sözlük yazarlarının korkuları

1 /
leonas leonas
haklıyken haksız olmaktan korkarım, ister iftira ister intikam ister... ne oldğu önemli değil gıyabımda yapılmış işlerden korkuyorum yada istemiyorum. en çokta birilerinin hakkını yemekten gereksiz üzmekten veya bir şekilde haklarının gasp edilmesine yol açmak veya yardımcı olmaktanda korkarım. gün olur yanlış yaparız kendimizce doğru sanarak ... ayı gün devan olur döner gelirde biri benden geçmişin intikamı bu hacı diyerek çıka karşıma ve kendince intikam alırda (bunu kendine itiraf eder etmez ... genelde eder) ben rahatlarım istemsiz yaptığım hareketin bedelini ödemiş olurum ha isteyerekte benden alınan bir intikamın tadı kaçmışsa kendi hakkımıda helal etmem ... intikam almam ama affetmemde. bu durumlara düşmekte yorar adamı yorulmakta korkutur.

korktukça üstüne gidilesi olur bir fenomen ve korkusu kendisinden çok zarar verir adama , şöyle ki askere gitmek adamı korkutur(ban hiç olmadı) yıllarca düşünüp korkup bununla yaşayacağına git bitsin bu iş gibi.
insanlar gerçekten çok cesur sözlükçüm tedavisi olmayan hastalıkları bulaştırmaktan bir an bile tereddüt etmiyorlar her hastalığa aspirin iyi gitmiyor fiziken alsak ruhen desteksiz kalıyoruz ve hastalık yapışınca bağışıklık kuvvetimiz nisbetinde korunabiliyoruz.

korkuyla korkarak yaşamak arasında ki farkıda ayıralım biraz korkarak yaşamak zorunlu olmadığı sürece insana tat aldırmaz hayattan ve korkmak mı bizi sevmekten sevilmekten daha çok motive ettiği kesindir. kalın sağlıcakla.
devenin ponponunun ucundaki tüy devenin ponponunun ucundaki tüy
hayatın her insana yaşattığı acabalar ve sakin olmasinlardir.
ben benimkileri ozetleyeyim:
- yanlış kişiye aşık olmak (gerçekleşti)
- fedakarlik yapmama ya da emek vermeme rağmen anlasilamamak (gerçekleşti)
- dostlarıma olan güvenimin sarsılması (gerçekleşti)
- şu ya da bu sebeple birilerinin bana olan güveninin sarsılması (şu ana kadar bunu soyleyen olmadi ama olabilir)
- kardeşlerimden birine bir şey olması
- anne ya da babamdan birini veya her ikisiniz de zamansız kaybetmek
- trafikte bir insana ya da hayvana zarar verme ihtimalim
- şu an gerceklesmesini dört gözle beklediğim iş değişikliğimin gerçekleşmeme ihtimali
general flavius octavius maximus cassius general flavius octavius maximus cassius
~ otobüs durağının kalabalık olması
~ otobüs gelince ilk önce binememek
~ otobüsün içinin havasız ve kötü kokması
~ otobüste oturacak yer bulamamak
~ otobüsün camlarının buğulu olması, dışarıya görememek
~ cam kenarına oturunca yanına şişman teyze oturması
~ inecek var düğmelerinin hepsinin bozulması
~ kapıya uzak konumda ayakta giderken inilmesi gereken durağı kaçırmak
~ aynı durakta ineceğimiz kimsenin bulunmaması
~ otobüste burnumuzun akması ama yanımızda peçete bulunmaması
~ yutkunurken tükürüğün boğaza kaçıp bizi öksürtmesi
~ otobüste hapşırmak
~ otobüs yolcuğu süresince tutamaklardan tutmak sonra o elle yemek yemek
~ hep yanlış durakta inmek
~ otobüste tek kalmak
~ yağmurlu günde yanınıza oturan kişinin deri montunun bütün ıslaklığı sizi ıslatması
~ otobüsün hiç gelmemesi
kızıl kurt kızıl kurt
hastalık.

evet sadece hastalık deyince, çok basit bir kavram geliyor. ama o kadar çok hastalık var ki, yaşarken insanın hayatını cehenneme çeviren..

2009 senesinde çok ağır bir zatürre geçirmiştim. 20 gün hastanede yatmıştım. düşmeyen ateş, kesilmeyen öksürük, yemek yiyememek ve serumla beslenmek, artık serumlardan dolayı damar yolu açılacak yer kalmaması ve en ekstrem yerlerin denenmesi.

geçen sene ise babam felç geçirdi, yataktan kalkamıyordu, konuşamıyordu, hiçbir şey hissetmiyordu, sanki ölmüşsün de, tek fark insanların sesini duyabiliyorsun ve onlarda senin ruhunu görebiliyorlar gibi.

ve bir ay önce, büyük dedem bağırsak tümörüne yakalandı, bugün hayatını kaybetti, hastaneye ilk gittiğimde aşırı kilo kaybetmiş, kafasındaki deriler kafatasına yapışmış, vücudu sarkmış bir halde bulmuştum onu, oysa 1.90 boyu, iri vücuduyla hep ona ''dede, gecinden olsun da, senin tabutu nasıl sırtlayıp götüreceğiz biz'' derdik oda gülerdi bize. bilen bilir, öyle hiçbir şey korkutamaz beni kolay kolay, ama artık korkuyorum ben hastalıklardan, sevdiklerimin gözlerimin önünde eriyip gitmelerinden, acı çekmelerinden, yada sevdiklerimin gözü önünde acı çekip eriyip gitmekten.

2007 yılında bir trafik kazası geçirdim motosikletle. her şey çok ani oldu, beni sıkıştıran otobüse kendimi fark ettirmeye çalışırken, birden güm diye bir ses duyup motorla havalandığımı, sonra direğe doğru uçtuğumu hatırlıyorum, devamı yok, uyandığımda hastanedeydim. işte ölüm böyle hızlı olmalı, sevenler acı çekecek yapacak bir şey yok, ama en azından ölen acı çekmesin.
1 /