sizce ekonominin durumu nasıl

bitli piyade bitli piyade
iş görüşmelerindeki yeni eleme sorusu. artık özel sektörde de liyakattan çok ekonomi hakkındaki görüşlerinize göre işe alım süreci işliyor. soruyu duyduğunuzda güler yüzlü beyaz yakalı plaza kadınlarının/erkeklerinin suratına kürekle vurma isteği gelse de politik cevaplar vermek kişisel çıkarlar doğrultusunda mantıklı bir hareket olur. ama sadece bir kereliğine piçlik yapıp yarrak gibi diyeceğim.
7

kyk borçlarının vergi dairesine aktarılması

deliyim delisin deli değiller deliyim delisin deli değiller
yeni bir şey değildir. yıllar önce kyk bu devri vergi dairesine yapti ve devirden sonra borcun vadesini gecirenlerin banka hesaplarina bloke konuldu. odeme yapana ya da borcu yapilandirana kadar da bloke kaldirilmadi.

gectigimiz gun berat albayrak kredi borclari ile ilgili bir calisma yurutuyoruz seklinde aciklama yapti. tabii ki bu aciklama borclarin yapilandirilacaginin habercisi. borclar silinmeli mi? kesinlikle silinmeli. tek gecede milyarlarca vergi borcu affediliyorken ulkenin gelecegi denilen genclerin sirtindaki yuk alinmali. bu konuda en cok konusan ustun zekalilarin iki argumani var. biri "yerken iyiydi almasaydin" merak etme yerken de iyi degildi. kredi mecbur kalinmadikca basvurulan bir yol degil. ikincisi "biz odedik, herkes odesin" bu benim canim yandi herkesinki yansin demek kadar salakca bir sey. bir de negatif duyarlilik. lan ogrenci dedigin garibanin genc hali. ensesi kalinin borcuna kalem cekilirken kimse ziplamiyor ben oduyorum herkes odesin vergisini diye. tuhaf bir ulkeyiz.

ermenistan

valiz süren alkollü adam valiz süren alkollü adam
işim sebebiyle düzenli olarak ziyaret ettiğim ve hatta birkaç ayımı geçirdiğim ülkedir.

izlenimlerime gelirsek:

