instela yazarlarını hüzünlendiren şeyler

francesca francesca
bugün pek de görüşmediğim (hepimizi öteledi) kuzenimin vefatının 1. yılıydı. duasını yaptık. dünya yakışıklısıydı, zekiydi, kültürlüydü. bir bakan bir daha bakardı.
bir gün bir şey oldu sustu. ağzından bir kelime çıkmadı yıllarca. konuşmaya çalışsa da sesi çıkmadı. gitmediği doktor kalmadı, hiç bir sağlık sorunu bulunamadı.
kocakarılar nazar dediler. kendi de güldü duyduğunda...
sadece sabahları bir kase çorba içer, uyuyana kadar da sigarası elinden düşmezdi. geri kalan zamanda da boş boş bakınırdı. kendini ifade etmek için yazdığı küçük notları da artık yazmaz oldu. sonra da annesinin ona bakmasını istemediği için tek göz odaya yerleşti. yataktan kalkamıyordu, yine hiç bir sağlık sorunu yoktu. tek göz bir odada, yalnız başına son nefesini verdi. avucundan sadece bir not çıktı. "neyim var bilmiyorum, artık bilmek de istemiyorum. hepinizi çok seviyorum. annem teşekkür ederim."
hiç istifimi bozmadan oturdum. tek damla yaş düşmedi gözümden. ne zaman duası bitti annesi feryat etti, o not ortaya yeniden çıktı, yüzü geldi gözümün önüne. gözlerim yaşardı, abisiyle göz göze geldik. ben odadan çıktım, o da peşimden. bahçeye çıkıp yürüdük. çocukken kardeşler, kuzenler topluca fotoğraf çektirmişiz. fotoğrafı hatırlamayacak kadar küçüğüm ve yine en güzelimiz cidden de o. erkek güzeli. cidden nazar mı dedim, olabilir mi böyle bir şey? sence? dedi. sustum...
bilmiyorum ama çok özlüyorum.

doğal gaz faturası

geçersiz kullanıcı adı geçersiz kullanıcı adı
bizim 850 lira gelmiş.
benim yüzümden.
geçenlerde kardeşim banyoya girdi 'suyun derecesini arttırsana' dedi ben de kökledim 60a verdim sıcak sıcak yıkansın yavrucak 10dk ya kapatırım dedim. unutmuşum.
meğer peteği 60 a vermişim 1 haftadır ev cayır cayır. bizimkiler kan ter içinde diyor ki 'ya bu ev neden böyle ısındı' ben de 'alt kata kiracı taşındı adamlar acımıyor yakıyor üst kat çocuklu zaten yakıyor her tarafı' diyorum jsdhsjkfs
amcam faturayı görünce azer bülbül gibi titreye titreye kombiye baktı 60 jsbdksnd
kendimi tuvalete kapattım sinirinin geçmesini bekliyorum

24 ocak 2020 elazığ depremi

genzo wakabayashi genzo wakabayashi
iki gündür buralardayım. 99 depreminde babamla nasıl gölcüğe gittiysek bu sefer de buradayım. o zaman babam evladını korumak için bana çok iş bırakmamış kendi uğraşmıştı insanlarla. ama şimdi babam yok. çünkü yürümeye dermanı yok. ben kalktım geldim. zaten kafam bozuktu, bir şeylerle meşgul olmak da iyi geldi. buralar biraz fena başka başka işler dönüyor başka başka yerlerin ardında. elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum insanlara, sakin bir tonda konuşmak bile iyi geliyor kimisine. allah beterinden korusun. bi köyden git gel yapıyorum. yakında dönerim memlekete sanırım. bir deprem vakası ki yine mahlukat ile eşref-i mahlukat arasına kalın bir çizgi çekti. haberlerde verilen işin fragmanı, dram detaylarda. ama bazı dramların görünmemesi de hayırlıdır, velveleye gerek yok her zaman, özellikle bu ülkede.

