külotlu çorap

ooz han ooz han
lan bu kadınlar donmuyor mu kışın bu soğukta o kısa etekleri giyince diye düşünüyordum..
cevabını askerde öğrendim arkadaş tavsiyesiyle. meğer acayip sıcak tutuyormuş bu külotlu çorap... nöbette filan eksi bilmem kaç derecede, sonrasında da dağ başında tipide fırtınada filan çalışırken yün içliğin içine giymişliğim var. hem sıcak tutuyor hem de esnek olduğu için hareketleri kolaylaştırıyordu direk tepesinde... giydiğim zamanlara can korkusundan çok başıma bişey gelse herkes ne düşünür diye üçbuçuk atmışlığım da var bir taraftan.
8

melih gökçek

dumrul dumrul
istifa etti ediyor, odasını topladı bilmem ne deniyor ama adam son twitini 13 ekim'de atmış. oğlu ise 12 ekim'de atmış.

ulan adamı öldürüp bi yere gömmüş olmasınlar... ölüm döşeğinde olsa 5 gün - 6 gün twit atmadan duramazdı bu melih.

gerçi altını pislettiği de söyleniyor ama ben bülent arınç'ın yalancısıyım.


2

müftülere resmi nikah kıyma yetkisi verilmesi

marine li şarkılar marine li şarkılar
rezalettir. hala batıyla örnek veriliyor. lakin anlamadıkları şu cahillerin: papazlar ve hahamlar asla ve asla resmi nikah kıyılmayan bir nikahı kıyamaz. önce resmi nikah kıyılır. sonra sinagog'a mi gidiyorsun ya da kilise'ye mi, önce resmi nikah yapacaksın belediye'de. normali budur. anlamıyorlar işte.. akp ve mhp tarafından onaylandı zaten. ne chp, ne hdp karşı koyamadı. oy fazlalığı onlarda. yazıklar olsun.

şimdi kız çocukların evlendirilmesinin yolu açıldı. yobaz ve şeriatçı bir ülkeye doğru gidiyoruz dediğimiz zaman inanmayanlar, zaten ne iran'da, ne pakistan'da, ne afganistan'da 1 günde olmadı hiç bir şey. zamana yayıldı. kademe kademe devam edecek bu türkiye'de.

siz uyumaya devam edin.

melih bey e istifa talebimiz iletildi

çikilops vol 2 canım benim çikilops vol 2 canım benim
melih gökçek'i hiç sevmedim, sevmem. yıllardır ankara'da yaşadım, ettim ama bu adamın ankara'ya gram faydası olmadı diyebilirim. yaptığı tek iş her yere saçma sapan oyuncak dikip, kapılarla ankara'yı çevirmek oldu. metroyu bile bitiremedi, ki bu ciddi bir rezalettir. en sonunda bakanlık tamamladı keçiören ve koru metrosunu. ankapark dedi, daha hala açacak, cidden 20 küsür senedir hiçbir başarısı yok bu şehirde. başarısı olsa başarılı derim, ama başarısız. 2014 yılında da mansur yavaş'a kaptırmıştı koltuğu aslında(!)

istifa ettirilmesine bir yandan seviniyorum, ancak bir yandan da anlam veremiyorum. neden istifa ettiriliyor, hayır yani bu metal yorgunluğu denilip geçilemez, gökçek'e oy veren, vermeyen herkes asıl nedeni merak ediyor, etmeli de. e bu adamın görev süresi 2019'da bitmiyor mu? 2019'da aday göstermezsin olur biter, şimdi niye istifa etmeli, eğer istifa etmezse kötü şeyler olur deniliyor. sebebini söyleyin de biz de bilelim. hani milli irade, hani demokrasi? bu adama da neticede oy veren bir kesim var, o kesimin iradesine ne oldu o zaman?

işsizlik

rodya rodya
insanın kendisini değersiz hissetmesine katkı sağlayan süreçtir.