-eğer türkiye pasaportu ile havaalanına iniyorsanz gergin hissetmeniz olağan çünkü ne ile karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz. eğer istanbul'dan gidiyorsanız, büyük ihtimal büyük türkmen, tacik kadın ile yolculuk edeceksiniz. bu kadınların çoğu türkiye'de kaçak yaşayan ve çalışan kadınlar. ülkelerine döndüklerinde kaçak yaşadıklarının tespit edilmesi sebebiyle tutuklanması sebebiyle hem de erivan'a gitmenin kendi ülkelerine gitmekten daha ucuz olması sebebiyle bu ülkeyi "kaçış" yeri olarak kullanıyorlar. o kadın bir de temel rusça biliyorlarsa hiç sorun yok.
-yeşil olmayan türk pasaportlarına- eğer içinde azerbaycan damgası bulunmuyorsa- havaalanında vize veriliyor, ücreti karşılığında. azerbaycan damgası var ise ülkeye giremiyorsunuz ve direkt sınır dışı ediliyorsunuz. ilk başta bir gişeye gidiyorsunuz, ücret yatırıyorsunuz. 2. bir gişeden makbuz alıyorsunuz ve en sonunda pasaport kontrole geliyorsunuz. burası ülkeye giriş yapacağınız nokta. çok büyük ihtimalle sıra sizdeyken kabindeki polis "komşu! gel gel!" diyecektir. gidin ve ingilizce iyi akşamlar deyin, problem yok. sorgulamalar polisin o andaki moduna göre değişiyor. sadece 2 kez girişimde 3-4 dakikadan fazla bekledim. diğer girişlerimde hiç problem yaşamadım.
-her yerde ararat diye bir likör şirketinin reklamnı görecekseniz. ararat, ağrı dağı'nın ermenicesi ve bilindiği üzere ağrı dağı ermenistan için çok büyük bir sembol. öyle ki ararat dağı manzaralı bir ev sahibi olmak, istanbul'da boğaza karşı oturmaya benzer. soykırım anıtı da ararat dağını tamamen görür.
-ben, danışmanlık verdiğim şirketin özel şoförü ile ermenistan içinde ulaşım sağladığım için taksiciler ne tepki veriyor türklere ölçemedim. ama otel resepsiyonistleri, barmenler genel olarak "aa istanbullu musun?" dan ileri giden tepki vermediler. ermeni insanları genel olarak kibar, kendi işinde gücünde insanlar. onlara sorarsanız soykırım konusunu tartışmak zaman kaybı, bana sorarsanız tartışmaya üşeniyorlar. ama tabii samimi bir insanla birkaç kadeh ararat marka içki içtikten sonra muhabbet "almanya yahudilere yaptığını kabul etti. siz de kabul etseniz ne olur?" noktasına dayanıyor ama fazla uzatmıyorlar konuyu. ne şiş yansın en kebap misali.
-ermenistan'da insanlar dışarıda yemek yemeyi seviyorlar. genel olarak yemeklerinin fiyat/performans oranı çok yüksek, tat olarak türk damak tadına çok uygun. o yüzden her otel için bir yabancıyı restoranlarına çekmek önemli. bu yüzden ortalama ve restoranı olan bir otelde kalırsanız, "akşam yemeğini bizim restoranımızda yeyin, bir şişe lokal şarap ve tatlı ikramımız olsun!" kampanyalı bir çek almanız olası. tatlıda ne var diye sorun, size baklava diyecekler büyük olasılıkla. tadın, pişman olmazsınız ama biz daha iyiyiz.
-yine esnaflara gelirsek, rusça bilmiyorum. onlar da pek ingilizce bilmiyor. güleryüzlerinden cesaret alıp türküm derseniz genelde sorun yaşamıyorsunuz. ama döviz bozdurmaya gelirsek işler değişebilir çünkü ermenistan'da döviz bozdururken pasaport ibraz etmek zorunlu. bankalara giderseniz sorun yok. sonuçta kurumsal yerler. ama ana caddelerdeki döviz bürolarında ve bir avm'deki döviz bürosunda sorun yaşadım. türk pasaportumu gösterince adam pasaportu suratıma fırlattı ve dolarımı bozmadı. ana caddedeki dövizciye bir şey yapmadım, ya havle deyip geçtik şoförümle. avm'de ise şoförüm direkt yönetime şikayet etti, avm'nin yöneticisi gelip özür diledi, paramı bozdurdu ve bana yemek ve kahve ısmarladı. "politika bazılarımızı gereğinden fazla etkiliyor" gibi felsefi bir açıklama yaptı. keşke yaşamasaydım ama en azından birileri telafi etmeye çalıştı. ama samimi ama değil, orası beni ilgilendirmez.
-ülke sanıldığı gibi kapana sıkışmış değil. tekstil markalarının hakimiyeti türklerde. türkler, gürcistan'da paravan şirket kurup türk mallarını gürcistan'a oradan da ermenistan'a satıyorlar. republik otele gidip diş macunu isteyin, size istanbul'da doldurulmuş olduğu yazan yabancı marka diş macunu verecekler. her şey kağıt üzerinde. eminim azerilerde üretim adına bir şey olsaydı onlar da ermenistan ile ticaret yapardı. tüketim var, ülke eski sovyet ülkerine göre güvenilirliği daha yüksek ve ülke kadife devrimden sonra daha stabil.
-fransa bulvarı, amerika bulvarı kocaman tabelalarla gösteriliyor çünkü bu ülkedeki ermeni asıllı insanların sayısı, ermenistan'da yaşayan ermenilerden daha yüksek ve bu "gurbetçilerin" ülkeye olan katkıları çok önemli. şöyle diyeyim, düşünün ki istanbul'da ankara'da almanya bulvarı var ver her yerde almanya bayrağı resimleri ile tabelalar o yolu işaret ediyor.
-denilene göre son yıllarda turist sayısı artmış ama bence bu şaibeli çünkü en çok ziyaret eden turist pasaportu fransa ve amerika ki bu 2 ülkedeki ermeni nüfusu herkesin malumu. dönüp kendilerine "önemli olan pasaport mu yoksa o kişinin kökeni ve ziyaret sebebi mi?" diye sormak gerek. 3. ülke ise iran. o da nevruz döneminde çünkü ülke ucuz, damak tadı müslümanlara uygun, bu ülkeye yakın ve malum içki serbest ve ucuz ve iranlılar içmeyi severler. ama önemli olan esnafın tutumu ve bence ermeniler bu işi beceriyor. güler yüzlüler, şark kurnazlığı yapmıyorlar, her yer temiz ve 2800 yaşında olduğu söylenen erivan'ın ilk kurulduğu yeri göster derseniz arabayla çıkarıp gösterirler. illa ki orası restorasyon görmüştür ama bizimki gibi mermerle kaplamamışlar. ağrı dağını bizden daha iyi pazarlıyorlar.

