sözlük yazarlarının takıntıları

1 /
denizabeth denizabeth
tam olarak takıntıya mı giriyor bilmiyorum ama bende şöyle bi şey var; mesela geçmişte hayatıma bi şekilde girip, bir şekilde de çıkan kişileri düşünmem gerek diye düşünüyorum.

anlatamadım farkındayım. yani şöyle söyleyim; ben bir gün biriyle tanıştım, uzun veya kısa görüşmelerimiz oldu (kız-erkek farketmiyor) sonra görüşmeler kesildi. ara sıra aklıma getirip 'acaba nerede, ne yapıyordur?' diye düşünmezsem karşı tarafa haksızlık ediyorum sanıyorum. konuştuk sonuçta muhabbetimiz oldu, düşünmezsem ayıp ediyorum diyorum. düşünürken de düşünüyorum; 'acaba ben de onun aklına gelmiş miyimdir hiç?' diye. sonra kendi kendime 'gelmişimdir tabi canım' diyip kestirip atıyorum.

mesela bugün de; ' 9 yaşındayken bi arkadaşım vardı büşra, onun almaya'daki şeyma diye kuzenini düşündüm napıyodur acaba' diye.

otobüs falan beklerken de genelde lise arkadaşlarımı düşünüyorum 'nerede, napıyorlar acaba diye' gerçi onları facebooktan buldum ama tanımadılar beni.**

edit: başlık başıma vaylar başıma.
andy anderson andy anderson
pisuvarda işerken yan tarafa birisi gelince ya da arkadan falan başka birisi bakınca çişimin kaçması.

gülmeyin lan bir sürü insanda varmış sonradan öğrendim.
mimiksiz kereste mimiksiz kereste
çamaşır asarken mandalın rengiyle asılan şeyin rengini uyduramazsam kahroluyorum. bir de bir araç, örneğin bir servis, bir kişiyi bırakmak için girdiği sokaktan çıkmak için aynı yolu kullanırsa, yani aynı yoldan geri dönerse çıldırıyorum, ciddi manada. tuvaletteyken veya banyodayken kapı açık olabilir hiç sorun değil; ama yatak odamın kapısı açıkken asla uyuyamıyorum.
i m just a poor girl i need no sympathy i m just a poor girl i need no sympathy
kahvaltıdan sonra elimi en az 3 kere yıkıyorum. bi kere iyice yıkasam, sabunlasam bile elimin koktuğunu hissediyorum. hele eğer gevrek yemişsem, el yıkama sayım abartmasız dördü beşi buluyo. ellerim kokarken, ya da ben koktuğunu hissederken hiç bişeye odaklanamıyorum. sonra başkasının içtiği bardaktan su içemiyorum. o bardak bana kokuyomuş gibi geliyo. illa gidip yeni bardak alıyorum. kimse benim bardağımla içmesin diyede onu gözümün önünden ayırmıyorum. hayır titiz bi insanda değilim. türlü iğrençliklerimde vardır. ama koku konusunda böyle bi takıntım var işte.
yeşilerik yeşilerik
çamaşır asarken mandallar çamaşırlarla uygun renkte olacak.
yoksa çamaşır kurumaz*
ah anne ah, hep senden miras kaldı bu takıntılar bana!
kirlibeyaz kirlibeyaz
hep sol tarafta bulunmak. yürürken, yemek yerken, otururken yaşamın her anında hep sola kayma eğiliminde olmak aksi halde sol kolda uyuşma,yanma hissetmek. siyasi bir nedeni yok, ama kesin bir nedeni de yok. sol yanımda hayat var sanırım.
mfk md mfk md
cuma gününü cumartesine bağlayan gece saat 2.10'da yatmak, aynı zamanda cumartesini pazara bağlayan gece 2.45'te yatmak.. hiç şaşmaz.. ayrıca apartman merdivenlerinden inerken ve çıkarken her basamakta aynı yere adımımı atmak. çoğu kişide de olabilen simetri hastalığını da unutmamak lazım, tablolar, kitap kenarlarının kıvrılmaları, oda düzeni hep simetrik olmalıdır benim için.
slalom slalom
eve her gelişimde,asansörü zemin kata geri yollarım. sanki dışardan biri gelir,o da çok sıkışmış olur,asansör beklemesindi. elalemin derdinden def gibiyim alimallah.
yeşilerik yeşilerik
''bir sayı tut'' dediklerinde her zaman 17yi tutmak.
bi şey satın alırken hep asal sayıda almak.
17 biber, 13 patlıcan, 19 domates, 7 kitap...
kheldarxenon kheldarxenon
özel sayı diye bir tanım uyurup hayatı buna göre yaşamak. özel sayı ne mi? şöyle birşey:

