the red pill

meczub meczub
hatalı görülen bir nokta var; the red pill kadın düşmanlığı, maço söylem değil kadınlara tanılan abartılı pozitif ayrımcılığın sona erdirilmesidir.
öncelikle neden red pill? red pill'in çıkış noktası the matrix'dir.
blue pill - red pill olayı aslında kabullenmişlik ile acı gerçeklerin karşılaştırılmasıdır.

tabi bu acı gerçeklere kavuşmak öyle kolay değil. önce saçma sapan iyimser yönünüzü siktir edip atacaksınız ve daha sonra kendinizi gerçekleri duymaya alıştıracaksınız.

the red pill en başta size evrimin söylediği gerçekleri yüzünüze vurur. bu nedir; eğer iyi genlere, paraya, mevkiye ya da toplumun genelinin çok üzerinde bir entelektüel birikime sahip değilseniz asla bir kadın tarafından önemsenmeyecek, ona ulaşamayacaksınız. bunu sadece seksüel ilişkilerinizle sınırlamayın! bu aile ilişkilerinizde bazı noktalarda geçerli! annenizin sizi bu denli sevmesinin nedeni sadece onun çocuğu olmanız değil aynı anda onun mirasçısı da olmanız! yani sizi sevmesinin temel dayanakları altında kendi genlerinin mükemmel oluşuna inanışı ve doğal olarak ''ego'' var!

yani buradan çıkaracağınız sonuç ne? hiç kimse (anneniz dahil) sizi hayal ettiğiniz gibi mükemmel sevmeyecek! sizi çok sevdiğini düşündüğünüz kadınlarda sizde yukarıda sayılan bir özelliklerden dolayı seviyor, sizi siz olduğunuz için değil.

kadınlar, bir takım erkekler, romantik don juanlar, sözlerime kızabilir lakin ne deseler desinler gerçek bu ve bundan farklı bir hal almayacak.

peki erkekler bunları yıkmanın bir yolu yok mu? elbette var ve bu aslında bu bizim yıllardır bildiğimiz formülün uygulamaya dökülmemiş hali: 4s (iphone olan değil)

kural 1: seviyorsanız peşinen değil sikilmeyi tüm şehrin tecavüzüne uğramayı, bol bol içip ağlayacağınız günleri, saykoya bağlamayı, depresyon günlerini, isyan halini peşin peşin kabul edeceksiniz!

kural 2: sizi insanı kılan duyguların birçoğundan arınmayı bileceksiniz! siz bu duygulardan arınmadığınız sürece siken olsanız bile başta yine sikilen duruma düşmeyi peşinen kabul edin!

devamı gelecek....
bonus: (bkz: aptal sarışınlık evrimimizin neresinde )

not: bu bir derleme yazısıdır, fikirlerimi bağlamamaktadır.
kızıl kurt kızıl kurt
bir kaç gündür gerek ekşi sözlükte, gerek reddit başlıklarındaki red pill muhabbetlerini üşenmeden biraz okudum.

son zamanlarda red pill ve buna benzer bazı felsefi ve psikolojik akımlar ortaya çıkmaya başladı. bu akımların bir kısmı ''alfa erkek olacaksınız, dişileri siz kontrol edeceksiniz ve bol seksli bir yaşama sahip olacaksınız'' alt mesajı verirken, bir kısmı daha farklı şeyler vaat etmekte, ''erkek egemenliğine hayır'' gibi sloganlar üretmekte (bkz: büyük resmi gör )

red pill akımı ve diğerlerinin bahşettikleri başarıya ulaşıyor mu kesin yargıda bulunmamak lazım, fakat the red pill akımında verilen bir çok tavsiyelerin kadın erkek ilişkilerinde başarıya götürdüğünü fark ettim çünkü zamanında aynı şeyleri yapmıştım, flört defteri hayli kabarık çoğu erkek zaten bunları halihazırda biliyordu. fakat kendime bugün şu soruyu soruyorum, ''the red pill'de bahsedilen öğretilerle etkileyebileceğim, ilkel dürtülerinden kurtulamamış, düşük iqlu kadınlarla sevişmek beni gerçekten mutlu edebilecek mi?'' bu soruya verdiğim yanıt ne yazık ki ''hayır'' oluyor. senede 20 kadınla sevişmeniz sizi gerçek bir alfa erkeği yapmıyor. alfa erkeği demek her hayat standardında dişiler olmaksızın başarılı olabilen, hayatını idame ettirebilen, ölmeden uzun süre yaşayabilen erkek demektir. bu akımların yaratıcıları bir nevi betalara ''mind control'' uyguluyor ve düşük iqlu, ilkel dürtü esiri kadınlarla onları seviştirerek, onlara bir nevi simülasyon bir hayat bahşediyor, ortada tıpkı alkolün verdiği mutluluk gibi sahte bir mutluluk, sahte bir ego ve orgazm var ve tüm bu beta erkek topluluğunu kendi öğretileriyle kontrol edebilen dark alfa erkeği var.

