taşeron cehennemi

puxa vida puxa vida
" taşeron cehennemi (t.c)

eylül 2012 iş kazaları:

1 eylül 2012 – zonguldak’ın kozlu beldesi ihsaniye mahallesi'nde, kaçak işletilen maden ocağında ramazan taşkın (58), tahkimat yaparken meydana gelen göçük altında kalarak yaşamını yitirdi.

1 eylül 2012 – diyarbakır'ın ergani ilçesi'nde taş ocağında taş yüklü kamyonda meydana gelen kazada mehmet fesih gülşen (33) öldü, üç işçi de yaralandı.

1 eylül 2012 – edirne keşan’a bağlı mecidiye’de özel sektöre ait taş ocağında meydana gelen kamyon kazasında hüseyin mecit (50), iki ayağından ağır yaralandı.

3 eylül 2012 – kütahya tavşanlı’da, devekayası köyü’nde bulunan terk edilmiş açık ocakta kömür çıkarmak isteyen mehmet öncü (56), heyelanın altında kalarak yaşamını yitirdi.

5 eylül 2012 – elazığ’ın alacakaya ilçesindeki özel sektöre ait krom ocağında meydana gelen iş kazasında veysi bektaş yaşamını yitirdi.

6 eylül 2012 – manisa soma’da faaliyet gösteren uyar madencilikte meydana gelen grizu patlamasında vardiya sorumlusu mühendis hasan canbaloğlu ile işçilerden ali şengül ve lokman gürpınar çeşitli yerlerinden yanarak hastaneye kaldırıldılar. mühendis hasan canbaloğlu 14 eylül’de yaşamını yitirdi.

11 eylül 2012 – kastamonu'nun hanönü ilçesinde eti bakır şirketine ait maden ocağında göçük meydana geldi. kurtarma çalışmalarında armağan çatak’ın (47) cesedine ulaşılırken, erdoğan öziç (43) yaralı olarak kurtarıldı.

14 eylül 2012 – zonguldak’ın gelik beldesi’nde esen mahallesi’ndeki özel sektöre ait bir maden ocağında meydana gelen göçükte erdal hamarat (36) yaralı olarak kurtarıldı.
taşeron cehennemi (t.c)


15 eylül 2012 – elazığ'ın alacakaya ilçesi'ndeki özel sektöre ait krom ocağında meydana gelen göçükte mehmet bulut öldü, mehmet yaşar ise yaralı olarak kurtuldu.

16 eylül 2012 – amasya’nın suluova ilçesindeki bir linyit ocağında metan gazından zehirlenen ertuğrul çoban (24), sait karakurt (30) ve nurettin doğan (27) hastaneye kaldırıldı.

23 eylül 2012 – sivas’ın divriği ilçesinde özel sektöre ait bir bir maden şirketinde şoför olarak çalışan ilhan pak (47), kullandığı kamyonun devrilmesi sonucu hayatını kaybetti.

27 eylül 2012 – düzce’nin yığılca ilçesine bağlı gökçeağaç köyünde özel sektöre ait mermer ocağında, taş kesiminde çalışan kemal subaşı iş bacağını makinesine kaptırması sonucu ağır yaralandı. hastaneye kaldırılan işçinin bacağının koptuğu öğrenildi.

28 eylül 2012 – balıkesir'in saraylar beldesi’ndeki mermer ocağında üzerine mermer bloğu düşen selçuk turgut yaşamını yitirdi.

