stefan zweig

2 /
dingirn dingirn
gitmeden önce "bütün dostlarımı selamlarım! umarım, uzun gecenin ardından gelecek olan sabahın kızıllığını hala görebilirler!ben, çok sabırsız olan ben, onların önünden gidiyorum." diyen, "satranç" ve "kitapkurdu" ile benim "farkındalık edebiyatı"mda en bir önemli yeri nabokov, sartre gibi diğer önemli isimlerle paylaşan yazar. dünyaya fazla kaçan adamlar grubunun en bir güzel üyelerinden. hümanist, dünya acı çekince acı çeken nadir insanlardan.
milan kundura milan kundura
herkese umut, ümit aşılarken, hitler hükümetinin baskısından brezilyaya kaçıp eşiyle -tıpkı hitler gibi- 1942' de intihar etmiş geçtiğimiz yüzyılın en büyük hümanistlerinden.
ayrıca marie antoinette' i, 20.yy' ın daha ilk yarısında dünya çapında aklayarak, ''aslında fransız ihtilali'' diyebilmiş ilklerden de biridir.
rudolf steiner rudolf steiner
1881 yılında viyana'da doğdu. yahudi bir aileden gelmekteydi. babası varlıklı bir sanayiciydi. avusturya, fransa ve almanya'da eğitim gördü. savaş karşıtı kişiliğiyle dikkat çekti. 1919-1934 yılları arasında salzburg'da yaşadı. nazilerin baskısı yüzünden salzburg'u terketmek zorunda kaldı. 1938'de ingiltere'ye, 1939'da new york'a gitti, birkaç ay sonra brezilya'ya yerleşti. önceleri daha çok çevirileri ile tanındı. ilk şiirleri yayınlandığında henüz 20 yaşındaydı. çok sayıda deneme, öykü, uzun öykünün yanısıra büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşamöyküleri ile de ünlüdür. psikolojiye ve freud'un öğretisine duyduğu yoğun ilgi, zweig'ın derin karakter incelemelerinden anlaşılabilir. özellikle tarihsel karakterler üzerine yazdığı yorumlar ve yaşamöyküleri, psikolojik çözümlemeler bakımından son derece zengindir. zweig avrupa'nın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında brezilya'da karısıyla birlikte ilaç içerek intihar etti.


edebiyat dünyasında fazla tanınmasa bile çok önemli bir yere sahipti. çok küçük yaşlarda edebiyata duyduğu yakın ilgi onu muhteşem bir yazar haline getirmiştir. okumaya, araştırmaya, yeni şeyler öğrenmeye çok meraklıydı. dünün dünyası'nda şöyle der;


...sıkıcı okul saatlerini edebiyata ayırmak için hergün yeni teknikler bulurduk. öğretmenimiz schiller'in "saf ve duygusal şiir" adlı eseri hakkında eskimiş bilgilerini aktarırken bizler, hocanın adını bile duymadığı nietzsche ve strindberg'in eserlerini sıraların altında gizli gizli okurduk. sanat ve bilim alanındaki herşeyi bilmek, tanımak, anlamak isteği bir ateş gibi tüm bedenimizi sarardı. öğleden sonraları üniversite öğrencilerinin arasına karışır, seminerleri dinler, tüm sanat sergilerini gezerdik, otopsileri izlemek için anatomi derslerine katılırdık. bir şeyler öğrenebilmek için herşeye ve herkese olabildiğince yanaşırdık. filarmoni orkestrasının provalarına gizlice sokulur, sahafları dolaşır, dünden bu yana yeni çıkan her şeyi hemen öğrenmek istediğimiz için kitapçıların tezgahlarını karıştırırdık. herşeyden önemliside okurduk elimize geçen herşeyi okurduk. kütüphanelerden kitap alır elimizdekileri değiş tokuş yapardık.


lise çağlarında bu şekilde yaşayan bir insandı zweig. okumaya olan aşkı onu güçlü bir kalem yapmıştır. psikolojiye duyduğu ilgi onu karakter betimlemeleri bakımından kusursuz hale getirdi. özellikle satranç isimli uzun öyküde bu açıkça görülür. hemen her kitabında psikolojik bakımdan derin tasvirler yaptığı, iç dünyasını çırılçıplak gözler önüne serdiği bir karakter vardır. hepsinin ortak özelliği en başta rahatsız insanlar oluşlarıdır. istisnasız hepsi öyledir. kimisi hasta, kimisi şizofren, kimisi tedirgin, kimisi ise asosyal. bunlar, sabırsız yürek'te edith, satranç'ta dr. b, bir yüreğin ölümünde salomonsohn, kızıl hastası'nda bertold berger...dünün dünyası'nda ise bu kişi stefan zweig adını almıştır.
de te fabula narratur de te fabula narratur
"suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiç bir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta. duracak, görecek, hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli ve sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan tümüyle yoksun boşlukla."