peşine takıldığınız, ''artık böyle bir insan olacağım, ben de bu tarikatın/organizasyonun bir parçasıyım, süper adamım/kadınım'' dediğiniz akımlara dikkat edin. bu akımların baş yaratıcıları piramidin en üst tepesinde ve sizlere uyguladığı mind control ile sorgulamayan, tek tip insan yaratmanın, yozlaşmayı arttırıp kişisel çıkarları yükseltmenin derdinde, eskiden bu görevi dinler yapardı, şimdi böyle akımlar bu rolü devraldı çünkü dinlerin gücü oldukça kırıldı ve insanlar mitolojik olaylara artık inanmamakta. yükselen feminist hareket ve erkek düşmanlığı da tüm bunların bir parçası, hatta aynı şahısların tornasından bile çıkmış olma ihtimalleri hayli yüksek. bizler salt ilkel dürtülerle hareket eden canlılar değiliz artık ve bu konuda ısrarcıysanız bir ormanda, medeniyetten uzak bir yaşam sürerek akşam avladığınız yemeklerle dişileri etkileyebileceğiniz bir yaşam sürmekte, günde 10 farklı dişiyle sevişmekte özgürsünüz.
sadece doğruları söyleyen adam sadece doğruları söyleyen adam
çok sevdin terkedildin mi?

herşeyi yaptın aldatıldın mı?

onun için herşeyi yaoardın ama reddedildin mi?

karakterli, düzgün bir adamsın ama sap mısın?

kadınlar senin farkında bile değiller mi?

çünkü sen aslında sünepenin tekisin ve kadınlar hakkında bi bok bilmiyorsun.

redpill kadın düşmalığı asla değildir aksine kadının özünü anlatan ve gerçek bir erkeğin şablonunu çizen bi öğretiler dizisidir.

yıllardır feminist zırvalar, romantik aptallıklar ile zehirlenen erkeğe gerçeği anlatan zehir gibi acı bir fikirler topluluğudur.

kadınların hipergami eğilimini, erkekteki gerçekte aradığı özellikleri, cinsel stratejilerini, solipsist varlıklar olduklarını bilmeyen erkeklerin aldatılma, reddedilme, terkedilme üçgeninden asla kurtulamayacağını anlatan, hatta gözüne sokan kavramlar bütünüdür.

