the commuter

arctic fur ve elementium plated exhaust pipe arctic fur ve elementium plated exhaust pipe
beklentilerimizi çok yükseltmeden gidip gayet beğenerek çıktığımız, başrolünde liam neeson'ın yer aldığı eğlenceli ve heyecanlı sinema filmi.

ne zaman bir filmde tek seferde çekilmiş gibi düzenlenmiş veya gerçekten tek seferde çekilmiş bir sahne görsem (birisi rica ediyorum bu terimi benimle paylaşsın) o filmde beğenecek bir şey buldum demektir. the commuter bunun üzerine bir de sürükleyicilik ekleyerek aslında fazlasıyla sığ bıraktığı karakterlerin üzerine ekleyerek devam ediyor. oyuncular ve ses işçiliği yerinde, işlenmiş en iyi senaryoya sahip olmasa da seyirciyi protagonistin deneyimine dahil edebildiği için yeterince başarılı. bir de elbette liam neeson'ı "ı will find you and then ı will kill you." halinde, gereksiz jumpcut'lar olmadan izleyebiliyorsunuz.

bence salonları işgal eden filmler yerine şu sıralar the commuter'ı izleyip iyi vakit geçirin. beklentiyi yüksek tutmayın, sadece eğlenmek için gidin.

hail liam neeson, he who art as qui gon jinn.
sosyal medya uzmanı sosyal medya uzmanı
sinemada izleme şerefine(what the fuck that?) nail olmadığım bu sebepten ötürü internetten izlemek zorunda bulunduğum bir film oldu kendisi.

abartılacak bir yanı yok. beklentiyi evereste çıkartmayın. bırakın erciyes kalsın. sonra çok üzülürsünüz.

önceki liam neeson filmlerinden farklı olarak liam reyizimiz direkt ailesine yönelik saldırıya karşı gelmeyip bir başkasına olan saldırıyı püskürtmeye çalışıyor. (gerçi dolaylı olsa da yine ailesine yönelik bir şeyler var.)

filmde daha önce ispanyol gerilim filmlerinden birisi olan la cara oculta'da izlediğimiz clara lago gibi bir güzel var.

ve yeni keşfettiğimiz ella rae smith'i de söylemeden edemeyeceğim.

(bkz: ella rae smith)