yazarların sevdikleri ve sevmedikleri özellikleri

birfincancay birfincancay
yine "beğenmediğim özelliklerimi sayıyorum, toplanın" kisvesi altında hava atma dönemi başlamış. bir bu dönem var bir de a101'in bir ay boyunca indirimli elektronik eşya sattığı dönem var. ikisine de bayılıyorum. ama yetişemiyorum.

arkadaş birinizin de sevmediği özelliği "gaz probleminden dolayı yerli yersiz osurmak" olsun mesela ya. sabahları ağzım aşırı kokuyor... çok kötü lan deyin mesela. biriniz hamamböceği görünce korkudan bayılacak kadar fobi sahibi olsun, belirtsin. ya da yok mu aranızda sürekli dedikodu yapan? yok mu yatakta çok kötü olan? espri yapma kabiliyeti noksanlığı olur, sayısal zeka eksikliği olur, boy kısalığı, aşırı kilo, günde üç posta masturbasyon, bilemedin 1.5... hiç mi yok ya?

ben anlamıyorum bir insanın en nefret ettiği özelliği nasıl "aşırı paylaşımcılık, aşırı dürüstlük, aşırı kazaçtan dolayı mağduriyet" olabilir? ideal insan olmanız mı en kötü? buna inanan ve destekleyen bir kitle de var; onların da en kötü özelliği alık olmaları sanırım.

ben sizin en kötü özelliğinizi söyleyeyim: samimiyetsizliğiniz. bulduğunuz her anda kendinizi övmeye çalışmanız. aşşşşırı iyi niyetiniz yerine bunun üzerinde durursanız daha mantıklı olur bence.

sizin gibi, neredeyse pembe sıçtığını iddia eden insanlarla beş dakika duracağıma; yerli yersiz osuranla, küçük ve havasız bir ortamda beş saat durmayı tercih ederim.... yani hadi bilemedin 2.5 saat dururum. net.

saygılar.
31

itüsözlük ün bu hale düşme nedeni

azureel azureel
milyonlarca sebep var. herkes bir şey söylüyor ve enteresandır ki herkes haklı. ha bazı söylenenlerin ağırlığı yüksek, çok etkili hususlar. bazılarınınki ise düşük, üç beş kişiyi küstüren detaylar. ama ne olursa olsun hepsi de geçerli şeyler.

ben de aklıma gelenlerden bir kuple paylaşayım.

- önce facebook, sonra twitter ile sosyal medyanın büyümesi.

bence sözlükleri bitiren en majör şey bu. diğer birçok alternatif sözlük ile birlikte itü sözlük de kan kaybından nasibini aldı. hatta epey sözlük sitesi de kapandı biliyoruz.

facebook, yazı yazmak ve paylaşmak için daha rahat alan sundu. kişisel iletiler keza özelleşmiş gruplar ile yazılı paylaşımlar öncelikle fb üzerine kaydı. sonrasında yazılar daha rahat ve kısa olan twitter'a geçti.

başlık bazlı değil, gündem bazlı konular hızlıca yazıldı, tüketildi. kısa yazılar moda oldu, çabuk tüketilen içerik önem kazandı.

- insanların eskisi kadar yazmak istememesi.

blog siteleri (blogcu hatta blogspot bile) göçtü. medium teknik yazılar, fıkra (gazetede olan) makale türü içerik sayesinde ayakta duruyor. wordpress kurumsal web sitesi sunumu için var. başka da piyasada kalan yok doğru dürüst. artık kimse yazmıyor, üşeniyor, kısa ve hızlı tüketim kültürü "uzun uzun detaylı anlatımı" ezdi geçti.

elektronik ortamda ayrıca artık e-kitap var. okumalık şeyler için insanlar tabletinde ve bilgisayarında bunları tüketiyor.

