surname

quasi magistra quasi magistra
aziz nesin in bir kitabı. kitap bir adamın asılma şenlikleri ve öncesini anlattığından bu addadır. yazara göre bu halkın önünde asılan son kişidir. halk büyük bir coşkuyla asılacak adamı izlemeye gider. her yer bayram yeri gibidir. ahali bu seyirlik eğlenceyi izlemek için başka şehirlerden bile gelir, her nevi sokak satıcısı hatır bulunur tabi hırsız, cepçi vs. de gelir.
tabi bu işin hikayesi aslında mağdur bir adam var olayda derdi hapse girince de sürer. ama kimselere söyleyemez idamına karar verilir. sonra hapiste biriyle tanışır çok değişir o suçu işleyen eski kişi değilidir. ama iş işten geçmiştir, asılır.
bu kitabın bir özelliği de ankara' da hiçbir kitapçıda bulunmaması, sadece kütüphanelerde var.
yeredüşenunsessizliği yeredüşenunsessizliği
aziz nesin'in; berber hayri'nin acınacak durumdan daha da acınacak duruma düşüşünü insanların onu 'ırz düşmanı,namussuz...' belleyip işin özünü ve hayri'nin 4 yıla sığdırdığı acı dolu yaşanmışlığını utancından kimseye anlatamayıp uğruna ölümü bile göze alıp; değil 1 kere bin kere assalar gene diyemeyeciğim dediği infaza engel olabilecek bir savunması bulunsa dahi değişerek hayata gözlerini yumuşunu çarpıcı bir üslupla anlattığı romanı.
romanda aslında sürekli değişim felsefesi işlenmiştir. hayri'nin son arzusu sorulduğunda 'söylesem de anlamazsınız ' 'siz suçlu diye bambaşka bir insanı, bambaşka bir hayri'yi asıyorsunuz tam bambaşka bir insan olduğum zaman...' demiştir.
roman hakkında sadun tanju :
'insan değişsin deriz, değişeni de asarız biz' demiş. yalnızca değişim değil buzdağının görünmeyen kısmıyla birlikte yerine ulaşmış bir ifadedir bu.
karyatid karyatid
sultan iii. murad ‘în oğlu şehzade mehmet'in 52 gün 52 gece süren sünnet törenindeki gösterileri anlatan eserin adıdır. nakkaş osman' ın münyatürlediği bir eserdir.
elcordobez elcordobez
sadece bir dalda edebi eserlerle anılmak genelde edebiyatçıların kaderidir. haldun taner, şiir, düz yazı, öykü gibi bir çok dalda iyi eserler vermiş bir yazar olmasına rağmen edebiyatımızda oyun yazarı olarak bilinir. nazım da keza aynı dallarda muhteşem eserler vermişken şairdir. e tabii, örnekleri çoğaltabileceğimiz büyük yazarlarımızın genelde en iyi türde yazdıkları eserlerle anılmaları normaldir. sanırım dünya edebiyatında bu ezberi bozan tek yazar sabahattin ali'dir. öyküleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleri aynı lezzet ve kalitede olduğu için belki de ismi anıldığında hangi kefeye konulacağı bilinemez.

aziz nesin de genelde öykücü olarak bilinir. neredeyse her öyküsünü en az 2 defa okumuş bir hayranı olarak belki de dünyanın yaşamış en iyi on öykücüsünden biridir diyebiliyorum. fakat romanları da bir o kadar iyidir. okuyucuları tarafından yeterince bilinmemesi beni hep örselemiştir. surname adlı eseri de bunlardan biridir. ilk defa okuduğumda 16 yaşındaydım surname eserini. ırz düşmanı idam mahkumu berber hayri'nin öyküsüdür. daha o yaşımda kirli toplumun bak dediğine bakmamayı, olayları derini ve bütününden düşünüp ele almayı bana öğretmiştir. her yaşta okunmasını ivedilikle tavsiye ederim.