instela yazarlarının ruh halleri

everybody leaves everybody leaves
bizden uzaklarda öğretmenlik yapan kız kardeşim turşu tarifi almak için annemi görüntülü aradı.

aynı zamanda okulundaki bi öğretmenle görüşüyormuş. sevgili anlamında. görüşüyormuş diyelim biz yine de. amk damat adayı. ocak şubat gibi de söz möz diyolar.

neyse konumuza dönelim. kesin bu amk piçi kızın kanına girdi turşu olsa da yesek mesek diye. durup dururken turşu mu yapılır. yer miyim ben amk. birbirlerine jest yapıyolar belli. kızı uğraştırıyor gece gece. sikecem turşusunu belasını ayar oldum amk.

wondrous

sakil sakil
son bir yılda (20.10.2018-20.10.2019 aralığı) yalnızca 1 (bir) giri yazmış olan admin.

siz sözlük nasıl canlanır, insanlar nasıl buraya gelir falan diye düşünmeye devam edin. sözlüğün sahibi bile sözlüğü sahiplenmiyorken biz sahiplensek ne olacak arkadaşlar?

hanım hanımcık sanılan kızın motor çıkması

revoluce revoluce
bir erkek arkadaşımız üniversitedeyken bir kızdan bahsediyordu. kızla çılgın bir gece geçirmişler ballandıra ballandıra anlattı hepimize. dışarıdan bakınca çok tatlı bir hatun aslında, naif sessiz, sedasız... ne motorluğu kaldı ne kaşarlığı. o zaman bir maldan dinleyince insan çok şaşırıyor. beklenmedik biri çünkü. halbuki niye şaşırıyorum ki? insanın dışarıdaki duruşu ile seks hayatı paralel olmak zorunda değil. kafa basmıyor işte. kız, birkaç kişiyle de birlikte olmuş, olabilir...
neyse lafı uzatmadan, sonuç olarak bu gerizekalı herif o kıza aşık oldu ve evlendi kendisiyle. 2 çocukları var. ve çok mutlular 'daim olsun'...
insanları bu şekilde etiketlendirdiğinizde böyle bir sonuç yaşarsanız ve salak salak herkese bu hikayeyi anlatırsanız, ileriki yıllarda kadınlı erkekli evinize davet ettiğiniz üniversiteden arkadaşlarınız bıyık altından güler mallığınıza.

seks hayatınızı birbirinize anlatmayın mümkünse. büyük de konuşmayın, aman...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

modemisigi modemisigi
çocukluğumdan beri yüzümdeki doğum lekesinden dolayı ötekileştirildim. sınıf arkadaşlarım, okul arkadaşlarım ve dışarıdaki yüzlerce kişi benimle dalga geçti. hiç unutmam bir gün annem elinde fotoğraf makinesiyle okula geldi. kardeşim ve ablamla aynı okuldaydık. arkadaşlarımızla fotoğrafımızı çekmek istemişti. benim sınıfıma geldi ve bana en yakın arkadaşını çağır fotoğrafını çekeyim dedi. benim hiç en yakın arkadaşım olmamıştı. sınıftaki kimse de benimle fotoğraf çekilmek istememişti. sonra sinem diye bir arkadaşım üzülüp benimle fotoğraf çekilmişti. şimdi hatırlayınca bile hüzünlendiriyor bu anı beni.
eve çoğu zaman ağlayarak gidiyordum, ben ağladıkça annem de ağlardı. sonra büyümeye başladım ve daha 10 yaşımı doldurmadan aslında insanların benimle dalga geçtikleri şeyin benim kusurum olmadığını ve bu yaptıklarının onların kusuru olduğunu idrak ettim. artık ağlamıyordum. güçlüydüm, umursamıyordum. duyuyordum ama dinlemiyordum. ortaokulda spor, resim ve edebiyat alanında derecelerim oldu. gurur duyulan öğrenciydim. sonra liseye başladım. lisede de dalga geçen çok oldu. ama umrumda değildi. ilk aşkım murat vardı. görür görmez aşık olmuştum. sınıftan bir kız bana "o sana bakmaz" dedi. biz bir ay sonra muratla sevgili olduk kfkfjfjf lisede çok aktiftim. bütün hocalar beni tanırdı hatta bütün okul. beren saat'e benzetiyorlardı beni okulda adım çıkmıştı bihter ziyagil diye ne demek istiyorlardıysa artık :d radyo programlarına katıldım, sunuculuk yaptım, birçok yarışmada okulumu temsil ettim, dereceler aldım. insanların benimle dalga geçtiği doğum lekem bana güçtü. ben öyle güçlü durdumki bütün ötekileştirmelerin karşısında, kimse gıkını çıkaramadı. yıllar sonra benimle dalga geçen çocuk bana yazılmaya kalktı djjfjf hatta oyunculuk teklifi geldi. bundan neden bahsediyorum? çünkü, ne olursanız nasıl bir görüntüye sahip olursanız olun bu hayatta başarmak istedikten sonra başaramayacağınız hiçbir şey yok. kendinizi sevin, kendinizi tanıyın. dışarıdaki uğultuları boşverin. içinizdeki ses size doğru olanı söyleyecektir. benim içimdeki ses bana " sen aynada gördüğünden çok daha fazlasısın" der her zaman. ben buyum çünkü. ve böyle olmaktan da çok mutluyum.
6