x=2^n.5^m (n,m eleman doğal sayılar birleşim {0}) şeklinde yazılan sayılar. örnek olarak 2,4,5,8,10, 25, 32, 100, 250 verilebilir. bunların olayı ne mi? olayları şu ki seçtiğiniz herhangi bir doğal sayı bu sayılara devirsiz bölünebilir. yani, ondalık olarak yazılabilen bir bölüm bulabilirsiniz. tanımda 2 ve 5 kullanılabilmesinin sebebi de 10luk sayı sistemi kullanmamız. 10 u bölen asal sayıların kuvvetleriyle yazılabiliyorlar. eğer 15lik sayı sistemi kullansaydık x=3^n.5^m olacaktı tanımımız.

bunlar niye mi özel? valla da billa da bilmiyorum. sebebini bilmediğim bir aşk besliyorum bunlara karşı. çok güzeller lan, süperler.

takıntılarım da şöyle oluyor. gördüğüm her yazıda (çok uzun olanlar hariç tabi) harfleri sayıyorum. tabelalar falan filan mesela. eğer harf sayısı özel sayı ise çok mutlu oluyorum. ha değil mi? abi bunların noktaları var, ekle onları, gene mi olmadı, ü de iki tane nokta almıştık, tek alalım onları, gene mi olmadı, böhüüüü. işte bu durumda da çok üzülüyorum. cidden içim bir fena oluyor, ağlayasım geliyor.

başka bir versiyonu da telefon numaraları. telefon numaralarındaki rakamları toplayıp bu sayıları elde etmeye çalışıyorum. edemezsem iki tane rakamın yerine onların ifade ettiği sayıyı alıyorum, o şekilde elde etmeye çalışıyorum, yani allem edip kallem edip o özel sayıları bulmaya çalışıyorum. bulamazsam, kötü oluyorum.

bu yazıdan birşey anlamayanlar da olacaktır mutlaka. onlar için örnek vererek açıklayalım:

"demirci market" diye bir bakkal gördüm. sayalım 13 harf var, olmdı. i leri ekleyelim. 15 etti, gene olmadı. bu market çok kaka.
oysa ki onun yanında kocahürmüz market var (kıçından market uydurmak), bu market mükemmel bir yer. niye mi? çünkü hem 16 harf var, hem de ü lerin noktaları eklendiğinde 20 oluyor. her iki türlü de özel sayılar elde ediliyor, ben asla gidip demirci marketten alışveriş yapmam eğer yanında kocahürmüz market var ise. niye? çünkü malım ben.

tabi bu okuyunca çok normal gelebilir, ama gördüğünüz her yazıya böyle bakmaya başlayınca görürüm ben sizi. öyle uzaktan salak demek, mal demek kolay, bi de benim yerime koyun kendinizi. harfler birleştiğinde size yazı ifade ediyoken, ben önce kaç tane olduklarını sayıyorum, sonra kaç tane noktalarının olduğunu. yazık lan bana!
simacc simacc
masa üstündeki kitapları masanın en kenarına paralel gelecek şekilde hizalamak.
işyerindeki paspası kapı eşiğine paralel hizalamak.
yamuk duran resimleri görünce rahatsız olmak.
bi' paçası ayakkabı içinde, diğer paçası ayakkabı dışında olan birini görünce rahatsız olmak.
geri dönüşüm kutusunu her zaman boşaltmak.
ayakkabıların bağcıklarını aynı şiddette sıkılana dek tekrar tekrar bağlamak.
adımlarımı kaldırım taşlarının dışarısına taşırmamaya çalışmak.
pc masaüstünde asla ve asla klasör koymamak.
görev çubuğu dolduğunda bir kaç programı kapatmak.
çift sayıları daha çok sevmek ve tercih etmek.
pc'de geçici internet dosyalarını ve önbelliği sürekli temizlemek.
denizabeth denizabeth
avea 9333 ü arayınca bi sekreter çıkıyor ya;

x için 3 e
y için 5 e
çıkmak için 9 a basın diyor hani?

ben her seferinde; insanlar işini gördükten sonra direkt kapatma tuşuna basıyorlar, sekreter kıza ayıp oluyor düşüncesine kapılıp; 9 a basıyorum. eğer refleks olarak direkt kapattıysam da; vicdan azabı çekip tekrar arayıp bu kez '9' a basıyorum.

mal mıyım neyim.
1 /