- instagram tek başına herkesi dövdü.

bir üstteki madde ile birlikte değerlendirmek lazım bu hususu. "bir resim bin sözcüğe bedeldir" yaklaşımı instagram ile zirveye ulaştı. instagram o kadar güçlendi ki, hatta facebook'u bile çaptan düşürdü gücü. mark abi boşuna satın almadı burayı.

bir foto koyuyorsun şimdi, herkesten yüzlerce binlerce etkileşim alabiliyorsun. yazılı ortamda "kim okuycak yea" ağırlığı var. scroll ederken görülen foto "aa güzelmiş" denen an ve "çift tık ile kalp etmek" bitti gitti.

bir de ek olarak insanlar o kadar okumuyor artık. mesela ~4000 karakterlik işbu yazıya bile "oha tren gibi tl dr kim okuycak bunu" diyorlar. max 5 dakikada okunacak içerik bile insanlara zul geliyor.

- kötü teknik altyapı

itü sözlük özelinde instela teknik olarak gelişmesi gerektiği yere gelemedi. eksik moderasyon arayüzü asla tamamlanmadı. hani ön tarafta görünmüyor yazarlara size şeffaf olmayan bir şey bu, ben haber vereyim içeriden: arkada "modların işini yapabilmesi için" gerekli donanım yok.

çalışmayan şeyleri sıralayayım;
- siteden rastgele çıkış yapılıyor, yazılar (mesaj, duyuru, yorum, giri) uçuyor.
- bazen oy verilemiyor, sayfa güncellemek gerekiyor.
- başlıkta tek tek girileri taşıma opsiyonu yok, ya tüm başlık taşınacak ya da hiçbiri.
- özel mesajlar kısmı bi tuhaf, yazıyorum gitmiyor bazen 5 satır birden gidiyor karşı taraf yazıyor bana ulaşmıyor vs f5 yapıyorum "sesim geliyor mu" diye bağırıyorum allah'ım eziyet. mesajlardaki en en en temel 2 özellik olan silme ve yedekleme hiç olmadı bile.
- yazar kilitleme / sms konfirmasyonu bozulmuş. ne ara gitti, niye gitti bilen yok. bu durumdan mağdur olanlar da var; wondrous'a whatsapp'tan ağlıyorum "düzelt şu vatandaşların hesaplarını" diye.
- giri yedek alma, nick değiştirme eski sitede vardı, yenisinde yok.

bunların hepsini ve çok daha fazlasını, defalarca dile getirdik (gxix başta olmak üzere, hepimiz) ama wondrous'tan geri dönüş alamadık. moderasyon olarak eldeki kısıtlı imkanlarla (arada eski itü sözlük sitesine dönerek) çalıştık lakin yeterli değil.

bak dün 2 kişinin hesabında yanlış bir moderatif işlem yapıldı mesela hala daha düzeltemedik. insanız yani hata yapabiliyoruz, lakin düzeltme mekanizmaları olması lazım. örn hatalı sildiğim giri için "canlandır" işlemi yapabilmeliyim, bunun gibi. bu olmazsa olmazdır. ama instela'da yok bunlar, mod olarak elim kolum bağlı. teknik konularda ipler bir kişinin elinde ve wondrous ortada yok (hi boss bu satırı okuyorsan selam ederim). saldım işte hasılı.

14 şubat gecesi sevgilim olan itü sözlük'e de bu yazıyı yazmış bulundum yuh be olaya gel. seviyorum burayı da işte o beni sevmiyor.
12

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

benallahınbirlütfuyum benallahınbirlütfuyum
ameliyat olmaya karar verdim, midemi aldırayım dedim, ağzımı diktireyim dedim, kelepçe taktırayım dedim, zayıflama kampına gideyim dedim, ama bunları derken hep yedim. bi gün, yengemin çektiği bi videoda kendimi gördüm. arkadan geçiyorum ama maşallah ne geçmek! yarım dünya olarak videoyu kaplamışım resmen! o gün dedim ki ya lütuf sen napıosun? kendine gel, kendine çeki düzen ver. ve diyetisyen + yürüyüş eşliğinde 1 ayda 10 kilo vererek yoluma devam etmeye başladım! :)
asla başaramam, diyet yapamam, yürüyemem diyen ben şu an her yere yürüyorum, ağzımı tutuyor ve liste dışında bir şey yemiyorum :)
10

recep tayyip erdoğan

dumrul dumrul
2002'den beri kendisinin sesini duymadığımız toplam 8 gün filan var.

