anın fotoğrafı

azureel azureel
ege turumuz devam ediyor. dün deniz kenarındaydık, bugün dağ başında.

aylardır ziyaret edilmemiş post apokaliptik ağaç temalı yayla evi.



geniş açı manzara



aşağıda salıncak var da görünmüyor.



ceviz taze, ama karıncalar pek paylaşmak istemiyor.



armut için de henüz erken gibi, birkaç hafta ve daha çok güneş lazım.



yılın ilk karadutu

5

hediye almak

lobotomic lobotomic
büyük küçük demeden elimden geldiğince yaptığım eylem. yeri geldi buzdolabı magneti aldım, yeri geldi 3 gün 4 gece tatil hediye ettim. ama hepsinin amacı ortak.

bir çift gülümseyen göz görebilmek.

insanları mutlu etmekten zarar gelmez beybabalar, kadınanalar. alın.

anne diye bir şey var mı sorunsalı

ropte ropte
anne karnında yaşadığımız hayata dair yaptığımız sorgulamalar sonucunda kafamızı kurcalayan sorunsal. şöyle ki:

------------------------------------------

anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri her şeyden habersizmiş. haftalar birbirini izledikçe onlar da gelişmişler. elleri ayakları iç organları oluşmaya başlamış. bu arada etraflarında olup biteni fark etmeye başlamışlar. bulundukları rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları artmış.

birbirlerine hep ayni şeyi söylüyorlarmış: "anne rahmine düşmemiz burada yaşamamız ne harika değil mi? hayat ne güzel şey be kardeşim!" büyüdükçe içinde yaşadıkları dünyayı keşfe koyulmuşlar. öyle ya hayatın kaynağı neymiş? işte bunu araştırırken karşılarına anneleriyle onları birbirine bağlayan kordon çıkmış. bu kordon sayesinde hiçbir zahmet
çekmeden güven içinde beslenip büyütüldüklerini tespit etmişler.

"annemizin şefkati ne kadar büyük! bize bu kordonla ihtiyacımız olan her şeyi gönderiyor." diyorlarmış. artık aylar birbiri ardınca geçiyor ikizler hızla büyüyor diğer bir deyişle
"yolun sonu"na yaklaşıyormuş. bu değişiklikleri hayretle gözlemlerken bir gün gelip bu güzelim dünyayı terk edeceklerinin işaretlerini almaya başlamışlar.

dokuzuncu aya yaklaştıklarında bu işaretleri daha kuvvetli hissetmeye başlamışlar. durumdan telaşlanan ikizlerden birisi diğerine sormuş: "neler oluyor? bütün bunların anlamı nedir"
öteki daha sakin ve aklı başındaymış. üstelik bulundukları bu dünya çoğu zaman ona yetmiyor; duyguları daha geniş bir âlemi arzuluyormuş. cevap vermiş: "bütün bunlar bu dünyada daha fazla kalamayacağız anlamına geliyor." ve eklemiş: "buradaki hayatimizin sonuna yaklaşıyoruz." "ama ben gitmek istemiyorum" diye haykırmış kardeşi. "hep burada kalmak istiyorum."

"elimizden gelen bir şey yok. hem belki doğumdan sonra hayat vardır." "bize hayat veren o kordon kesildikten sonra bu nasıl mümkün olabilir ki?" diye cevaplamış öteki. "bize hayat veren kordon kesilirse nasıl hayatta kalabiliriz söyler misin bana? hem bak bizden önce başkaları da buraya gelmiş ve sonra da gitmişler. hiçbirisi geri gelmemiş ki bize doğumdan
sonra hayat olduğunu söylesin. hayır bu her şeyin sonu olacak." bütün bunları söyledikten sonra eklemiş:

"hem belki de anne diye bir şey de yok!"

"olmak zorunda" diye itiraz etmiş kardeşi. "buraya başka türlü nasıl gelmiş olabiliriz, nasıl hayatta kalabiliriz ki?"

"sen hiç anneni gördün mü?" diye üstelemiş öteki. "o belki de sadece zihinlerimizde var. bir annemiz olduğu düşüncesi bizi rahatlattığı için onu belki de biz uydurduk."

böylece anne rahmindeki son günleri derin sorgulamalar ve tartışmalarla geçmiş. sonunda doğum ani gelmiş çatmış. ikizler dünyalarını terk ettiklerinde gözlerini başka bir dünyaya açmışlar ve sevinçten ağlamaya başlamışlar. çünkü gördükleri manzara hayallerinin bile
ötesindeymiş.
----------------------------

edit: arkadaşlar keşke hikayeyi okusanız da ona göre yazsanız ajkshdgkjs
4

peaky blinders

lobotomic lobotomic
bu giriyi tedirginlikle yazıyorum.

hayatımda izlediğim, oyunculuk ve senaryo bakımından en iyi 5 dizi içine kolaylıkla girebilir bu dizi. pek fazla fanı olmasa da bizim için önemsizdir. olmaması daha yeğdir hatta.

ingiliz aksanını bana sevdiren - ki normalde sevmem-, durup durup fooking ile başlayan veya biten cümleler kurmama sebep olan efsane dizi. 5. sezonu gelse de artık güzel güzel izlesek diyoruz.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

küfrüm edebimi aştı bu gece küfrüm edebimi aştı bu gece
bugün yine kızımdan ayrıldım.
ben onu hep çirkin kızım diye severim. bu hayat güzel şeyleri hep elimden aldi benim. bir tek çocuklarım kaldı... onları da çirkin diye seviyorum işte. cirkinler onlar. bakmayın gözlerinin güldüğüne, boncuk boncuk bakışları kandırmasın sizi. hem öyle mis gibi de kokmuyorlar, cennet bahçesi gibi...

birgün o evde sallanan sandalyede oturmuş yaşlı bedenimi ısıtmaya çalışırken onların büyüdüğünü görebilmek...

güne güzel başlatan şarkılar

bubirsosyaldeneydir bubirsosyaldeneydir
'günaydın sevgilim...
keşke hayat her gün böyle
senle dolu aşkınla dolu olsa
keşke hayat her gün böyle
senle başlasa sürpriz dolu olsa
hep böyle cömert kibar davransa
bizi üzmeden baş başa bıraksa'

mikrofonda, zamanında üniversite konserlerinde kendisini sıkça gördüğümüz hatta üniversite öğrencilerinin bizim yerimize derslerde imza atsa diye geyiği dönen kıymetlilerimizden şebnem ferah!


ps: cömert kibar davranan günler görmem(iz) dileğiyle...

775 bin kişinin tyt den barajı geçememesi

furious furious
bunun sebebi bence öğrencilerin mal olması. liseden çıkalı(atılalı!) 9 sene oldu benim, barajın çook çok üstünde puan aldım bu seneki sınavdan. hiç ders de çalışmadım. matematikte sadece mantığa oturacak soruları çözdüm 14 soru çözdüm 2 yanlışım var. sosyalden 15-3 yapmışım. bu kadar zor değil, hatta sınav hiç zor değildi. 1 sene hazırlansam ciddi ciddi full çekerdim şu sınavdan.




aha aynı bu hesap, sınav kolaydı bence barajı geçemeyenler geri zekâlı.