şeytanın fısıldadıkları

1 /
parthenope parthenope
aşk üzerine :

aşk; yüzmeyi bilmeden bizi attıkları bir deniz.

aşkta akıl susar, delilik konuşur.

beni acıtabilmek için önce nereye vuracağını iyi bilmelisin
nereye vuracağını bilmek için beni çok iyi tanımalısın
beni çok iyi tanımak için sevgilim olmalısın
sevgilim olman için seni çok sevmeliyim
yani ?
yani seni çok seversem beni acıtabilirsin.

aşk ne akdar şiddetliyse ayrılıklar ve kavgalarda o denli şiddetli olur.
hiç kavga etmeyen aşıklar mı ?
onlar sevgililerini değil, ebeveynlerini bulmuşlardır.

büyük ve gerçek bir aşktan beklenen son, her zaman bir faciadır. böyle bir aşk ya bir cinayetle bitmeli yada bir intihar. en iyisi bunların birlikte gerçekleşmesidir. aşıklar için cinayet ve intihar zaten aynı şeylerdir. geriye her zaman bir tek ceset kalır.

sonsuza kadar sürecek yegane aşklar yarım kalmış aşklardır.

ya bir ömür boyu değildir
yada aşk değildir.

ya bir gecelik değildir
yada aşk değildir.

aşk kısmetle gelsede rastlantılarla başlasa da
aşıkların seçimidir yinede aşklarının kaderi...

büyük bir aşk; büyük endişeler, büyük korkular,büyük ihanetler, büyük kinler ve büyük acılara yoldaşlık ederler. büyük bir aşkın hiç bir tarafı küçük kalamaz.

erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar.
kadınlar ise akıllı gibi aşık olurlar, zamanla delirirler.

aşık olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz.
aşık olan erkeğin gözünde ise herşey yeniden değerlenir.

aşık olmak erkeğe yakışır.
kadına asla.
kadına yakışan sadece aşktır.
aquila aquila
emre yılmaz ın:

mutluluk perisini arayanlar hiçbir şey bulamazlar.
başka bir şey aramaya dalmışken
arkanı dönüverceksin birden
oracıkta enseleyiverirsin zilliyi
....
....
biraz seyret
elleş, oynaş, fazla eşelemeden
sonra tekrar salıver gitsin
böylesi daha iyidir.

şeklinde, hayata dair takdir edilesi yorum ve düşüncelerini şeytanın ağzından bizlerle paylaştığı güzel eseri.
verschieden verschieden
başucu kitabı dedikleri cinsten bi yapıt... "ve birdenbire kesip alaycı kahkahalarını gözlerini çevirdi yüreğime, buz gibi bir sesle ekledi:en büyük uyuşturucu gerçekliktir."
cailah cailah
yazarının;özü olan sözlerinden oluşmuş kitaptır..ele alınıp bir okuyuşta bitirilecek bir kitap olmadığı gibi,arada bir keyif getirmesi ile; veya "bugün kulağıma biri şöyle fısıldadı,acep ne kast etti" diye,kendini aratan yazındır..
theuthras theuthras
ilk yazıldığında çok eleştiri almıştır. 2 kez mahkeme kararı ile toplatılmıştır ki, ilk toplama sırasında yakılan baskı olan 2. baskısı kütüphanemin nadide eserlerindendir.

çok iyi hatırlarım o dönem alman lisesinde satanistler intihar etmekte, show tv arka fonda metallica ile, satanistlerin gündelik yaşamını skeç olarak haber sonrası programlarda sunmaktaydı. ardından bu kitap çıktı. satanizmle bir ilgisi olmayan
"sadece herkesin kendi doğruları vardır benimki de bu" diyen, daha okunmadan, kapağından, başlığından dolayı eleştirilen kitap.

baktım bu kadar boş eleştiriliyor, gittim aldım neymiş bu kadar lafı geçen diyerek. ben aldım 1 ay sonra toplama kararı çıktı. sonra dava kazanıldı tekrar basıldı. gittim yeni baskısını tekrar aldım arkadaşıma hediye ettim. sonra tekrar toplatıldı, tekrar beraat etti kitap. bende inadına her beraat edişinde tekrar aldım, hediye ettim.

(bkz: inadına yaşamak)
theuthras theuthras
zamanında kimse bilemedi değerini, ya da ne diyor bu adam dediler ama popüler kültür saolsun bunun da suyu çıktı. bir süre sonra bu tarzdan kitaplarda çoğaldı ve herkes aforizmalarla konuşur oldu. sadece ezberlediklerini söylediler insanlar anlamlarını bile bilmeden..

bana bu kitabın verdiği en değerli ders içinde yazan tonla cümle değil. yazar kendisi bile söylüyor sonunda boş birşey olduğunu aforizmaların. işe yaramayacaklarını.
bana verdiği ders hafiza i beserin nisyan ile malul olduğudur.
matthilda matthilda
özel bir kitaptır.
bana komposizyon dersinden aferin aldırtmıştır şu anektoduyla...

