sağlık bakanlığı

1 /
chixculub chixculub
komik bir bakanlık. komik uygulamalar, atamalar, cezalar kesen bakanlık. efendim akp hükümeti iktidara geleli kaç yıl oldu? 6 yıl. bu 6 yıl boyunca gerek başbakanın ağzından, gerek sağlık bakanının ağzından; hastane önlerinde sıra olmayacak, hastanelerde rehin kalınamyacak, hastanelere herkes alınacak şeklinde vaatler döküldü hep. bir şekilde bu vaatlere ter düşen uygulama yapan hastaneler oldu iktidar dönemleri boyunca. sağolsunalr konuların üzerine gidip soruşturmaalr açtılar falan. en son iki yanık vakaasından müzdarip çocuğun hastaneler tarafından kabul edilmemesi skandalı yaşandı. muhalif gazetelerde hani o vaatler şeklinde verildi haberler, iktidar yanlısı gazetelerde böyle zulüm görülmedi diye verildi. her neyse sağlık bakanlığı jet hızıyla bir soruşturma açtı, olayı ve olaya karışan hastaneler hakkında. velhasılıkelam soruşturma sonuçlanmış, sağlık bakanlığı oalya adı karışan hastanelere kapatma cezası vermiş. hem de sekiz gün(zaman gazetesine göre). işte komiklik burada başlıyor. sen sağlık bakanlığı oalrak keyfine göre hasta kabul etmeyen bir hastaneyi soruşturuyorsun ve soruşturma sonunda 8 gün boyunca hasta almaması yönünde bir ceza veriyorsun. bu nasıl bir zihniyet. sahasında rakip oyuncalara küfreden, yabancı madde atan ev sahibi takımın sahasını mı kapatıyorsun? nasıl bir ceza bu? bir hastaneyi kapatmak şeklinde bir cezayı nasıl verebilirler? hangi mantıkla bu ceza verilebilir? bu kapatma cezasını uygulanacağı süre zarfında kapatılan hastanelerin yakınında kritik bir vakaa olduğunda, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan bir hasta en yakı nhastaneye doğru getirilip hemen müdahale edilmesi gerekirken, hastanenin hasta kabul etme yasağı olduğundan doalyı başka bir hastaneye yönlendirildiğinde, hasta kaybedilirse vebali kimin olur? hastanenin mi? bakanlığın mı? yoksa adamın kendi suçu mu olur? (ya açık bir hastanenin önünde kaza yapsaydı arkadaşım) gerek eksik donanımlı gerek tecrübesiz kadroyla mantar gibi biten özel hastanelerin yanlış uygulamalarına böylesine yanlış bir ceza kesilebilri mi? vicdan? hipokrat yeminie sadakat? yok mu bunlar ya müffetişlerde. gerçi sağlık bakanı tıpkı kimi il ve ilçe sağlık müdürlerini imam hatip mezunu camii hocalarını atadığı gibi atadıysa böyle bir ceza kesilmesi normal elbette. sağlık bakanlığı ciddi bir kruum olamsı gerekirken neden bu akdar komik anlamlandıramıyorum.

kaynar suyla yanan sıla'yı kabul etmeyen hastanelere kapatma cezası geçtiğimiz hafta istanbul ve kocaeli'nde yaşanan iki yanık skandalı sebebiyle sorumlulara ceza yağdı. sağlık bakanlığı, yanıklar içindeki sıla bebe... zaman
galliani galliani
müslüman memleketinde, hastaların ibadetlerini yapabilmeleri için kendisine bağlı yataklı tedavi kurumlarına mescit yapacağı için eleştirilen, gayet de kel alaka bir biçimde "özgürlükçü/demokrat bir sistem/parti bunu nasıl düşünür" diye hayretler içinde kalınan, yerin dibine batırılan bakanlıktır.
bunu yapacak olan tabiki "özgürlükçü/demokrat" sistemlerdir. bu sistemlerde insan bir bireydir, adam yerine konur, değer verilir. descartesçı pozitivizm elbette bunu düşünmez, hastanın moralini yüksek tutmak için inancına göre imam, haham, papaz gibi din adamlarını hastanın başına göndermek gereksizdir, hastayı ruhen iyi edecek olan psikologlar, psikiyatristlerdir. hitlerci faşistler ise ne papaz ne imam ne de psikolog, direkt infazcı ss subayını gönderir.

