ağzına sıçılası komşu modeli

revoluce revoluce
burada, ailemin yaşadığı yerde, bahçeli sitede evlerine yazdan yaza gelen ve genç yaşlarında babama kendi bahçemize diktiğimiz çamı söktüren ve ısrarla kendi bahçelerine dikilmesi için yalvaran ancak yaşlanıp huysuzlaştıkça neye saracaklarını şaşırıp ağaçları kestirmeye yemin eden yaşlı aşağılık tiplerdir.
ne mi yapıyorlar? 30 senelik çam ağacının keyfi olarak kesilmesine orman müdürlüğü izin vermediği için, kimyasallar dökerek ağacı öldürüyorlar.

geçen yıl vefat eden babalarından kızlarına geçen ağaç nefretinin sebebini ben bir türlü bulamıyorum! çünkü tek söyledikleri "çamın iğneleri dökülüyor" diye sayıklamak!.. kimse bu sebeple 30 senelik bir cana kıyamaz!
gelmeyin böyle yerlere amk. gri şehirlerinizde kalıp, betonları seyredin. ağzına sıçılası değil, ağzı yüzü dağıtılası komşu modelidir.

aynısını anana bacına yapsalar

gayfe gayfe
ben bunu erasmus da polak gondiklemiş, üstünden 4 sene geçmiş, ve beraber çay kahve içerken bana hala polak öven erkeklere soruyorum. çünkü beni gondiklemek istiyor, yokluyor, ve istediğini alamayacağını anlayınca çamura yatıp bu sefer aşağalamaya başlıyor. bir anda sen de çok akıllısın zekisin güzelsinler, türk kızı çok kezban, mesela ben polonya dayken tinder den çok kız gondikledim, hiç biri kendini ağırdan satmıyor, çok rahatlar bu konularda, isteyince hemen yatıyırlar, aşmışlar yeeenneaaaa diye göt göt konuşmaya başlayınca şöyle soruyorum,

-anan da mı babana mı ağırdan satmamış
-..... anlamadım kem küm
_annen diyorum evlenmeden önce babanla cima eylemiş mi
-yani şimdi annem eski kadın... bik bik..
-o zaman kız kardeşin aşmış olmalı, istediği her erkekle o gün yatıyor mu, yoksa kendisi bir kezban mi. ve hatta istemediğiyle yatarak amme hizmeti yapan melek mi kız kardeşin


yapın keyifli oluyor. ben eğleniyom.6 ayda bir muhafazakar erasmus türkish bir beyle bir çaya çıkıyorum ben. sevgilim olsa dahi çıkıyorum bir çaya. alışkanlık yaptı bende, macar kız polak kız nasıl hızlı veriyor da biz vermiyoruz diye duymayınca eksiklik hissediyorum.
8

kundaktaki piçiyle itlaf edilmesi gerekenler

azwepsa azwepsa
gulhane parkindaki ceviz agaci nickli yazarın bahsettiği bir topluluk. bunlara insan muamelesi yapmamaktan falan bahsediyor. nazileri yahudilere yaptığı gibi mi demek istiyor acaba?

batı'nın ne ilmini ne ahlakını almış, 19. yüzyılda bıraktıkları vahşi, kanlı ve hastalıklı zihniyetini örnek almış galiba. ne kadar yazık. sözlükte o başlık bu başlık gez millete medeniyet dersi ver ama kafa 19. yüzyılın en vahşi yerlerinde, insanlıktan en uzak noktada kalsın. bir insan fanatik dogmalar altında nefretle yoğrulunca ne hale gelebiliyor. bir insanın bu kadar sefil hale gelmesini görmek mide bulandırıcı olduğu kadar üzücü de.

allah akıl fikir versin desek gücenir; "twitter'da insancıllığı, akıl ve mantığı öven twitlere denk gelsin" diyelim bari.


doğu perinçek cemaati

dumrul dumrul
fethullah gülen cemaatinin yandan yemişidir. ikisi de oraya buraya sızarak hayatta kalır, siyaseten parazitlerdir, ikisine de bulaşan iflah olmaz, nereye gitse orayı da kokutur. tam anlamıyla leştir. ikisinin de tabanı binde beş civarıdır ama ülke yönetmeye kalkışırlar.

tabii ipleri farklı ellerdedir. perinçek cemaati çin devletinin ajanlığını yapar ve bu konumun tek temsilcisidir. bu yanıyla rakipsiz ve numuneliktir.

