evden çıkmanın 30 lira olması

sessiz soylesi sessiz soylesi
bir kişinin arkadaşlarıyla buluşması için veya tek başına bir işi halletmesi için evden çıktığı an cebinden çıkacak minimum para 30 liradır. eğer sigara içiyorsa 40 lira.
10 lira yol parası
10 lira yemek parası
10 lira bir mekanda içilecek meşrubat parası
10 lira sigara parası
küsüratları atarak yuvarlak bir hesap ile bu şakildedir.

ulan alkol içecem desen sadece mekanda bira içsen çakır olmadan 70-100 lira aralığında paran cebinden buhar oluyor.

markete girip -ki bahsettiğim bim lan bim- iki üç abur cubur alayım diyorsun filmin çayın yanında gömerim diye 20 lirayı aşıyor, üç gün gitmiyor.

not: maaşlar brüt olarak verilsin insanlar maaşlarının ne kadarını devlete geri yatırdığını reel olarak görsün istiyorum, anlıyor musun? farkındalık olsun.

not2:sikicem yaşam standartlarımızı.

not3:bizi kim sikiyorsa hepsinin götüne baston tersten girsin
2

reza davasının bilal e anlatır gibi anlatımı

kokobongo kokobongo
şimdi sakin sakin düşünelim;

elimizdeki olay; fötö- hükümet çatışmasından dolayı ortaya çıkan olaylardan dolayı devletin yüksek mevki makamlarında bulunan kişilerinde içinde bulunduğu büyük bir rüşvet çarkı, devletin bankasının kara para aklaması, devletin bankasının hayali ihracat yaparak devleti zarar uğratması. halkın parasının bir takım kişilere rüşvet olarak dağıtılması.

peki amerikan savcılarının iddianamede ismi geçen halkbankası genel müdürü ve yardımcıları, eski bakanlar, rıza zarraf ve emine erdoğan'a yönelttikleri suçlamalar ney?

- abd'ye karşı dolandırıcılık
- uluslar arası acil ekonomik güç yasasını ihlal etmek ( ambargo delmek)
- bankacılık sistemine karşı dolandırıcılık
- kara para aklama

suçlamalara bakınca türkiye'de ortaya çıkan kayıtların, tapelerin ve yolsuzluk operasyonlarının yanlış ellerden çıkan doğru bir operasyon olduğunu görüyoruz. bakanların rüşvet aldığını, para sayma makineleri ve ayakkabı kutularının gerçek olduğunu, ''babacım kalan paraları ne yapalım'' ın gerçek olduğunu, binlerce dolarlık saatlerin gerçek olduğunu görüyoruz.

yani; bunlar doğru







bu; yalan



gel gelelim suçlara;
- abd'ye karsı dolandırıcılık:
suç sadece abd'ye karşı değil türkiye'ye ve iran'a karşıda işleniyor. bu çakal iran'lı ortağı ile birlikte türkiye'deki bakanları ve yetkilileri de yanına alarak ki biz bunu ''reza'nın önünde eğilirim'' den biliyoruz, üç ülkenin vatandaşlarının ödediği vergiyi cukka ediyor. tabi bu piç kurusu o kadar güvende hissediyor ki kendini ''cari açığın yüzde 15 ini ben kapattım'' diyebilecek kadar mesanesi geniş hale geliyor. tabi bu arada halkın ne denli salak ve ne söylesek inanacaklar nasılsa kıvamında olduğunu bilen bir dangalak bir peçete ile 700 bin dolarlık saatin bedelini ödediğini kanıtlıyor. bizim kuzu gibi saf halkımızda sanki çıkan para kendi cebinden çıkmıyormuş gibi ''ya onlar fotomontaj'', ''ya onlar fetönün uydurması'' diyerek kendine sokulan kazığı meşrulaştırma peşinde. tabi bu arada buna itiraz eden ve yolsuzluk var diyenler itina ile terör destekçisi, fetöcü, cehape zihniyetli, tayibi çekemeyen olarak koyun sürüsü tarafından itina ile itham ediliyor.