eğer ki biri çıkıp da ermenistan'a gel derse ya da şirketiniz sizi gönderirse gidin. çok şey vaaddetmese de illa ki bir şey bulursunuz. en kötü ihtimalle türkiye'de kasaptan et aldığınız paraya ortalama üstü bir restoranda güzel bir et yemeği ve şarap mideye indirir, cumhuriyet meydanında kızıl-pembe taşlı binalar arasında instagram fotoğrafı çekersiniz. dönünce de "ne kadar da bize benziyorlar" diye ortamlarda konuşursunuz.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

edepsiz bey edepsiz bey
hoşgeldin tekrar uykusuz gecelerim.
ve yine hoşgeldin aşırı kafein içeren kahveler. uzun zamandır kahve içmiyordum. kahveyle uykuyu bağdaştırmak çok saçma. çünkü ben kahveyi uyuyamadığım gecelerin sabahında içiyorum. ayık kalabilmek için.
o müzik rahatlatır diyen pezevenk nerdeyse ona söyleyin iki saattir terapi müziği çalıyor. gidip kapatsın şu bilgisayarı.

türkiye de devran dönünce yargılanabilirsiniz

written and directed by written and directed by
gazeteci tim sebastian'ın cumhurbaşkanlığı sözcüsü ibrahim kalın'ın gözlerinin içine bakarak söylediği söz.

ibrahim kalın'ın hdp'li belediye başkanlarının pkk ile çalıştıklarını ve yargılandıklarını söylemesi üzerine bir gazetecinin kendisine önceden fetö'nün yayın organı today's zaman için çalıştığını hatırlatıp "devran dönünce siz de yargılanabilirsiniz. eskiden gülenci gazete için çalışıyordunuz" demesi ve kalın'ın kalakalması.

gerçek gazetecilik görmeyeli o kadar çok olmuş ki adam yüklendikçe içimin yağları eridi lan.

herakles lahdi

neverendingblueroad neverendingblueroad
herakles artık hepimizin bildiği üzere zeus ve alkmene'nin oğludur. zeus'un kıskanç karısı hera bu ihanete çok kızar haliyle ve bu birleşmeden dünyaya gelen oğlu herakles'ten nefret eder. bu kızgınlıkla onun içini de nefretle doldurarak karısını ve çocuklarını öldürmesini sağlar. şizofrenik bir atakla ailesini yok eden herakles kendine geldiğinde bu günahtan arınmak ister. kuzeni eurystheus'a gidip meramını anlatır. kuzeni ise ona 12 zorlu görev verir, bunları tamamladığında günahından da vicdan azabından da kurtulacağını, yok ettiği çekirdek ailesinin de ruhlarının rahat kalacağını söyler. bu 12 emir şöyledir:

