shameless

1 /
tuckram tuckram
yeni yayına giren yapımcılığını paul abbott'ın yaptığı amerikan dizisi. hali hazırda shameless isminde bir dizi vardı ki üstteki giriler o diziyle ilgilidir. benim bahsettiğimin ise 4ncü bölümü yeni tamamlandı. biraz diziden bahsedeyim: dizi diğer dizilere benzemiyor özellikle çekimler, içerik ve konusu bakımından... çok gerçek ve amerikan özentiliğinden uzak bir yapım. çok keyifli bir senaryosu var. yönetmen de işini iyi beceriyor. bence herkes izlesin. gossip girl falan izlemeyin bunu izleyin abi. bak açık sahnelerde çok haa. sıfır sansür,valla. -abanın!
susam susam
jeneriği dahil inanılmaz komik ve yaratıcı dizi. jeneriğinin tuvalette geçme sebebinin bok gibi olan hayatlarına bir gönderme olduğunu düşünmekle beraber kızın çişini yaptıktan sonra ellerini yıkamaması tarafımdan hoş karşılanmamıştır.
moonman08 moonman08
sıradışı gallagher ailesiyle tanışmamızı sağlayan müthiş dizi. özellikle ailenin ayyaş,sorumsuz. çılgın babası frank gallagher rolündeki willliam h. macy harikalar yaratıyor. büyük kız fiona rolündeki emmy rossum ise oyunculuğu ve müthiş güzelliğiyle gözlerimizin pasını siliyor. zaman darlığından dğer çocuklara ve süpersonik komşularına hiç giremiyorum. dizi perşembeleri saat 23:00'de e2 kanalında yayınlanıyor. iki gün önce ilk bölümü yayınlandı. internet sitelerine ise ilk 5 bölümü düşmüş durumda.

spoiler s01 e02

frankin sokakta kendi kendine konuştuğu bölümlere bittim. müthiş oyunculuk, müthiş çekimler..

spoiler s01 e02
moonman08 moonman08
beni gittikçe bir frank gallagher hayranı yapan dizi. o nasıl bir tiplemedir öyle, o konuşmalar, o aksan, o tavır, o oyunculuk.. off.. hele eğitimden kültüre, tarihten çalışma hayatına kadar ürettiği sıra dışı teoriler ve onları anlatırken duyduğu heyecan yok mu, anlatılmaz izlenir..

spoiler s01 e06

borçlu olduğu iki adama karşı barda atıp tutarken ve "no one scares frank gallagher" dediği anda adamların içeriye girmesiyle frankin birden kaçmaya başlaması ama kaçarken elindeki bira bardağını bırakmaması bölümün şüphesiz en güzel anıydı.

spoiler s01 e06
horny meydan horny meydan
amını sikeyim, 1 aydır görüyorum da adını yanlış okuyorum ya la ben bunun. şi meyls diye okuyup durduktan sonra bi de "la travestilerden neyin dizisini yapacaklar?" deyu ahlak duvarımda pinpon oynuyorum. hayır bu kadar da homofobik olunmaz ki be horny. küçük abdestini sikeyim afedersin.
valiente valiente
karakterlerin hepsi sıradanlıktan uzak özelliklere sahip olduğu için bolca hikaye üretmeye müsait bir dizi. yoksa bir saati bu kadar iyi doldurmak kolay değil.

biraz spoiler -

frank gallagher - (bkz: william h macy) - bu boktan mahallenin en utanç verici ailesi olan gallagherların kaptanı ünvanını gururla taşıyan ehtiyare. öyle bir adam ki, suratına yediği yumruktan sonra kan revan içindeyken, aynı dakika içinde afiyetle birasını yudumlayabilen, haliyle ölümüne kovalanırken elindeki birayı içmeden kaçmaya başlayamayan , her türlü pisliği yakıştırdığım karakter.



fiona gallagher - (bkz: emmy rossum) - afeti devran. mor dudaklar, kendisine küçük olan saçma kazak , gömlek benzeri ev hali kıyafetleri , etrafı kızarmış yorgun gözler, dağınık yağlı saçlar .. bi' dakika içinde "oha bu nasıl güzellik" dedirtiyor. aileyi çekip çeviren ve aşırı cinsellik içeren bu dizinin + 18 sahnelerin yüzde 40'ında bulunan karakter.



lip gallagher* - (bkz: jeremy allen white) - abartılmış derecede çalışkan zeki profili itici gelse de boşboğaz olmasıyla durumu kurtarıyor. zekasını ailenin düştüğü zor durumlarda kullanıyor, her türlü cinlik beklenir kendisinden.