konservatuar için yetenek sınavının kaldırılması

rose whisper rose whisper
bi ülkede sanatı bitirmek için sanat karşıtı propaganda yapmaktansa böyle yaratıcı fikirleri hayata geçirmek lazım.

bu karar ülkede nitelikli sanatı, sanatçıyı bitirmek dışında ne için verilmiş olabilir ki? hiçbir kılıf bu kararın saçmalığını aklayamaz. nasıl matematik türkçe sorularıyla konservatuvar öğrenci seçebilir yahu aklım almıyor.

allah bu kararı alacak tıynette insanları destekleyenlerin belasını versin. bugün yediğiniz boklar çocuklarınızdan çıkacak göreceksiniz.

konservatuvarmış doğru yazılışı. ben tekrar başlığı silip düzeltmek istemiyorum.
3

jet sosyete

valiz süren alkollü adam valiz süren alkollü adam
komik bulup izleyeni de gülse birsel için izleyeni de anlayamadığım dizi. herkes birbirine bağırıyor, abartılı karakterler, bir yere varmayan senaryo, sürekli nerede gülmen gerektiğini öğütleyen kahkaha efektleri. oturduğun yerden istediğin saatte dünyanın değişik yerlerinden değişik şeyler izleyebilecekken buna zaman ayırmak vakit kaybı gibi geliyor.
1

bedelli askerlik yapıp erkeğim diye dolaşmak

lorquet lorquet
bana sorsan vicdani red kullanıp erkeğim diye gezerdim ama ben dahil kimse bana bunu sormadı. bunu sorabilecek herkes eğer vicdani red kullanırsam başıma neler geleceğini biliyordu.

vicdani red kullandığında öyle bir mekanik devreye giriyor ki, ailen dahil tüm toplum seni dışlayacak bir aksiyona giriyor. sürüden dışlanmakla da bir sorunum yok aslında. zaten hiçbir zaman tam bir parçası olamadım. yine de bunun savaşını verecek bir motivasyonum olmadığından hiçbir zaman da dillendirmedim. o yüzden bu, benim için sorulamayan sorular okyanusuna atılmış bir damla olarak kaldı.

neyse ki, devletimiz sağ olsun vicdani red+18bin tl gibi bir kampanya başlattı. böylece iş bulabiliyor ve tercih edersem bir kızı babasından isteyebiliyorum. djjfjfjdö. hem de açık üniversite okuyanlarda anadolu üniversitesi yazması gibi sicilimde askerlik hizmetimi tamamladığım yazılı ^^

sözlük yazarlarının takıntıları

dumrul dumrul
çocukluğum sürekli geçtiğim insanları ve otobüste filan geçtiğimiz arabaları sayarak geçti. tabii daha sonra milleti geçmek için de ayrıca çaba sarfetmeye başlıyorsun.

liseye kadar sürdü bu. sonra bir gün teneffüs bitmiş sınıfa gireceğim. herkesi tek tek geçiyorum. tam bir çocuğu geçecekken çocuk hızlandı. ben de hızlandım. çocuk biraz daha hızlandı. ben de hızlandım ama olayı hala anlamış değilim. çocuk koşmaya başlayınca ben de koşmaya başladım. aynı sınıfta da değiliz ama onu geçeceğim ya, koşarak onun sınıfına girdim, yarışı kazandım ama hala çaktırmamaya çalışıyorum. geldi beni tebrik etti. onun da aynı takıntısı varmış. hem takıntılı hem de centilmen çocuk. helal olsun...