maksat akp'ye bok atmaksa, sözlük genelinde bir sürü akp çukuru bulunabilir, küreğinizi alıp oraya gidin.
galliani galliani
her hastanesine bir mescit yapmayı planlayan bakanlıktır. ancak hristiyanlar ve yahudiler ayaklanmış, hep bir ağızdan "istemezüüüükk" bağırıyorlar.

bu memlekette imam/mescit/cami düşmanlığının en önemli savunmasıdır "o zaman herkes ister" savunması. üniversitenin biri kampüsüne cami yapacaktır "aman efendim ya şeytana tapanlar da tapınak isterse", hastaneye mescit yapacaksın "aman efendim, ya hristiyanlar da kilise isterse", bir semte cami yapacaksın "aman efendim, ya buraya yahudiler de sinagog isterse". vardıkları sonuç şu olur: "herkese vermeyeceğimize göre hiçbirine vermemeliyiz." bu mu yani çözüm. ezici çoğunluğu müslüman olan bir ülkede islam dinine özgü ayrıcalıklı uygulamalar yapılamaz mı? italyan yüksek mahkemesi böyle bir ihtilafta "nüfusun çoğunluğunu oluşturan katolikler için yapılanlar bir haktır, diğer dinler için yapılanlar lütuftur, onlara yapılmaması katoliklere de yapılmamasını gerektirmez" (kararı ben basit bir dille özetledim,tam metin böyle değil) kararı vermiştir. hristiyanların bir devleti var (bkz: vatikan), o vatikan ki milyarlarca dolarlık bir mali kaynağa sahip, başındaki kişi tüm dünyada devlet başkanından da öte avrupa fahri kralı muamelesi ve saygısı görüyor, yanındaki kardinalleri kırmızı pasaportlarla diplomat sıfatında dünyada gezdiriyor. avrupanın birçok ülkesinde kiliseler önemli birer tüzel kişilik halinde örgütlenmiş, bağımsız ve denetimsiz bütçeleri yönetiyorlar. muazzam vakıfları sayesinde önemli ölçüde insani yardımları örgütleyerek dünyanın geri kalmış yörelerinde misyonerlik faaliyetleri yürütüyorlar, hatta birçok yerde yerel hükümetin de üzerinde güçleri var. hristiyan ülkelerinin büyük çoğunluğunda hapishanelerde,hastanelerde, okullarda papazlar hakim durumda. ne imam var ne de haham. tüm bunlara rağmen ben benim memleketimde kartal eğitim araştırma hastanesinin 10000 odasının birini kapatıp müslüman vatandaşıma mescit yaparken "aman efendim, hristiyana niye kilise yapmıyorsun, o olmazsa bunu da yapamazsın" laflarına aldıracağım. çanakkale'de, balkanlarda, kanalda, ırak'ta, kurtuluş savaşında müslümanlar savaştı da kurdu bu ülkeyi. bakış açım ırkçı bir bakış açısı değil, hristiyanların yoğun olduğu bölgelerde kilise hastaneye bir papaz atamak isterse,bir oda isterse elbette onun için de bu imkan sağlanmalıdır. demokrasi tam da budur işte. bir oran konulabilir, yatan hasta sayısının atıyorum %5'inden çoğu hristiyansa bu imkan verilebilir. daha değişik bir kriter belirlenebilir tabiki. ancak, hristiyanların yok müslümanların da olmasın demek bu ülke insanını adam yerine koymamaktır.
galliani galliani
bir hastanesine bir mescit açmak için memleketin tüm sorunlarının bitmesini beklemenin çocukça bir düşünce olduğunun farkında olan bakanlıktır. bir mescit açmanın maliyeti bugünün fiyatlarıyla ortalama 50 ytl'dir. o da zemine döşeyeceğin bir halıflexten ibarettir ki memlekette birçok dininiseven kişi vardır o halıyı o mescite bağışlayacak olan. hastaneye açılacak bir mescitle okulların pc ağıyla birbirlerine bağlanması tamamen farklı şeylerdir, birinin yapılması diğerini engellemez. biri milyarlarca dolarlık kaynak istiyorken diğeri neredeyse ücretsizdir.

bilmeyenler için not: sağlık bakanlığı hastanelerinin yüksek çoğunluğunda mescit eskiden beri var. hatta olmayan hastane ben şimdiye kadar da görmedim. bunun şimdi ısıtılması da doğan medya grubu tarzına benzemektedir.

