tanios kayası

ürkek ürkek
amin maalouf'un hemen hemen bütün eserlerinde olduğu gibi buram buram sadelik kokan kitabı... hem gerçeğe yakın hem gerçeklikten uzak bir masal gibi.

"karanlık dönemlerden geçmenin yolunun sahte aydınlıkların, peşinden koşmak olduğu söylenmez mi? tıpkı dağda, ilkbaharda, insan bir akarsuyun ortasında kaldığında, kıyıya ancak bir kaygan taştan diğerine basa basa geçmesi gibi"

her zaman olduğu gibi yine şaşırtmadı beni iki gözümün çiçeği amin maalouf ❤️ okucuyu sıkmayan akıcı bir anlatım, olağanüstü karakter betimlemeleri...

okurken tahmin ettiğim sonları gölgesinde bırakaracak bir sonla bitirip beni azıcık boşluğa bırakmış olsa da sana kızmayacağım sevgili maalouf, çünkü sen bebeğimsin...

okurken bazı yerlerin boşluk kalması canımı sıkmadı desem yalan olur. tam çözülemeyen bir eksiklik hissi, sanırım bundan hoşlanmadım. açık ve net olmalı her şey mottosunu benimsediğim için bana öyle gelmiş olabilir, bilemiyorum. eminim sorun sen de değil, benim cahilliğimdir sevgili maalouf. çünkü sen asil duyguların bebeğisin...

"kayanın üzerinde birlikteyken tanios'a şunu söyledim: eğer önündeki kapılar bir daha yüzüne kapanacak olursa, hayatının sona ermediğini düşün. sona eren şey hayatlarının birincisidir ve diğeri başlamak üzere sabırsızlanmaktadır. o zaman bir gemiye bin, seni bekleyen bir kent vardır."

umarım o gemiye binmişsindir tanios...