the haunting of hill house

driving einstein driving einstein
netflix'te başlayan korku/gerilim dizisi. türkçesi tepedeki ev'di sanırım. kitaptan uyarlama ortaya karışık bir şey. başlayacağım bugün ama tek temennim ortalamanın üstünde olması. netflix'in baya boşladığını düşünüyorum büyük yapımlar gelene kadar. sanki eksik ama ver gitsin yer millet diye yapıyor. filmlerini zaten söylemiyorum ama dizilerinde de düşüş var. bu diziden umudum var ama bakalım
derun derun
muazzam dizi muazzam. dün gece beni ışık açık bir şekilde sabahlattı. çekim tekniğinden özellikle etkilendim. son bölümü seyrederken hele ayağa kalkıp alkışlayacak oldum. türün meraklılarına şiddetle tavsiye edilir.
the red queen the red queen
güzel çekilmiş. orijinal fikirler de var. bazen aşırı sıkıcı oluyor ama yine de seyrediliyor. korku türüne fazla maruz kalmamış birini de epey korkutur herhalde ama ben bulduğum her korku filmini seyrettiğimden midir, yoksa materyalizmin dibine vurduğumdan mıdır bilemiyorum sadece bir iki yerde ürküttü. ama yarısı hakikaten sıkıcıydı benim için.
driving einstein driving einstein
7. bölümdeyim, bitirmeye çalışıyorum ama mantığı sıfırlayınca dalga geçmeye başladığım dizi. 5 ve 6. bölümleri güzeldi ama çok bayıyor. korkudan çok dram, %90 dram %10 korku olmuş. bir hayalet çıkıp ağlamaklı hikaye anlatacak diye korkuyorum daha da bayar diye. *

stephen king'in red rosa konağı'nı bu kitaptan esinlenerek yazması nedeniyle hayran hayran revizyon iyi fln diyor ama allahtan kork stephen king reyiz. hayran yorumu olmuş.
belki de belki de
korku-gerilim arşivi üç beş temel eserden ileri gitmeyen şahsımın başladığı dizi. salt korku olmadığına dair tatmin edici övgüler aldı, bu yüzden zincirlerimi kırmayı bu dizi ile denemek istiyorum. sadece 1 bölüm izleyebildim. araya bir haftalık periyotlar koyarak sindire sindire izlemeyi düşünüyorum. umarım başarabilirim.
yalnız çok ürperiyorum.

şuan için fav karakterim luke.
jadore jadore
spoiler icerir.

korkudan cok, aile dinamikleri ve bilincdisi üzerine bir dizi. hayaletler, zaman kaymaları, paralel evrenler sos olarak konmuş. biraz six feet under, biraz red rose konaği, biraz inception.. kliselerle renklendirilmiş bir dizi. ama dediğim gibi vurgu yaptığı şeyler bambaska. yasını tutamamış bir ailenin yeni bir yasla tekrar bir araya gelişi, kendisine inanilmayan ve ebeveyni tarafından
aynalanmayan çocukların nasil savrulduğu, ortanca çocuklarin her zaman ortada kalışları, kardeş rekabeti, keşlik, inkarin gözle gordugun halde yok saymaya nasıl müsade ettigi ve insanın kurdunun kendi icinde olduğu asıl hayaletinin kendisi olduğu üzerine guzel anlatımlar iceriyor. ev elbette insan zihnini temsil eden bir metafor. korkular, pişmanlıklar, hatıralar, silinmez izler taşıyor. her kardesin red room u ayrı ayrı yasantilamasi da bu yüzden. önceki girilerde de bahsedildiği üzre kübler ross modelini simgeleyen kardesler ( inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenis) farkli zihinsellik düzeylerinde bambaska öyküler yasiyor kendi zihinlerinde.
tavsiye edilir.
(bkz: tepedeki ev)