schachnovelle

1 /
buscemi buscemi
stefan zweig'ın eseri. orjinal adı die schachnovelle'dir.
avrupadan amerikaya gitmekte olan bir gemide dünya satranç şampiyonu mirko czentovic bulunmaktadır. teksaslı bir milyoner czentovic ile bir maç yapmaktadır. ilk oyunu czentovic kazanır ikinci oyun sırasında dr.b adlı bir avusturyalı göçmen oyuna karışır ve czentovic'i beraberliğe zorlar. tüm gemi ayağa kalkar. bunun üzerine teksaslı milyoner dr.b ile czentovic arasında bir maç ayarlar... bu maç sonucu dr.b'nin gizemi de ortaya çıkacaktır...

alman sürgün edebiyatının en önemli eserlerinden biridir, herkesin okuması ve üstüne satranç oynaması tavsiye edilir.
nvr ws a crnflk grl nvr ws a crnflk grl
stefan zweig'in türkçe'ye satranç adıyla çevrilmiş uzun öyküsü. kendisi son derece sembolik bir öykü olup karakterlerinden mankafa satranç şampiyonu nasyonal sosyalizmi, kafayı yemiş dahi ise insan sevgisini temsilen yaratılmıştır.

yazar bu öykünün yayımlandığı yıl karısıyla birlikte intihar ettiğinden öykü aynı zamanda yazarın veda mektubu olarak değerlendirilmektedir. hitler'in de yazar gibi önce karısı eva braun'u sonra kendisini öldürmesinin gayet trajikomik olduğunu düşünüyorum.

filminin fragmanı için;

marimar marimar
pat diye bitmesinin akabinde arka sayfaları çevirip devamını aradığım mamafih bulamadığım,acaba eksik mi bu dediğim stefan zweig kitabı.öyle bi gazla okutuyo ki kendini nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile.
regulus regulus
inanılmaz kısa ve inanılmaz sürükleyici bir kitap. bir anda bitiveriyor, tadı damakta kalıyor.
yıllar evvel kaybetmiştim malum ufacık kitap. geçen görünce aha satranç diye direk aldım. o kadar sağlamdır yani, illa ki bulunmalıdır kütüphanede.
desmodus rotundus desmodus rotundus
stefan zweig'ın derin bir "hiç"lik duygusu içerisinde kaybolduğunu oldukça yalın anlatan son eseri. eser aslında karşıt grupların imgeleştirmesi gibi dursa da yarısından sonra hatta sonlarına doğru derin bir psikolojik sürüklenme içerisine girmektedir.. kitap zaten 80 sayfa bir şey. ona karşılık gerek betimsel gerek ifadesel anlamda yalınlık ve düşünsellk fazlasıyla mevcut geldi bana..

"ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz. insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. bekleyip durur insan. hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. yalnız. yalnız.."
kloroplast kloroplast
okuyunca insanın "ellerine sağlık stefan" dediği müthiş bir eser. okursanız başkalarına tavsiye etmeden duramazsınız. yalnız "eğer ben dünya tarihinden bihaberim" diyorsanız vikipedi'den bazı şeyleri araştırmanız gerekebilir. gestapo ve nasyonal sosyalizm gibi.
açlık çoğunluktadır açlık çoğunluktadır
stefan zweig'ın, sürgün zamanlarından sızma, en iyi işlerinden biri... ekmek parçalarından satranç taşları yapan dr.b, zamanla bunun da üzerine çıkar, zihni artık o kadar somuta evirmiştir ki, ekmek parçalarından taşlara da gerek kalmaz... paylaşılacak çok şey vardır öyküden.

şimdilik buyurun:

"... gerçi kendi deneyimlerimden "kralların oyunu"nun gizemli çekiciliğini biliyordum; insanoğlunun düşünüp bulduğu oyunlar arasında, rastlantının her türlü despotluğuna karşı koyan ve zafer kupalarını yalnızca akla ya da daha çok tinsel yeteneğin belirli bir biçimine veren tek oyun. ama satranca oyun demekle, haksız bir kısıtlama yapmış olmuyor mu insan? satranç aynı zamanda bir bilim, bir sanat değil mi, yerle gök arasında süzülen muhammed'in tabutu gibi bu iki kategori arasında gidip gelmiyor mu, bütün karşıt çiftlerin bir kerelik bileşimi değil mi? hem çok eski hem de yepyen, düzeneği hem mekanik hem de hayal gücüne bağlı, hem sabit geometrik bir alanla sınırlı hem de bileşimleri sınırsız, hem sürekli gelişen hem de kısır, hiçbir şeye götürmeyen bir bir düşünme, hiçbir şeyi hesaplamayan bir matematik, yapıtları olmayan bir sanat, maddesi olmayan bir mimari, bununla birlikte varlığıyla tüm kitap ve yapıtlardan daha dayanıklı olduğu su götürmez, bütün halklara ve bütün zamanlara ait olan tek oyun; can sıkıntısını öldürmesi, zihni açması, ruhu canlandırması için tanrı'nın onu yeryüzüne gönderdiğini kimse bilmez. başlangıcı ve sonu nerededir?..."
1 /