anlam verilemeyen insan davranışları

zeitgeist zeitgeist
2000 li yılların başlangıcı o ara mersin'de yaşıyoruz, büyük teyzem memleketten gelmiş gezdiriyoruz, gezerken kilise gördük girdik bizimkiler huşu içinde bir yandan da ulan sakata gelmeyelim bakışları falan, kıyamam çok tatlılardı, her neyse teyzem kolumdan tutup papazın yanına götürdü, "bununla başa çıkamıyoruz, hocaya falan da götürdük okusun diye işe yaramadı, bir de sen oku" demesiyle; itiraz etmeden belki düzelirim umuduyla kafamı öne eğip beklemem, papazın olabilir bir de biz deneyelim şeklindeki bakışlarıyla bir şeyler okuyup üstüme su serpiştirmesi, anneannemin çocuğu kafir ettiniz diye söylenip bir yandan da düzelir mi lan acaba diye beklemesi, teyzemin gurur dolu bakışları...

düzeldim mi peki? daha beter olmadıysam kahrolayım ahsksjsk
5

türk kızlarının seks yapmayı bilmemesi

kendinibulamayankız kendinibulamayankız
gerçek anlamda merak ettiğim husus. konuşuyoruz, okuyoruz bir şeyler ama gerçekten ne kadar biliniyor seks? kadınlar ve erkekler ne kadar zevk alıyor, ne kadar rahat hissediyorlar kendilerini? görev olarak yapanlar, boşalıp rahatlamak için sevişenler, sevişirken suçluluk duyanlar, herkes sevişiyor diye sevişenler, kimse sevişmiyor diye sevişmeyenler, orgazm taklidi yapan kadınlar, yetersiz hisseden erkekler... insan merak ediyor, kim ne kadar biliyor diye.

diamond princess

radiance radiance
japonya'da corona virüs nedeniyle karantina altında tutulan cruise gemisi. ileride filmi falan çekilirse şaşırmam keza tam anlamıyla can pazarı. hatırladığım kadarıyla bir süre önce 16 vaka tespit edilmesini takiben karantina işlemi başlatıldı ve bugün (17 şubat 2020) itibariyle 454'e ulaştı. yolcular karantina nedeniyle odalarına kapanmış durumda ancak en büyük risk altında olan kişiler gemi çalışanları. keza odalardaki kişilere servis yapmaya ve temas kurmaya devam ediyorlar. bu da tam izolasyonu imkansız kıldığı gibi tüm önlemlere rağmen gemideki 3000 küsür yolcuya virüsün elden ele aktarılmasına sebep oluyor. şu an sanıyorum dünyanın en tehlikeli yeri bu gemi.

intihar

lorquet lorquet
bak bak laflara gel, tayyip erdoğan'a bağlıyorlarmış. yok bana bağlayacaklardı. ahaja. bak bebişim, bak şehla gözlüm, son zamanlardaki intiharların sebebi ekonomik. her şeyim var ama mutlu değilim intiharı bizde bi kere gerçekleşti o da yıllar önceydi. zaten onu da yıllardır dilinizden de düşürmüyorsunuz.

yemin ediyorum oksijeni suyu ver fazlasına ihtiyacı olmayan bir kitle bu tayyip'e bağlıyorsunuz diyenler. bahçeli'nin çok sevdiğim bir sözü var: kendilerine bağladılar fortumu... tamam bahçeli'nin değil ama onun da sayılır. kim intihar ediyor lan? işsizlikle çalışmanın arasında ince bir çizgide yaşayanlar. peki bu ekonomik durum kimin marifeti. ilk önce senin gibilerin, sonra da bu ülkenin muhtarlarının başı olan insanın. her şeyi kime bırakmıştınız?

neyse aq, yıllardır kafan almadıysa şunlarla da alacak değil biliyorum. en azından sayende az da olsa yardırdım.

öyle bir saflık ki, sanki cennetle müjdelenmişlik ^^

kuaför değiştirme nedenleri

tarçınlıhavuç tarçınlıhavuç
yeni açtığı mekanın parasını müşteriden çıkarıyor olması...

yıllardır gittiğim bir kuaförüm var. ne yalan söyleyeyim işini muazzam yapar. saçımı tanıdığı için istediğim modeli birebir keser, saçıma topuz olarak kaynana topuzu yapmayan tek kuaför diyebilirim. az ve öz konuşur, saygılıdır. işine diyecek lafım yok, yiğidi öldüreyim ama hakkını yemeyeyim. benim köftehor saçlar da hiçbir fırsatı kaçırmayıp adamın eline alıştı bi de. az daha yazsam tekrar ona döneceğim hissi geldi anlık.

ama bir saç kesimine de 100 lira alma be kardeşim. fönlü kesime verdiğim 50 lira, mekan değişiminden sonra fönsüz 100 liraya çıkınca artık vedalaşmamız gerektiğini anladım ve en son ona kestirmedim saçlarımı. yalnız bunu yaptığımdan beri de rüyalarımdan çıkmıyor adam. kuaför yüreği hisseder derlerdi de inanmazdım. sürekli saçımı başkasına kestirdiğim için özür dilerken ya da orada saçımı kestirirken görüyorum kendimi. cidden memleketime döndüğümde ilk işim gidip adamdan helallik istemek olacak...

erdoğan abi kusura bakma, valla senlik bi şey yok. sorun sende değil bende. ben fakirim abi affet.
4

piç

neverendingblueroad neverendingblueroad
"türkçedeki kelimelerin ilk anlamlarının pek de geçerli olmadığı bir yüzyılda piçler, babaları bilinmeyenler değil, babalarına ihanet edenlerdir. babalarına ve annelerine" diyen ve amaçsızlığın rahatsızlığını son cümleyi de okuduktan sonra çekilecek derin bir "oh" ile hissettiren güzel bir hakan günday romanı.

zaman mefhumunu kaybetmek

francesca francesca
hafta sonum o kadar yoğun geçti ki,cumartesi günü koşturmaktan 16 bin adım atmış, üstelik fsm köprüsünde intihar girişimine tanık olan annemin panik atağı tutmuş onunla uğraşmışım, akşam 10 da eve gelip bilgisayar başında cumartesiyi pazara bağlayıp ve gram uykum olmadan pazar koşturmuşum. bunun son derece farkında olduğum halde, az evvel her cuma gecesi yaptığım bir ritüelimi yaparak neden bir değişiklik olmuyor diye kalakaldım.
elimde birşah pipetli sütüm, radyo da saçma sapan bir şarkıya eşlik edip; nasıl yani hafta sonuna giriyoruz sonuçta neden, niçin diye düşünürken bugünün pazar olduğunu tekrar farkettim. telefonumu alıp sonuçları kontrol ettim, evet yapmam gerekenleri cuma akşamı gerçekten yapmış ve atlamamıştım. sonuçlarını görmüş ve bunu hemen nasıl unutmuştum ki? hangi günde olduğumuzun son derece farkındayken, nasıl böyle bir farkındalıksızlık yaşamış olabilirim diye dumur haldeyim.
zaman mefhumunu kaybettiğim çok olmuştu, hatta kendimi 2019 da iken 2021 diye tarih atarken bile bulmuştum. ama 2 gün önce yaptığımı yine yapıp aynı sonucu ummak kadar salakça! olanını ilk defa yaptım.
evet, steril kafadayım üstelik. kronos benimle oyunlar oynuyor...