sarı yelekliler

jean valjan jean valjan
türkiye'de hem gazetecilerin hem de insanların kendi ideolojik bakış açısıyla baktıkları için doğru yorumlayamadiklari oluşum. sağcılar da solcular da işin içinde. ne ırkçı ne faşist ne liberal..fransa da bu tür olaylar olduğu zaman halk kenetlenir. herkes beraber haksızlığa karşı olur. ama bizim medyaya bakıyorsun hemen kendi ideolojik bakış açısı ile duygusal yorumlar yapıp başkalarına bok atma derdinde.. halbuki fransizlar haksızlığa karşı en isyankar toplumdur ve sağ sol bakmaz beraber hareket ederler. sarı yelekliler de budur. bizim gibi 10 tane fraksiyona ayrılmadan zafer kazandılar.


avrupalı olmayı bir bok sanmak

gildor tulcakelume gildor tulcakelume
almanya'da 18:00'de (bölgeye göre 20:00) her yer kapanır doğru çünkü insana değer veriyorlar ve orada çalışan insanların da bir hayatları olduğunun farkındalar. her şey sistematiktir. fırtına, tsunami olsa o metro en fazla 30 saniye geç kalır çünkü insanlar sistemli yaşıyorlar. sen evindeki ekmeğin miktarını bilmeyip gece 11'de anca fark edip ekmek aramaya çıkarken, adam bütün haftalık alışveriş planını yapıyor. böyle yetişen bireyler de "alman disiplini"ni oluşturuyorlar. sen de hayran hayran bakıyorsun. adamlar* camı, plastiği, organiği değil renkli cam, saydam cam diye ayırırken üstüne yetmeyip norveç'in çöpünü alıp enerji üretip bundan bir de para kazanırken sen hala kömür muhabbetine 300 kişiyi toprağa gömüyorsun. dünyaları gezdim. öyle check-in yapmak için 3 saatlik aktarma değil, gittim gezdim insanları tanıdım, yolları, mekanları öğrendim yani "abi bu saatte o yol yoğun olur, şuradan gidelim" diyecek kadar gezdim. türkiye'den iyisini görmedim. türkleri ülkeden çıkar, fantastik bir ülke doğru ama türk'leri bi' çıkar önce.

türklerin ne kadar orijinal olduğunu yüreği varsa pippa bacca'nın ailesine, çilem doğan'a da anlatsın. elazığ'da bütün köyün bilip hala sustuğu, kimsenin yardım etmediği 15 yaşındaki kıza anlatsın. araya tanıdık sokamadığı için iş bulamayan ve sonunda intihar eden avukata, öğretmene anlatsın. çocuklarına bakamadığı için yan odada kendisini asan anneye, vefat eden çocuğunu poşette taşıyan babaya anlatsın.

gerçekten çok orijinalmiş. ne ara bu kadar çok orospu çocuğu türedi ülkede bilmiyorum ama hepsini bir araya toplamak başka bir orijinallik evet. tebrikler.
5

instela

pink flamingo pink flamingo
üyelerine "kolay lokma yok aga, biraz da siz çalışacaksınız" diyen sözlük. bundan sonra üye alımı yapılırken "çözüm odaklı mısınız?" diye sorulsa fena olmaz. geçen hafta yazdıklarımı girileştiremiyordum, çözümü buldum yazdıktan sonra kaydedip göndere bastığımda gitmiyorsa yapıştırıp yeniden deniyorum. bu haftaki favori sorun olan girileri oylayamama sorununu da yazarların profillerine girip oy vermeyi deneyerek çözdüm. işte böyle böyle geliştiriyoruz kendimizi. var ol instela.

sevgili olmasına rağmen başkasından etkilenmek

revoluce revoluce
ben aslında bu konunun biraz daha bilimsel olduğunu düşünüyorum. bu tamamen oksitosin hormonu ile ilgili bence. birkaç yıl önce okuduğum bir haber sonucunda merak edip araştırmıştım. şu an aynı kaynağı bulamasam da birkaç kaynak ekleyeceğim.

oksitosin hormonu bilinen adıyla bağlılık, basit tabirle aşk hormonu olarak da adlandırılır.
bu hormon yaşama isteğini, bunun için iç motivasyonu yükselten bir hormondur. yani yeterli miktarda salgılanmadığında ölme isteği yaratacak seviyede önemli  bir özelliğe sahip aslında. 

