instela da tanışmaya değer birinin olmaması

psamathe psamathe
bence var. hatta öyle böyle değil pek çok yazar var. lakin bazı yazarların yaptığı gibi sıralı liste yapmaya kalkarsam, çok uzun sürer. bir de beynim bunun için yeterli konsantrasyonu sağlayabilecek düzeyde dopamin salgılamıyor ne yazık ki. aslında tüm yazarları tanımak isterdim. öte yandan kaçı ile reel yaşamda da iletişim kurmak isterdim orası şüpheli tabii.

yine de şu gerçeği bilmekte fayda var bence. instela daki her bir yazar bir dünya vatandaşı. yani başka bir gezegenden veya yıldız sisteminden gelen, insan formu dışında varlıklar değil. bu şu demek; her birimizin eksiği, kusurları, yanlışları olduğu gibi, yine sadece kişiliklerimize ait çok olumlu yönlerimiz de var. tıpkı reel yaşamda bir şekilde iletişim kurduğumuz diğer insanlar gibi. öznel olarak yaklaştığımız için bazı yazarlar gözümüzde daha iyi ve değerli, bazıları ise kötü veya değersiz geliyor. bazıları ile sık sık iletişim kurmak istiyoruz bazıları ise mümkün olsa hiç konuşmamak yanlısıyız hatta yazılarına bile tahammül edemiyoruz. engelle butonuna yükleniyoruz.

kimi yazar anonim kalmak ister tercihidir, kimi insan sadece yeni insanlar tanımak ister tercihidir, kimi buranın bir tanışma platformu olmadığından bahseder bu da bir tercihtir. kimi kendine aşık olacak birini arar, kimi dertleşeceği bir dost, kimi olur da düşürebilirsem (sözlük jargonu gereği kullandım) anlık heyecanlar, flörtler ve hatta cinsellik içeren bazı paylaşımlar da bulunmak ister. kimi bilgilerini paylaşmak ister sadece. kimi giri bile yazmaz, sadece okur, kimi kaostan beslenir, kimi trollük yapmaktan zevk alır, kimi siyasi ideolojilerini savunmak için bir zemin olarak görür burasını, kimi egolarını tatmin etmek ister... sürer gider bu. burası bir mahkeme salonu değil. kimin haklı, kimin haksız, kimin doğru, kimin yanlış yaptığını o an ki ruhsal durumumuza veya kendi değer yargılarımıza göre değerlendiriyoruz aslında. müşterek doğrularımız olduğu gibi müşterek yanlışlarımız da var. kimse kimseden üstün değil bence. burası bir mahkeme salonu değil demiştim ancak; yazılan girilere, iletişim kurduğumuz insanlar ile olan diyaloglarımız doğrultusunda; yerine göre kendimizi jüri pozisyonuna koyuyoruz, yerine göre ise bir an da sanık sandalyesinde buluyoruz kendimizi. olan biten bundan ibaret aslında. tıpkı reel yaşantımızda olduğu gibi, tıpkı sağda solda denk geldiğimiz ve kafamızda yorumladığımız haberler gibi...

tüm bu yazdıklarımın da diğer tüm yazarların yazdıklarından hiç bir farkı yok aslında. ben de öznel bir değerlendirme yapmaya çalıştım sadece. sevgi ve sağlıcakla kalın ♥

evlilik sonrası erkeklerin odunlaşma süreci

pink flamingo pink flamingo
evlendikten sonra ben daha çok odunlaştığım için bu süreci size birebir anlatabilirim asfsfs. hatta benim odunluğum eşime de yansıdı elbette.

