sözlük yazarlarının öğrendikleri

1 /
antitartaklar antitartaklar
hiçbir canlıyı küçümsemeyeceksin çünkü umulmadık anda tüyo verebiliyorlar.

tarkan sözüm sana: filminde ahtapotu hep kötü, kaka olarak gösterdin. saldırdın, kestin onu ama bu gün gördüm ki onlar da iyilik sever, iddaa için maç verecek kadar. onlara kötü gözle bakmamalı, onları yememeliyiz. sonuçta ahtapotta olsa insan insandır.
mariahanımcım mariahanımcım
sarhoş olmak unutturmuyor, sakinleştiriyor bir süre... aklınıza geliyor ara sıra yaşananlar ama hayal gibi oluşundan üzülmeye vakit kalmıyor.. ağlama nöbetleri ve sitem etmeler başlıyor ve aniden bitiyor... bitişiyle bi kahkaha alıyor kişiyi götürüyor... sonra vücudu tir tir titrerken ayıldığını hissediyor yavaş yavaş... ve sonra tekrar tekrar tekrar...
mariahanımcım mariahanımcım
çok acaip ama, insan katlanamam dediği herşeye katlanabiliyor. gözünden bir damla yaş akıtmadan üstelik. hayal kırıklığı varsa işin içinde o donukluğu üstünden atıvermek diye bir şey olmuyor, uzuun zaman alıyor. ilk evre bana bunu nasıl yaptı, belki yapmamıştır falan gibi düşüncelerle geçerken, sonrasında evet yaptı ve değmezmişe geliniyor... evet bu kadar işte zor olan. sadece biraz zaman, senin ve onun olan. onsuzluğa alışmaya çalıştığın an... birçok an! geçmez deyip kahrolmaya gerek yokmuş. evet teori de gayet iyiyim, pratikte sorunlar yaşıyorum elbet. ama yapa yapa alışılıyormuş...
badlik amiri badlik amiri
telefona çıkmadığı veya smse cevap yazmadığı için sevgiliye hemencik trip atılmamalıymış, lakin 40 derece hissedilen bu 31 derece sıcağın gazabına uğrayıp bayılmış gibi uyuyakalmış olabilir zavallı...dayanamayıp ev telefonunu aradığınızda "merhaba ben onun okuldan bir arkadaşıyım" ile başlayan ve onu telefona çağırmanız ile süren merak annesinin "uyuyor evladım uyuyor" demesi ile sonlanabilir ve derin bir ohhh çekebilirsiniz..
zd99 zd99
2+2 nin 5 oldugunu.

kendimi umutsuzmuş/bezgin gibi gösterirken ya da hissederken üzerime örtülmüş bir yorgan edasındaki bu ölü topragının bir sarsıntı ile bertaraf edilmesinin kolay bir şey oldugu yanılgısını ve ne kadar kolay sanıyorduysam aksine o kadar zor ve çetrefilli oldugunu.

kuramsal marksist estetik ile kemalist faşizm arasında somut bir baglantı kurmaya çalışan tek hücrelilerin anlamsız çırpınışlarına anlam katmaya çalışmalarının,çırpındıkça etrafa daha da fazla pislik saçtıklarını ve pisligin her geçen gün kokusunun keskinleştigini.

aşkın metafizigi denilen saçmalıgın aslında büyük bir korkaklık oldugunu(''bizler arzu edilenden ziyade arzulamaya aşığız'')

marksist edebiyat teorisi denilen fakat marksizmde hiç bir şekilde yeri olmayan bir sıçtının,2010 yılında hala 'yolunda yürüyenlerinin' olmasının salaklıgını somut halde bir kez daha.

ve son olarak,çok uzun ugraşlar sonucu skaler alanların egrisel integralleri ile yüzey integrallerinin temel teoremlerini ögrendim.(yani ögrendigimi sanıyorum en azından)
1 /