tamino

navira navira
az önce habibi ile tanıştığım müzisyen. bu ne ahaha ya habibi ya habibi diyerek açıp, tahmin ettiğimden güzel bir şarkıyla karşılaşıp sonrasında biraz utandım hıhı yaya tabi tabi habibi al sana habibi. 1996 doğumlu olmasıyla bir ya habibi dalgası daha yedim. yarı mısırlı yarı belçikalı he habibi oradan geliyor derken;
"bir şeyi nasıl ya da neden yazdığınızı tam olarak bilemezsiniz, bir şarkının nasıl ortaya çıktığını da. ancak bu benim için sorun değil, aslında bu benim en sevdiğim kısım. habibi için aklıma gelen melodiyle birlikte bu sözcüğü ilk kullandığım anı hatırlıyorum. ilk önce emin olamamıştım ve belki de yalnızca "bebeğim" demeliyim diye düşünmüştüm. ama sonra "tabii ki habibi sözcüğünü kullanmalıyım. bu, güzel bir dilde çok güzel bir sözcük ve tüm ailem bu dili konuşuyor." dedim. bu sözcük, küçük bir çocukken her zaman bana söylenirdi."

şöyle bir alıntıyı görüp gönlüme taht kuran kişi. nedense ufak bir amin maalouf havası sezdim bu cümlede daha da benimsedim ilerde başlığın altını belki doldurur, doldururuz şimdilik bekleyelim.





her voice over boys her voice over boys
96 doğumlu, yarı mısırlı yarı belçikalı, içinizde bir yere dokunan inanılmaz bir şarkıcı/sanatçı. ekim ayında ülkemize tekrardan geleceği haberinin heyecanıyla bulabildiğim her yerde hakkında bir şeyler okudum, daha önce dinlemediğim şarkılarını/coverlarını dinledim. eğer henüz tanışmadıysanız şimdi, şu an, hemen spotify'a girip dinleyin. daha sonra tame impala'nın let it happen coverını açın ve en azından bi süre gözlerinizi kapatın. şuraya bırakıyorum. unutmadan
if i never come back
tell my mother i am sorry


ps: kullandığı gitar dedesine aitmiş (kalpli emoji) ve allahsız o nasıl hal hareket, nasıl kirpik. düşmüşüzdür.
a dreaming beauty a dreaming beauty
yazmayayım diyordum ama, yukarıdaki entry ile sözlük tarihinin en boş entryleri yarışması düzenlense kafadan ilk 3'e gireriz heralde.

yerine radiohead dinlenilmesi gereken bu sanatı vasat bebenin konserinde bizzat radiohead'ı görmüşlüğüm var. ne tuhaftır ki, bu vasat bebenin gitaristliğini de radiohead'ın kurucusu colin greenwood yapıyor. zira zamanında onu da konserinde ayağına kadar getirmiş, birlikte ep teklifi alacak kadar da etkilemiştir.

her neyse, kendisi jeff buckley'in de veliahtı olarak görülüyor. yaptığı sanata gelin buradan karar verin.
doooomachine doooomachine
yazmayayım diyordum ama, yukarıdaki entry sözlük tarihinin en unnecessary-butthurt entryleri yarışması düzenlense kafadan girer.

görünen o ki, yine duygusal emoların kişiselleştirdiği olgulara iğne batırmışım. belki dinlerken kendinize acımayı bırakıp, ışıkları yakmayı denerseniz, kulak tırmalayan sanatını duyabilir ve üstüne düşünmeye başlayabilirsiniz.