tamam yarışı kazandım ama dışardan nasıl göründüğümle de yüzleştim. baya salakça bir iş yapmakta olduğumu o gün anladım ve zaman zaman kendimi bu alışkanlığıma kaptırsam da bu takıntıyı atlatmak için kendimi dizginleye dizginleye o huyu bıraktım.

bir diğer takıntım futbolcu fotoğrafları biriktirmekti. dünyanın her yerinden binlerce futbolcunun ottan boktan her şeyini biliyordum. lisede politikleşince o huyumu da bıraktım. daha doğrusu futbolcularla ilgilenmeyi bıraktım. o takıntının yerini arşivcilik aldı. arşiv takıntım yüzünden de daha sonraki yıllarda hakkımda bi sürü dava açıldı. hiç alakam olmayan örgütlerle ilgili bile hayvan gibi arşiv tutuyorum. polisi savcısı diyor ki örgütle alakan yoksa bunlar ne? ne diyeyim ki aq, biraz obsesifim desem anlayacak mısınız?

instela nın aktif yazar sayısı

senbeniöpersenbelkidebenyerçekimiolurum senbeniöpersenbelkidebenyerçekimiolurum
100 gibi komik sayılar görüyorum üç basamaklı. üç gündür sol frame aynı duruyor kim bu 100? her nerede aktiflerse bize vurmamaktadır. bir de gece 12'den sonra vampirleşen 30 yazar falan varmış, tek başıma takılıyorum burda yalan konuşmayın vallahi sarımsak koyarım her giri başına.

gerçeği 25'i geçmeyecek sayıdır. reel sayılar. öğrenin bunları
2

trump ın erdoğan a 9 ekim 2019 tarihli mektubu

clitor eastwood clitor eastwood
diplomasinin dilinin nezaket ve zarafetten nerelere geldiğini gördüğümüz erzel mektup.
bakınız bir örnek vereyim;
1941 yılında, hitler ve inönü de mektuplaşır.
hitler, türkiye'ye saldırmayacağını açıkça belirterek hafiften destek ister haldedir.
gergin bir ortam vardır yazışmalarda ama saygıda kusur edilmez.

inönü'nün 12 mart 1941'de yazdığı hitler'e cevap mektubundan, "eğer saldırırsanız aynen cevap da veririz" gibi hafif bir atar yaptıktan sonra `liderlerin diyaloğunun nasıl olması gerektiğine dair` düşüncelerini belli eden küçük bir bölümünü aynen kopyalıyorum:

"ben de size açıklarım ki, mazide olduğu gibi istikbalde de uyanık bir bekçilik görevi ifa edecek olan türk ordusu, reich hükümeti, cumhuriyet hükümetini, tutumunu değiştirmeye mecbur edecek tedbirlere tevessül etmediği müddetçe, alman birliklerine karşı aynı şekilde davranacaktır.
bütün kalbimle temenni ederim ki, kısa bir zaman önce birlikte kan dökmüş olan türk ve alman askerleri, hiçbir zaman, geçici bir takım olaylar uğruna birbirlerinin karşısına çıkmasınlar. o geçici olaylar ki bence, tarih karşısında siyasi veya askeri kombinasyonların çerçevesini çok aşacak olan bir felaketin yaratılmasını asla mazur gösteremezler.
ekselânslarının, balkanlardaki durumun kritik bir anında bana gönderdiği mesajı okurken, alman devleti şansölyesi ve führerinin, benden -kendisinin alman tutumu hakkında yaptığı gibi- türk görüşünü samimi ve gerçeklere uygun bir şekilde anlatmamı arzu ettiği intibaını edindim. dünyanın içinde bulunduğu ciddi durum, halklarının karşısında sorumlu olan liderlerden, öyle bir lisan kullanmalarını istemektedir ki, bu, yakın veya uzak istikmalde ortaya çıkacak olaylara "yalandır" diye damgalanmaya mahkûm olmasın. "

arzu edenler, küçük bir gugıl aramasıyla yazışmaların tamamına ulaşabilir.