en yüksek seviyede salgılandığı zamanlar; kadınlarda doğum esnasında (doğumu kolaylaştırmak için), emzirirken ve partneri ile cinsel ilişkisindeki orgazm anında olduğu tespit edilmiş. erkeklerde ise bu durum biraz daha kısıtlı kalmış. 'duygusal bir bağa sahip oldukları bir kişiyle' cinsel ilişkide orgazm olduklarında 'en çok' salgılayabiliyorlar. 
erkeklerin 12 sn.'de bir cinsellik düşündükleri belirlendiğine göre, bunu hayata tutunma arzusuyla istemsizce düşündükleri ortada. 
elbette oksitosin sadece bu aktiviteler ile salgılanmıyor. tükettiğimiz gıdalardan bazıları bu hormonun üretiminde oldukça etkili. bunun yanında yapmaktan keyif aldığınız aktiviteler, psikolojik yardım, sevdikleriniz ile oluşturduğunuz bağlar, egzersizler, tensel temas, güven hissi, iyilik hareketleri, hayvan sevgisi gibi bu hormonu etkileyen onlarca faktör var. en çok salgılandığı anların üzerinde durmamın sebebi ikili ilişkiyi ilgilendiren bağlılık-sadakat kısmıydı. 

partnerimizle tensel olarak uzaklaşmaya başladığımızda (sadece cinsellik değil, tensel temasın azalması, dokunmak, sarılmak, öpüşmek gibi eylemlerin azalması) başkalarından etkilenmeye başlama oranımız daha da yükseliyor.  ilişkiyi sadece cinsellik veya sadece temassız saf sevginin devam ettirmemesinin sebebi de bu aslında. hepsinin bir bütün halinde ve dengede olarak ilişki içinde yer alması, yapılan araştırmalarda ilişkisini bu anlamda tatmin  edici bulan kişilerde bu tip eğilimlere gerek duymadıklarını gösteriyor. kısacası cinsel ilişki sonrasında birlikte geçirilen zaman, öncesinde olanlar kadar önemli. partnerinizle yaşadığınız birkaç dakikalık orgazm hazzının gün içerisinde sizin hayatta kalma motivasyonunuzu etkiliyor olması elbette ilginç. ama başkalarına olan merakınızı bastırmak için tek başına yeterli değil.

eğer ilişkinizde sizi motive eden şeyler tükendiyse başkalarına yönelmekten daha önemlisi ve 'doğrusu' ; (mevcut ilişkiyi devam ettirmek için yeteri kadar neden kalmadıysa ve partneriniz karşılıklı değişim, gelişimi kabul etmiyorsa )  bu ilişkiyi sonlandırmak ve bu yeni partner arayışına öyle devam etmektir. zira hayata bağlanma ve yaşama arzusu taşımak en doğal talebimizdir, buna sözüm olamaz. bu süreci dürüstlük ile sürdürmek hem mevcut partneriniz hem de etkilendiğiniz partner adayı için daha sağlıklı bir süreç olacaktır ve elbette bir tercih meselesidir.

bilimsel kaynak: www.uni-bonn.de

haber kaynakları: www.hurriyet.com.tr

www.haberekspres.com.tr

oğlunu yiyen satürn

nothingness times infinity nothingness times infinity
mitolojide öz oğlunun kendisine darbe yapacağı kehanetini alan satürn'ün (kronos) tüm çocuklarını yemesi olayıdır.

bu hikaye 17. yüzyılda rubens ve daha sonra 19.yüzyılda goya olmak üzere 2 farklı hayalgücü tarafından resme dökülmüştür.








peki kudreti koruma çabasının asıl tasavvuru hangisi? rubensinki gibi kendinden emin, kurbanın göğsünden başlayacak ve acı çektiğini görecek kadar acımasız olan mı? yoksa goyanınki gibi şaşkınlıkla beraber deliliğe varacak kadar hızla sonuca gitme çabasını içeren bir korku hali mi?
4

steph

rose whisper rose whisper
bi fikri savunurken neden kendisiyle zıt görüştekilere illa ki bi etiket yapıştırdığını anlamadığım kullanıcı.

