the book of eli

1 /
karate schnitzel karate schnitzel
son zamanlarda kendini tekrar etmeye başlayan denzel washington'ın uzun zamandan beri ilk defa farklı bir rolde görüneceği kıyamet sonrası filmi. gary oldman gibi muhteşem bir isim daha olunca merakla bekler olduk.
balefulwhisper balefulwhisper
kendi adıma beklentileri kotaramayacağını düşündüğüm ortalama film.

---- spoiler -----
- dünyanın önceleri nasıl bir yer olduğunu hatırlıyor musun?
- gereğinden fazla insan vardı. neyin değerli olup neyin olmadığını bilmiyorduk.
şu an insanların birbirlerini öldürdükleri şeyleri o zamanlar fırlatıp atıyorduk.
---- spoiler -----
hariboo hariboo
biraz hristiyanlık propagandası taşısa da denzel washington faktörüyle izlenesi film. türkiyede tanrının kitabı adıyla bugün itibariyle gösterime girdi.

filme gidecekler için ön bilgi kanibalizm yani yamyamlık kuru denilen bir hastalığa yol açar ve bu rahatsızlık koordinasyon bozukluğuna ve demansa yol açar.
dextare dextare
ismi tanrının kitabı diye türkçeleştirilen ancak book of eli yani eli nin kitabı olan film.
incil'in reklamının aşırı derecede ön planda olacağı önyargısıyla filme girdim. tabikide ortada bir kitap mevzusu var ama aşırı derecede abartılmış bir propaganda yok, ve çok sade işlenmiş bir şekilde sunulmuş filme.ve denzel abimizin mükemmel aktörlüğü yine ortada anlatmaya gerek yok.




---spoiler---

filmin sonunda gösterilen incilin kitaplığa koyma sahnesinde görülüyorki amaç sadece incili ön plana çıkarmak değil üç kitabında büyüklüğü.

---spoiler---
karate schnitzel karate schnitzel
gary oldman ın psikopat bir karakteri canlandırmasına nasıl hasret kaldığımızı hatırlatan, denzel in de gayet iyi oynadığı dini bütün kıyamet sonrası filmi. anlamadığım birşey var, adamlar kendi kitapları olan incil i elbette filmlerinde övecekler. doğa ananın öfke kustuğu veya uzaylıların dünyayı patlatmasına ramak kalan filmlerde hep amerikalıların kahraman olmasından şikayet etmek gibi. ulan filmi amerikalı çekiyor, türk e mi kurtartacaktı koca dünyayı?

kaldı ki; film yoğun bir din propagandası içermiyor, aksine gary oldman ın sahne aldığı anlarda dinin/kitapların toplumları etkilemek için pekala kullanıldığının güzelce özetlendiğini görüyoruz. görsel olarak da süper bir tona sahip film, gri tonun bu kadar başarılı kullanıldığı bir filme rastlamak zor. herkesin bahsettiği gibi fallout 3 dokusu ise filmde hissediliyor, yalan yok.

****şıpoyler****
tek şikayetim var, filmin çıtır hatunu o da. yahu kıyamet kopmuş, millet kendi çükünü yiyecek kadar yamyamlaşmış, bizim kızımız angelina jolie gibi dolanıyor ortalıkta. bir havalar, bir havalar. süt gibi bir cilt, rayban gözlükler, boynunda kürk, kıçında dükkandan yeni alınmış gibi temiz bir kot. olmamış lan işte, kirleteydiniz şunu biraz. kirletme işini de filmdeki kel amcam yapacaktı ama yar etmediler.
***şıpoyler biter***
uygun bir nick uygun bir nick
filmi izledikten sonra adını "eli'nin körü" diye cevirmek istediğim film.

ayrıca bu filmi izlemek icin sinemaya gitmeye gerek yoktur, tv filmi olarak izlense de bir şey kaybedilmeyeceği kanaatindeyim....
fani fani
uzun süredir vizyona girmiş en iyi filmlerden biri. 2040'lı yıllarda bir peygamberlik hikayesi.