çiçek alır, yaaa ben çiçek sevmem ama derim.
takı alır, ı- ıhh ben kendi takımı kendim yapıyorum boşa para verme derim.
romantik bir akşam yemeği ayarladım der, tamam ama çok romantik olmasın midem bulanıyo romantizmden derim.
dans der, renk derim.
tatil der, ben yaptım rezervasyon derim.
kutlama der, karşıyım derim.
bi çocuk daha mı yapsak der, adını alex koyacaksak olur derim (beşiktaşlı adama bu denir mi ama yaa)

veee karşınızda mis gibi iki tane odun. çocuk bize benzemez umarım asfsfs.
17

alevi deyişleri ve semahları

psamathe psamathe
beni tanıyanlar bilir, hatta tanımayanlar da burada bazı entrylerimi okumuşlar ise öğrenmişlerdir ki, "psamathe" pür bir ateisttir. bunun doğal bir sonucu olarak sadece teizm altında değerlendirilecek dinler değil, deizm konusunda bile düşüncelerim gayet nettir. tabii buna tek tanrılı dinlerin tüm ritüelleri ve kuralları da dahildir. o nedenledir ki gerek dinlere, gerekse yaratıcı fikrine mesafem çok belirgindir.

içinde sevgi ve saygı içeren her dinsel inanışa saygım var. keza inanan insanlar ile tartışmaktan özellikle kaçınsam da, kendi halinde inancını yaşayan her insana da saygı duyarım. düşünce olarak bana oldukça zıt gelse bile benim için burada yegane ölçü, kabaca "dayatma ve bağnazlıktır" diyebilirim. ister 5 vakit namaz kılsın, ister istavroz çıkarsın beni alakadar etmez ve ayrıca bu durum bana amiyane tabirle batmaz da.

öte yandan tek tanrılı dinler içindeki mezheplere bazı yaklaşım farklılıkları sergilediğim de doğrudur. mesela hristiyanlıkta, katoliklere ve ortodokslara bakış açım ile protestanlara bakışım arasında biraz farklılıklar vardır. protestanlar her daim daha sempatik ve ılımlı gelmiştir. keza aslen sünni mezhebine bağlı bir aileden geliyor olsam da, anadolu aleviliğine bakış açım da daha pozitiftir. bilinen başka bir gerçekte birbirine yakın gibi algılansalar da, şiilik ile alevilik pek çok açıdan farklıdır. dolayısıyla iran'daki şiiler iler anadoluda yaşayan aleviler arasında, hz.ali'ye karşı duyulan büyük sevgi dışında neredeyse ortak payda hiç yoktur.

bu üç paragraflık uzun girizgah (ki entry epey uzun olacak) haricinde, şöyle bir şeyi de belirtmek isterim ki, tüm bilimsel bakış açım ve yaratıcı fikrine karşı olmama rağmen, bazen bir kilisede yankılanan ilahiler, bazen mesnevilikteki semahlar hatta bazen zikir çekenler bile ilgimi çeker ve şayet hoşuma giderse, dinlemekten veya izlemekten kendimi geri çekmem.

anadolu aleviliğindeki deyişler ve semahlar ise bu açıdan benim için çoğu zaman tam tabiriyle tüylerimi diken diken eden ve hatta duruma göre gözlerimden yaşlar akmasına neden olacak kadar farklı bir yere sahiptir. nitekim çok uzun yıllar önce "hacı bektaş" ilçesine yaptığım ziyaret ve orada izlediğim semah gösterisinde de, çok ciddi anlamda duygulandığımı ve içimi bir huzur ve sevgi kapladığını itiraf etmeden geçmek istemem.

bu deyişler ve semah içinde beni en çok etkileyen 2 (iki) sini burada paylaşmak istiyorum. biri sabahat akkiraz'ın müthiş yorumu ile "kerbala" isimli deyiştir. sözleri ve müziği ile ne zaman dinlesem yüreğimde dayanılmaz bir acı hissediyorum ki, bunun neticesinde gözlerimden yaşlar süzüldüğünü de ilave etmek isterim. aleviliği bütünüyle yaşayan ve benimsemiş arkadaşlarımızı tahmin bile edemiyorum.

diğeri ise alevi cemlerinde sıklıkla görebileceğiniz deyişlerden biri olan "hü diyelim döne döne" isimli deyiştir. her ne kadar farklı şekillerde seslendirildiğine rastlasam da beni bambaşka bir ruh haline büründüren videoyu da entry sonuna ekleyeceğim. hatta bir ara üşenmemiş ve açkçası baya da kastırarak kendi imkanlarımla sözlerini bile çıkarmaya çalışmıştım. onu da paylaşacağım. alevi bir yazar arkadaşımız var ise ve bir yanlışım var ise düzeltme yaparsa sevinirim.