onun fikrinden değilseniz ya varoşsunuzdur, ya avamsınızdır, ya özgüvensizsinizdir, ya kötü olan herhangi başka bir şeysinizdir.

hayır bi de bi üstten üstten konuşmalar sankim bana düşes.

sinir bozuyor bazen.
23

kıza hesap ödetmek

di mi ya di mi ya
eski sevgilim benim 5 katım maaş alıyordu. görüştüğümüzde '' allah aşkına yapma, kredi taksitin, eve verdiğin paralar vs , para mı kalıyor sana sakın elini bile sürme '' derdi.
ha o kadar kazanmasa öder miydi bütün hesapları, bence yine öderdi. gelenek, görenek meselesi bu. eski kocam ise, ilk tanıştığımız gün dışında neredeyse her görüşmemizde bana hesabı kitlemenin yollarını aradı. bense, yaa adam çalışmıyor parası yoktur, ne olacak ki diye diye maaşımın tamamını heba ettim. hatta evlendiğimizde, arabanın önüne geçecek kişiler için hazırlanacak zarfları bile ben kendi paramla doldurdum.
evin eşyalarını ben aldım yetmedi kendi gelinliğimi bile ben aldım.
şimdi kimse bıdı bıdı yapmasın. erkeğin parası yoksa, iyi niyetliyse o hesap her türlü bölüşülür ya da ödenir. ama adamın parası senden kat be kat fazlaysa ve sende öküz gibi şeyler yiyip, içmediysen ödesin bi zahmet. deve mi yiyoruz sonuçta.
ki ben hep salak bir kadındım hala öyleyim, ilk çıktığım erkeğe hep kasaya giderken ben ısmarlamak isterim bunu derim ya da teklif ederim.
11

steph

sakil sakil
vallahi kimseyle kişisel münakaşaya girmemeye çalışıyorum. bunun için de kullanıcı adlarının başlığına yazmamaya özen gösteriyorum ama dayanamadım. aşırı itici bir görüntü sergiliyor bu yazar. her başlığın altında görmekten vallahi bezdim. midem bulanıyor artık. bir konu hakkında da bilgin olmasın be piremses. tamam sen dünyayı gezdin, her yeri avcunun içi gibi bilirsin, tamam hepimiz çok cahiliz, tamam ama yeter be. "herbokolog" sıfatının hakkını vermek için bu kadar çabalamayın, rica edeceğim.

not: işbu giriyi imha etme hakkı şahsımda saklıdır. her an silebilirim. çünkü gerçekten münakaşaya girmek istemiyorum kimseyle. yazar çok alınırsa silerim belki.
2

şeyma subaşı

sakil sakil
instagram isimli uygulama şu dakika çökse ve bir daha çalışmayacağı açıklansa 3 gün sonra unutulacak olan şahıs. suç kendisinde değil, kendisini takip eden 3 milyon insanda. bir insan neden şeyma subaşı'nı takip eder lan? vasfı nedir? sana kazandıracağı nedir? merak ettiğin yönü nedir? nedir yani?
2

neden instela

sweet child o mine sweet child o mine
çünkü kıyıda köşede. linç edilme yok, yazdığın bir şey yüzünden mesaj kutuna yüzlerce mesaj gelmiyor, 2-3 başarısız troll dışında trollü yok, kafana göre takılabiliyorsun. yani kısaca burda kimse kimseyi siklemiyor, zaten ben de kimseyi siklemiyorum. haliyle sevdiğim bir platform.

arada saçma sapan kavgalar oluyor, belli ki birileri birilerini bayağı sikliyor. o popiler dışında huzur bozan kimse yok. cennet vatan norveç gibi sakin ve huzur dolu. gündem konuşulmuyor. siyaset pek konuşulmuyor. birbirine durmadan küfür eden futbol taraftarı çok yok. komik şeyler okuyup çıkıyorum, duyuruları okumak daha çok keyif veriyor gerçi oralar daha komik bence. ama okumaktan çok yazmak için giriyorum buraya. yazıp çıkıyorum genelde ve yazdıklarım asla okunmaya değer bir şey olmuyor xd yani kısaca içimdekileri boşaltıp çıkıyorum. kimse de siklemiyor. bu durumu seviyorum. siklenmemek bence dünyanın en büyük özgürlüğü.