-stefan zweig; satranç.
umitistanbul umitistanbul
satranç (schachnovelle), stefan zweigin brezilyadaki sürgünde yazdığı ve en tanınmış eserlerindendir.
ilk baskısı 250 adet 1942 yılında buenos airesde çıkan hikâyenin, ingilizce tercümesi 1944'te new yorkta yayımlandı. satranç, almanyada 1.200.000'den fazla okurla buluştu.
suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiç bir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta.. duracak, görecek, hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli ve sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan tümüyle yoksun boşlukla; satranç ; stefan zweig

edebiyat ve kitap sitesi insanokur.org satranç (schachnovelle), stefan zweig'in brezilya'daki sürgünde yazdığı ve en tanınmış eserlerindendir. ilk baskısı 250 adet 1942 yılında buenos ai... ınsanokur
gogolun paltosu gogolun paltosu
1942 yılında nasyonal sosyalizmin büyük bir tehlike olduğunu anlayıp, avrupa kültürünü yok edeceğine inanarak, buna dayanamayacağını bildirmiş ve eşi ile beraber brezilya sürgününde intihar etmiştir. "schachnovelle" (satranç) adli uzun öyküsü okunduğunda bu yazının esasında bir intihar mektubu olduğu açıkça anlaşılmaktadır. zaten intihar etmeden iki ay önce yazdığı öyküdür.
seyrengiz seyrengiz
"birisine veda etmek çok zor bir sanattır; insan yüreği buna alışmaya inatla karşı çıkar. her defasında da yitirdiğimiz bir tanışın karşısında yeni bir hüzün ve sıkıntıyla durursunuz."
yakışıklı değil ama karizmatik yakışıklı değil ama karizmatik
(bkz: unutulmuş düşler)
(bkz: clarissa)
(bkz: macellan)
(bkz: kitapçı mendel)
(bkz: dostlarla mektuplaşmalar)
(bkz: novellen)
(bkz: bir kadının yaşamından 24 saat)
(bkz: balzac)
(bkz: karışık duygular)
(bkz: buluşmalar insanlar kentler kitaplar)
(bkz: rotterdamlı erasmus)
(bkz: marie antoinette vasat bir karakterin portresi)
(bkz: sabırsız yürek)
(bkz: amerigo tarihsel bir yanlışlığın hikayesi)
(bkz: ruh yoluyla tedavi)
(bkz: yakıcı sır)
(bkz: freud ve öğretisi)
(bkz: balzac insanlık komedyası nın ölümsüz yazarı)
(bkz: dünyanın çevresini dolaşan ilk insan macellan)
(bkz: yarının tarihi)
(bkz: değişim rüzgarı)
(bkz: lyon da düğün)
(bkz: günlükler)
(bkz: amok koşucusu)
(bkz: insanlığın yıldızının parladığı anlar)
(bkz: joseph fouche bir politikacının portresi)
(bkz: dünün dünyası)
(bkz: üç büyük usta)
(bkz: tehlikeli merhamet)
(bkz: acı duygular)
(bkz: köleliğe karşı özgür düşünce)
(bkz: kendileriyle savaşanlar kleist nietzsche hölderlin)
(bkz: kendi hayatının şiirini yazanlar )
(bkz: karışık duygular)
(bkz: alacakaranlık öyküsü)
(bkz: satranç)
paralinguistische paradigmatische aspekte paralinguistische paradigmatische aspekte
aforizmalarina hayran olduğum yazar.

birçok küçük insan
birçok küçük beldede
ufak tefek adımlar atarak
dünyanın çehresini değistirebilir

siyaset ve samimiyet çok nadir aynı çatı altında yaşarlar

kendini bir kez bulan dünyada hiç bir şeyi kaybedemez

hayatın anlamı kendisinden ehemniyetlidir

belirleyici fikirler
sonradan hep olağan ve basit olarak algılanırlar

paraya ve iktidara hizmet eden her inanç
kendi ruhuna ızdırap verir
2 /