sevgili olunmadan önceki üç dakika

1 /
stagger lee stagger lee
hava yağmurludur ve bir tane şemsiye vardır. iki kişi yürümektedir. erkek oldukça sinirli görünmektedir. şemsiyeyi nefretle tutar. ''nasıl tutuyorsun şemsiyeyi, der kız, ıslanıyorum'' beceriksizim ne yapayım, şemsiye tutmak da bile beceriksizim, der erkek. biraz daha yüyürler.
'' nasıl bi mesajdı, dün akşamki o, der kız. sana hayatında başarılar gibi bi şey yazmışın.'' öyle bi şey işte der erkek, ne önemi var hem, sinirli hali hala devam etmektedir. ''yani der kız, beni hayatında görmek istemiyosun'.' erkek durur, şaşkındır. hayatımdamıydın ki? ver şu şemsiyeyi der kız, seni beceriksiz! ayrıca budala, hayatındayım ve hayatımda olmanı istiyorum.
theme theme
dudaklar kurur halbuki sıradaki ekşın bunun tam tersini gerektirmektedir, koku alma duyusu keskinleşir, daha sonra çekim alanı aktif hale gelir adeta iki mıknatısı belli bir uzaklıkta ayrı tutuyormuşsun gibi sonra ilişkilerinle ilgili kötü şeyler flashback yapmaya başlar o flashbacklere karşıdaki karakter eklenip flashforwardlar oluşturulur ''ama ben aşık olamıyom bak, çabuk sıkılıyorum bi de sonra üzücem seni, hem iltifat felan da edemem hiç'' sonra cop diye bi ses çıkar bi bakmışsın yapışmışsınız birbirinize kendi kendine dersin 'herneyse'...
(bkz: öpülüyorum)
don draper don draper
aynen yaşanmıştır:
-niye bana öyle bakıyorsun?
-bakmıyorum...
-bakıyorsun gözün şaşı oluyo hatta???
- ben seni o kadar uzun zamandır bekliyorum ki, şimdi bu yanımda oturan sen misin diye inanamamış olabilirim belki...
- ha..ondan yani..
- evet...ben sana yıllardan beri aşığım ama öyle ilginç bir kadınsın ki bunu anlatana kadar anam ağladı, dikkatini çekecem diye seni kahvaltıya çağırmaktan ve sürekli olarak krep yapmaktan kollarım koptu şerefsizim.
-haa..şerefsizim diyon yani..
- allah belanı versin, seni seviyorum...elini tutabilir miyim?
-hmmm, tamam o zaman..tutabilirsin...
sonuç: bu diyalog yaşandıktan tam 2 yıl sonra nikah masasına oturulmuştur.
fular fular
- ben sevgilimin eli elimdeyken parmaklarını okşarım severim sabit tutamam hiç parmaklarımı.
- nası’ yani?
sağ el kızın sol elinin tutar, baş parmak, işaret parmağı sol elin parmaklarını sever, sever, sever.
- böyle bi’ takıntım var işte.
- ilginç hakkaten.
- güzel de hem. ( gülümsemeler, gülüşmeler )


ankara haziran 2000 kuğulu park
fular fular
2003 istanbul tepebaşı italyan kültür
en üst kattaki sınıf 3. kur. ders pazar sabahı 11’ de, sabaha karşı eve gelip yatmışım. köpek gibi sigara içmemden mütevellit merdivenleri çıkarken ruhumu teslim edecek seviyeye gelmişim. nefes nefese sınıfa giriyorum, tekli sandalyede öylece oturuyor, hep aynı masumiyet, hep aynı güzellik… yanındaki sandalye boş. sanki isteyerek değil de spontane yanına oturuyormuşum gibi gidiyorum , içimdeki şerefsiz kıs kıs gülüyor, bense az önce dünya yanmaya başlamış ve umursamıyormuşum gibiyim.
- hmmf hmmf off geç kaldım diye koşturdum öldüm ya.
- acele etmeseydin yavaş çıksaydın keşke var daha dersin başlamasına.
- ne bileyim işte kalbim yerinden çıkacak gibi baksana.

sol elimle sol elini tutuyorum, sanki 4 karatlık bi' pırlanta var elimde - markiz kesim - öyle dikkatli tutuyorum elini. kalbime götürüyorum küt küt atıyor, atıyor ama merdivenleri hızlı çıktım diye değil. elini kalbimin üstüne koyuyorum, bırakıyorum, çekmiyor, çekemiyor o da...

edit: ulan o değil de az ibne değilmişim ben de.
1 /