sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

260 /
beyond doubt beyond doubt
genelde cüzdanımda nakit taşımam, bu akşam arkadaşlarla buluşacağım için 250 tl çekip cüzdana attım. eve dönerken bir halk pazarından geçtim. çantamda sadece cüzdan vardı. eve geldim bir buçuk saat sonra cüzdanımın olmadığını farkettim. çantamdaki cüzdan gidince çantanın hafiflediğini nasıl hissetmedim. yanımda para varken kalabalık bir yerden geçince aklıma hırsızlık olabileceği gelir, bugün hiç aklıma gelmedi. kredi kartları ve banka kartlarını iptal ettim. emniyete gittim kimlik kayıp diye işlem yapılmasına gerek yokmuş. çalındığını gördün mü diye soruyor, ya görsem izin verir miyim? güvenlik kamerası var mıydı? yok, pazar yerinde işte yok kamera falan. yarın kimliğinizi yeniden çıkartın. yapılacak bir şey yok . çalan bulunmuyor, insanlar çalındıktan sınra bize geliyor... ya bu insanalar çalındıktan sonra gelecek tabi, çalınmadan önce mi gelmeleri gerekiyor? yani sözün kısası, dikkat edin, paranızı telefonunuzu çaldırmayın. çalınırsa yapacak bir şey yok.
bubirsosyaldeneydir bubirsosyaldeneydir
özlemle değil de kıskanarak andığım dönemler... ağız dolusu kahkaha attığım... her başlangıcın bir bitişi olduğu klişesi?! mutluluğun rengi ve tadı değiştiği ölçüde kahkaha da suretinde değişime uğruyor. kişileştirme yapmayı yasakladığım kendime, klavyeyi elime aldığımda soyut kavramların- kelimelerin dudaklarında mona lisanın -üzerinde hem fikre varılamadığı- tebessümüyle göz kırpmalarını görmezden gelmeyi hatırlatıyorum. salt gerçeklik, realiteden uzak- sürreal yaklaşımlara paydos diyeli epey zaman oldu; sürreal yaklaşımın önem kazandığı dönemde, eleştirel yaklaşımımın beni aksi yöne sürükleyeceğini ön görememiştim her ne kadar ters psikolojiye olan yatkınlığımı bilsem de... konumuz bu değil, kahkahanın kolektif bir eylem olduğu gerçeği (kişileştirme yapmaksızın kahkahayı tanımlamanın dayanılmaz hafifliği). tabii ki eşlik edenler bir o kadar kıymetli... ve daha önce de bahsettiğim klişe, aslında hikaye yazmaktan farklı sayılmaz: giriş, gelişme, sonuç... yaşadıklarımızda da kendini hissettiren eylem dizisi... yaşadıklarımıza uyarladığımızda sonuç kısmını veda olarak nitelendirdiğimizden midir, bilinmez; bir miktar huzursuzluk eşlik ediyor günüme. beynimin içindekileri kurcalıyorum, benzer durumlarla karşı karşıya kaldığım zaman koala gibi sarıldığım dalım -yeşillenmiş- : dramatize etmek yok. ve tek tek kolektif eylemime eşlik edenler, saniyede 24 kare gösterilmek suretiyle sıralanıyor; 24 farklı suret... dramatize etmek yok... 24 farklı kahkaha... dramatize etmek yok... 24 farklı mutluluk... dramatize etm... klostrofobiye start verecek ölçüde basık sinema salonlarını kim sever ki?! biletsiz girdiğim bu filmden ayrılmalıyım zira fobi edinmeye niyetim yok. elbet yeni filmler girecek vizyona... başka türde... başka oyuncular... ve ferah sinema salonları... yönetmen aynı.
nazdrovya nazdrovya
geçenlerde tweet atmıştım ama burada da bulunsun,

konuşurken, tacize ve tecavüze karşıyım diyorsunuz ama sinirlenince hiç düşünmeden, küfür ediyorsunuz ve bu küfürün içinde en vazgeçemediğiniz "amq" oluyor. savunduğunuz şeyi yapmayınca inandırıcı olmuyorsunuz. söylediklerinize bir bakın ondan sonra neyi savunuyorsanız savunun.
white lilac white lilac
en son yazıştığım hemcinsim yazar, kız nereye kayboldun hesabını mı sildin? mesajını açamadan gelen kutumdan kayboldun birden. nickinin yazılışını unuttuğumdan profilini de bulamıyorum.
white lilac white lilac
bazen arkadaşlar külot izim pantolondan belli oluyor mu diye soruyorlar okulda, nasıl ifrit oluyorum.

yav böyle şeylere takılmak bana o kadar fuzuli geliyor ki. külot izi hafiften belli olsa nolur ki. niye kadınlar olarak böyle normal detayları bile anormal görüp kaygı nedeni yapıyoruz ki.

dondur bazen belli olur bazen olmaz yani napalım. don da mı giymeyelim. ne saçma.
chewie chewie lady chewie chewie lady
"günün birinde argede çalışırsın sen, yükselirsin. kocaman bir evin olur, ama geldiğinde o evi bomboş bulursun."

sabahın 9unda bana kendince felaket senaryosu çizen sevgili lab arkadaşım, kanıksadığım ve düşündükçe huzur bulduğum bir gelecek tablosunu çizdiğin için o an mutlu olduğumu görüşlerimizin farklılığından dolayı söyleyemedim.

elbette herkes ister evini sıcacık mutlulukla doldurmayı, sevincini hüznünü birileriyle paylaşmayı. ama bu hayatın her anında ve her koşulunda olabilir, veya olmayabilir. insan önce gözlerini kapattığında yalnızca huzur duyacağı ve müsterih olacağı bir kendilik inşa etmeli. mümkünse şu çetrefil yolun kenarına bi skip tuşu alalım biz.
missingdata missingdata
füruğ ferruhzad, geç keşfettiğime üzüldüğüm bu dünyadan iyi ki geçmiş dediğim şairlerden,yazarlardan. bu güzel insandan birkaç alıntı bırakmak istiyorum bu köşeye.

-ve bilmiyordu kimse yüreklerimizden uçan üzgün güvercinin inanç olduğunu.

-ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum.

-keşke bir güvercin olsaydım, bu dünya sevmek için çok küçük.
brazzersdaki badem bıyıklı adam brazzersdaki badem bıyıklı adam
doğru kararlar tecrübeden gelir, tecrübe kötü kararlardan oluşur.

bu laf o kadar doğru bir söz ki, iyi ki paul graham' ın hackers and painters kitabını okutmuş bana.

bu söz aynı zaman da bir mottodur önemli olanın neyi nasıl yaptığınız değil ulaştığınız sonuç için kaç kere sikildiğinizi belli eder.

e belli bir kere sikildikten sonra da zaten başarılı olursunuz.

ne steve jobs' un ne michael dell nede başka bir zenginin kitabı bana şu cümle kadar şey katmadı.

düşünsenize milyar usd lik adamlar size diyor ki şirketiniz de çok çalışın bakın çoğu çok öğrenin demiyor çok çalışın diyor. işiniz ile ilgili konularda ne kadar bilgili olursanız okursanız araştırırsanız kendinizi geliştirirseniz o kadar tecrübeli olur pek çok problemi daha başlamadan görebilirsiniz.

son olarak başarı hamilelik gibidir kaç kere sikildiğinizi kimse bilmez ama herkes tebrik eder.
260 /