şenol erdoğan

1 /
comtesse de lautreamont comtesse de lautreamont
gece açacaksın sen küçük ve adsız
yağmura kesmiş bir rüzgârda
sarsılacaksın ve bulanacak için
sabaha değecek sıcak dolgun yuvarlak göğsün
üzerinde buğu tüten otlağa dokunacak çıplak ayaklarım
beklemeye koyulup koyulmadığını düşleyeceğim
kentin uykusunun kör noktası
içimdeki ulumanın nirengisi olacaksın

şenol erdoğan


kalıcı olmayan bir hayranlık duyduğum içyazın adamı. işlerinden çok karakteri sebebiyle aklımı meşgul etmiştir bir süre. kendisini tanımıyorum kendisi de beni tanımıyor. tanımayacağım ve tanımayacak, çünkü etrafında yüksek, yosunlu, çirkin duvarlar var.

şimdi tüm alakamı hey arnold'a odakladım.
periyodik neşriyat periyodik neşriyat
altıkırkbeş(veya `6 45)yayınevi'nin ne olup ne olmadığına dair güzel bir röportaj edilmiştir kendisiyle:
tadımlık:
"o kadar beyni var. şöyle söyliyim bence okumayan, gerçekten okumayan insan hiçtir, sıfırdır. bu insanlara karşı tiksinti duyuyorum. onlardan da çok fazla var. okur oranı çok az türkiye'de. şöyle örnek verebilirim; ayrıntı yayınlarından çıkan, guy debordun kitabının ilk baskısı on iki sene önce yapılmış, 2. baskısı daha bu sene içinde yapıldı. böyle bir adamın bile kitabının ilk baskısı on iki sene de bitmiş."

devamı ve daha iyileri için:
altıkırkbeş yayınevi editörü şenol erdoğan'la röportaj altıkırkbeş, yayıncılık ve edebiyat dünyası hakkında merak ettiğimiz herşeyi, altıkırkbeş'in üyesi ve yayınevinin editörü olan şenol erdoğan'a sord... ozgurroman
sleeping with ghosts sleeping with ghosts
"böyle işte... sen orda öyle durursun: birileri gelir gider, bi'şey sanır, bi' bok değildir oysa olan biten, olan biter. susarsın, gider onlar sonra başkaları gelir, sen hep ordasındır, gülümsersin içinden, susarsın, sonra gider onlar, birileri gel..." diye, bizim de içimizden geçeni söylemiş olan güzel insan..
kartonkahraman kartonkahraman
'balıkçı kral' sinir bozucu! kesinlikle sinir bozucu bir adam şenol erdoğan ! underground dünyanın tüm birikimini türkçe'ye kazandırmayı iş edinen 6:45 yayınevi'n... reportare adresinden kendisi hakkında çok samimi bilgiler elde edebileceğiniz, samimi, sıcak ve hayvan gibi kültürlü yeraltı adamı.

sadece yazdığı değil, çevirdiği kitaplarla da kaliteye koşan biridir. öyleki sadece kitaplar için yazdığı önsözleri okusanız bile bambaşka anlamlar ifade eder sizin için şenol erdoğan.

sel&altıkırkbeş yayınları ortaklığında çıkan "beat kuşağı antolojisi" türk edebiyatının görebileceği en iyi antolojidir, hani tüm antolojiler kapsamında, o derece.

"bir tanrının ikra! diye bir ayet, bir emir kipi kullanması hoşuma gidiyor..."

"evrende insanın g.tünü uçuklatacak milyarlarca şey varken insanların uğraştıkları şeyler, onların tanrı'yı anlamadıklarını gösteriyor"

"bu böyle sorguladığım matematiksel falan filan bir süreç değil benim için. çünkü tanrı benim hayatımda bana hiç ayak bağı olmadı. herhangi bir ihtiyaçla, herhangi bir korkuyla tanrı’dan medet beklediğim de yok. sürünüyorum lan? sürünüyorum o zaman manyak mıyım ben? en basit anlamda “baba beni niye terk ettin?” (eloi! eloi! lama sabakthani?” derdim! yok öyle bir durum! tanrı 155 polis ihbar değil ki!"

(bkz:yalarım)
adolate adolate
yazdığı bazı önsözler kitapları geride bırakabilecek kalitede edebi yanı olan kişi. ayrıca füg-intahar notları ile kendimi bir sokak lambasına asmam konusunda sıkı bir fikir empoze etmiştir.

ayrıca bir şiirinde öyle bir kısım vardır ki adamın amına koyar.


***
modern insan sessizlik şansını yitirdi
3d sikiş
hepatit
dokuyu düz
cobain yırttı gırtlağını
panama sikişi oğlanların
turistlerin yarrak avı ve dolunay götü bembeyaz
nitröz kamış
herşeye kadir allah
edep yeri mahkemesi
babalardan kim koruyacak çocukları
***
adolate adolate
30 kasım afili filintalar yazısı ile yine beynimi çok güzel sikmiştir, helal olsun.


iz


yürüdükçe arka cebinden tanrıyı düşürdü
gelincik tarlalarının başladığı yerde öldü annesi /paslı bir sarıydı saçları
şakakları ıslak
sırtı göl
gölgesi yok idi
sıcak idi
biyerleri egzama idi
kudüse indi
gecenin midesi bulandı
tenleri renksiz ölüler görüp odasına geçecekti
epiphanesi gördü ansızın
sanki galatlılar yürüyordu
şölen vardı
kulakları uğulduyordu
gümüş kalkanlı makedonlar yürüyordu önleri sıra
epiphanes tuhaftı
kölelerle şakalaşıp
fakirlerle yemek yiyor
tekrar tahtına çıkıyordu
bol, kırmızı mantolar giymişti galatlar
sonra kedi miyavladı
karnım acıktı
dalmışım.

(bkz:http://www.afilifilintalar.com/iz
1 /