üniversite mezunu bir genç, iş hayatına başlamadan önce fal baktırmaya gitmiş.
"on beş sene eziyet çekeceksin çocuğum," demiş falcı.
"ya sonra? ya sonra?" diye ümitlenmiş çocuk.
"sonra" demiş, "alışıyorsun."
would would
kitaptan bir alıntı:
başından büyük bir aşk geçmemis her kadin için bu bir eksikliktir;
başindan büyük bir aşk geçmis her erkek için ise bu bir fazlaliktir.
erkeğin hayatinda belki bir aşka yer vardir.
kadının ise askinda belki bir hayata...
erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar.
kadınlar ise akıllı gibi aşık olurlar, zamanla delirirler.
aşk, kadini ve erkeği farklı etkiler.
aşık olan kadinin gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz.
aşık olan erkeğin gözünde ise her sey yeniden değerlenir.
çünkü aşik kadin "nasıl olsa bitecek" sezgisi ile hareket eder..
aşik erkek ise "nasıl olsa sonsuza dek sürecek" yanılgısıyla...
aşık kadinlar bu yüzden hep endiseli ve huzursuzdurlar;
asik erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.
asik olmak erkege yakisir. kadina asla.
kadina yakisan sadece asktir.
asksiz bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder,
asksiz bir kadin ise efendisiz bir köle.
kadin ne ister? ne mi ister? hepsini ister. ve ayni anda.
peki erkekler ne ister?
hem sevgili karilari hem de haremleri olsun isterler.
peki neden korkarlar? hem karisiz hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.
kadin erkeginin kendisine kul köle olmasini ister; olunca da ondan nefret eder.
erkek ise kadinin kendisine köle olmasini istemez; olunca da onu sever.
bir erkek kadindan biktigi için onu terk eder;
bir kadin ise erkeginden sıkıldığı için.
arada çok önemli bir fark var.
bir erkek doydugu için kadinindan bıkar.
bir kadin ise doyamadigi için erkeğinden sıkılır.
erkek kadinin fiziksel görüntüsüyle; kadin ise erkeğin şehvetiyle tahrik olur.
onun için kadinlar karsilarindakini anlarlar; erkekler ise sadece görünen dünyayi.
kadin terk edildigi ve aldatildigi zamanlarda, bir de boşanirken hiç tereddüt etmez. kararli, suurlu ve son derece akilli biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir.
delilik, kadinlarin aklidir. ve sadece bu özellikleri bile, onlarin erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.
kadinlar, sezgileriyle her seyi bilirler.
erkekler ise akillariyla hiçbir seyi bilemezler.
kadinlar her seyi görürler. göremediklerini duyarlar.duyamadiklarini ise sezerler.
dişilik yalniz algi kapilarini değil, bütün telepati, sezgi, altinci his ve üçüncü göz kapilarini açan lsd, mescaline, psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.
kadinlarin sezgileri o kadar olaganüstüdür ki, onlari erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.
sezgi de neymis mi dediniz?
aklin eli, kolu, gözü, kulağı ve burnudur. aklin dürbünü, pusulasi ve radaridir. sahini ve tazisidir.
kapani, tuzagi ve oltasıdır.
sezgi en kurnaz avcıdır. sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu.
akil mi? akil sezginin uşağıdır. o kadar..
sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadinlar kadar itici yaratiklar düşünemem. akıllılari ve kültürlüleri ise itici değillerdir ama sıkıcı olurlar çogu zaman.
kadina en çok yarayan ne akil, ne bilgi, ne de kültürdür.
ince ve şuh bir zekadir...
adhamdeva adhamdeva
" içgüdülerimiz olmasa kimse kötü; çıkarlarımız olmasa kimse iyi olmazdı " diye fısıldadı şeytan. ve ekledi; " üstelik iyiler can sıkarlar. "
iett iett
hayatın her anı ile ilgili fısıltılar bulabileceğiniz, belkide olaylara farklı bir açıdan bakmanızı sağlayacak başucu eseridir.
okunmalı, okutulmalıdır.
bacanga bacanga
" hayatta en fazla ya üç bin kitap okuyabilir ya da üç bin kadınla yatabilirsiniz..

doymak için seçin.

ya tamamen birini ya da tamamen diğerini" diye fısıldadı şeytan, akıl çelen, heves getiren sözlerle ve ekledi:

" kendilerine arada bir yer arayanlar, hazsız ve felsefesiz bir hayatın bütün eziyetini çekenlerdir"..
bacanga bacanga
"bir tanrı en çok kendine inananlara değil kendine inanmayanlara muhtaçtır. onlar olmasa kendini tarif bile edemez. işte bu yüzden aklı başında her tanrı önce kendine inanmayanları yaratır. ve işte bu yüzden yeryüzünde bu kadar çok din ve her dinin bu kadar çok kafiri var"..
bacanga bacanga
"tanrının kitapları, melekleri ve peygamberleri var.

günahları ve sevapları var.

cenneti ve cehennemi, ahret günleri ve

hesap defterleri var.

peki şeytanın nesi var?

içgüdülerimiz ve

ortak çıkarlarımızdan başka hiçbir şeyi.

işte bu yüzden tanrı mümin arar.

şeytan ise ortak.

ve işte bu yüzden binlerce yıldır şeytan hep kazanıyor.

çünkü...

çünkü hep kazandırıyor.

üstelik onunla yapılan bütün işlerde

kazancımız peşin ödenir.

hemen burada, buracıkta

nakden ve defaten

bir kerede.

belki de tanrıya inanıyoruz.

çünkü...

çünkü şeytanı çok iyi biliyoruz.

belki de şeytan bu yüzden

tanrının bir meleği olmaya devam ediyor.

kim bilir belki de...

şeytan tanrının bilinçaltından başka bir şey değildir.."
1 /