(sağdaki)

ian gallagher - (bkz: cameron monaghan) - ailenin en normal üyesi ama eşcinsel olduğu için ilginç bir aşk hayatı vardır.

(soldaki)

debbie gallagher - (bkz: emma kenney) - tam anlamıyla şizofren. ginger haladan ayrılırken yüzünü buruşturup ağlamasıyla bu dizide insanı ağlatmayı becerebildiği için takdir ettiğim karakter. ayrıca frank ' ı en çok seven kişi.



carl gallagher (bkz: ethan cutkosky) - yaşı gereği fazla söz düşmez kendisine ama sadece yüz ifadesiyle beni gülme krizine sokabilen piskopat çocuk. bazen tam bir gerizekalı gibi bakıyor. kendisini zeka özürlüsü gibi gösterip, düzenli olarak bağış almak gibi fikirler akıllarına gelmedi değil. oasis tişörtüne kurban.



liam gallagher - (bkz: blake alexander johnson) ve (bkz: brennan kane johnson) - liam karakterini ikiz kardeşler oynuyormuş. kimden olduğu belli olmayan ailenin tek siyahi üyesi. frank ondan rock star** diye bahsediyor.



steve - (bkz: justin chatwin) - kemçük ağızlı steve. fiona'yı kaptı. kendisiyle ilgili söylenecek başka bir şey yok.



veronica fisher - (bkz: shanola hampton) - kaçık ve yardımsever komşu. ayrıca kevin 'le beraber dizideki + 18 sahnelerin yüzde 132454321'inde bulunan karakter.



kevin - (bkz: steve howey) - gecenin bilmem kaçında gürültüden rahatsız olup daireye dalar sinirli bir şekilde " sen de bizim gibi kiranı ödemeye başladığından beri istediğin müziği çalabilirsin amınakoyayım, ama gecenin bu vakti müzik açacaksan bizim sevdiğimiz şeyleri çalacaksın tamam mı ?" der ve bir rap şarkısı açıp daha da coşturur milleti.



editimla.
karyatid karyatid
hastası olunası dizi. utanmazlıkları, saçmalıklıkları, rahatsız edici rahatlıkları niyeyse hiç göze batmayan ailenin dizisi.
utanmaz ne kadar utanmaz acep derken frank'in kaldığı evde vibratörle karşılaşma anı ve sonrasında yaşananlar niyeyse utanmazca izleyiciyi güldürmekte. seviyoruz.
balefulwhisper balefulwhisper
hiçbir dizide göremeyeceğiniz kadar absürd kahramanlara sahip.

başka hiçbir dizide steve kadar uçuk bir sevgili, fiona kadar baştan çıkarıcı bir kenar mahalle dilberi, frank kadar yüzüne tükürsen yarabbi şükür diyecek bir baba, sheila kadar evin dışından korkan bir panik atak, veronica kadar üstsüz ütü yapmaya bayılan komşu, deb kadar bok içinde badem çocuk bulamazsınız. benden söylemesi.
bir arkadaşa bakıp sıçıcam bir arkadaşa bakıp sıçıcam
6 çocuğu bırakıp giden bir anne,sorumsuz alkolik bir baba. kardeşlerine annelik yapıp, onca sorunla boğuşan abla. sevgi, şefkatten mahrum büyüyen çocuklar... her ne kadar güldürse, eğlendirsede, hikayenin içinde acı bir dram barınmakta. bu dizi türkiye'de olsaydı her hafta facebook iletilerinde salya sümük ağladığını yazan insanlar olurdu. amerikan senaristlerinin farkı bu olsa gerek. dram, komedi öğelerini birlikte çok iyi işlemekte.
1 /