"işçi sınıfının fiziki ve moral yozlaşmadan korunması, kendi kurtuluşu uğruna verdigi mücadelede savaşma gücü ve yeteneğinin yükseltilmesi için, ayrıca şu istemler ugruna mücadele eder:
1) 7 saatlik işgünü, 35 saatlik çalışma haftası. sağlığa zararlı ve tehlikeli işlerde azami 5 saatlik işgünü.
2) kesintisiz iki günlük hafta tatili. 6 haftalık yıllık ücretli izin.
3) insanca yaşamaya yeten, vergiden muaf asgari ücret.
4) eşit işe eşit ücret.
5) her türlü fazla mesainin yasaklanması.
6) teknik nedenlerle ya da toplumsal hizmetlerin gerektirdiği zorunlu durumlar dışında, gece çalışmasının (22.00-06.00 arası) yasaklanması. zorunlu gece çalışmasında 4 saatlik işgünü ve artı ödeme.
7) kadın işçilerin kadın, ana ve çocuk sağlığına zararlı işlerde çalıştırılması yasağı. doğumdan önce ve sonra 3’er aylık ücretli izin, tıbbi bakım ve yardım. kadınların çalıştığı tüm işyerlerinde kreş ve emzirme odaları.
8) 14 yaşından küçük çocukların çalıştırılmasının yasaklanması. 14-18 yaş arası çocuklar için maddi üretimin genel ve mesleki eğitimle birleştirilmesi. 16-18 yaş arası için 4 saatlik, 14-16 yaş arası için 3 saatlik işgünü.
9) ortaçağdan kalma bir yarı-feodal uygulama olan çıraklığın tasfiyesi.
10) iş güvenliğine ve sağlıklı çalışma ortamına ilişkin teknik ve sıhhi düzenleme ve önlemler. bunun işyeri temsilciler kurulu ve sendikalar tarafından sürekli denetimi. işçi temsilcilerinin yönetiminde, teknik ve sağlık uzmanlarından oluşan iş müfettişliği.
11) esnek üretim, prim, parça başı, akord vb. çalışma sistemlerinin ve taşeronlaştırmanın yasaklanması.
12) iş yasasında tarım işçileri aleyhine olan tüm hükümlerin kaldırılması.
tkip programından
taşeron cumhuriyetinde gün geçmiyor ki ,iş güvenliği eksiklerinden ,uzun çalışma sürelerinden ,tedbirsizlikden ,ağır işleri uzun süreli ve az çalışanla kotarma aç gözlülüğü ve sermaye sınıfının kuralsızlığından cinayetler olmasın .burda sıralamakla bitiremeyeceğimiz yüzlerce örnek var sadece bu yıl içerisinde yaşanan .kuralsız esnek taşeron çalışmanın aşırı kar hırsının kanlı örnekleri fışkırıyor bu coğrafyanın her bir köşesinden ,bunlarla at başı giden işten atmalar sendikasızlaştırma saldırıları ,yani kısaca uis hunharca yürürlüğe kondu .ulusal istihdam stratejisi içinde istihdam geçtiğine bakmayın tam bir saldırganlık ve aç gözlülüğün konusu düzenlemeler içeriyor .istihdam dedikleri esnek ve taşeron çalışmanın yaygınlaşması .bunun ilk adımı sendikal örgütlenmeyi sekteye uğratmak kırmak gerici sendikları hakim hale getirmek için geçtiğimiz ay bir sendikalar yasası geçirildi meclisten .en gerici sendikaların başındaki türk-metal çetesinin burda konu edeceğimiz eti bakir ile ilgili açıklaması bile nasıl bir saldırı ile yüzyüze olduğumuz gerçeğini yansıtmakda ."“bu yıla kadar sadece nakliye işi taşerona veriliyordu. bu sene ise, deneyimli işçiler çıkarılınca; fabrikanın kendi tecrübeli elemanlarıyla yapması gereken işler de taşerona verildi. sanat okulundan mezun olan birisinin tecrübesi olmadan bu işlerde çalışması doğru değil. çok ağır ve ustalık gerektirecek bir işten bahsediyoruz. zaten yakında burayı tamamen taşeronlaştıracaklar. 500 kadrolu işçinin 100’ünü bırakacaklar. bize de ‘örgütlenebileceğiniz bir yapı yok, taşerona verdik’ diyecekler” diyor pevrul kavlak .