ilk 3 gün gezi'de sesi kesildi. yeniden konuştuğunda "evinde zorla tutulan yüzde 50" geyiği ile iç savaş sopası gösteriyordu.

meclis çoğunluğunu kaybettiği 7 haziran'dan sonra 4 gün ortadan kayboldu. döndüğünde seçimi yeniletecek süreci başlattı ve takip eden 5 ay içinde kan su gibi aktı.

dün onun yüzünden onlarca asker öldü ve o 30 saattir filan kayıp. çıt çıkmıyor. normalde şöyle bir nefes almamız lazım ama huyunu suyunu çok iyi biliyoruz. şimdi ülkenin başına nasıl bir çorap örsem de koltuğu sağlama alsam diye düşünüyor olmalı.

instela yazarlarının itirafları

ithinkthereforeiam ithinkthereforeiam



çok zor bir yol yürüdüm geçtiğimiz 4 ay boyunca... hayatımın hiçbir noktasında bu kadar zorlanmadım, bu kadar karamsarlığa düşmedim, bu kadar yıpranmadım... fiziksel olarak bilmiyorum ama zihinsel olarak en az 10 yıl yaşlandım...

tabii bu yolu yürürken kendimi tanıdım... etrafımdaki insanların, sevenlerimin, sevdiklerimin bana, kendimden çok güvendığını gördüm... kendimi hafife aldığımı anladım... yaşadığım zorluklar hem beni çok daha olgunlaştırdı, hem de istersem neler başarabileceğimi gördüm... zihinsel olarak yaşlanmanın yanı sıra, daha bilge hale geldiğimi fark ettim...

sonuç mu?

hayatımı kurtardım... gelecekte, eğer bir terslik olmazsa, çocukluğumdan beri hayal ettiğim mesleği yapacağım emekli olana kadar...

22500 kişinin arasından seçilmek çok güzel ve özel bir duygu... hayatımda başarıyı, içsel ve bireysel tatmini, özgüveni ve mutluluğu bu kadar derin hissetmemiştim hiç... 1 haftadır rüyada gibiyim... umarım bir gün herkes bu duyguyu tadar...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

badass badass
çocukken bizim sokakta oturan bir çocuk vardı, muhammet. kardeşimle yaşıttı ama hep birlikte oynardık. anası babası, dedesi nenesi çok iyi insanlardı. çok severlerdi çocuğu, üzerine titrerlerdi. annesi evden çıkıp çocuğun sırtına koyduğu havluyu değiştirirdi sürekli, hastalanmasın diye. sonradan taşındık, yıllarca doğru düzgün görmedim çocuğu. kardeşim de ara sıra görüşüyormuş. ben çocuğu unutmuşum gitmiş. bir eczanede çıraktı, geçen ay askerliğe başlamış. ilk maaşını ya almış ya alamamış.

ben bugün muhammet'in bayrağa sarılı tabutuna üç defa "helal olsun" dedim. ben bugün muhammet'in üstüne toprak attım. ben bugün bir çocuğu, bir şehidi toprağa vermedim. ben bugün bir ailenin ölümünü izledim. ben bugün bir aileyi toprağa verdim. ben, uzun zamandır hiçbir şey hissetmeyen ben, bugün öfkelendim.

sanki bizim askerlerimiz benzer bir saldırıda şehit düşmemiş gibi, ailelere çocuklarının kaderini hatırlatan suriye rejiminin dronelarla vurulan teçhizatlarını servis eden medyaya öfkelendim. "onlar dünya değiştirdi" diye ölüm güzelleyenlere öfkelendim. ağlanması gereken yerde gülenlere öfkelendim. 3 kuruş paranın bile lafı geçse eliyle "indiregandi" hareketi yapanlara öfkelendim. iktidarın stepnesi olan, "askerler gitsin" diye tezkere çıkarıp şehit olmalarına şaşıran/tepki veren iki yüzlü sünepe muhalefete öfkelendim. "gün siyaset günü değil" diyenlere öfkelendim. herkese öfkelendim.

siz de öfkelenin. bir defa da olsa o yoğun duyguyu yaşayın. karnınıza, burnunuza, çenenize yumruk yemiş gibi hissedin öfkeden. sonra unutun. olayları unutun. insanları unutun. tarihleri unutun. öfkenizi unutmayın. ve sizi öfkelendiren etkenlere yönelik herhangi bir değişim yaratabileceğini düşündüğünüz herhangi bir olayda bu öfkenizi karar mekanizmanıza etki ettirin.