- uluslar arası acil ekonomik güç yasasını ihlal etmek ( ambargo delmek)
türk ceza kanununda hali hazırda böyle bir yasa olmadığı için uluslar arası ilişkilerde türkiye adına sistem şöyle işliyor. türkiye gayet yasal olarak iran'dan gaz ve petrolünü satın alıyor ve ticaret yapabiliyor. ancak yapılan ticaretin karşılığında ödenecek paranın türkiye'de bir bankaya yatması ve bu para karşılığında iran'ın ihtiyacı olan diğer ihtiyaçlarının türkiye'den alınması sağlanıyor. yani biz petrolü alıyoruz, para gene bizim bankamıza vergileri ödenerek yatıyor, döviz dışarı çıkmıyor bayağı bayağı karlı bir iş ve o para karşılığında iran'a ürettiğimiz malları satıyoruz. bu modele baktığımızda türkiye adına kazan, kazan hatta yine kazan ve hatta ve hatta dur ihracat yapanlarda kazansın modeli var. bu model reza'nın devreye girmesiyle değişiyor. halk bankasında bulunan paralar için dönemin en yetkili kişileri tarafından yetki verilen reza başlıyor sahte belgelerle ihracat yapmaya, tabi o belgelerin hepsi dümen, reza kestiği her dümen belge ile halk bankasına gidip çanta çanta para cukkalıyor. tabi bizim medyada gün yüzüne çıkan o kuryeler de reza'nın kuryeleri, halkbandan sahte belgelerle alınan paraları önüne eğilenlere gönderiyor. tabi o kadar parayı aklamak gerekecek işte bu da kara para aklamak suçuna konu olan kara para.

- bankacılık sistemini dolandırmak:
e tabi yasal olan işlemleri, yasa dışı hale getirince yani halk bankasına tecavüz edince doğal olarak bankacılık sistemini dolandırmış oluyorsun. bu durumu anlattığım ak koyunlar bile 1/0,0001 saniye düşünebilecek şekilde kafalarını yormaya karar verseler o küçücük anda bile anlayabilirler.

- kara para aklamak:
işte dananın kuyruğu burada kopuyor. reza çaldığı paraları iran'a ortağına da göndermek zorunda, tabi türkiye'den yasal olarak çıkaramaz, peki ne yapıyor bu çakal, altın alıyor, işte o hava alanlarında yakalanan ''sahte olduğu söylenen'' altınlar bizim koyun halkımızın cebinden çıkıp yine bizim koyun halkımızca şakşaklanarak reza'nın ve ortağının kasasına giren paralar. ne kadar garip ki halka lan götümüze kazık sokuyorlar diyenler yine terörist, fetöcü, cehape zihniyetli, terör destekçisi oluyor bir anda. tabi burada kalan paraları nasıl aklayacaklar; burada da devreye paravan olarak kurulan döviz şirketleri giriyor. halkın cebinden çalınan paralar döviz oluyor ve yine halka satılıyor. devlet büyükleri bu işin neresinde '' yahu şimdi yabancıya gitmesin bende bir döviz şirketi kurayım da benden de kara para akla'' kısmında. son yıllarda kurulan döviz şirketlerinin sahiplerine bakınca çok şaşırtıcı bir şekilde karşımıza tanıdık isimler çıkıyor. hatta şöyle tepkiler verebiliyorsunuz. '' aaaa ya bu adam bakan değil m?'' '' a ben bunları tanıyorum, bu türkiye'yi yöneten en yüksek makamdaki adamın karısı, kızı, oğlu değil mi?, '' vay vay vay sayın banka müdürüm ve yardımcıları helal size''. tabi kılıç kınına sığmıyor, cemaat denen piç kurularının kuruk acısı var, hah işte o operasyonlarda gördüğünüz dolarla, aurolar bu paravan şirketlerde yani dövizcilik işinde kullanılacak ancak cemaatin erken davranması sonucu ki tabi bu piç kuruları durumdan haberdar taşınamayıp elde patlayan kara paralar. bize de kaçabiiiilüüüürrr diyenler tabi şu nidalarla hatırlanıyor şuan. '' babacım paraları sıfırlıyamadım'' ''babacım kalan paralarla villa alalım mı''

bu davanın türkiye için çıkarımı şu: göz göre göre silkilen halk, yine şakşaklaya şakşaklaya kendini silktirirken, lan ne yapıyorsunuz göz göre göre silkiyorlar bizi diyenlere terörist demiş.
6

instela yazarlarının itirafları

andromeda yerlisi andromeda yerlisi
bir arkadaş buluşmasında, beş dakikada bir telefonuyla oynayan insana tahammülüm kalmadı.
ya arkadaşlar yemin ediyorum insanlar sosyal falan değil. insanlar sosyal görünmeye çalışan asosyal manyaklara döndüler.
yanımızdasın, konuşmaya gelmişiz ama twittera twit atıyosun.
dertler derya olmuş, sırıtarak fotoğraf çekelim de bi yerlerde mutluyuz sansınlar istiyosun.
yediğimiz yemeği birileri görsün istiyosun.
hep birileri, birileri görmeli, birileri sanmalı.
bunu yapmayın demiyorum ama bunu mütemadiyen yapmayın arkadaşlar.
bezdim arkadaşlar.
bezdim.