geçtiğimiz günlerde 5 işçinin 300 tonluk kazan kapağının altında kalarak katledildiği işletme eti bakir .uis saldırısının en önemli ayağı kıdem tazminatlarının gaspıdır .kıdem tazminatı kalktığında büyük işletmelerin hepsi hunharca bir işten atma saldırısına başlayacak .ve yerlerine taşeronlar yerleşecektir .bilindiği üzere yaygın bir taşeron çalışma ile birlikde yaygın iş kazaları yaşanıyor ve işçi ölümleri sıradanlaştı son yıllarda buralarda .
son yaşanan vahşete sessi kalmayacağız .taşeron demek ölmek için çalışmak demektir!
bu kadar alçakça bir sömürü ve barbarca çalışma sistemi çürümüş kokuşmuş bir sistemin aynası olabilir .esnek taşeron güvencesiz yarınsız hayatlarımıza sahip çıkmak ,bunun için dövüşmek zorundayız .
kendi işini yapmakdan aciz bir sermayedar işi yürütemeyecek çapulcu taşeronlar ile işçilerin hayatlarına bu kadar kolay el koyamaz !
o elleri bir bir kıracalak!
işçi katili sisteme karşı mücadeleyi büyütmeliyiz !
herkese iş ,herkese iş güvencesi !
7 saatlik çalışma 35 saat çalışma haftası için mücadeleye !
kahrolsun ücretli kölelik düzeni !
eti bakir haremilerin işçi katillerinin yuvalandığı bir işletme olmuş .basınımızdan biz takip ediyoruz .burjuvazi ise kanlı yüzünü gizlemek için her türlü yalanı çarpıtmayı uis i pazarlamayı sürdürüyor .kim bakın bunlar .
"
habertürk’ün göremediği kaza
samsun’da yaşanan işçi katliamı, habertürk gazetesinde kendine yer bulamadı.
geçtiğimiz günlerde samsun eti bakır işletmelerinde gerçekleşen katliamda 5 işçi hayatını kaybetmiş, 11 işçi yaralanmıştı. sorumluluğun ise geçmişte de benzer işçi katliamlarına adı karışmış cengiz holding’e ait olduğu ortaya çıktı. zira aynı şirketin kastamonu küre’de işlettiği madende de 9 eylül 2004’te benzer bir iş cinayeti yaşanmış, 19 işçi hayatını kaybetmişti.
yine cengiz holding, adana göktepe köprü barajı yüklenici firmaları arasında yer alıyordu. hatırlanacağı gibi 24 şubat 2012’de, baraj inşaat tüneli çökmüş ve 10 işçi sulara kapılarak hayatını kaybetmişti.
aradan geçen bunca yılda daha da palazlanan ve akp ile ilişkileri sayesinde semiren cengiz holding’in işçi güvenliği konusunda ise adım atmak şöyle dursun, daha da pervasızlaştığı bu iş cinayetleri ile bir kez daha görüldü. samsun’da inceleme yapan iş güvenliği uzmanlarının aktardığı ilk bilgilerde iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı ve ölümlerin sebebinin tedbirsizlik olduğu vurgulandı.
yaşanan trajik olayın habertürk gazetesinde tek satırla bile yer almaması ise sermaye grupları arasındaki işbirliğini bir kez daha gözler önüne serdi. habertürk’ün patronu turgay ciner’in cengiz holding’in eski ortakları arasında yer alıyor oluşu ve iki firma arasında halen daha canlı iş ilişkileri bulunması, belli ki habertürk’ün yaşanan iş cinayetini görmesini de engelledi. tüm gazete ve yayınlarda haber ilk sayfa haberi olarak verilirken habertürk’te tek satır bile yer verilmedi. kazanın hemen ardından yayınlanan kısa haber de ilerleyen saatlerde kaldırıldı.
bir yanda gözgöre gerçekleşen iş cinayetleri, diğer yanda cinayete kulaklarını kapatan boyalı basın. işte sermaye düzeninin işçiye reva gördüğü tablo..."kızılbayrak.net
tescilli bir işçi katili firma ve taşeron cumhuriyetinin sahiplerinin ortaklığının kanıtı olarak karşımızda duruyor her şey .
ve bizim ceylanlar ve bizim sınıf haberin ertesinde eski bir öykümü anımsadım .bizim kaderimizi kendimiz elimize alacağız .bu hain pençlerden hayatımızı çekip alacağız .