arkadaşım, çeşitli iş görüşmeleri geçiriyorum. olumlu geçirdiğimi umut ediyorum ama olmuyor. olumsuz cevabı geliyor.

bugünkü, iş görüşmesinde mülakatçıya sordum ki "nasıl bir personel arıyorsunuz?"
cevabı da "deneyimli olursa önemli olur bizim için" dedi. deneyimsizim. bu direk onur kırıyo.

benimle aynı durumdan müzdarip olan arkadaşlarımın haricinde herkes. "sen, salaksın, malsın. seni niye işe alsınlar. gerizekalı, deyyus." diyorlar. demeseler de surat ifadelerinden anlıyorsun. alay edercesine bakıyo çünkü.

yazılım işine merak saldım. evimde kendim öğreniyorum. biri çıkıyor "sen yapamazsın. yapsan da bilgisayar mezunu adamlar boşta. seni niye alsınlar. almazlar seni." diyor.

saygılı bi insan olduğum için, susuyorum. "he" diyorum geçiyorum.

şimdi yazılımla ilgili üç tane iş görüşmesi geçirdim.

bu beni kıvama getiriyo. eğer almasalar bile, kışkırtıyor. yapabilirim düşüncesi geliyor. ki, yapıcam da.

götümü sikseler de yapıcam kanka.

askerlik bitti. bilgisayar programcılığı okuyan arkadaş var. kaynak kitaplarına baktım. yazılım kitabının yazarı ekonomi mezunu. yani, benimle aynı fakülteden çıkma. "bu kodumunun dürzüsü yapıyosa, ben niye yapamıyım la" dedim. o gün bu gündür hala işsiziz (gülücük emojisi)

işsizlikten intihar eden insanlar var. kpss'den atanamayınca, intihar edenler mevcut. bunlar görülmüyor.

suçun benim olmadığını insanlara anlatmak gerekiyor. gerçi, anlatsak da anlamıyorlar ki, onlar çalıştığı için. "nasıl iş yok. iş beğenmiyorsun" diyorlar.

dün, asker arkadaşım instagram'da dersliğin içinden fotoğraf paylaşmış. "kpss mi kasıyon?" dedim.
"yok, b'olum, güvenlik görevlisi sertifikası için kurs" dedi
bunu diyen adam medya markette idari işlerde çaışmış bir kişi.

"lan, üniversite mezunu adamsın. n'alaka özel güvenlikçilik" dedim
"sorun da o zaten, üniversite mezunuyum iş yok." dedi

ulan bi moralim bozuldu. hala bozuk.

bunları, çevremizin algılaması lazım. suçun, bu körpecik beyinlerde olmadığını göstermek lazım.

çevrenin köstekten ziyade moral vermeleri lazım.

birçok şeyden kendimi kısıtlıyorum. ayakkabı ihtiyacım var. istemiyorum. işe girince alırım. bilgisayarım deli kasıyor. diyorum ki, bu bilgisayarla öğrenicem yazılımı. yavaş falan düzerler. işe girince bi i7 patlatırım.

artık, umursaıyorum dostlar. bir şekilde, bi yerden kapı açılacak. çevremdeki insanları da umursamıyorum. çalışıyorlar da mutlu değiller. ayrıca, çalışma yaşamına torpille girdiler. ben torpil istemediğim bu haldeyim ama mutluyum.

kuzenim, arkas'ta çalışıyor. tanıdık sayesinde girdi. bir kuzenim, babası gazi olduğu için memurluğa atandı. babası sayesinde. başka kuzen, evlendikten sonra, kocasının yanında girdi. orda devam etti. deneyim kazanınca, başka şirkete girdi. abim, sınıf arkadaşının referansıyla girmişti. orda iki yıl çalıştıktan sonra deneyim sayesinde başka yere girdi. avkat tanıdık var. rahmetli babasının avukatlık bürosu vardı. mezun olunca, orayı devraldı. babası rahmetli olunca, kendi yeri olmuş oldu. dayım, arkadaşları sayesinde çeşitli işlere girdi çıktı. dayımın oğlu, okumaz dediler. dayımın eşinin tanıdık kuaför dükkanı vardı. orda çıraklığa başladı. ustalığa sürükleniyo. başka kuzen, babasının açtığı dükkanı beraber işletiyo.