kılıçdaroğlu nun yarın açıklayacağı belge

gold tab gibson gold tab gibson
kılıçdaroğlu belgeler ile meclisin ortasında kanıtlasa hatta bankanın yönetim kadrosu mecliste halay çekerek bunu doğrulasa hatta ve hatta bilal de oradan çıkıp "bıbıcım diğer hesapları unutmuşlar" dese hatta ve hatta cumhurbaşkanı sinirlenip "evet var amk napacan" diye atarlanıp millete tokat atsa bile hiç bir şey olmaz.

maximum 1 haftaya unutulur.

diğer yandan muhtemelen kılıçdaroğlu da
"penguenlere kötü davranılıyor belgesi" gibi alakasız bir belgeyle çıkar ortaya.
1

instela yazarlarının itirafları

ooz han ooz han
henüz bir saat önce 16-17 yaşlarında bir mini minnacık bir kız çocuğuyla aynı yerde indik dolmuştan. yerinden kaldıramayacağı kadar ağır poşetler vardı iki yanında. yardım ettim indirmesine. baktım aynı yönde yürüyoruz kız da ki büklüm, yardım teklif ettim. tereddüt edince iki tane ağır poşetle bir yere kaçamayacağımı söyledim. ben önde o arkada yürüdük epey...kız bir yandan telaşlı bir şekilde bişeyleri açıklayıp ''birazdan oradayım''diyerek telefona cevap veriyordu..... ileride 25 yaşlarında biri elleri belinde biri vardı, bu kızı bekliyormuş.. biz yanına gelinceye kadar yerinden kıpırdamadı bile. bağırmaya başladı kıza. ''nerede kaldın, ağaç oldum burada'' falan filan. müdahale edeyim dedim, "kıza bağıracağına önüne gelip poşetleri alsaydın" dememle burnuma yumruğu çakması bir oldu. dünyam karardı. asıl canımı yakan ise iyi niyetle yerimden kalktığım her seferde niye böyle zararla oturduğumu anlayamamak oldu.
3

2017

mordor belediye başkanı mordor belediye başkanı
kötü başladı, kötü devam etti ve acının en büyüğünü tattırarak geçti. gencecik bir mezar ekledi aile kabristanına.
hep denir ya "beterin beteri var" diye. benim için daha beteri olamaz.
iş, aşk bilmem ne için, şu yıl kötü, şu yıl iyi demem asla. nasip, kısmet sonuçta ve aileniz sözkonusuysa, işin de aşkın da canı cehenneme. bu ikisini baz alarak geçen yıla kötü diyen arkadaşlara; ikisi de olur, olmaz veya var olan biter, hiç sallamayın. yeter ki aileniz, arkadaşlarınız ve sevdikleriniz sağ olsun.

nuriye gülmen

lora blood lora blood
reza zarrab davasından ötürü, sol kesimin ağzına bir parmak bal çalıp azıcık sussunlar diye, aylardır yok yere hapis yatan nuriye tahliye edildi.
ve üzüldüğüm noktada, serbestlikleri için adalet yerini buldu söylemlerinin yapılması.
hayır adalet yerini bulmadı.
adalet daha da bir yerin dibine girdi.
adalet yine devletin çıkarlarına göre hareket etti.
adalet suçsuz yere sırf açlık grevi yapıyorlar diye onları hapise atarken bitmişti.
devlet, bu serbestlikleri bize bir ödül olarak göstermek istiyor. biz sizi istediğimiz zaman alır, istediğimiz zaman bırakırız diyor..
asıl önemli olan durum bundan sonrası..
göreve kesinlikle alınacaklarına inanmıyorum ve hapisten çıkışlarına mutlu olduğumuz için, tek zaferle yetinecek herkes. bir daha bu denli ses getirmeyecek nuriye ve semih !
umarım buna benden daha çok inananlarınız vardır ve umarım ben haksız çıkarım.
çünkü tek isteğim, adaletin gerçekten haklının yanında olması.