dibe vuran erkekler araştırın ve okuyun. istediğiniz şeyin doğasını bilmeden onu elde edemezsiniz.
fruit fly fruit fly
kadının kölesi olmuş sümsük erkekleri kendine getirmek icin ortaya atıldığını varsayarak söylüyorum yine de bizim gibi hanzolarin yaşadığı ülkelerde tehlikeli sonuçlar doğurabilir. feminizm, kadın üstünlüğünü veya erkek nefreti degil kadının sosyo ekonomik anlamda özgürleşmesi icin yapılmış başkaldırı hareketlerinin toplamıdır. peki redpill nedir. karım ondan güçlüyüm diye poşetleri hep bana taşıtıyor ühü ühü hareketi mi? ikisi kıyas götürmez sizi mantığa davet ediyorum beyler
kek degil kekstra kek degil kekstra
yeni trend, özentilik akımı. son 10 yılda kadınların aktif olarak çalışma hayatına girmesiyle değişen dengelere karşı ortaya atılmış, modern ağlamanın izdüşümüdür. "bnm cnm çok yandı hepinizin anasını sikcm.s "den öte bir durum yoktur. zira en baba alfanızın bile, minnoş bir betaya dönüşeceği koşullar elbet mevcuttur. platonik kuyruk acılarından, karşılıksız aşklarından canı yanıp burada duyar kasmak anlaşılabilir bir yere kadar, evet. fakat hayatında saf sevgiyi görmediği için varoluşunu da reddeden, dolu dolu hem sevip hem de sevilmemiş, aşkla sevişmemiş loser zırvalıkları. şu meşhur red pill durumları, tinderdan yarı eskort hatunları götürüp ertesi günü aramamakla olmuyor, üzgünüm. hayat bu değil. hayatını paylaşacağın doğru insanı bulamamış olman, derdini sıkıntını paylaştıkça sana güç veren kadını bulamamış olman, bulduğun kadının hayat arkadaşı değil annesi olmaya çalışman ve kaybetmen, hayattaki gerçek doğrular ve kutsal değerlerden bihaber saçma skorlarınla 30 yaşına gelmen bu düşünceleri meşrulaştırmaz. aşk vardır, mümkündür. kadın 20-30 yaş arası doğurgan, piyasa değeri gittikçe düşen, benim kudretli alfam nerede diye ağlayan o meta değildir. kadın annedir, kadın sevgilidir, yaslanacağın omuzdur, hastayken sana soyulan portakaldır, her sabah aşkla bakan bir çift gözdür, kadın yoldaştır, kadın içine akan sıcacık bir histir iyi kidir. sevgi vardır, sevgi gerçektir, sevgi bir yerlerdedir eğer görebilirseniz, sevgi sıcaktır, sevgi kutsaldır. bunları tatmamış veya tadıp da kaybetmiş olmanız bu yüce hissin varlığından gram bir şey eksiltmez. inkar etmeniz yok olduğu anlamına gelmez. haftanın 3 günü spor salonundan üçgen peynir temalı storyler atmakla, belirli bir standartın üstünde maddi imkanlara sahip olup bunu görgüsüzce göze sokmakla, instagramda klonlaşmış kirli sakal-yukarı doğru fönlenmiş tenten saçı-gözlük kombosu bir tiple alfa olunmaz. yüksek bir karakteri, kendi doğruları ve değerleri, sarsılmaz bir ahlak anlayışı olan; kutsal olan hislere saygılı ve sadakatin asilliğinden nasibini almış bir erkek alfadır üzgünüm. sizin saçma skorlarınız, ufak tefek hesaplarınız sizi yüceltmez. boşsunuz, bom-boş. hesap ödeyen sevgili "betalar" aldığınız oksijenin israf olmaması açısından sizleri muhteşem bir siteye davet ediyorum. www.ihtiyacharitasi.org insan olmanın, ne için yaşadığımızın, dünyanın seksten ibaret olmadığının farkına varmanız; boş hayatlarınıza anlam ve değer katmanız ümidiyle... bir 10 yıl sonra müdavimi olduğunuz barda, hala, yeni nesil 20-30luk yarı eskortların peşinde ucuz zevkler uğruna hayatını heba etmiş, serseri doğan serseri ölecek olan teomanın da dediği gibi 'çok kadın hiç kadındır oğlum, yalnızlıktır sonu' mottosunu ön frontal lobuna uğratmayan, dış görünüşü janjanlı fakat yalnız-soğuk yatağında hala cenin pozisyonunda uyuyacak sevgisiz insanlar olarak hoşçakalınız efendim.. bir gün taş kalplerinizin gerçek sevgiyle atması dileğiyle..
moroccansipahi moroccansipahi
herkesin alfayım ben alfa diye ortalıkta dolaşmasına sebebiyet veren teori. her teori gibi doğru yönleri ve yanlış yönleri bulunmaktadır. ayrıca insan alfayım diye diye dolanarak alfa olamaz. olsa olsa aslan postuna bürünmüş eşek olur.
ravenhow ravenhow
red pill savunucularının çoğu teoriyi zayıflatmakta, red pill'e karşı çıkan çoğu insansa red pill'in çoğu argümanını desteklemekte ya da doğrulamakta.

