biodegradable

belki de belki de
yapısı gereği doğada bozunabilen maddelere verilen isim.
bugün size biodegradable plastiklerden bahsetmek istiyorum. günümüzde artan plastik tüketiminin dünyada yaratacağı yıkım ne yazık ki artık istatistiklerden öte. gözle görülür seviyede kirletiyoruz, yıkıyoruz, bozuyoruz. bu dertten muzdaribiyetle biyobozunur plastiklere olan ilgi her geçen gün artıyor. bu biodegradable plastiklerin en popüleri pla yani poli laktik asit'tir. mısır, şeker kamışı ve buğday gibi bitkisel kaynaklardan üretilen biyoçözünür ve gübrelenebilir bir termoplastik olan pla, petrol bazlı plastiklere güzel bir alternatiftir. monomeri olan laktit, karbonhidrat fermentasyonu veya başka kimyasal sentez yöntemleriyle sentezleneniliyor. ama ne yazık ki üretimi çok maliyetli. arçelik'in halihazırda arge'sini yürüttüğünü biliyorum ama türkiye'de bu işe ne zaman girişilebilir hiç bilmiyorum. ama en azından ambalaj (paketleme) endüstrisinde kullanımının arttırılmasına dair teşviklerin olması gerektiğine inanıyorum. amerikada ve bazı avrupa ülkelerinde ambalaj endüstrisinde toprakta çözünebilen bu plastiklerin kullanımı yaygınlaşmaya başlamış durumda. doğada 1-6 ay gibi bir sürede çözünüp toprağa karışabiliyorlar. minnoş görselde görebilirsiniz;




bunun yanı sıra, biopolimer olduğu için tıp ve ilaç endüstrisinde bahsi geçen pla kullanılabiliyor. kontrollü ilaç salınımı yapan polimerik sistemlerde ilaçlar pla ya da peg(polietilenglikol) ile konjuge sistemler halinde hastaya verilebiliyor. uzun süreli ilaç kullanımlarında bu sistemler çok avantajlı olabiliyor. teorisi muazzam ama burda uygulaması var mı hiçbir fikrim yok belki doktor, eczacı arkadaşlar bizi aydınlatabilir. neyse bu başka başlığın konusu.

eveet bir sonraki plastik sohbetinde görüşmek üzere. plastiklerimizi biodegradable olana kadar çevreye atmayalım. sonrası iyilik, güzellik.

sözlükçülerin garip huyları

psamathe psamathe
tam olarak huy sayıılır mı bilmiyorum ama 13 sayısına karşı takıntım var. hayatımın içinde türlü tesadüfler bir şekilde beni 13 sayısı ile buluştuyor. bir ara kafayı sayılara takdığımda fark etmiştim bunu. işte huy haline getirme olayı da ondan sonra başladı zaten. bir şekilde 13 sayısına ulaşma ihtiyacı hissediyorum, bazen de 13 sayısıı beni buluyor, çabalamama bile gerek olmadan. şehirlerarası otobüs yolculuğu yapacaksam ne yapar eder 13 numaralı koltuğu tercih ederim. hatta biletleri sırf bu nedenle erken almaya çalışırım ki bazen doğrudan 13 numarası verildiği de oldu. iki ismim var, nüfus cüzdanın da yazan iki isim. soyadımla beraber 13 harften oluşuyor. iki kedimiz var isimleri hermes ve prenses, harfleri toplayınca 13 yapıyor. ki bu amaçla koymadık. mesela eşimle evleneceğimiz tarihi özellikle ben seçtim 13 temmuz. geçen sene bir rahatsızlığı dolayısıyla annemi hastaneye kaldırdılar, ayı aklıma gelmiyor ama o ayın 13 üydü. 13 uğur mu getiriyor yoksa uğursuzluk mu henüz net bir çıkarım yapamadım. özetle devlet bahçeli için 40 yapar olayı ben de 13 e ulasma şeklinde kendini buluyor.

son olarak sayın bakalım bu entry boyunca, bu dahil kaç kez 13 sayısını yazmışım :))))

edit : doğum tarihim gün ve ay olarak 18.08 topla ikiye böl :)

lise okul numaram : 1804. rakamları tek tek topla :)

hayata veda edeceğim günde, mutlaka bununla bağlantılı olacak gibi bir his var içimde. lakin onu ben göremeyeceğim, başkası editler artık ;)

erkeğin sevgili yapamama nedenleri

simurga iki çift lafım varr simurga iki çift lafım varr
eskiden sevgili olmak vs. gerekiyordu.
günümüzde artık fuckbuddylik müessesi, one stand nightcılar kulübü ve başta tinder olmak üzere bir yığın eşleştirme platformu var ve eskisi kadar ahlak bekçiliği yok. isteyen istediği ile istediğini yaşamakta hür.
herkes ihtiyacına koşuyor ve bu iş için sevgili olmaya gerek kalmıyor. bakın, ne kadar kibar anlattım. bir başkası olsa, eninde sonunda s.kp atacak da ondan, derdi. usül ve ûslup bu yüzden çok önemli.

jean valjan

sadecegunlukseyleryazicam sadecegunlukseyleryazicam
2004 yılından beri yazdığı 207 entry'nin %52'sini istatisiklere sokup 157 takipçi kazanmış yazar.

2004 tarihli 3 girisinden sonra nisan 2018'den tekrar düzenli yazmaya başlamış. yazdığı şeylerin fav sayısı yavaş yavaş artmış, ilk yazdıklarında hiç fav yok ya da 5 fav ya var ya yok. haziran - temmuz arasında her yazdığı 8-10 fav almaya başlamış (genelde tam 10'a kilitlenmiş). ağustos'un ilk haftasından itibaren abartılı sayılarda fav almaya başlamış. 50-60 fav alan giriler bir kere bile sosyal medyada paylaşılmamış.

şu sarı yelekliler'le ilgili yazdığı yazının 84 artı 62 fav alacak ne özelliği var? atatürk fotosu koymuş 50 fav almış, fotoğrafla yazıyla 30 ağustos kutlaması yapmış 17 fav almış. doğal bir durum olmadığı bariz burada.

hesap 12 mart'ta açılmış bu arada. sözlüğün ilk üyelerinden olsa gerek. illa ki vardır bir numarası hatta belki wondrous'un okul arkadaşı falandır ama 30 yaşını geçmiş tiplerin burada sözlükle favla uğraşması komik.

domuz eti

kolaylokma kolaylokma
ettir.

sanıldığı üzere yiyene tuhaf tuhaf alışkanlıklar kazandırmaz. durup durup bokunuzu yiyesiniz gelmez mesela. bildiğimiz et. gayrimüslim ülkelerde çok fazla tüketilir. sebebi muhteşem lezzetli olması değil elde edilmesi en kolay ve en ucuz et oluşudur. kültürle de alakalı tabi.