allah beterinden korusun dediğim gibi. çoğunuz sıcak deprem bölgesinde dahi bulunmuş, büyük deprem yaşamış insanlar dahi değilsiniz, allah bulundurmasın kardeşlerim. istanbul'da böyle bir şey olsa... olmasa daha iyi.
4

instela yazarlarının itirafları

akrep kadın akrep kadın
bir kere de ben suratımı asıp etrafıma psikolojik işkence ederken "bu aralar sıkıntılarım var" cümlesinin ardına saklanmak istiyorum.

bir kere de benim derdimi soran olsun.

bir kere de beni yaptığı yemeğe davet eden, planına dahil eden olsun.

yok istemiyorum dediğimde bir kere de bana ısrar edilsin.

bir kez de ben insanları kullanayım. yaptığı iyiliklere rağmen nankörlük edeyim.

bir kere de beni bi merak eden çıksın.

bi hediyeyle kapımı çalsın mesela.

bana verecek bir fincan kahvesi olsun birinin.

seninle uyumaya geldim desin biri.

biliyorum... insanların gerçekten büyük dertleri var.

ama ben de bunların kahrını çekiyorum işte. elimde değil...
10

yapılmış en aptalca dalgınlık

francesca francesca
bankta oturan 40 yaşlarında bir adam var. yanına oturup arkadaşımı beklemeye başlıyorum. otururken adam bankta hareketleniyor, bana doğru bağdaş kurup gülümsüyor "afiyet olsun" diyor. teşekkür ediyorum. adam beni izleyip hala gülümsüyor. bir şey söyleme ihtiyacı hissedip güzel bir gün geçiriyorsunuz sanırım diye saçmalıyorum. siz de epey yoğun bir gün geçiriyorsunuz sanırım diyor. evet biraz öyle nerden anladınız dediğimde, çünkü benim sodamı içiyorsunuz ama içiniz rahat olsun hiç içmemiştim diyor.
adamın o gülümsemesi, eee afiyet olsun daha daha demek oluyormuş.
yerin dibine girip özür diliyorum ama o utancın tarifi yok.

24 ocak 2020 elazığ depremi

ürkek ürkek
bir babanın çocuklarının üzerine siper olup hayatını kaybettiği video çok etkiledi beni. 99 depremine ışınlanmış gibiyim. babamın üzerime kapanıp "korkma, ben buradayım" demesi...

deprem kelimesini duyunca bile irkilen bir nesil söz konusu ve biz tüm yaşananlara rağmen önlem almayan bir milletiz ne yazık ki. aylardır artçı depremler yaşıyoruz ve bizim tek derdimiz yandaşlara para kazandıracak projeler üretmeye çalışmak.

geçmiş olsun elazığ

merve gelinin mevlüdü

turan eller var olsun turan eller var olsun
+ bana tek kelimeyle siyasal islam'ı özetleyebilir misin refik?
- kelimeye ne gerek var knk, al sana foti:




düşünsene,

okuyup master falan yaparak işsiz kalmak yerine akp çocuklarının birine kapağı atmışsın. kocişinin bin türlü yolsuzlukla yürüttüğü onlarca oto kiralama şirketi falan var. instagram biyografinde "rızkımı veren hüdadır, kula minnet eylemem." falan yazıyor. üstelik elinde tuttuğun şeye "mevlit" yerine "mevlüt" yazdıracak kadar da kendi dininden bihabersin. kolunda tanesi 7 bin lira olan bilezikler var. bunların sadece 3 tanesiyle, mezun bir öğrenci kyk borcunu kapatıp, kendini intihar etme düşüncelerinden kurtarabilir durumda. sen ise müslüman olduğun için elbisenin kollarını bile katlayıp, altınlarla mahremini örtüyorsun. sütyen hatların da hayli oksimoron olan çekiciliğine ihtişam katıyor. akp türkiye'sinde gençliğini yaşıyorsun, zaman şimdilik senin için akıyor ve bitene kadar tadını çıkartıyorsun.

ben düşünemedim, bir de sen düşünsene.

