sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

243 /
birbaşıma birbaşıma
yine düştün aklıma. yine gece saatlerinde düşüyorsun aklıma. her yemeği seninle yesem, gözümü seninle açsam diyorum. açtım fotolarını, fotolarımızı bakıyorum. ağzım sulanıyor. hayır ben karadenizli falan da değilim. nasıl sarı sarısın sen öyle. neden seni bu kadar seviyorum ki muhlama?
birbaşıma birbaşıma
normalde ipince olan sesim sabah bir kalktım borazan gibi olmuş. ama çok komik bir ton ya. kendimle dalga geçiyorum baya. neyse. geçmiş olsun bana.
brazzersdaki badem bıyıklı adam brazzersdaki badem bıyıklı adam
sürekli barış, hümanizm falan diyenlerin iç dünyalarını çok merak etmekteyim.

tamam hepimiz hümanist olalım, sağ tarafa vurana sol tarafımızı da gösterelim? e peki sonra? aha işte o sonrası yok.

o yüzden de barış iyi bir şey olsa da arada savaşmakta gerekli maalesef, eğer bunu hazım edemiyorsanız sizi hayal dünyanız ile başbaşa bırakalım.
hygge hygge
çok doluyum. çok fazla doluyum. boşaltamadıgım için de huysuz ve aksi bir kadın olarak dolaşıyorum etrafta. fevri çıkışlarım, gereksiz hassasiyetlerim oluyor. karşımdaki insanları kırıyorum ve üzüyorum. özellikle bu dönem her şey ve herkes batıyor. herkesin yaptığı her eylemi saçma buluyorum, durduk yere pürüzler çıkarıyorum.

hayat akıp gidiyor, bense bulunduğum noktadan sadece izlemekle yetiniyorum. böyle hissediyorum. berbat bir şey böyle hissetmek. umarım kimse böyle hissetmez.
ave1us ave1us
istanbul'a sallayan insanlardan biriyim ama şu an o kadar özledim ki anlatamam. yine boş geçirdiğim bir günün sonuna doğru geldi bu özlem. orada yaşadıklarımı, tanıştığım insanları... istanbul'da olma ihtimalim varken neden antalya'dayım diye sorguluyorum. hoş istanbul'da olsaydım da neden antalya'da değilim diye isyan edecektim. neyse, iyi akşamlar.
2
senikendimesakladım senikendimesakladım
sanırım artık yaşlanıyorum.başım en hafif sesi bile kaldıramayacak durumda.önceden çocukları bile deli gibi seven ben şimdi ağlamaya başladıkları zaman dayanamıyorum bile.
en ufak bir ses,konuşma dahi istemiyorum.köşeme çekilip sessiz sedasız dinlenmeyi özledim.29 yaşında olup 80 yaşında hissetmek nedir anlıyorum.
damdan akan damdan akan
uzun zamandır ilk defa telefona dahi bakmadığım, bakma ihtiyacı hissetmediğim yani ruhumla bedenimle sadece bulunduğum ortamda olduğum bir akşam geçirdim.
ve bunun benim için ne kadar onemli ve değerli olduğunu anlatamam.
uykusever uykusever
tam olarak iki haftadır bir imza peşinde dolaşıyorum fakat sonuç alamıyorum imzayı alamadığım için okulum uzuyor. imzayı atması gereken etkili, yetkili takım elbiseli çapsız şey hayatı boyunca 3 dakika gördüğü bana kariyer planlaması yapıyor ve sen şimdi bu diplomayı alsan bu senin bir işine de yaramaz sonucuna ulaştığı için imzalamıyor. bu adamın eline iki yetki daha ver, allah olduğunu iddia eder. bunun bi üstüne de 4 gündür ulaşamıyorum adam karşı odamda ama görüşemiyorum, çünkü o kendini çoktan allah sanıyor.

imtihan imtihan imtihan sınanıyorum.

bütün içtenliğimle hepsinin allah belasını versin diyorum.
alexandr petroviç goryançikov alexandr petroviç goryançikov
bugün bi arkadaşım çok şey olacaktık direkten döndük şimdi bu durumdayız, dedi. böyle söyleyince ben de kendime baktım, ne göreyim! ben sabri'nin çektiği şutum, ben ibrahim üzülmez ortalarıyım, ben arif erdem şutlarıyım, ben sergen'in iradesiyim, ben yılmaz vural direktifleriyim...
birbaşıma birbaşıma
devlet üni.den özel üniye geçtim. mal gibi veya değil bilmiyorum. ama bu sene başlamadım, seneye başlayacağım. okulun ilk günü bence aynı şöyle hissedeceğim:
" çocukların çoğu, en azından üst sınıftakiler, kendi arabaları ile gelmişlerdi. üstü açık, parlak sarı, yeşil, portakal renkte arabalar. siyah veya lacivert değildiler. çocuklar arabalarını kapı önüne çeker, kızlar etrafına toplanır, sonra küçük turlara çıkarlardı. herkes iyi giyimliydi. kazakları, kol saatleri, son moda ayakkabıları vardı. yetişkinler gibi davranıyor, üstün tavırlar takınıyorlardı. ve ben annemin diktiği gömleğim, eski pantolon ve ayakkabılarımla aralarındaydım. ayrıca her yanım çıbanlarla kaplıydı. arabalı çocukların sivilceleri yoktu. uzun boylu, temiz giyimli, beyaz dişli ve yakışıklıydılar. saçlarını da el sabunu ile yıkamıyorlardı. benim bilmediğim bir şey biliyorlardı sanki. dipte bulmuştum kendimi tekrar."
dünyanın bu düzensiz düzeni yerin dibine batsın artık!
10
home is where the heart is home is where the heart is
derler ki bir rüyayı kelimelere dökmek, onu zihin/ruh aleminden bu dünyaya taşımaktır ve onu gerçek kılmaktır.
bazen hislere de aynısı oluyor sanırım. olumsuz hislerin ifade edilmesinden kaçınma sebebim olabilir bu.
243 /