the 100

1 /
eksimtrak eksimtrak
başrolünü eliza taylor ve marie avgeropolous'un oynadığı amerikan yapımı bir bilimkurgu dizisi. söz konusu dizide 100 mahkum uzaydan, 97 sene önce terk edilmiş dünyaya geri gönderiliyor ve hayatta kalmaları isteniyor.
zannımca gerek dizinin müzikleri, gerek karakter diyaloğları, gerekse seçilmiş kast düşünüldüğünde, dizi bir bilimkurgu dizisi değil gençlik dizisi olma yolunda hızla ilerleyecek.
ayrıca karakterlerin dünyada bir yaşam belirtisi olarak bir geyiğe rastlamaları çok "the walking dead" kokmuş, o da gözümden kaçmadı değil. dizinin hem lost hem de the walking dead çakması olması da açık ve net.
gloom gloom
pilot bölümü pek heyecanlandırmadı pek ergen vari olmuş ama ileri toparlayabilir.

-- spoiler --

geyik gibi, denizde ki yaratık gibi daha fazla ekşın olursa çok sağlam olur. orada yaşayan -insan mı artık nedir- olması iyi olmuş. öyle bağırırsan adamın poposundan kan alırlar işte.

-- spoiler --
san greal san greal
3. bölüm sonundada şaşırtmamış , bölüm boyunca eğlendirmemiş dizi .. başladığından beri bu halde devam ediyor .. zaman öldürmek için izleyip 3 bölümdür sonunu az çok tahmin ettiğim dizi olma özelliğini 4. bölümdede koruyacağına inandığım dizi kategorisine girecek sanırım ..

-- spoiler --

bölüm içinde en çok gördüğünüz karakter mutlaka bi b.k yiyor finalde .. tabi başrollerimiz (bkz:eliza taylor ) ve (bkz: marie avgeropolous) hariç ..

-- spoiler --
the dashing of hopes the dashing of hopes
ilk iki bölümünü indirip ilk bölümünü izlediğim için pişman olduğum çocukça dizi. kapıyı kilitleyip kenara çömüp ağlasam yine paklanmam, yine paklanmam. lan ne kadar itici bir dizi yapmışsınız.

ikinci sezona onay çıkarsa en çok şaşıranlardan biri ben olurum. ulan deyyuslar toprağı öpmeden sevişmeye başladınız. ilkokul çocuğu gibi kavgalar, bilmem birbirlerine karşı rest çekmeler, provoke etmeler. bilim kurgu olayı güzel ama senaryo cidden kötü. her dizinin izleyiciyi yakalamak için bir stratejisi vardır fakat bu dizinin stratejisini çözemedim, arkadaş. aslında çözdüm. lise öğrencileri izlensin diye yapılmış. ilk bölümde dört-beş arkadaş erzak almak için weather dağı'na doğru yol alıyorlar. kızın teki suyu görüp balıklama direkt atlıyor. sonra kız aniden boğulma görüntüsü vermeye çalışıyor(veremiyor tabii) ve sudaki(nehirdeki) bir hayvan bunun bacağını ısırıyor. oradan bu kıza yanık bi' eleman hemen cahil cesaretiyle suya cumburlup atlıyor ve kızı kurtarıyor. sonra kız buna sarılıp teşekkür ediyor. bu sahneyi izlerseniz geriye izlemek için bir sebep arar durursunuz. ben belki yanılırım diye ilk bölümü bitirdim, bölüm sonu da bok gibi bitti. insan öyle bir şey koyar ki ikinci bölüm için istek oluşsun. ama yok, yine yok. diğer bilim kurgu dizilerden az feyz alın, bu ne sikindirik iş. çok sıkıldığımdan biraz bakayım, sararsa izlerim diye ilk iki bölümü indirdim. sinemada olsa yarısını beklemezdim, o derece kötüydü ve gerçeklikten uzaktı. lise çocuklarının ergenlik zamanlarında ne yaşadıkları üzerinden senaryo geliştirilmiş gibi geldi. itin götüne soktum seni kusuruma bakma the 100 ama sana olan hislerimi farklı bir şekilde açamazdım. ulan bir daha çok araştırmadan bir diziye başlarsam iki olsun. imdb'den de 7.7 almış. maksimum 5 bekliyordum, yazık günah gerçekten. emeğinizi biraz hissetseydim emeğinize sağlık diyecektim lakin diyemiyorum. dersem kendimi kandırıyor olacağım çünkü.

bu arada spoiler ibaresi koymadım belli yerlerde yazdıklarıma, izlemeyin. zamanınıza yazık.
ethnica ethnica
lost vari bir dizi. bu diziyi yazanlar kimse lost'tan çok etkilenmiş. dizide gelen o borozan sesi ve sarı dumanı görünce ilk söylediğim lost'tan esinlenmişler olduğuydu. orjinal bir şey yok. artı grounders'larda aynı lost'taki gibi adada uçak kazasından önce bile orada olan ve ne oldukları ilk başta bilinmeyen o insanları hatırlatıyor.
the red queen the red queen
bilim kurgu temalı olmasına çalışılmış dandik gençlik dizisidir. tiki kızlarımız hollywood sokakları yerine balta girmemiş ormanda dolanırlar. eksi dereceli havada donma korkusu yaşarken bir taraftan da yaka bağır açık gezerler. çok üşüyorsan kapat torsonu, azıcık ısınırsın belki. yoklukta full makyaj ve fön kısmına girmeye zaten gerek kalmıyor. kızlarda bu kadar falso olunca erkekleri eleştirmeye de sıra gelmiyor elbette. fantastik diye iyice de uçurmamak lazım bir diziyi.
macgyver macgyver
sürekli ergen dizisi olarak sunulması diziye adını veren 100 genç arkadaşın dünyaya gelmesi ve dünyada yaşamaya başladığı ilk sezonla ilgili. yeni sezonda mevzu biraz daha değiştiği için bence umut vadediyor. post apokaliptik dizi olarak nükleer savaş sonrası dünya fikri bence şans vermeye değer.
1 /