1- kendisine ok işlemeyen nemea aslanının öldürülmesi. herakles derisine ok işlemeyen bu aslanı boğarak öldürmüş, kalın derisini de kendisine zırh yapmıştır.
2- hydra ejderinin öldürülmesi. bir başını kestiğinde yerine iki baş daha çıkmasaydı herakles bu canavar için orman yakmak zorunda kalmayacaktı. ama gelin görün ki her yeni çıkan kafayı yok etmenin tek çaresi ejder için orman yakmaktır.
3- kyreheia geyiğini yakalama. av tanrıçası artemis için kutsanan bu geyiği ölü halde yakalarsa başka bir günahın içine kendini atacağının farkında olan herakles, geyiği canlı yakalayabilmek için uzunca bir süre takip etmiş, nihayetinde hafif yaralayarak hem eurystheus'un hem artemis'in gazabından kendini korumayı başarmış ve bir sonraki görevi için kendini ermanthos dağına vurmuştur.
4- ermanthos dağında yaşayan ve köylünün baş belası olan yaban domuzunu yakalama görevi herakles'in diğer görevlerine nispeten daha kolay olmuştur. karşısında domuzu gören eurystheus kaçacak delik arasa da artık kimseye zarar vermeyecek kadar ölüdür domuz artık.
5- kral augias'ın ahırlarının temizlenmesi. eurystheus'un kuzenini küçük düşürmek amacıyla hazırladığı bu görev yeni bir günaha davetiye çıkarır. zira ahırları temizlemesi karşılığında sürülerinden biri istenen kral bu isteği kabul ettiği ve bizim oğlan herakles üstün mühendislik ve fizik bilgisi sayesinde bu ahırları bir günde temizlediği halde kral sözünü tutmaz. herakles'e de kralı ve çocuklarını öldürmek düşer. ama görev tamamlanmıştır ve mühim olan da budur.
6- stymphalos gölündeki kuşların öldürülmesi. insan etiyle beslenen ve ares'in kuşları olarak bilinen kuşların öldürülmesi herakles'i fazla yormamıştır. kurduğu bir tuzak sayesinde hatrı sayılır miktarda kuşu yok etmeyi başarmıştyır.
7- kuduz girit boğasını canlı getirmek. herakles bu görevin de üstesinden gelmiş, kıskançlıktan kuduran eurystheus ise yalakalığını da üstüne ekleyerek boğayı hera'ya hediye etmek istemiştir. deli miyim ben kuduz boğayı kabul edecek kadar diyen hera ise herakles'in şanının artacağını bahane ederek hediyeyi reddetmiştir.
8- diomedes'in azgın atlarının yakalanması. buradaki azgın kelimesi çok önemli zira ironik bir biçimde bu görevde kendisine aşık olan erkek sevgililerinden yardım istemek zorunda kalan herakles, diometes'in sevgilisini öldürmesi sonucu delirerek yeni bir şizofrenik atakla kralı öldürür. etini de atlara yedirir ve atlar pambık gibi olur. böylece gayet sakin bir şekilde görevini yerini getirmişçesine atları kuzenine götürür.
9- hippolyte'in kemerini almak. tereyağından kıl çeker gibi halledilen bu görev yakışıklılığın da güzellik kadar kapı açıcı rolünü anlatır bize. kraliçe herakles'ten çok etkilenerek kemeri kendi elleriyle teslim eder. mikser hera bir dedikodu yayarak amazonların hışmına uğratır yakışıklı herakles'imizi. o da kraliçenin kendisini sattığını düşünerek onu öldürür.
10- dev geryoneus'un sürüleri. burada da güneşe ateş eden adanalı abimiz gibi herakles de kavuran sıcağa dayanamaz ve oklarını güneşe fırlatmaya başlar. bu deli cesaretinden etkilenen güneş, heraklese bir sandal hediye eder ve bu sayede olamayacak yerleri geçerek sürüleri çalar.
11- hesperid'lerin altın elmalarını getirmek. çok korunaklı bir mağarada tutulan altın elmalar için atlas'tan yardım alan herakles, elmaları kuzenine teslim eder. atlas ile de aralarında özgürlüğe dair şahane bir olay yaşanır ama bu da sonraki yazıya artık.
12- kerberos'un cehennemden çıkarılması. cehennemin üç başlı köpeği kerberus için hades'ten gerekli izinleri alan herakles, usulca yaklaştığı köpeği boynundan kavrayarak güçsüz bırakır ve son görevi de yerine getirmiş olur.