kral marx
o meyhanede sürekli açık olan tv den ya bir haber kanalı yada belgesel izlenirdi. simo buraya en son geldiğinde, aslanların bir ceylanı avlayışını anlatan bir belgesel vardı. öndeki masada oturan her halinden yorgun bir mesainin sonunda buraya gelmiş oldukları belli, kürt laz ve aksanından arap oldukları anlaşılan bir grup işçi, her karesinde bir yorum getirerek, anlaşamadıkları noktada kavga derecesine geline dek hararetli bir tartışma yaşadıklarını hatırladı. demir’e anlatmaya başladı olayı.
çok uzun bir zaman önce buraya son gelişimde, inşaat işçileri bir av belgeseli izliyorlardı. adamlar aslanın ceylanı parçalayışına yelesine kendilerini kaptırmışlardı ki, ama bu av işini dişi aslanın başarmasına da eziklik duygusuna kapılıp hayıflanmadan edemiyordular. erkek aslanın tembelliğine ise kahkahalarla alaylar eşliğinde yorumlar getiriyordular. içlerinden teki bu nasıl kral arkadaş akşama kadar uyuz uyuz yatmaktan başka bir iş yok bunun her işini dişiler yapıyor. teki atılarak kral dediğinde öyle olur ne yani şimdi bizim inşaatta hangi patron para babası kürek sallar demir büker sersemi adam deyince .tümü he vallah dedi gülerek. teki adam yatıyorsa akşama dek vardır bir bildiği der. ilgimi çekti bende izlemeye başladım belgeseli. tam bu sırada aslanların avladığı ceylanı bir grup sırtlan gelip çaldı. işçiler hep bir ağızdan kahır dolusu küfürlerle durumu protesto etti. vay kardeşim vay ki vay bacak kadar it gelip koca aslanın önünden avını götürüyor olmaz olsun böyle kader. diğer bir işçi ne kısmeti ne köpeği kardeşim sırtlan bu ulan cahil hiç mi görmedin deyince. o daha haysiyetsiz bir hayvan işte biliyorum bu sırtlan kesimini; bunlar hiçbir işi kendi başlarına baştan sona götüremiyorlar, hep dalavere bunlardaki. işçiler bu derli toplu açıklamaya kahkahalarla yanıt verdiler. hep bir ağızdan he vallah haklısın ne diyelim dediler.
dayanamadım selam arkadaşlar dedim. hemen buyur dediler. merakımın farkına varmış bu kafadarlar. buyur arkadaş birde sen bak bakalım ne görüyorsun burada. bunlar gurbetçi işçilerdi. hepside aynı şantiyede kalıyordular. koca bir gökdelen inşaatında çalışıyordular. yaptıkları gökdeleninin kentin en yüksek yapısı olmasından kaynaklı bir gurur taşıyor bunu sık sık araya sokuşturuyorlardı. yaptığı iştir karakteri emekçinin dedim içimden. teki arkadaş ne işle uğraşıyorsun diye sorunca metal işçisiyim dedim. bu gün aylıklarını almışlardı. her aylık alışlarında burada felekten bir gece çalarlarmış. altı aydır burada çalışıyorlarmış sonrasında ise bildik yakınmalar. küfürler, yokluğun yoksulluğun gün yüzüne serilmesi. dedim boş verin sıkıntıları şimdi. şu belgesele gelelim merak ediyorum. neyi dedi teki. şimdi siz az önce bir ceylanın aslan tarafından parçalanışına alkış tutuyordunuz. biri hemen atılarak bak kardeş inan bende çok üzüldüm lakin aslanlarda açlıktan ölüyordu. şimdi bu doğanın yasası değil mi? bir zincir varmış besin zincirimi nedir. yani bu besin zincirinden kaynaklı güçlü olan güçsüzü yiyip ayakta kalıyormuş… şaşırdım bayağı mantıklı derli toplu bir yanıt verdi. nereden bildiğini sorunca belgesellerden öğrendiğini belirtti. dedim tamam işte hayatta doğal olan bir çarpışma var, ama insan biraz farklı gibi, insan bilinçli bir topluluk