önce savunucularının neden zayıflattığını söylemek istiyorum çünkü basit ve sarih olan kısım burası. savunucularının büyük bir bölümü hayatlarıyla yüzleşmek yerine öfkelerini istediklerini 'vermeyen' gruba yönlendirerek kolaya kaçan kadın düşmanlarından oluşuyor. bu dediğim çok klişe gelecek muhtemelen sizlere fakat klişe olması gerçeği değiştirmiyor. bu insanların yoğun nefreti ve iğrenç söylemleri elbette pirüpak bilimsel gerçekliklerden oluşmuyor ki bu durum şaşırtıcı değil.

ne yazık ki karşı çıkan güruhu da ikiye bölmek zorundayım. bu güruh içerisindeki kadınlar zaten genelde konuşmaya başladıkları anda teorinin söylediği çoğu şeyi doğruluyorlar. - bana kızmak yerine bu durumu kabullenmenizi tavsiye ederim - fakat erkeklerde durum biraz daha farklı. o yüzden ben erkeklerden bahsedeceğim çünkü asıl mesele teoriye karşı çıkan sizin benim gibi erkeklerde.

teorinin destekleyicilerinin ön kabullerinden bir tanesi şu; bir erkeğin en büyük başarı göstergelerinden biri, kadınlar ile olan ilişkisidir. yani bir erkek gerçekten başarılıysa kadınlar tarafından arzulanır, ilgi duyulur. bu size mantıklı geliyor mu? bana gelmiyor. ben hiçbir kadından ilgi görmediğim için belki fazla yanlı düşünüyorumdur o yüzden siz söyleyin, sizce bu söylenen doğru mu?

kadınları aşağılayan bir yazıya cevap olarak söylenen "eline kadın eli değmemiş.", "otuzbirci ezik.", "tipsiz" gibi 'hakaretleri' herhalde bir tek ben görmüyorum diye düşünüyorum. zira erkekler arasında da genel kanı "eline kadın eli değmemiş" ve sürekli mastürbasyon yapan erkeklerin ezik ve aşağılık olduğu yönünde. bu özellikler doğrudan kişiyi aşağılık biri yapmakta çoğuna göre. eee aşağılık birinden kadın düşmanlığı da beklenir öyle değil mi ama? hiç sevgilisi olmamış ya da bilmem kaç yaşına kadar seks yapmamış olan erkekle çoğu zaman dalga geçilir. bunu ben uydurmuyorum değil mi? nasır tutmuş el geyikleri, sivilce muhabbetleri, mühendis erkekler üzerinden yapılan basmakalıp şakalar, erken boşalma muhabbetleri, porno arşivi muhabbetleri, peçete goygoyları vs. hepsinin temelinde aynı şey var. sevişememiş erkekle dalga geçilir çünkü aşağılıktır ve eziktir. hepimizin bildiği gibi 'yalnız ve ayı' çok komiktir.

muhtemelen aklınızdan geçen şey "bunun bir yarası var." gibi bir düşüncedir ki ben de sizi onaylarım bu durumda. belki bu sebepten fazla yanlı düşünüyorumdur bilmiyorum ama bazı gerçeklerden bahsetmek isterim.

"sevişmemiş erkek", "sevgilisi olmamış erkek", "abaza erkek", "sap erkek", "bilmem ne erkek" prototipleri için konuşuyorum; bu erkek ezik biri olmak zorunda değildir. bu erkek kötü biri de olmak zorunda değildir - kötüler genelde sevişmiş olur ama bundan bahsetmeyeceğim - bu erkek kaba bir insan olmak zorunda da değildir. bilgisayarında bir sürü porno bulunması onu potansiyel tecavüzcü yapmaz. bu adamın her gün mastürbasyon yapması onun 'ayı' olduğuna da işaret değildir. karşı cinsten hiç ilgi görmemiş olan bu erkeğin durumu komik ve dalga geçilecek bir şey değildir. bahsettiğim yalnız ve ayı da komik değildir. yalnız olan o kişi rezil biri olduğu için değil hormonları sebebiyle 'ayı'dır. bu kişi sokakta herkes gibi yaşayabilir. bu tarz erkekler ilgi çekmeyen biri olduklarını sindirebilir ve hayatına devam edebilirler. kadın düşmanı olmak gibi 'default' bir özellikleri yoktur.

"ulan acaba doğru yere mi yazıyorum" diyerek imleci yukarı kaydırdım ve bir kere daha tebessüm ettim. birkaç entry yukarından gelsin.

"...dolu dolu hem sevip hem de sevilmemiş, aşkla sevişmemiş loser zırvalıkları..."