işte ünlü herakles lahdi de bu 12 emri sahne sahne anlatan roma imparatorluk çağı yapımı eşsiz bir şaheserdir. herakles'in ilk sahneden itibaren fizyolojik değişimler gösterdiği ve son sahneye kadar yaşlandığı başarıyla resmedilen lahitte ares'in kuşları sahnesi paul getty müzesi tarafından iade edilmiştir. birçok parçası da perge'de kaçak kazılar sonucu çıkarılarak kaçırılmaya çalışılırken yakalanmış ve kaçak kazının devamı niteliğindeki yasal kazılarda çıkarılan parçalarla tamamlanmaya başlamıştır. son hali 2017 yılındaki yoğun iade girişimleri sayesinde şekillenmiştir. bu eşsiz eseri görmek isteyenler antalya müzesi lahitler salonunu ziyaret edebilir.


instela yazarlarının itirafları

mülhem olmak mülhem olmak
öyle duygusal, öyle saçma sapan zamanlar yaşıyorum ki şu sıra hayatıma bir kadın girecek olsa o hayatım kayar abiler. umarım tez zamanda normale dönerim de vereceğim herhangi bir yanlış karardan başıma iş almam çünkü ne yaşadığımın ve ne kadar keskin olduğunun farkındayım.

iyi kötü bir dram filmi izliyorum günlerce kafamda dönüyor saçma sapan klipler çekiyorum içimden, şarkı dinlerken de durum bundan farksız birçok kez ağlamaklı olup son anda dinlemeye son verdiğim şarkılar oldu. durup dururken küçük bir kız çocuğu şaşırıp bana baba diyecek olsa olduğum yere yığılır kalırım ayılamam bir daha sanırım (böyle bir şey olursa belki gülerim de ama şu sıra değil:d) sokaktaki yaşlı çiftleri görünce de bir acayip oluyorum millet halinden memnun bana ne oluyorsa görüntüyü kafamda yavaşlatıp işi dramaya bağlıyorum bir şekilde; sanki herkes benle aynı duyguları paylaşıyor arabesk film tadında bir hayat yaşıyorlar. bir de geçen hafta gece uykumdan uyanıp hiç olmadık birinin uzun yıllar sonra bana dönme ihtimalini düşündükçe az kalsın kalpten gidiyordum. o kadar sıkmışım ki kendimi o uyku haliyle, kalp atışlarımı duymaktan uyuyamadım, sığınamadım olduğum yere. hepsi bir yana dursun, tuhaf olan bu anlamsız duygusal halin farkındayım ama böyle olmasından da şikayetçi değilim. şu an biraz kafam açıldı da yazıp hatırlamak istedim çünkü sabah uyanınca bunların hepsi normalleşiyor ve kaldığım yerden devam ediyorum.

kaplumbağa terbiyecisi

atlar ve yeşiller atlar ve yeşiller
dönemin en önemli eleştirilerinden birisidir osman hamdinin.iki tanedir aslında bu resimler,gene aynı kişi tarafından sanırım bir iki yıl arayla çizilen,ufak farklarla.
burada anlatılmak istenen kaplumbağa gibi eğitimi çok zor olan hayvanları eğitmeye çalışan bir bilge,dönemin osmanlısını çok ağır eleştirir.
tablodaki kaplumbağalardan biri eğitimini tamamlayıp başka yola yani kendi yoluna doğru yürümektedir.
osmanlı dönemindeki salaklıkları eleştirmede çok başarılı olan tablonun esinlenme kaynağı osman hamdinin okuğu fransız bir derginin kapağıdır.yani kaynaklar öyle söylüyor,ben onların yalancısıyım.