önce sabahat akkiraz'dan "kerbala" ;




hasanım ağu içti, leb-i sükker ah çeker
hüseyin attan düştü, kime şikar, ah çeker
nerde kalmış acaba, bak zülfikar ah çeker
ali'nin on bir oğlu, yerde yatar, ah çeker
fatma ananın ciğeri, sızlar sızlar, ah çeker

hüseyin attan düştü, sahra-i kerbela'ya
cibril kurban haber ver, sultan-i enbiya'ya

yektir ali, tektir ali, şahtır ali
ali, ali, cansın ali
ali, ali, yar ali

cümle kureyş ensarı düştü ah-u figana
ali, yezid boyadı, çifte kuzun, al kana
ey server-i enbiya, sen bunu de süphana
o gün ola göreydim, yezid düşe divana
sırattan seyredeydim geçer iken o yana

hüseyin attan düştü sahra-i kerbela'ya
cibril kurban haber ver sultan-i enbiya'ya

yektir ali, tektir ali, şahtır ali
ali, ali, cansın ali
ali, ali, yar ali

medine dağlarında susamla sümbül ağlar
dağlar inim iniler, sular sarhoş, sel ağlar
cümle kuşlar figanda, bak dertli bülbül ağlar
viranede baykuşlar, hû çeker, yıl yıl ağlar
kerbela'ya kulak ver, sahra ağlar, çöl ağlar
lanet olsun yezid'e, şah-u geda kul ağlar
ey mürteza gel yetiş, binekte düldül ağlar
hasanım ağu içmiş, gözyaşları sel ağlar
kerbela imdat ister, gözetirler, yol ağlar

hüseyin attan düştü, sahra-i kerbela'ya
cibril kurban haber ver, sultan-i enbiyaya

yektir ali, tektir ali, şahtır ali
ali, ali, cansın ali
ali, ali, yar ali

şimdi de beni bambaşka bir sevgi ve saygı çemberinin içine alan "hü diyelim döne döne isimli" semah ve sözlerini paylaşayım.




yarabbi aşkın ver bana
hü diyelim döne döne
aşık olayım ben sana
hü diyelim döne döne

çâha düştüm yusuf gibi *çah=kuyu (kuyuya düştüm yusuf gibi) caha diye okuması aksandan kaynaklı.
derde düştüm eyüp gibi
ağlayayım yakup gibi
hü diyelim döne döne

hey dost, hey dost, hey dost, hey dost
yürü turnam yürü turnam
allah allah,allah allah
bin dertliyim derdim vardır
ya ben nice dönmeyeyim

her dem işim ahuzardır *(her zaman ah edip ağlayıp,inlerim)
ya ben nice dönmeyeyim
her dem işim ahuzardır
ya ben nice dönmeyeyim

aşk odu yürekte yanar *(aşk ateşi yürekte yanar)
beni gören mecnun sanar
gök yüzünde ay,gün döner
ya ben nice dönmeyeyim


gel şekki gönülden gider
müminler de inkâr nider
melekler arşı devreder
ya ben nice dönmeyeyim
melekler arşı devreder
ya ben nice dönmeyeyim

hey dost, hey dost, hey dost, hey dost
yürü turnam yürü turnam
allah allah allah allah
ya ben nice dönmeyeyim, ya ben nice dönmeyeyim

eylen turnam eylen
eylen de dinle
salla kollarını
sallan da dinle

senden gayrısın (ı) al benden
ayırma ben kulun (u)senden
sevdir bana, seni candan
sevdir bana, seni candan
hü diyelim döne döne
hü diyelim döne döne

gönlümde ağyar kalmasın *(ağyar=yabancı kimseler,dost olmayanlar,eller)
senden gayrı yâr olmasın
ne olduğum (u) kimse bilmesin
hü diyelim döne döne, hü diyelim döne döne

hey dost, hey dost, hey dost, hey dost
yürü turnam yürü turnam
allah allah allah allah

biziz ümmet-i naciler
din yolunda duacılar
kâbe'de döner hacılar
ya ben nice dönmeyeyim
kâbe'de döner hacılar
ya ben nice dönmeyeyim