tolerans paradoksu

müthiş sol ayak müthiş sol ayak
karl popper'in "sınırsız hoşgörü zorunlu olarak, hoşgörünün kaybolmasına yol açacaktır. sınırsız hoşgörüyü hoşgörüsüz olanlara bile gösterirsek, hoşgörülü bir toplumu hoşgörüsüzlerin saldırısına karşı savunmaya hazır olmazsak, hoşgörülüler ve onlarla birlikte hoşgörünün kendisi de ortadan kalkacaktır." diyerek özetlediği ikilem.

dünya kediler günü

erdoo erdoo
gün bugündür. bu tatlı,sevimli,minnoş dünyanın en iyi canlıları iyi ki varlar iyi ki insanlara dost olmuşlar. en başta tatlı kızım peri'nin daha sonra tüm sözlükçülerimizin minnoşlarının bu mutlu gününü en içten dileklerimle kutlarım ve son olarak içerisinde çok güzel pisicik resimleri barındıran güzel bir şarkı da ekleyip sözlerimi bitireyim...


instela bilmem kaçıncı kelimelik turnuvası

hogwartstan kaçan kız hogwartstan kaçan kız
16 katılımcımızla yola çıktığımız turnuvamızın şampiyonunu artık açıklama vakti geldi.

önceki kelimelik turnuvalarında adından söz ettirmiş dişli yarışmacıların bol olduğu, rekabetin ve kelime dağarcığı kapışmasının nirvanalarda gezdiği turnuvamız çeşitli aksaklıklara ev sahipliği yapmış olduysa da ilk düzenlediğim turnuva olduğu için bu konuda anlayışınıza sığınıyorum.




her turda rakiplerini yenilgiye uğratıp tostuna gömülen ve "sıradaki" gelsin diyen katılımcımız shotbar dağı'nı yürekten kutluyoruz! başarılarının, galibiyetlerinin daim olmasını dileriz.

diğer tüm yarışmacılarımıza da katılımları için ve emekleri için teşekkür eder ve tebriklerimi sunarım.

bir başka turnuva için beli bir sayıda talep olması durumunda yineleriz. o zamana dek hoşçakalın!
6

düşünseli

hogwartstan kaçan kız hogwartstan kaçan kız
bu akşam 21.21-23.00 saatleri arasında instela fm'de sizlerle olacak olan cağnım programım.

bugün ortalığı kalplere bulamaya geliyorum; aşık kalpler, gizli nick okşayışlar ve öbür yarınızı arayışlarınız meyvelerini verir belki bu şekilde, kimbilir?

artık iki seçeneğiniz var:

1) ilginizi çeken spesifik birileri varsa buradan dm yoluyla (veyahut discorddan da olur) nick vererek o kişiye hangi şarkıyı yollamak istediğinizi bana iletin. ekstradan kendisine söylemek istediklerinizi de ekleyebilirsiniz.

2) ilginizi çeken herhangi biri yoksa ama "artık hayatımda biri olmalı, onunla beraber kikirdemek ve cümlelerimi tamamlayanım olmasını istiyorum" gibi düşünceleriniz varsa * yine dm'den kendinizle ilgili ve kriterlerinize dair bilgileri paylaşmanızı rica edeceğim, bu şekilde olası taliplerinize sizleri tanıtmış oluruz.




görüşmek üzere!

tolerans paradoksu

azureel azureel
"hoşgörü paradoksu" veya "tahammül paradoksu" olarak da bilinir.

bir örnek:
- tahammüllü, açık fikirli, aşırı özgürlük yanlısı, yani genel olarak hoşgörülü bir toplum ve onların seçtiği iktidarı düşünelim.
- böyle bir ülkede, neo-naziler de "kendi görüşlerini yaymak için" gösteri (eylem, yürüyüş) yapmak istiyorlar mesela...
- iktidar, "abi onların da düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü var" diyerek neo-nazileri hoş gören bir yaklaşımda bulunabilir.
- buradaki sıkıntı şu ki, o neo-naziler yarın bir gün güçlenip, tahammül sahibi olanları alaşağı edebilir.

nazi örneği verdik ama, tahammülsüz görüş sahibi insan grupları farklı şekillerde tezahür edebilir. yani nazi yerine kendi favori ırkçı, faşist, veya diğer dogmatik öğreti takipçilerini koyabilirsiniz.

popper işte bunu söylüyor ve "tahammül göstermememiz gereken tek şey tahammülsüzlüğün kendisidir." diyerek paradoksu ortaya koyuyor.

hangi görüşler tahammülsüz görüşlerdir? hangi hareketler zararlı olabilir "ileride", bunun ayrımı nasıl yapılacak... işte bunlar günümüzde de çözülmeyi bekleyen, her gün karşılaştığımız sorunlar.