filme girişim oldukça spontane oldu benim için, zira yeterince reklamının yapılmadığını düşünüyorum, afişi görünce varlığından haberdar oldum desem yeridir.

konu falan bilmeden, gary oldman ve denzel washington isimlerini görmemle salona dalmam bir oldu. bir süre sonra tom waits'i de görmemle dört köşe oldum zaten. yalnız oyuncu seçimlerine değinmişken, solara karakterine seçilebilecek onlarca mistik yüz gözümün önünden geçmesine karşın mila kunis'i seçerek biraz çuvallamışlar diye düşünüyorum. gary oldman'ın überpsikopat, denzel washington'ın ultramistik oyunculuklarının yanında günümüz tikisi gibi sırıtıyor kendisi. bir de carnegie'nin yakın adamları. onlar da fazla -nasıl desem- gangstervari olmuşlar. bir nebze daha salaş, ne bileyim, biraz daha kirli olsalardı keşke.

sahneler aşırı derecede başarılı. daha ilk on dakikada beni hotel rwanda efsanesi moduna soktu film. eli'ın kfc ıslakmendilleri, hz. ali'nin kılıcına benzer kaması, redkit'li kasabaları andıran yerleşim, tom waits'in atölyesi.. en çok da yaşlı çiftin evindeki porselen takıma bittim.

çok iyi detaylar var da, anlatırsam spoiler vermiş olacağım. gidin görün diyerek bitiriyorum.
hopeless hopeless
öncelikle konsept, tema çok yaratıcı diyemeyiz. neden? çünkü fallout 3 lan işte. hatta bir yıkık köprü sahnesi aynen fallout 3. bu açıdan yaratıcı ve yenilikçi kabul edemiyorum.
mila kunis hakkında; iyi kızdır, iyi rol yapar, komiktir. ama bu filme uymamış be abi. yanlış seçim. kızın kaldırabildiği roller değil bunlar.

----hayvani spoiler----


lan tamam körsün, tamam her ayrıntıya dikkat etmişler tamam. ulan nasıl dövüştün sen? terstereyi nasıl bıçakla karşıladın? sen daredevil misin? çok ciddi soruyorum. daredevil misin sen?
adam 30 yıldır yürüyor değil mi? 30 yıldır yönünü kaybetmiyorsa bu adam bi yerde denize düşecek. yok yönünü ikide bir kaybettiği için bu kadar yavaş yol alıyor derseniz, lan adam dövüşüyor, sonik dalgalar göndererek adamların bıçak savurmalarından kaçıyor, batıyı mı bulamayacak? o kadar daredevil olmuşsun batıyı mı bulamıyorsun? ilginç.

bizim kızın bizim herifin odasına geldiği sahne. ulan bi insan "kitap da kitap" diye tutturur mu? hadi bu manyak taktı kitaba, ulan sen neden "hayır kitapla ilgili konuşmak yok kitabı unut. yok kitap." türü histerik bi krizle cevap veriyorsun? günlüğüm de olsun bitsin. "hayır! kitap çok önemli onu unut!" ne lan?

kötü adam bizim kıza kitapla ilgili soru soruyor, kızın cevabı "söyliyemem". vallahi çok mantıklı bir cevap.

o kız arabalı sahnede ne çok herif öldürdü ya. bombalı mombalı böyle. hiç çaktırmıyor oysaki.

ve ve ve filmin sonu. en sonu yani. bizim adam ölüyor. kıyafetlerini kız alıyor, eve gideceğim diyor. bıçağı falan alıyor, başlıyor güneşe doğru poz vermeye. ama nasıl pozlar, bildiğin tomb raider. o son kısmına gülmekten altıma sıçtım. filmden 2 puan götürüyor.
biri tomb raider öteki daredevil. hey allahım.