bu sırra münkirler ermez *(münkir=inkâr eden)
dost yolunu (yüzünü) körler görmez
çarh- ı felek döner durmaz
ya ben nice dönmeyeyim
çarh- ı felek döner durmaz
ya ben nice dönmeyeyim

yeller eser,deniz coşar
irmaklar dağlardan aşar
döne döne sular taşar
ya ben nice dönmeyeyim
döne döne sular taşar
ya ben nice dönmeyeyim

hü allah,eyvallah
çek katarı illahlah
şah-ı merdan himmet eyle
ayırma bu yoldan allah
hey dost, hey dost, hey dost, hey dost
yürü turnam yürü turnam
allah allah allah allah
ya ben nice dönmeyeyim, ya ben nice dönmeyeyim

eylen turnam eylen
eylen de dinle
salla kollarını
sallan da dinle, dost !

mevlam koyma beni bana,
al gönlümü senden yana
müştakın olum ben sana
hü diyelim döne döne, hü diyelim döne döne

seyyid nizam oğlu kuldur
gerek diri, gerek öl(ü)dür
aşkınla gönlümü doldur, aşkınla gönlümü doldur
hü diyelim döne döne, hü diyelim döne döne
hü diyelim döne döne, allah allah.


son olarak ;

"elimizde yoktur tartıyla, terazi / herkes oldu mu hakkına razı?"

gününüz sevgi ile dolu olsun ama rasyonellikten ve bilimden de uzaklaşmayın. sevgi ve sağlıcakla kalın ♥

ilişkilerin bitme sebepleri

salazar slytherin salazar slytherin
başlaması.

durun la linç etmeyin. hakikaten öyle. çok kısa bir cümleyle açıklayacağım bunu. ne demiş bir yazar?

"her ilişkinin sonu ayrılık. kimi ölümle kimi yaşarken bitiyor. ama mutlaka bir şekilde bitiyor. her bitiş de üzüyor insanı. "

velhasıl o yüzden benim yaptığımı yapın hiç başlamayın en temizi. 7 yıldır temizim bu konuda. en azından üzülmeni gerektirecek bir şey yok ortada nokta
5

gelecekteki sevgiliye not

müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
her şeye rağmen sana olan ümidimi hiç yitirmedim, en güzel şiirlerimi yazacağım sana, sözlerimi, düşlerimi, yeteneklerimi ve birçok iyi tarafımı kitlediğim sandığımı senin için açacağım ilk kez ve yıldırım gibi gireceğim hayatına, gökyüzünde şimşekler çakacak, sonra ılık yağmurlar, ardından rengarenk bir gökkuşağı alabildiğine... yıldırım nikahı ile evleneceğiz seninle, sonra sana okutacağım bunu.

" güzel olan
her günü seninle tekrar tekrar yaşamak
erimek yarını olmayan zamanlarda
durdurmak bir yerde bütün saatleri
bütün kuralları kırıp parçalamak
sonra varmak o yerlere
mevsimlere dur demek
kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara
güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak
sonra doldurmak ay ışığını kadehlere
delicesine içmek
ve unutabilmek her şeyi ansızın
sevmek seni en yücesiyle sevgilerin
birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak
güzel olan
sevmek seni tanrılar gibi
seninle tanrılaşmak...

bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin
ne bu şehir kalacak
ne bu duygusuz sürü
bu korkunç kalabalık
her vapur seni getirecek bana
bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim
kapılar sana açılacak
senin için söylenecek şarkılar
şiirler senin için yazılacak
her evde bir resmin
her meydanda bir heykelin olacak
ve sen kimi gün bir rüzgar gibi
kimi gün denizler gibi, bulutlar gibi
kopup ötelerden, ötelerden
yalnız bana geleceksin
bir gün bu akan sele dur diyeceğim göreceksin. "