torpilsiz girenler de var tabii ama çok az. kpss'ye ikinci girişte kazanıp atanan kuzenim var. yengem de kpss sonrası bankacılığa atanmış.


sigaram yok. içkim yok. bisiklet biniyorum. spor yapıyorum. seksen yaşına geldiğim de o zaman görecekler işte. "lan, hiç göstermiyosun yaşını." dicekler. işte o zaman gururlanıcam.

şu anda ne dinlediğinin merak edildiğini sanmak

bitli piyade bitli piyade
merak edilmesini sanmaktan çok o an dinlediğim parçayı burada paylaşmaktır asıl amaç. en azından benim için öyle. zira instela yazarlarının şu an dinledikleri başlığına ya da gecenin şarkısı başlığına zaman zaman bakarım. yeni bi' şarkı/grup/müzisyen keşfederim ya da uzun zamandır dinlemediğim bir şarkıyı hatırlarım o giriyi görünce. asıl amaç da budur benim için. zevkle dinlediğim şarkıları bu şekilde insanlarla paylaşmayı seviyorum. merak ediyorlar ya da etmiyorlar orası beni ilgilendirmiyor.

bırakınız paylaşsınlar, bırakınız dinlesinler.
7

yazarların bi güzel dövmek istedikleri yazarlar

rki rki
ben sözlüğü ilk okumaya başladığım zamanlardan beri "öyle demişsiniz de aslında öyle değil böyle, yani siz bi' bok bilmiyorsunuz" temalı yazıları sebebiyle azwepsa'yı şu ucu çelikli iş güvenliği ayakkabılarından giyip onunla dövmek istiyorum. yaş olarak da baya büyük olduğu için dövmeden önce abi kusura bakmazsan şimdi sana girişeceğim diye izin isterim muhtemelen.

eskiden kedizekalı diye ilgi orospusu bir yazar vardı onu da her girisinden sonra dövmek isterdim.

yine eskilerin kaliteli isimlerinden alkolik2000'i sözlüğü bıraktığı için dövmek isterim.

radiance ve wondrous'a özel bir sebep belirtmene gerek yok sanırım.

bunların dışında gereksiz giri sıçanları "bi güzel" değil de sıçtıkça kafaya vurup "kalk şu bilgisayarın başından, siktir git" diyerek tatlı tatlı uyarmak istiyorum.
3

kemal kılıçdaroğlu

dumrul dumrul
"din istismarı yapılacaksa onu da biz yaparız" kafasında galiba. sırbistan'daki et besemelesiz kesiliyormuş da bilmem neymiş.

lan koca ülke neden et ithal ediyor demeyeceksin, türkiye'de gıda güvenliği ne durumda demeyeceksin. "et besmelesiz kesiliyor" derdine düşeceksin.

et besmeleliymiş, kutsal suyla bilmem ne olmuş, etrafında dönülüp uçan spagetti canavarı marşı söylenmiş... bunlar devletin işi değildir. devlet bunlarla ilgilenemez. bunun sağlık koşulları nasıl, nakliye koşulları nasıl, fiyatlandırması nasıl sen buna bakarsın. her çeşit ürünün üretim koşullarının sağlıklı biçimde etiketlendirilmesini sağlarsın besmelesine istiklal marşına tüketici olarak ben bakarım eğer bu benim için bir mesele ise...

ne ahlaksız, ne salak bi devire düştük lan. iktidarı ayrı dingil, muhalefeti ayrı dingil...