evlilik teklifini reddeden 30 lu yaşlarındaki kız

kahve fincanıı kahve fincanıı
sevmemiştir sırf 30 oldu diye de artık seçim şansım kalmadı diyip andavalın birini sevecek değil ya.
hem nedir bu kırıklık var bi şerefsiz sürekli inceden 30 yaşında birine yürüyor o da red edince böyle hakarete başvuruyor.
işte tahminim şu tarz başlıkları da o açmıştır.
(bkz: 30 yaşında dul )
(bkz: evde kalmış kızlara yürüme yolları )
ulan yok işte kız sevmiyor.daha da düşürme kendini bari yürüdüğün kıza sevgin saf kalsın gerçi 30 yaşında kız muhabbeti yaptığına göre kızdan en az 10 yaş büyükse ben ne konuşuyorum allah'ın kerkenez iti.

30 kasım 2017 rıza sarraf ın ifadesi

kendi kendimin efendisyim kendi kendimin efendisyim
bir adet satır başı vermek istiyorum, itiraftan:

savcının "bu saat nedir?" sorusu üzerine zarrab, "çağlayan a birçok kez saat alındı hangisi bilemiyorum" yanıtını verdi. tapelerin doğruluğunu da kabul etti.
neyi, ne kadar verdiğini bilemeyecek kadar rüşvetin içinde boğulmuş bir iş adamı, sayısı bilinemeyecek kadar rüşvet alan bakanlar.

cenazesinde tükürülmesin diye toma bekletilecek kim varsa devleti yönetiyor. orta doğu kafasına sahip, böyle şebeke hırsızlarla yönetilmemize sebep olan insanların amk!

reddettiği erkekten ilgi bekleyen kadın

mantı makarna mantı makarna
aklıma ne geldi. üniversiteyi yeni kazandığımız sene odada üç kız kalırken; bir arkadaş hoşlandığı çocuktan teklif aldı. sonra içimizdeki en büyük ve ağırbaşlımız dedi ki; sakın kabul etme hemen. gözünde düşersin. bir kere reddet sonra üstelediğinde kabul et falan. kızcağız da çocuktan hoşlandığı halde, kabul edemem şuan için gibisinden bir şeyler söylemişti tam hatırlamıyorum.

çocuk bir daha arayıp sormadı. hatta bir hafta sonra başka biriyle çıkmaya başladığını öğrendik.

papazın her zaman pilav yemediği durum özetle. reddettiğiniz kişiden ilgi beklemeyin, ilgi duyduğunuz kişiyi reddetmeyin.

akplileri anlayamamak

gölgelerin efendisi gölgelerin efendisi
şu son yıllardaki olaylardan ötürü akplilere karşı tahammülüm gerçekten bitti. sırf akpyi destekliyor ve referanduma "evet" verdi diye bir arkadaşımla ilişiğimi tamamen kestim mesela ve zerre pişmanlık duymadım. akp gerçekten başarıyor bizi ayrıştırmayı.

her neyse. annem ve babam da ağır çomardır benim. üstüne basa basa çomar diyorum.
normalde kıyasıya kapışırdım, ciddi kavgalar ederdim, pederle birbirimize girmişliğimiz var uzun p!nç yüzünden. neymiş efenim ben nasıl sövermişim bu ülkenin halkın abidik gubidiğine.

falan filan. bağlar zaten gevşekti iyice kopma noktasına geldi siyasi mevzular yüzünden. ben de yoruldum açıkçası. duvara anlatsam duvara konuşsam bu kadar dile gelirdi.

anası kaşarın tekinin yediği o milyonluk rüşvet ile çalkalanıyor dünya gündemi bildiğiniz üzere şuan. sabah kahvaltıda yumurta yoktu. markette pahalıymış pazardan alacakmış. her şey ateş pahasıymış. "mış" yalnız.

hani ağız dolusu küfür etmek ister de insan zoraki yutar ya düşüncelerini. yuttum tüm küfürlerimi.

annem hep tutumlu bir insandı. kızdığım öfkelendiğim nokta sofrada yumurtanın olmayışı değildi. olmasın çok da problem değil aramam.
çıldırdığım nokta bunların sorumlusu sanki başkasıymış gibi davranmaları.


ve inanır mısınız nedense tüm akpliler öyle. gerçi balık baştan kokar değil mi eyyyyy cehape ?
1