çok daha fazla şeyden bahsetmek, yazıyı biraz daha toparlamak ve anlatımı güçlendirmek gibi niyetlerim vardı esasen fakat vazgeçtim. "loser" denmiş gördüğünüz gibi. tebessüm ederek bitiriyorum bu dağınık yazıyı.
80 sonrası genç 80 sonrası genç
bu akımın ortaya çıkmasında feminizmi g.tünden anlayan kadınların da etkisinin olduğunu düşünüyorum. ancak daha çok kadınların bağımsız hale gelmesiyle erki sorgulanan erkeklerin bu durumu kendilerine yedirememesi olarak da görmek mümkün. dolayısıyla bu tarz çıkışlar çok doğal. çünkü değişen bir şeyler var.

çok detaylı bir inceleme yaptığımı iddia etmemekle birlikte okuduğum konuya ilişkin yazılarda gördüğüm, savunucularının çoğunun kendilerinin edip kendilerinin bulduğu yönünde. yani bahsedildiği gibi başarıyı kadınlarla ilişkiler açısından tanımlayıp bu konuda "başarı" sağlayamayınca kadınları hedef alıyorlar. bu kadar sığ yaklaşılmasa eksiklik duygusu yaşamayacaklar belki de. tek derdi skor olan adamın içsel bunalımları da çok ciddiye alınacak şeyler değil zaten benim için.
hatta okuduğum yazılarda o kadar kötülerine denk geldim ki oradan buradan cümle kopyalayıp herhangi bir bağlantı kurmaya tenezzül bile etmeden safi kadın düşmanlığını akım diye yutturmaya çalışanlar var. onları direkt geçiyorum.

tartışılmaya değer bulduğum konu pozitif ayrımcılık mevzusu. benim de haksız bulduğum bazı pozitif ayrımcılık uygulamaları var ilk aklıma gelen nafaka konusu mesela. bunun koşulları tekrar gözden geçirilmeli bence de. bunun gibi mantık temelinde oluşturulmuş argümanları elbette dikkate alırım.

eş seçimi konusunun üzerinde duruluyor bir de gördüğüm kadarıyla. bir kere eş seçimi konusunda kadının da erkeğin de kriteri olabilir. aradığı bazı özelliklerin olması kimseyi kötü yapmaz. kimsenin kalbi kırılmasın diye çekici gelmeyen adamları/kadınları hayrına tercih edecek değil kimse.
kimine göre çekicilik tiple alakalıdır kimine göre zekayla kimine göre birden fazla özelliğin bir arada bulunması gerekir. yok kadınlar para peşinde, statü peşinde yok erkekler büyük meme peşinde... sana doğru gelmiyorsa sen de o insanla ilgilenme bu kadar basit. bir kadının birkaç yavşak erkekle karşılaşıp tüm erkekler yavşaktır demesi nasıl mantıksızsa, bir erkeğin karşılaştığı birkaç yavşak kadından yola çıkarak komple tüm bir cinsiyeti buna göre kategorize etmesi o kadar mantıksız.

alfa beta, genler mevzusu var bir de ama uzun uzun yazmaya hacet yok. sadece id yok ego vaar, süper ego vaar, hele bu 3'lüyü dengede tutabilenler var bir de. işten onlar şüphesiz ki en salih olanlarınızdandır diyerek konuyu bağlamayı uygun görüyorum.
myrica myrica
cogu kisinin yanlis anladigi akim.
en temelde bir erkegin kendisini gelistirmesi gerektigini soyler(her acidan).
*game* muhabbeti,feminizm falan opsiyoneldir.
ursusmaritimus ursusmaritimus
temel açıklaması, erkeğe pompalanan kadının üstünlüğü kavramının yanlış olduğunu idrak ettirmeye çalışan felsefedir.

öyle ki sevgililer günü veya evlilik yıldönümü denilen günlerde erkeğin kadına sürpriz hazırlaması zorunluluğunun yanlışlığından bahseder. çünkü aynı evlilik yıl dönümü kadın için de geçerlidir. sevgililer günü de öyle.

aynı şekilde erkeğin hesap ödeme zorunluluğu yoktur. hayat paylaşılıyorsa hesap da paylaşılmalıdır.

alfa ve beta erkeklerini ayırır. erkeğin uyanışına sebep olur.

bu felsefede en çok hoşuma giden cümle şudur;
alfa erkeği siker, beta erkeği hesap öder.