super mario

1 /
marla singer marla singer
çiçek yiyip ateş etmesi, mantar yiyip büyümesi gibi durumlara sahip bir olay olarak insanın 2. bir alice in wonderland vakası mı diye düşünnmesine sebebiyet verdiği oyun. çocukluk sanrılarının kökenlerinin farklı dalgalara dokunduğu şüphesi yaratır.
wondrous wondrous
sinema'ya da uyarlanmıştı kendisi. kaldı ki prenses falan kurtarma tadından spider-man konseptine geçiş yapalım derken mario'nun göbeğini düşünmemiş olacaklar, film çok saçma sapandı.
azureel azureel
insanın tüylerini diken diken eden, gerilimli, etkileyici, yer yer göz yaşları ile dinlenesi bir şahesermiş müziği, ben bugün bunu gördüm. muazzam bir klasik. tek kelime ile etkileyici.
(bkz: kelimelerin anlamsız kaldığı nokta)
koopalar ile olan sonsuz savaşları, asla ulaşılamayan prensesi *, katil mantarları, büyüten mantarları, ateş çiçeğini hatırlıyorsunuz her notada, ayrı ayrı manalar buluyorsunuz bunlara dair, daha ne olsun.
cheetosyiyenpenguen cheetosyiyenpenguen
okulun ilk senesi yurtta kalırken sabahlara kadar oynadığım iki oyundan biri.. erkek arkadaşların aşıladığı counter strike macerasından sonra blok deiştirip karışık olmayan bi kız bloğuna yerleştiğimde tüm kızları da manyağı yaptığım süper eğlenceli nostaljik oyun.. üzerine yazılmış şarkılar da vardır...
1 /