(bkz: kanal d ana haber hedef kitlesi)
bulletproof bulletproof
bütçesini kendi "asgari" sorumluluklarını yerine getirmek için kullanması gereken bakanlıktır, ister 50 ytl olsun ister 50 milyon ytl. daha hastanelerinde sağlık koşullarını sağlayamayan bir bakanlığın bu yaptığına ayranı yok içmeye tahtırevanla gider sıçmaya denilir.

ben de aslında elleri değmişken kendilerinden ibadethane isteyecektim ama balkanlar'da, kanal'da, ırak'ta, kurtuluş savaşı'nda savaşmışlığım olmadığından bana destur yokmuş.
galliani galliani
hasta hakları genelgesi 7. maddedeki dini vecibeleri yerine getirebilme başlığı altında hasta için verilen " sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirmeye hakkı vardır" hakkını uygulamaya geçirmeye çalışan bakanlıktır. ibadethane değil, bir odayı mescite çevirmekten bahsediyoruz. müslümanların ibadethanesi camidir, mescit değil. mescitler sadece islam dini içinde olan (olduğuna inanılan diyelim de laikçiler itiraz etmesin) 5 vakit namaz kılma ibadetinin yapılabilmesi için bir mekan görevi görürler. imamı yoktur, minberi yoktur, mihrabı yoktur, minaresi yoktur. hastaneye cami yapılsın demiyor kimse.
recai pengül recai pengül
"insanın birey olduğu ve adam yerine konduğu sistemde tabi ki yapılacak." denen uygulamaya imza atacakmış. her ne kadar mescitler ile uygulamanın ne olduğu belli olmasa da bilinmeyen bu uygulamayı savunmak için getirilen argümanların bir kısmı ilgimi çekti.

daha üç sene önce özel hastaneleri de içeren yönetmelikte "dinî ibadetler için yer ayrılabilir." ifadesini "dinî ibadetler için yer ayrılacaktır." diye çevirmeye çalışan bireyci ve özgürlükçü sağlık bakanlığından bahsediyoruz burada. tasarı yasalarımıza girdi mi yoksa akp'nin dilim politikası kapsamında rafta mı bekliyor o kadarını takip edemedim.

din devleti olan vatikan'ın milyarlarca dolarlık bütçesinden hristiyanlık propagandası için harcama yapması ile bizim sağlık bakanlığının bütçesininden dinî harcama yapmasını karşılaştırmak ise hoş olmuş. bana yapacak bir sarkazm bırakmamış zaten (!).
bana bir nick bulun bana bir nick bulun
kendileri şunu demek istemektedirler kanaatimce; "bakın biz hastanelere mescit de yaptırıyoruz yakında bir de musalla taşı koyacağız oraya, bakımsızlıktan, yetersiz donanımdan, doktorların günde 200 hasta bakıp da sonra ameliyata girerek hastanın orasında burasında unuttuğu neşter, makas, sargı bezi, hastanın hastalığını bilememekten, ve hastanelerdeki ambulans eksikliğinden kaynaklanan ölümlerde hastanızı hatta meftanızı dışarı da bir camiye götürmenize gerek yok. yakın bir zamanda hastane bahçelerine mezarlıklarda yapacağız. direk hastalarınız hastaneye gelir gelmez siz bize teslim edeceksiniz biz sonrasına bakacağız."

hayır cami yapılsın yapılmasın değil de önce sen bir eksiklerini gediklerini düzelt ondan sonra cami yap. orda yatan hasta camiye gidemeyecekse yapmanın ne anlamı var ki?
onurene onurene
bütün sağlık kurumlarını tıkır tıkır işlettiği ve sağlık konusunda hiçbir sıkıntı kalmadığı için artık cami, mescit yapımına kendisini adayan bakanlık.

