sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

285 /
menekşe kokusu menekşe kokusu
az biraz mutluluk eksikliğim var sanırım. düzenli birkaç doz iyi gelirdi.

işin garibi mutsuz da değilim. şu aralar nötr bi ruh halim var. bir tık daha yükselse iyi olacak.
the red queen the red queen
bugün disleksi ile ilgili bir metin okuyordum. nedenleri arasında erken yaşta geçirilen ateşli hastalık yer alıyordu bu yazıda. daha önce bu konuyu neden bağlayamadım bilmiyorum ama aklıma annemin bebekken geçirdiğim ağır ateşli hastalık hakkında anlattıkları geldi. bütün vücudumda çıbanlar çıkmış ve neredeyse ölüyormuşum. çıbanlardan birinin izi hala sol gözümün yanında durur. demek ki kalan tek iz bu değilmiş. ki kulak zarlarım da aşırı incedir. hayatımın ilk ölüm kalım savaşını daha altı aylıkken vermişim ve bu hastalık disleksi gibi bütün hayatımı etkileyecek bir iz bırakmış bende demek.
kızılhenry kızılhenry
ben buraya sırf eğlenmek için geliyorum, hadi biraz da gündem uğruna olsun. kendini ifade etmek için buraya gelinmez bence. bazıları hikayeyi fazla kaçıyor gibi. bu kadar benmerkezcilik iyi değil.
caotic caotic
allahın dediği olur,
değiştiremezsin insanoğlu.
beş metrelik bir bezin olacak,
sevgin,nefretin,dargınlıkların,
sanki hiç yaşanmamış;
öfken köpürmemiş,
ruhun daralmamış,
sevinçten düşmemiş gibi göz yaşların,
her şeyin toprakta soğuyacak.
işte geliyor o gün.
sıradan basit bir gün gibi geliyor.
vaden geliyor insanoğlu.
seni bir çiğ tanesi yapmaya,
güneşe ışık, ağaca yaprak,
buluta köpük yapmaya geliyor.
sevdiklerinin kalbinde zehir acı,
birlikteliğiniz yalnız hatıralarda kaldı.
elif lam mim insanoğlu.
tarçınlıhavuç tarçınlıhavuç
yakın arkadaşlarımdan birinin çocukluk arkadaşı bir kaza sonucu gözünü kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı geçenlerde. bilenler bilir, çok sivri ve keskin bir şey olan muz bıçağı kızın yüzüne geldi. nasıl böyle bir şey oldu kimsenin aklı almıyor ama kaza işte.

kız 2 sene kadar beklediği atama haberini hastane yolunda aldı. anlayacağınız öyle bir tesadüf gerçekleşti ki kızın en mutlu olduğu gün ile en büyük travmasını/acısını yaşadığı gün aynı gün oldu resmen.

birkaç ameliyattan sonra geçenlerde son ameliyatını oldu. doktorun çok umudu yoktu gözün kurtarılabileceğinden. hepimiz inanılmaz üzüldük. hiç tanışmadığım ama çok sevdiğim, gencecik bir kızın çaresiz olması beni gerçekten çok üzdü. neyse.. ameliyattan sonra doktor baya başarılı geçtiğini ve umut olduğunu söyledi. o kadar mutlu olduk ki. ciddi ciddi hem rahatladık hem çok sevindik.

bugün ise gözün görme oranının yüzde 85e kadar gelebileceğini öğrendik. yani kayıp yok, sadece çok az etkisi kaldı. nereden nereye geldik ya. baştaki çaresizlik yerini mutluluğa bıraktı. bugün günüm gerçekten çok güzel geçecek. yaşasın!
yarınlar bizim yarınlar bizim
ben söylemeden önce william shakespeare söylemiş zaten. alıntı yaparak söylemiş olayım. zira bu sözler, söylemek istediklerim:

"yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun, güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun, rüzgârı sevdiğini söylüyorsun rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun. işte bundan korkuyorum çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun."
2
285 /