ali koç

cek ne kılsın cek ne kılsın
bir fenerbahçe başkanı düşünün ki şampiyonluk kutlaması esnasında taraftarlara "paralı köpekler" diye hakaret etsin. yine taraftarlara dönüp "kızdırmayın beni yoksa 10 sene daha gitmem bu koltuktan" diye tehdit etsin.

istemediği taraftarların kombinelerini iptal etsin, stadyuma sokmasın, fenerium'dan alışveriş yapmasını engellesin.

sonra başka bir fenerbahçe başkanı düşünün ki seçimi kazandığı an ilk yaptığı şey taraftarların önünde eğilmek olsun. kongre üyelerinden birisi düğününe davet etti diye elinde meşale ile düğünde tezahürat yapsın. nerede taraftar topluluğu görse yanlarına gitsin, onları selamlasın. kombine bilet almak için geceden stadyuma gelip sıraya giren taraftarlara yemek göndersin, sabah ilk iş olarak stadyuma gelip onların arasına katılsın.

ali koç'un daha yapacak çok işi var. fakat arkasında ne isterse yapacak ona destek verecek milyonlar var. bu saygıyı hak etmek için yaptığı tek şey de bu kulübün gerçek sahibi olan taraftarlara saygı göstermek oldu. iş bu kadar basit aslında!





yalnız aziz yıldırım'ı ne güzel çabucak unuttuk değil mi?

instela yazarlarının itirafları

tarçınlıhavuç tarçınlıhavuç
birkaç gündür rüyalarımda hep kaybettiğim insanları görüyorum, en çok da annemi. uyandığım zaman öyle bir hayal kırıklığı yaşıyorum ki bir anlığına içtenlikle hayatta olmamayı diliyorum. çünkü anılar, pişmanlıklar ve özlemler içinde hayata tutunmak çok zor geliyor.

bir gün gelip anne demeyi, yüzünü, kokunu, beni herkesten çok sevdiğini, güzel anılarımızı, bana güvendiğini, her koşulda yanımda olduğunu söylediğin zamanları unutacağım diye ödüm kopuyor.

seni çok özledim.

saç uzatırken şekil verilemeyen zor dönem

gamsizhasan gamsizhasan
o evreyi geçince de sonu her zaman çok iyi bir yere çıkmayabiliyor.

geçen gün hasbelkader aynaya bakarken çok sinirlendim hemen kardeşimi çağırdım. ulan dedim çelik'in gençliği gibi dolaşıyoruz ortada hiç uyarmıyorsun? bu mu senin kardeşliğin?
ne bileyim abi dedi sonuçta senin tarzın senin kararın. hem bence fena değil yakışıyor dedi. ciddi mi lan harbiden yakışıyor mu dedim, tekrar aynanın önüne döndüm.

ateşteyim ateşteğ ateşteğ. yolun sonundan bildiriyorum.

işten ayrılmak

bitli piyade bitli piyade
bugün itibariyle yaptım dediğim eylemdir. bayadır kafamda olanı bugün sonunda fiiliyata döktüm. 3 buçuk yıldır hem yaptığım işin stresi hem de beraberinde çalıştığım kadının kaprisleri ve onun getirdiği stres bugün itibariyle bitiyor. işimin stresi belki daha sonra ki çalışacağım yerlerde devam edebilir ama bu 3 buçuk sene boyunca yaşadığım stres kadar olacağını düşünmüyorum. neyse bu süreç en azından bana şunu öğretti: aile şirketlerinden uzak dur.

fatih tezcan

menekşe kokusu menekşe kokusu
bir video yayınlamış, kemalistleri ve sekuler kesimi kast ederek hiç kimseden korkmuyoruz!!1!1!1! diye atar yapmış. kullandığı kelimeler içerisinde "kemalist terör örgütü" diye bir tabir kullanmıştır.

fatihciğim sen cesareti çok yanlış anlamışsın. gücü arkasına alıp kimseden korkmamak değildir cesaret. o cesareti arkasında abisi ve arkadaşları olan 8 yaşındaki çocukta gösterir.

zamanında atatürk'ü koruma kanunu çok çağdışı yeeaaa diye ağlayan kesim bugün cumhurbaşkanına hakaret yasasını her türlü eleştiriye karşı kullanıyor.

kendisini kemalist terör örgütü sözü sebebiyle cimer yoluyla adalet bakanlığına şikayet etmiş bulunmaktayım. bakalım ifade verirken nasıl kıvıracak o kısmı. merakla bekliyorum.

edit:

hayalimdeki instela

varşovadangeçentanklar varşovadangeçentanklar
her şeyden önce yazarların sürekli olarak birbirlerini alt etme çabası içinde olmadığı bir instela.

zira burası bir yarışma yahut bir savaş alanı değil ve siz de başka birilerine kendi fikirlerinizin doğru olduğuna inandırma çabası içine girdiğiniz zaman, hanenize ekstra bir puan yazılmayacak. herkesin özgür bir biçimde fikirlerini, duygularını ve düşüncelerini paylaşabildiği ve bunun - şayet eleştirilecekse- gerekli bir üslup çerçevesinde yapıldığı bir instela..

insanlara ve fikirlere saygının olduğu bir instela ümidi ile.. hoş kalın.

balkonu içeri almak

pyramid pyramid
benim için çok ilginç bir konudur, bir gün üzerine makale yazmak istiyorum o derece ilginç. turk evinde balkonun kullanımı, coğrafyanın etkisi, kentleşme ve göçlerin etkisi, imar kanunları ve emsal dertleri, manzara ya da kullanım önceliği, balkon hayatı ve hatta kullanılan korkuluklar vs ile cephe düzeni falan filan derken derya deniz bir konu aslında balkon konusu. kapatılması ise son nokta bence ve bütün bu dönüşüm/değişimlerle kaçınılmaz olarak ilişkili, tabii değişen toplumla da. ama oraya gelmeden çok keyifli bir yolculuk yapmak mümkün, bir gün usenmeyin kafayı kaldırıp kentinizi sokak sokak değil, balkon balkon gezin.

instela

platonun ütopyası platonun ütopyası
(bkz: yerim senin kelime dağarcığını)
bazıları için yeni öğrenilmiş kelimeleri ilk kullanma yeridir.

dislektik ve süreğen bulgur entoks mağduru, tepesinde kafa yerine armut taşıyan ortadoğulu kasabalı saka beygirleri, dadangaç, çopur üreteci, fenilketonüri, kreten vs :d

bu tip insanların anlamadığı çok basit bir şey var. entelektüel olmak kendinden bilgi, kültür yada ekonomik durum olarak daha zayıf olanı aşağılamak değildir. eğer böyle bir yanılgıya düşerseniz o beğenmediğiniz aşağıladığınız insanlar sizi nereye uygun görürse o yerde sonsuza kadar yaşamaya mahkum olursunuz.

olgun erkek

çekikgöz çekikgöz
bir kadının, içindeki büyümeyen çocukla eğlenip, hayata karşı güçlü duran yanıyla birlikte yaşlanmak isteyeceği erkektir. olayları ele alışı, hayata bakışı, yaşamdan beklentileri ve amaçları olgundur. bulunmaz hint kumaşı gibidir.
2