öfke insanı değiştirir. değişin. değişin ki bir şeyler değişsin.

instela yazarlarının itirafları

ortalık zaten karışık ortalık zaten karışık
kendimle bugün o kadar gurur duydum ki. bir gün bu şirkete müdür olarak geri döneceğim diyeli henüz 12 ay geçti. 12.ayın sonunda sadece türkiyede değil ortadoğuda da ben ve 800 çalışan sonunda beraberiz.

pazartesi temsile ve ilzama tam yetkili olacağım.

o kendine sekreter demekten utanan adına yönetici sekreter , yönetici asistanı diyenler , satış diye personele baskı yapan itler. sizin geçmişinizi sikeceğim.
4

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

tarçınlıhavuç tarçınlıhavuç
bugün insanlık için küçük ama kendim için çok büyük bir adım atıyorum. hayatım tamamen değişecek, bunu çok net hissediyorum ama bu değişim iyi yönde mi olacak kötü yönde mi pek kestiremiyorum.

içimde hayatım boyunca hissettiğim neredeyse her duygu var şu an. korkuyorum, endişeliyim, mutluyum, gururluyum, hüzünlüyüm.. tüm bunlar aynı zamanda geriyor ama bunun iyi bir şey olduğunu biliyorum. konfor alanımdan çıktım çünkü. yıllardır bildiğim, tanıdığım yerlerden uzağa gidiyorum. hayatımda ilk kez birini uğurlamıyorum da ben uzaklaşıyorum. ilk kez bana veda ediliyor. sevdiklerimi geride bırakıyorum. dedim ya kimi için küçüktür ama benim için çok yeni. kendimi çok farklı hissediyorum.

bir dostum; "bir kere yurt dışına çıktığında artık ne ülkene ait olabiliyorsun ne de gittiğin yere, arada bir yerde kalıyorsun" demişti. bunu hiç yaşamadım ama sanırım ne demek istediğini daha yeni anlıyorum..

e bilirsiniz ne demiştir tolstoy;
"tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar:
ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.."

yolculuğa çıkıyorum ve birilerinin şehrinde yabancıyım artık.

aldatılmayı affetmeyen idealist hatunlar

akrep kadın akrep kadın
yalnız olmadığımı söyleyin n'olur.
bunu yaptığım ayrıldığım için eski eşim tarafından dünyanın en kötü insanı gibi hissettirilmeye çalışılıyorum.
ne çocuğunun geleceğini düşünmeyen anne olmadığım kaldı, ne bencilliğim kaldı, ne tek başıma yalnız öleceğim...

istemiyorum! kimse anlamak istemese de ben artık o adamı istemiyorum.

kendi konforunu kaybettiği için, barışmamakta direnen beni suçlamasından, anasına danasına sülalesine beni aratmasından çok sıkıldım.

çocuğumun gözünde beni evini dağıtan anne olarak göstermesinden çok sıkıldım.

her şeye maruz kalıp, maruziyetimi devam ettirmediğim için suçlanmaktan da sıkıldım.

senin donunu yıkamak benim çocuğumun geleceği değil, bunu anla artık!
15

yaşlanma korkusu

akrep kadın akrep kadın
yaşlanmak sadece yüzündeki kırışıklarla kalsa ben de arkadaşlar gibi düşünebilirdim.

cilt bakımını, diyetini, botoksunu yaptırıyorsun da dünyada sonsuza kadar yaşayan yok maalesef. hadi yerçekimiyle bir şekilde mücadele ettin.
çöken organları ne yapacaksın? küçülen beynini? hatırlayamadığın anıları, tanımadığın çocukları?
salonun ortasına işemeyi? altına bağlanan bezi?
felci, kalp yetmezliğini ne yapacaksın?
tüm bunların üzerine birilerine yük olmayı? yalnızlaşmayı, soğuk bir hastane odasında ölmeyi düşünmeden edebilmek mümkün mü?