----hayvani spoiler----

diyeceğim o ki fallout sahneleri seni kurtaramaz. başarısız. 10 üstünden 3,5.
setheleh setheleh
denzel washington'un ve gary oldman'ın oynadığı mesajını bas bas bağırarak vermesi ile yadırganabilecek fakat belli bir kalitenin de üzerinde olan hughes biraderler filmi.

eli'nin sürekli batıya gitmesi hristiyan ideolojisi ile örtüşmektedir. örneğin isabella'nın ispanyası'nda da amaç batıya gidip isa adına keşifler yapmak idi. çünkü keşiflerin teşviği ganimet ve en önemlisi din yolu ile veriliyordu. kutsal bir amaç uğruna yola çıkan kaşifler de yine aynı şekilde teşvik edilip amerika kıtasını bulmuşlardır. ilginçtir ki bu batıya yolculuk anlayışı sonucu keşfedilen amerika'nın tarihi de yine aynı temel üzerine inşaa edilmiştir. sürekli hareket etmek ve yeni yerler bulmak amerika'nın en eski ve en bilindik stratejisidir. hatta ulus olarak mevcudiyetlerini sürekli olarak yeni yerlere gitmelerine , "yeni bir başlangıç" yapmalarına borçludurlar. kızılderili katliamının unutturulması, zenci haklarının kazanımı öncesi zulmün belleklerden silinmeye çalışılması(başkan zenci!) da bunun göstergesidir.

eli'nin distopik bir dünyada salınması, diğer insanlardan farklı olması (daha erdemli) isa figürüne bir gönderme olarak algılanabilir. yine davud ve süleyman döneminde güç ve refah sahibi olan sonrasında ise bunlardan mahrum kalan israil krallığı da yüzyıllar boyunca birinin gelip her şeyi düzelteceği hikayesi ile yaşamıştır. isa gibi kurtuluşu sevgide bulan biri gelince çok şaşırmışlardır aslında. çünkü beklenen kişi daha çok milleti kurtaracak kudretli savaşçı olarak tasvir edilmekteydi. herkes isa'yı bu yüzden bu denli yadırgamıştır belki de. filmde de eli "içlerinde büyüyen karanlık" ve amaçsızlıkla yozlaşan insanlardan daha erdemlidir.
kitap'ın taşınması ve diğerlerinin de bundan faydalanması için gösterilen çaba pavlus'un atina filozoflarına incil'i götürmesini anımsatır. yine de eli karakter itibari ile bir havariden çok isa olarak algılanmaya müsait çünkü etimolojik açıdan bakıldığında eli tanrı anlamına gelmektedir ve teslis inancında isa da tanrı ile birdir.

bu 30 yıllık yolculuğun motivasyonunun kaynağı için zeburdan bir mezurata bakabiliriz:

"rab benim çobanımdır, hiçbir eksiğim yok. taze otlaklarda yatmamı sağlar; dingin sular yanına götürür beni. canıma can katar! kendi adı aşkına, doğruluk yollarında yol gösterir bana. ölüm gölgesi koyağında yürüsem bile hiçbir kötülükten korkmam; çünkü sen benimle berabersin. senin değneğin beni yüreklendirir. düşmanlarımın karşısında önüme sofra kurarsın. yaşamım dolu ve taşkındır. tüm ömrüm boyunca sadece iyilik ve inayet, ardımca gelecektir ve sonsuza dek rab'bin evinde oturacağım."

eli'nin bladevari hareketlerinin ardında yatan güç de bu motivasyondan kaynaklanıyor herhalde.

filmin verdiği mesaj yüce ülküler uğruna ölmek hayatınızı anlamladırmaktır olarak anlaşılabilir. film dünyanın filmin geçtiği zamanda o berbat yere dönüşmesinin sebeplerinden biri olarak da dini ve onun çıkarlar uğruna kullanılmasını göstermiştir evet ama doğru yola ulaşmanın yolunun da kitaptaki kelama kulak vermek olduğunu da söyleyerek kutsal kitaba imanı yüceltmiştir. bu açıdan filmin bir tarafının olmadığını söylemek de pek doğru olmaz.
1 /