slumdog millionaire

1 /
kefaret kefaret
filmin afişi ve fragmanını görünce, hiç bu kadar iyi bir şeyle karşılaşmayı beklemiyordum...
resmen yanlış ve kötü lanse ediliyor film... son yıllarda seyrettiğim en sağlam işlerden birisiydi sanırım.
oert oert
öeh!
en iyi film, en iyi senaryo, en iyi yönetmen, en iyi müzik dallarında altın küreyi kapması gerçekten şaşırtmıştır.
bir filmi film yapan her kategoride ödül alıyorsa bir film, nasıl bir filmdir? meraktan gebermemek elde değil.
gulersem gulersem
danny boyle un kendişini aştığı bir film, başroldaki oyuncununki kendisi arka mahalle çocuğudur, hindistan ın kim 500milyar isimli yarışmasına katılıp en büyük ikramiyeyi almasını anlatan, trajik düşündürücü aşk ve kader filmi.
raqunyaningulleri raqunyaningulleri
torrent vitrinlerinde pırıl pırıl parlayan filmdir. sunshine, millions, 28 days later dan tanıdığımız boyle un bu son filmine imdb 8.7 vermiş ve heyecanımızı kat kat arttırmıştır. insede yisek.

yidikten sonra gelen edit : ingiliz bağımsız film ödülleriymiş, toronto film festivaliymiş hepsinin az geleceği, tadından yenmeyen muhteşem filmdir efenim. bendende kocaman bi aferin, olmuş bu film...hemde çok fazla olmuş.
tlevi tlevi
son zamanlarda izlediğim en güzel senaryoya sahip film. aldığı altın küre ödüllerini duyunca eyvah yeni bir "no country for old men" faciası mıdır acaba diye uzun bir süre izlemekten kaçınmış olsam da; şu an itibariyle keşke daha önce izleseydim dediğim film olmuştur kendisi.

tüm altın küreler helal olsun bu filmi yapanlara.

(bkz: golden globe)
part time kezban full time selen part time kezban full time selen
66. altın küre ödüllerinde, sinema dalında en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi film müziği, en iyi senaryo olmak üzere toplam 4 ödül almış,bunun dışında 26 ödülü daha bulunan ve muhtemelen daha çok ödül alacak olan güzel filmdir.
"city of god" filminin biraz daha kansız olanıdır.başrolde jamal malik rolüyle 1990 doğumlu dev patel vardır.
saki saki
son bir kaç yıldır, internetin yaygınlaşması, ekonomik durumun eskiye göre iyileşmesi, yeni nesillerin iç dünyasında hissettikleri yalnızlığın etkisiyle kendilerine bir ferahlama vesilesi ve sosyalleşme, ortak payda oluşturma çabası nedeniyle filmlerin izlenme oranı arttı. bu sadece yeni filmler için geçerli değil eskiye dönüş de mevcut. ve hepimiz yeni filmlerle eskileri karşılaştırdığımızda bildik bir edayla eskisi gibi yapmıyorlar artık diyebiliyoruz. yeni filmlerde ki görsel efektler artık seyirciyi tatmin etmiyor. seyirci de anlık bir heyecan yeratıyor ama iz bırakmıyor.

ben de bu yeni dönem film tiryakilerinden biriyim. çoğumuz öyleyiz arşivliyoruz. yorumları okuyoruz, kendimiz de yorumluyoruz. bilmiyorum belki benim kem gözüm birden kaybolmuştur. filmin öyle içe hitap eden bir hali var ki. olduğu gibi kabul etme zorunluluğu hissediyorum. şurası şöyle olsaydı daha iyi olurdu diyemiyorum.

bir çoğumuz yerde oturup dileneni, sakat taklidi yapanı, gerçekten sakat olanı, üstü pis sokak çocuğunu, saç sakal ve pislikten görülmeyen, sidik kokusundan yanından kaçılması gereken ayyaşı farketmiyoruz. aynı bankta oturabiliyoruz. belki bi tarafına basıp geçiyoruz. hayatımızın bir parçası oldu. alışkanlıktan kaynaklanan bir körlük yaşıyoruz. bu film toplumların alt tabakasında yaşayan insanların neler yaşamış olabileceği hakkında düşünmeye sevkediyor izleyeni.

filme getirilen eleştiri gelince, oryantalistleri mutlu edeceği, aslında kendini kötülemenin onları haklı çıkardığı iddiası. film açıkçası 1.2 milyar insanın yaşadığı bir ülkede geçiyor. belgeseller de gösterilen sefaletin tam ortasında. hindistan'nın ekonomik dönüşümüne ve yükselişine de değiniyor. bu açıdan sadece bir sefalet draması demek mümkün olmaz. sıradışı bir olayın gerçekle bağları örgüleniyor ve gerçek dünyada eğreti durmayan bir hikaye anlatılıyor. doğu medeniyetinden ve oryantalistlerin en çok malzeme edindiği bir ülkenin insanı olarak filmi izleyen biri eğer kendi ülkesinde de hikaye de anlatılana benzer vakalar bulamamışsa veya o devirlerin benzerinin kendi ülkesinde de yaşandığını düşünmüyorsa o insan his körü olmuştur. yaşananlara alışmıştır. kendi toplumuna yabancı kalmıştır. oryantalizmin de bir bakışı vardır ve bu slogan çığırtkanlığıyla, kapitalist sisteme bağlayarak dillendiriliyorsa oryantalizmin en ağır şekilde aşağılanmasından başka bir şey olamaz.

spoiler vermek istemiyorum bu film için.hikaye genel olarak klasik bir sıradan insanın cesaret ve kahramanlık hikayesi. ne demiştik. eski filmlerin tadı yoktu. bi de oryantalizm vardı. bağlayalım. böyle dramaların artık yapılmadığını zannediyordum son (evlat)
life for rent life for rent
slumdog millionaire'in tam türkçeye çevrilmiş hali "çaylak milyoner" diyebiliriz. slumdog millonaire her ne kadar ingiliz ve amerikan yapımı bir film gibi görünse de, aslında yüzde yüz bollywood filmidir. hatta bollywood tarihindeki en iyi film bile denilebilir.

ben eminim ki bombay'in 15-20 sene önceki hali ike şimdiki halini bilenler bu filmden daha çok etkileneceklerdir. bence filmi yaparken ne oyuncular, ne senarist, ne de yönetmen "biz ödül alacak bir film yapalım güzelim" dediler. benim baktığım yerden bu film tamamen "hindistan"ı anlatmak için yapılmış gibi görünüyor. hayatın gerçekleri yani. ağaçlar arkasında dans yok, başroldekiler şarkı söylemiyor (ta ki film sonuna kadar). bunun yerine hindistan'ın aşağıda kalanın canı çıksın hayat tarzı çookk güzel gözler önüne seriliyor. bana göre bu film bir özeleştiridir aynı zamanda.
1 /