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

beneğinikaybedenuğurböceği beneğinikaybedenuğurböceği
düşünsene. mutlu mesut bir kaç fan ınla yuvarlanıp gidiyorken, bi bakıyosun takmışsın birine. ilk önce olamaz,benden daha iyisi olamaz olmamali deyip sinsi sinsi bir köşeye sinip izlemeye koyuluyorsun. e sende olan başkasında olmamalı tabii. yada sahip olamadıkların hayalini kurduklarında olmamalı. öylede bir haleti ruhi ye.

hayır stalklamak yetmiyor, her gün rutine bağlayıp her girdisinin altına hangi lafı bulupta soksam diye tırnaklarını yiyorsun. kelimelerini çalıyor cümlelerine ortak olup kendininmiş gibi pazarlıyorsun birde. manipule etmelerin unicorn seviyesinde. eteklerini açıp açıp havalandırıyorsun. en güzel lafı ben soktum. ama bu bi kaç gün sürüyor. çünkü sallamamış ciddiye de almamış seni!! kaldınmı öyle!! ezik varlığından haberi bile yok.

küçük "japon "balığı gibi kafanı kavonaza kavonoza vuruyorsun. nasıl olurdu! üstelik diyaloğa bile girmeden hopp iletişim kurabileceğin heryerden engellemiş seni!! ölüyorsun izler seyrederken bunu bana nasıl yapar derken ekran karşısında yaşlanıp gidiyorsun. kırışıklıkların daha da belirginleşiyor.

o kimki? kim o yaaa hahaaa:)) kadın aspende vega sicilia nı yudumluyorken kıskançlığından ezikliğinden perişan olup gidiyorsun. kadın seviyene inip cevap vericek oluyor, hadi diyor oyuncuyla oyun oynayayım biraz, bi bakıyor inecek basamak yok. kalıyorsun öyle. kendin anlatıyor kendin saçmalıyor durumları. ve biliyorsunki senin varlığını hiçbir zaman bilmeyecek görmeyecek, önemsemeyecek!!ee valla biri bana böyle yapsa tırnaklarım yerinden çekilirdi. şimdi ilerle haydi haydi ezik seni.


edit; seçimlerim

gülmek
şükretmek
sevmek
negativ varlıkları ignore etmek
ve tabiki kahve..

banada hayat böyle sevince, gülünce kahve içince güzel. var mı bir sorun? olmasın da.

the ademm

müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
zamanında birilerine orospu çocuğu dediği için şutlanan yazar, iki kere geldi, silindi, üçüncü de girdi buraya işte. ben de bunu savundumdu ha. sırf hakkaniyet adına . değilse kendinin rutin seyri böyle, önce över sonra kendince gerer.

üstelik sürekli düşme / düşürülme muhabbeti yapan adam gelmiş beni eleştiriyor, kendisinin yazdığı harika giriler var da ben mi göremedim?

neyse, şimdi ben de onun gibi küfretsem uçurulur muyum dediğim, prim peşinde koşan, sanırsam kimse de olmayan eksi veren listesi şahsında olan hayalperest.

ağlak eksilerinle beni hedef gösterip istediğin kadar eksi verdirebilirsin, zira bu filmi çok gördük, sonuç?
hepsi gitti, ben halen buradayım.

özgüveni eksik insan

absürt adam absürt adam
özgüveni eksik birisi deyince nedense ezik büzük birisi akıllara geliyor. ama normalde her gün size emirler yağdıran, her şeyi sizden iyi bildiğini iddia eden, hiç bir düşünceyi kabul etmeyen adamlar asıl özgüven eksikliği çekenler. çünkü özgüvenleri tek birşeye bağlı: güce.

instela

müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
üstümden ekmek yemeye meyilli tiplerin azalamadığı yer. popüleriteden haz etmiyorum dedikçe prim ve duyarcılar koşuyor. beni popi ediyor sonra bununla suçluyor.
bana giydirin, top 20' ye girin. çapınız bu kadar. kankalarınız sağ olsun. dün canım cicim yapanların bugünkü re dönüşü ilk değil, bu kız bunları yemez. allah'tan tanımıyorum.

cidden bana eksi vermek mutlu edecekse yağdırın çünkü yazmaktan asla pes etmeyeceğim.
sizler için değil kendim için yazıyorum.

" köpekler istiyor diye atlar ölmez."