büyük istanbul depremi

dumrul dumrul
hiçbirinizin hayatı tayyip efendinin umrunda değil. bunu zaten biliyoruz. hadi onu geçtik, böyle bir felaketten sonra nereyi - nasıl yönetmeyi düşünüyorlar acaba?

türkiye nüfusunun yüzde 18'i istanbul'da yaşıyor. türkiye ekonomisinin yüzde 33'ü istanbul'da dönüyor. ihracatın yüzde 51'i istanbul'dan yapılıyor. toplam mevduatın yüzde 43'ü istanbul'da. gelir vergisi mükelleflerinin yüzde 25'i istanbul'da. türkiye'deki şirketlerin yüzde 40'ı istanbul'da kuruluyor. türkiye gibi her köşesi turizm potansiyeli taşıyan bir ülkeye gelen turistlerin üçte biri istanbul'a geliyor. diğer illere gidecek olanların önemli bir kısmı da istanbul üzerinden aktarma yapıyor. turist sayısı bakımından istanbul dünya'da sekizinci, avrupa'da üçüncü. şehir bazında ekonomik büyüklük açısından istanbul (ortalama olarak) dünyada ilk 30 içinde. eğer istanbul bir şehir değil ülke olsaydı dünyanın en büyük 63. avrupa'nın ise 33. ekonomisine sahip olacaktı.

bu deprem yalnızca istanbul'da insani bir felakete yol açmayacak. istanbul'un yıkımı kars'ta, çorum'da, bayburt'ta yaşayan vatandaşın da aç kalması demek. meşhur 2001 krizinin 99 izmit ve adapazarı depremleri ile alakasız olduğunu mu zannediyoruz? cumhuriyet tarihinde yaşanmış hiçbir olay bu depremden daha önemli değil. bunu net anlamamız lazım.

burada üstünde durulması gereken bir diğer nokta da şu. bir ülkenin ekonomisi bir şehir üzerinden dönemez. bir şehir bu kadar büyürse diğerleri küçülür. bu, aynı zamanda çok ciddi bir güvenlik tehdididir. herhangi bir ülke askeri olarak istanbul'u işgal edemez ama pek ala ekonomik ve teknik alt yapısını çökertebilir. bütün yükü bir şehir çekerse sen ne kadar güçlü bir ordu beslersen besle hiçbir savaşı kazanamazsın. hal böyleyken akp depreme karşı önlem almak yerine hala istanbul'da beş milyonluk yeni şehir kurma peşinde.

akp 18 yıldır bu tehdit karşısında hiçbir şey yapmadı. aksine deprem vergilerini sözde yol yapımı adı altında yandaş şirketlere dağıttı. bu yolların, viyadüklerin kendi kendine nasıl çökebildiğini de defalarca kez gördük. istanbul'da zaman zaman çöken binalar da kurtarma çalışmaları noktasında ne kadar hazırlıklı olup olmadığımızı çok net gösteriyor.




çöken bir tek binayla günlerce baş edemedi bu adamlar. istanbul'da binlerce binanın yıkıldığı bir durumda nasıl enkaz altından çıkarılmayı bekliyorsunuz? yaralılar nerede tedavi görecek? yardımlar nasıl ulaştırılacak? yıkık ve hasarlı binalarda oturamayınca milyonlarca kişi nerede - nasıl yaşayacak? ekonomik döngüyü nasıl sağlayacaksınız. daha bunun yağması var boku var püsürü var.

daha ortada deprem meprem yokken bile devasa bir lojistik krizimiz olduğu açık. iktidar hala anal istanbul gibi boktan fantezilerin peşinde koşuyor. kazara bu proje yapılabilirse lojistik kriz katlanarak büyüyecek. sen avrupa yakasını ada haline getiriyorsun. felaketle karşılaşırsak ne yapacaksın? "allah ve milletimiz bizi affetsin" diyerek popi toplamaya mı çalışacaksın? inönü'yü mü suçlayacaksın?

bu deprem türkiye için en büyük varlık yokluk sorunudur. en büyük güvenlik tehdididir. bundan daha acil ve önemli hiçbir şey yok.
1