seyahate davet

kerrigan kerrigan
kardeşim, yavrum,
sana benzeyen bir yer
düşünüyorum;
gidip orda beraber
yaşamanın, sevmenin,
sevmenin ve ölmenin
o yerde bir gün,
saadetini düşün.
karışık göklerinin
ıslak güneşlerinde,
o hain gözlerinin,
bol yaşları içinde
daima parıltılı
duran riyakar
gözlerinin esrarlı
cazibesi var.

orda ne varsa süs, sükun ve şehvet,
intizam ve güzellikten ibaret.

üstünde güya
senelerin cilası
parlayan eşya
süslerdi odamızı;
bu bulunmaz çiçekler,
kokularını amber
kokularına
mezcederdi boyuna!
orda tavanlar zengin,
ve derindir aynalar;
her köşede sevdiğin
o şark ihtişamı var.
her şey kendi dilince
ses verir bize;
ve kalbini gizlice
gösterir bize.

orda ne varsa süs, sükun ve şehvet,
intizam ve güzellikten ibaret.

bir baksaydın bu
kanallarda ne kadar
serseri ruhlu,
uyuyan gemiler var;
hem gidermek içindir
inana ki en küçük bir
arzunu, onlar
uzaktan geliyorlar.
o akşamlarda gurup,
tarlalar ve kanallar
ve bütün şehri yakut
ve altınlara boğar.
orda kainat hulya
ile sarhoştur,
sıcak, sıcak bir ziya
içinde uyur.

orda ne varsa süs, sükun ve şehvet,
intizam ve güzellikten ibaret.

(bkz: charles baudelaire)
(cahit sıtkı tarancı çevirisi, varlık. eylül, 1934)