adamlar ne yapsın yahu? her şey tıkır tıkır işliyor, böyle otomotik vites araba gibi. adamlar da boş durmayalım diye bu işlere el atmışlar. ordan bok atıp durmayın, size soruyorum boş durursa aldığı maaş haram olmaz mı?

ayrıca hastanelerde mescidin bulunması hastaların morali açısından olumlu etki yaratıyormuş. capon bilim adamları yapmış araştırmayı. mescid bulunan hastanelerdeki iyileşme oranı %99,3 daha fazla oluyormuş. hatta sonra hepsi müslüman olmuşlar. birisi işini bırakıp sağlık bakanlığında imamlığa başlamış. sakal falan da bırakmış 13 cm. hatta çeşitli esprilere konu olmuş. en uzun organın sakal falan diye. adam capon, küçük oluyor tabii.
galliani galliani
üzüm yemek değil bağcı dövmek için bahçeye girenler tarafından eleştirilen bakanlıktır. yok efendim önce şu yapılsın, bu yapılsın. önce şunların hesabı sorulsun. zaten bir de "50 değil 1 lira tutsa bile bu harcama yapılamaz, bedavaysa belki" düşüncesi çirkeflikte son noktadır. muhtelif girilerimde gereken tüm açıklamaları yapmıştım, onları burada tekrarlamanın alemi yok. doğuya özgü tartışma kültürü sözlükte tüm hızıyla devam ediyor. toplu bebek ölümleriyle hastaneye açılacak bir mescit arasındaki korelasyonun isviçreli bilim adamları tarafından açıklanması beklemek en doğru karar olacak sanırım. mesela, türk silahlı kuvvetleri pkk'yı bitiremedi ama kendi personeli için oteller, barlar, yüzme havuzları, hatta golf sahaları inşa ediyor. tüm kurumların sorunları var ama hepsinin devasa sosyal tesis harcamaları var. her yıl trilyonlar aktarılan ve halkın %99,9'unu hiç ilgilendirmeyen bir devlet opera ve balesi var.(olmasın demiyorum, dikkatinizi çekerim) hastaneye yapılan mescit yine o vatandaşın verdiği vergiyle karşılanacak, herkes faydalanmayacak ama vatandaşın verdiği vergiyle yapılan golf sahasından da herkes faydalanmıyor. hatta o mescite bir gün gitmeye karar verirsen kimse seni dışarı atmayacaktır ama o golf sahasının yanından bile geçmeye kalksan roketatarla kovarlar. hastaneye yapılacak mescit evrensel hasta haklarının bir gereğidir. o yapılacak olan mesciti savunuyorum ama o mescite hayatım boyunca hiç uğramayacağım yüksek ihtimalle. bunu da belirteyim. olmazsa olur mu, elbette olur ama yapılmaya karar verilmişse bunun karşısına dikilecek kadar da pozitivist laikçi değilim.

anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az

zaten mescitler her hastanede var, olmayanlara da yapılacak, benle tartışmayın, gidin engelleyin. akp yapıyor, yapacak. öteki seçimleri chp kazanır, sağlık bakanlığı yönetimini ele alır, o zaman mescitleri kapatarak minibara çevirir. (bkz: nokta)
recai pengül recai pengül
hakikaten de "doğuya özgü tartışma yöntemleri" ile tartışılan bakanlık. mesela "diğer kurumlar da böyle o hâlde siz yanlışsınız." demek şahane bir örnek doğulu tartışma yöntemlerine. "sağlık bakanlığın aslî görevlerini yerine getiremiyorken hastaların dinî ibadetlerine önem vermesinde art niyet ararım." diyenlere karşı argüman olarak tsk'nın pkk mücadelesi ve askerî sosyal tesislerin varlığını kullanmak nefis. ya da türkiye genelinde opera ve bale seyircilerinin sayısının 70.000'den az (yazıyla yetmiş bin) olduğu ve opera ile balenin halkın %99.9'unu ilgilendirmediği gibi kıçımızdan uydurduğumuz sayılarla argümanlar sunmak da çok başarılı örnekler. bana bu tartışmadan ekmek çıkmaz...
1 /