sırat köprüsünden kolayca geçme metodu

tabuyoksunu tabuyoksunu
ahirette köprüye ihtiyaç olması tıpkı cehennemin bekçisi (mâlik) olması kadar komik bir durum. kapıya bekçi koyduklarına göre demek ki cehennemden kaçılabiliyor. bence sıratı mıratı boşverip (çünkü hesaba göre düşüş garanti) tamamen kaçış planı üzerine yoğunlaşmalı..
gamsizhasan gamsizhasan
arada bir (tercihen günde bir kez) sırat köprüsünü düşünmek. gerisi kendiliğinden gelir.

zaten insan ölümün kendine geleceğini unutmasaydı bugün çok farklı bir dünyada yaşamaz mıydık?
muzevir muzevir
bu yöntemlerden birini çocukken bir akraba ziyaretinde öğrenmiştim. akrabamızın anlattığına göre sırat köprüsü'nü geçerken sahip olunan malların sayılması gerekiyormuş. çok malı mülkü olanlar bir bir saymaya çalışırken bir yerde dengelerini kaybedip mutlaka düşerlermiş. fakirler ise köprüye çıkıp "peynir ekmek, don gömlek!" deyip hemen öteki tarafa geçerlermiş. fakirliğin değerli bir şey olduğunu ön gören bu anlayış sanırım özal'la birlikte sona ermiştir.

aynı dönemlerde bir kurban bayramı'nın ilk günü yaşıtım birkaç komşu çocuğuyla bahçe duvarının üzerine oturmuş kurban kesme telaşındaki büyükleri izlerken aramızdan biri "neden kurban kesiliyor ki?" diye sormuştu. bir başkası "öbür dünyada kestiğimiz kurbanların üzerine biniyoruz, onlar da bizi sırat köprüsü'nden geçiriyor akıllım." diye cevap vermişti. soruyu soranın babası epey şişman olduğundan "at keselim o zaman. bu küçücük koyun babamı nasıl taşıyacak?" diye itiraz edince aramızda tartışma çıkmıştı. sonra da öbür dünyada koyunların at kadar güçlü olacaklarını söyleyen bir çocuğa hak verip dandy sakızlardan çıkan araba kartlarımızla alt üst oyununa geçmiştik. hey gidi günler hey.