olarak yaşar ve aç kalmamak için üretebilir araç kullanır buğdayı yetiştirir, öğütür un eder ve onu ekmek haline dönüştürür. işte bunlarda insanın doğal işleyiş içerisindeki deneyimlerinin binlerce yılda oluşturduğu deneyimlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. şimdi teki gelse sana bir yumruk vurup öğüttüğün unu pişirdiğin ekmeği elinden alsa ne yaparsın? ne demek ne yaparsın adamın doğup doğacağına pişman ederim? edemezsin işte edebilsen her kes bu kadar yoksul olabilir miydi? sen bu yüzden ceylanın parçalanışına doğal bir gözle normal bir olay gibi yaklaşırsın aslanın ihtiyaçlarına bina edemezsin bu savaşımı bana kalırsa. teki usta haklısın sen çok daha farklı düşünüyorsun ve konuşman belgeselden de bizden de farklı ama haklı olduğunu düşünüyorum. adama dedim az önce keyif alıyordunuz şu av işinde. teki bağırarak eğer zevk alıyorsam namussuzum ne çıkarım olur benim bundan dedi. dedim ki kardeş siz her ceylanın parçalanışını yalnızca izleyip alkış tutarsınız arenadaki savaşçılar bir birini öldürürken atalarınız nasıl alkışladıysa bir kadını et parçası gibi atıp önünüzde ruhunda arındırmış vücudunda dokunmadan sizde ruhsuz bir haz yaşarsınız!!!!
anlamam dedi içlerinden biri, dedim kardeş az önce alkışlamıyor muydun aslanı, kabul etmedi. başladım asıl yargıya vurgu yapmaya, dedim siz her ceylanın parçalanışına alkış tutarsınız, teki nerden bu kadar emin olduğumu sorunca, dedim siz az önce yokluktan yoksulluktan sıkıntıdan köpekler gibi yaşamaktan yakınmıyor muydunuz? heee öyle dedi teki yalan mı yoksuluz hiçbir şeyimiz yok yüzlerce metre yukarda ölümle burun buruna bir parça ekmek kazanmak için hayata kafa tutuyoruz . dedim bir tek siz mi bu durumdasınız koca dünyada. teki usta sen ne yaptın dünyanın tümü böyle tek değiliz elbette. dedim öyleyse her gün milyonlarca ceylan gözünüzün önünde bir avuç aslan tarafından parçalanırken bir kesim sırtlanlar leşimizin üzerinden hayatını sürdürürken de sessiz değil miyiz. sizi de her gün bir aslanın önünde sırtlanlar almıyor mu ne farkınız var öyle ise ceylandan. teki hemi vallah haklısın kardeş ceylan bizden daha akıllıdır, en azından kaçıyor direniyoruz biz tam koyunlar gibiyiz boynumuz bıçağa hazır bekleriz. dedim asıl olan elle tutulur olandır. yani senin evin barkın yıkılmış, evinde açlıktan ölenler varmış, yoksulluk yokluk bir kabus gibi çökmüş hayatına ne fark eder. yakınmak var olan durumu sürdürmektir, gerçekliği ise süründürmektir. asıl olan ise sürdürmek ya da süründürmek değil değiştirmek olmalıdır. gür bıyıklı kürt olan işçi dedi ki; yani diyorsun ki arkadaş sen kral marx, bunu duyunca gülmekten öldüm dedim evet kral marx, tam olarak bu yani değişimin zorunluluğu durumu arkadaş, ama değişim köklü bir devinim yani hareketin hareket halinde olma durumudur ama insanlar yada toplumlar diyelim, bil hassa emekçi bölüğü toplumun, bu harekete bir karakter kazandırıp yön verebilir buda tarih oluyor yapıldıkça, deyince diğerleri anlamadan derin derin bakarken kürt olan işçi sanırım zaten bu durumu biliyordu, gözlerinin bebeğindeki kucaklayan gülümseyişi hissedebilmiştim. sonra arkadaşlarına dönerek ben devrimciyi gözünden tanırım, dedim bana müsaade gitmeliyim. iş yerinin adresini verdiler, sarıldık dostça ayrıldık kral marx ile…..
birleşen işçiler yenilmezdir. " barış bayraktutan