sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

260 /
chewie chewie lady chewie chewie lady
iki farklı arkadaşımın hayattan istek ve beklentileri hakkında dehşete düştüm bugün. hayatın için çaba sarf etmemek, bir başkasının gelip sihirli bir şekilde hayatını sürdürmen için gerekli her şeyi sağlayacağına inanmak, dizilerde sikindirik hayali şirketlerdeki tasarımcı rollerinde bir hayat düşlemek; bunu gayet normal, doğal dile getirmek. iyi de, son tahlilde isteyeceğin bu olmaz ki? sen konum istiyorsun, beğenilmek istiyorsun? yaptıklarından tatmin olmak istiyorsun, insanlar seni takdir etsin istiyorsun, övüneceğin bir şeyler ortaya koyabilmek istiyorsun? bunu hiçbir çaba göstermeksizin sağlaman mümkün değilken, çaba göstermeksizin elde ettiğinde nasıl mutlu olmayı düşünüyorsun? senin yanına düşlediğin insan profilini, saydığın koşullarda yanında bulman pek mümkün olmayacaktır? demek istedim. kısmen, dolaylı yollardan, yumuşata yumuşata dedim gibi. ama fazla da diyemedim.

yarın, konuştuklarımdan biriyle görüşeceğim. gün be gün zıt kutuplara çekildiğimiz çocukluk arkadaşımla görüşeceğim. olayları anlatışındaki tını beni çok eğlendirirken, onu ne kadar özlediğimi içten bir şekilde gülebilmenin sıcaklığında hissederken; aradaki farklılık ürpertiyor. son görüşmemizde değişimimi ucundan kıyısından sezdiren sözlerime kızmış, endişelenmişti. bense soğumaktan korkmuş, bunun günün birinde kaçınılmaz olduğunu hissetmiştim de. belki de bu yüzden son görüşmemizden ve konuşmamızdan bu yana bu kadar uzun zaman geçti.

"şehir dışına atansam da göndermezler zaten. hem günah. 90 km sınır var."

aq öyle günahın. yok öyle bi dünya.
mçimas mçimas
muhtemelen hayatımı her alanda etkileyecek bir konuda yanlış yaptım. daha iyi olacak diyerek biraz daha dibe battım. şimdi etrafım istemediğim onca kişiyle ve onların sorumluluklarıyla çevrili. hayalini kurduğum hayata bakıyorum şöyle uzaktan ne farklı. artık ulaşmaya umut bile yok.
mevsimbaharı mevsimbaharı
grip oldum ve kendimi çok yorgun, mutsuz ve halsiz hissediyorum. bir an önce geçsin hastalığım başka bir şeyde istemem şimdilik...
sağlığın kıymeti hastalıkta bilinir diye boşa dememişler.
bilmem hatırlar mısın bilmem hatırlar mısın
saat 9 bucuk gibi telefonum caldi, arayan bir arkadasimdi.

ben-haftasonu, sabahin korunde niye ariyorsun lan, ne var?
arkadasim-sabah mi kaldi, saat 10 oldu, basketbola adam lazim gelir misin?
-gelirim ama kalede durmam.
-basketbol, basketbol!! nerenle dinliyorsun.
-uykum acilmadi daha aq, tamam gelirim. oynamayi bilmiyorum haberin olsun.
-bilen kimse yok zaten merak etme.

kalkip hizlica bir kahvalti yaptiktan sonra konum attiklari salona gittim. isinma hareketi bahanesiyle oyuna alismaya calisiyordum. en son basketbolu lisedeyken oynamistim ki uzerinden on yildan fazla gecmistir. tum basketbol bilgim tekrarini izledigim nba maclarindan geliyordu.

oyuna basladik, uzun zamandir cekmecemde duran sac bandini kafama takmamin verdigi ekstra cesaret ve motivasyondan olsa gerek kendimi tam bir basketbolcu gibi hissediyordum. ara sira attigim turnikeler basket oluyordu ve seviniyordum, fakat bunlarin hicbiri beni tatmin etmiyordu, o gecen televizyonda izledigim basketbolcular gibi ben de artistik birkac basket atmaliydim, suna benzer bir seyler denemek istiyordum.


arkadasa dedim ki ben tam potaya dogru kosarken topu potanin demirine carptir ben top geri gelirken havada kapip smac basacagim. arkadas dedi ki "olm manyak misin, nba all star yarismalarini izleyip mi geldin buraya, nasil yapacagiz onu" yapariz dedim. o sirada diger takimdakiler dedi ki "hadi biz savunma falan yapmiyoruz, bos potaya yap onu yine kabul" . tamam dedim. bir hisimla potaya dogru kosmaya basladim, ben tam boyali alanin oralardayken arkadas topu pota demirine atti, ben de var gucumle zipladim, arkadas topu nasil bir hizla carptirdiysa, tam ben havadayken top geldi sag omzuma yakin bir yere oyle bir carpti ki ben havada dengemi kaybettim, yere dustum.

iyi misin bir seyin var mi diye basima geldiler, ben sanki pro basketbolcuymusum da suc onlardaymis gibi yerden kalktim "oynayacaginiz oyunu s..eyim, bilmiyorsaniz bilmiyorum desenize oglum, ona gore basit hareketlerle oynamaya calisiriz" diye uste cikmaya calistim.

bu da boyle sacma bir anim oldu. kissadan hisse cikarmak gerekirse, hicbir sey gorundugu gibi kolay degil maalesef.
caracal34 caracal34
serpme kahvaltı yapıp yarın instagram ya da facebook'a fotograf atacak yakın arkadaşlarım ve akrabalarım sizden bi cacık olmaz amınakoyim.
cafune cafune
2 gündür garip ve de radikal değişiklikler oldu hayatımda. önce çalışma saatim düşürüldü, sonra maaşıma beklediğimden daha fazla zam yapıldı. şua iznim 1 ay olarak belirlendi, üstüne de yaptığım mesailerin 1.5 katını alacağım konusunda bir mail geldi. ya ölümüm yaklaştı, ya patronlar insafa geldi. sevineceğim ama kursağımda kalırsa diye çok korkuyorum. allah'ım kursağımda kalmasındansa, ölümümün yaklaşmasını yeğlerim.
3
home is where the heart is home is where the heart is
"bu vatan toprağın kara bağrında
sıradağlar gibi duranlarındır,
bir tarih boyunca onun uğrunda
kendini tarihe verenlerindir.

tutuşup kül olan ocaklarından,
şahlanıp köpüren ırmaklarından,
hudutlarda gaza bayraklarından
alnına ışıklar vuranlarındır.

ardına bakmadan yollara düşen,
şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
huduttan hududa yol bulup koşan,
cepheden cepheyi soranlarındır.

ileri atılıp sellercesine
göğsünden vurulup tam ercesine,
bir gül bahçesine girercesine
şu kara toprağa girenlerindir.

..."

helal edin.
260 /