akla getirir.

aşağı agora: 1992’de batıda apollo klarios tapınağı ile doğuda geniş roma hamamları arasında kalan, şehrin tam ortasına yerleşmiş küçük bir meydanda ikinci kez kazı çalışmalarına başlandı.kuzeyde yüksek bir terasın tepesindeki nymphaeum, güneyde yeni bir antre ve şehrin kuzey-güney eksenine açılan bir kapı ile proje sınırlandırılmıştı. şehrin önde gelenleri ve imparatorlar için yapılmış olan anıtların uzun kenarlarından alınan parçalar, meydanın bu düzeninin hellenistik dönemden kalmış olduğunu gösterir. m.s 1.yy sıralarında aşağı agorannın doğu kenarı boyunca, şehirlerin stiline uygun olarak 5.20m genişliğinde ionik sütunları bulunan bir yapı bulunmaktaydı. bu yapı bir girişti ve hamamların önündeki bir dizi dükkanla irtibatı sağlıyordu.büyük olasılıkla yüzyılın sonlarına doğru, doğu girişindeki bazı dükkanlar kapatıldı ve yerine daha basit dükkanlarla konutlar inşa edildi. yüzyılın sonlarına doğru da su tesisatı inşa edildi. burada ele geçen buluntular içinde 10 parçadan oluşan, tunç ve bakırdan yapılma alet takımı en çok ilgiçekenlerden bir tanesidir. ayrıca meydanda içlerinde m.s 556 ve m.s 607/8 yılları arasına tarihlenmiş bulunan madeni paralar da bulunmuştur ki bunlar sagalassos’ta bulunanların en yenileridir.

ayrıca bkz.

sagalassos archaeological research project dag vrienden van sagalassos, toen gisteren, 24 augustus, de meeste ploegleden al gaan slapen waren heeft de aarde gebeefd in ağlasun. twee kort op ... sagalassos
siyahperest siyahperest
burdur ili, ağlasun ilçesi, güneybatı torosların güneye bakan yamaçları üzerinde 1490-1600 metreler arasında yer alan, 1989’dan yılında başlayan 1990 senesinde bu yana prof. dr. marc waelkens başkanlığında yürütülen ve halen daha kazıların devam ettiği ve ettikçe yeni alanların ortaya çıktığı, kazılarda pek çok yapı ve eserin ortaya çıkması ile 2009 yılında unesco dünya mirası geçici listesine giren, gidilip gezilip görülesi bir antik yerleşim yeri.
clitor eastwood clitor eastwood
m.ö. 333 yılında büyük iskender'in gazabına uğrayan şehir.

termessos kentinde yaşayan savaşçı kavim solym'ler perge ve olimpos gibi şehirlere yağma yapıp küçük saldırılar düzenliyorlardı.
iskender'e direkt teslim olarak onu kapıda altın bir taçla bekleyen pergeliler, adamcağız az biraz soluklanınca ona bu solym belasından bahsettiler.

benim stratejik bir hata addettiğim, iskender'inse pergelilere jest olsun deyu "taam ben sikerim onnarı" vaadinden sonra, alır ordusunu büyük bir özgüvenle bugünkü adı güllük dağı olan, o günkü solymos dağı'nın zirvesinde yaşayan termessos'lulara doğru yürür. artık keşif gezisi mi yaptırmadı, neden öyle oldu bilinmez şehri alamadığı gibi, yanına aldığı ordusunun neredeyse 3'te 1'lik kısmını orda kaybeder.
bu solym'ler iskender'in üzerine dağdan büyük kayalar yollarlar.
bugün bile tek bir çıkışı olan, çok sarp kayalara ev sahipliği yapan güllük dağı'nın o günkü durumunu düşünmek hayli sıkıntılı.

ve zaten atarlı giderli, asabi bir karakter olan büyük iskender o kadar kızar ki, en yakın denilebilecek sagalassos kentine yürür. kentin tüm erkeklerini kılıçtan geçirerek, kadın ve çocukları köle pazarlarında sattırıp, taş üstünde pek taş koymaz. daha sonra roma döneminde tekrar inşa edilir kent.

salak solym'ler ise, dağ savunmasından aldıkları özgüvenle aşağı inip, komşuları sagalassos'lulara yardıma giderler.
lakin açık alanda iskender'e saldırmak?
aklınızı direkt yarrakla yemiş olmalısınız sayın solym'ler.
iskender tekrar sinirlenip geri döner ve yardıma gelen tüm solym savaşçılarını katlederek yola dizdirir.
lakin termessos'u işgal içün tekrar kente geri dönmez.