unuttun mu beni

illuyanka illuyanka
ne çok dinlemişim 8 senedir. belki en çok dinlediğim şarkı. öyle dinledim ki sezen'in sesinin her rengini ezberledim. hayatımın fonunda çaldı hep, bazen görmezden geleyim dedim, bir yerden çıkıp hatırlattı kendini. artık dinlemiyorum çünkü cevabımı aldım, olur da zaman yine bambaşka bir noktaya sürüklerse beni bir 8 sene daha dinlerim. iyi ki var şarkılar, şiirler, romanlar. olmasalar dayanmak çok daha zor olurdu.

fototaksi

ontolojikvaka ontolojikvaka
işığa yönelimdir. pozitif ve negatif olarak ikiye ayrılır. sineklerin güvelerin veya kelebeklerin pozitif fototaksiye sahip olduğunu biliyoruz. çünkü lamba etraflarında dönmeye bayılırlar. sebebini ise tam olarak bilmiyoruz.
ancak ışığı ne kadar sevselerde ateşe pek bulaşmazlar. sanıyorum ki ateşin ısısı ve ondan zarar görecekleri bilinci (yada evrimsel bilinçaltı) ışığın cazibesine üstün geliyor.
ne zaman bir ateş yaksanız bilin ki böceklerin şehvetini kabartırsınız.

ak parti

yürüyen adam yürüyen adam
gidişata bakıldığında kötü giden bir ekonomi ve bunu cebinde hisseden halk var. yavaştan rahatsız olmaya başladı insanlar çünkü paraları yetmiyor. tanzim satış falan derken halkın gözü boyanmıştı seçim zamanı önümüzdeki seçimlerde halk aptallık etmezse ülkece mutlu olacağız. kötü giden ekonominin yanında berbat bir dış politikamız var. suriye operasyonlarına harcanan milyon dolarlar hangi sonucu getirdi anlayamadık. teröristler şimdilik iki adım geri çekilmiş olabilir fakat kalıcı bir çözüm olmayacağını kendileri de biliyor. ülkedeki suriyelilere harcanan para da cabası. suriye hükümeti kendi ülkesi için şu savaş döneminde bu kadar masraf etmemiş bile olabilir. neyse konu o değil. bunlar yetmiyor gibi sürekli çıkıp soğuktan evinde götü donan halka bu yıl beklentilerin çok üzerindeyiz adeta bütün galaksiler bizi kıskanıyor gibi dalga geçen açıklamalar yapan bir ekonomi bakanımız var. bu boka batmışlık içinde siz iyi yediniz hadi sıra bize de gelsin diyerekten yeni siyasi oluşumlarla kemik kitleyi bölecek olanlar var. eyt var. tarımı konuşmuyoruz zaten biteli epey oldu. ülkenin savunma sanayi yabancı ülkelere satılmaya başlandı. paramız tarihinin belki en değersiz hallerinden birinde. işsizlik sel gibi artıyor. bana öyle geliyor ki ak partinin sonu geldi ve 2023 hedeflerine ulaşamayacaklar. bu süreçte atı aldılar üsküdarı geçtiler artık geçmiş olsun. bu ekonomiyi normale çevirmek de 15 yıl daha sürse hayatımızın 30 yılını sikip attılar. bunu yaparken de dini kullandılar. en basit yöntemi yani. hiç kimseyi ikna etmeye zorlanmadılar. allah dediler. allah da onlara efendim dedi. şu ak parti sevdalısı hiçbir şeyi ne dersen de anlamayacak olan yaşlı kesim 2023'e kadar biraz daha azalacak. kılı kırk yarıp hesaplamak lazım işte. bana bittiler artık gibi geliyor. ama işte toparlanma süreci var daha.

sen biraz oyalan duş alayım çıkarız

cocochanel cocochanel
tamam ekonomi kötü, işsizlik zor ama yani bu adamların eşleri hiç mi bu durumun farkında değiller , ne bileyim bu kadar güçlü görünmek zorunda değil kimse. özellikle erkeklere söylüyorum ; konuşmak iyidir, eşinizden, ailenizden destek almanızda bir sorun yok. aile neden vardır ki, birbirlerine destek olamayacaksalar o topluluğa aile denmez.
1