tıp ve mühendislik okuyanların zeki sanılması

1 /
azrailin regl donemi azrailin regl donemi
saçmalığın önde gidenidir. zira iki kesimde ve bu tip diğer bölümlerde okuyan tüm öğrencilerin hepsi sürekli kitap okuyup ezber yapan, sayısala da kafası basan insanlardırlar. bunlara bakıp 'ben zeki olamadım' demek yanlıştır. zekanızın farkına varın.

mesela ben harvard'ta okudum, neden? çünkü param var. yani param olmasa da okurdum zaten ki eve mektup geldiydi yaa ne kadar zekisin comingsene bizim okula diye. gittik işte sonra, halkla ilişkiler okudum orada; inanır mısınız? tam 5421 kızla çeşitli ilişkilerim olmuştu, ah harvard.

kısacası ders çalışan insanlar ve bu kabiliyetleri ile bir yere gelmiş insanlar zeki değil, çalışkan ve akıllıdır.
baseline baseline
şimdi böyle bir başlığın açılması nasıl bir zeka, akıl gerektirir ben onu anlamadım.

(up lamayım dedim başlığı ama boş şeylere yazasım varsa demek. mesela ben yale'de okudum neden şu an yazdım bilmiyorum türkçem zayıfsa demek gibi bir şey) o değil de, troll olmanın, saçmalamanın da bir mantıklı, sevimli yönü vardı, eskidendi.
moroccansipahi moroccansipahi
bir şey siz öyle sanıyorsunuz diye öyle olmuyor veya bir şey siz öyle sanmıyorsunuz diye sanmadığınız gibi bir duruma tekabül etmiyor.

aslında bilmeniz gereken tek şey var ki o da hiç bir şey bilmediğiniz. ama bunu bile bilmiyorsunuz işte.
the red queen the red queen
türkiye'nin en zor bölümü matematik mühendisliği'dir. burada okuyan birkaç öğrencinin hoca yalakalığı ve ezberle mezun olabildiğini gördükten sonra pek zeki olmayanların da itü'ye girebileceği gerçeğiyle yüzleşmiştim. binali yıldırım da itü mezunu sonuçta. büyük utanç.
badass badass
lisede kendi dönemim olarak 208 kişi mezun olduk. bunların ilk sene 50 kadarı tıp fakültesine, 20-30 civarı diş hekimliğine, mezuna kalan yaklaşık elli kişiyi çıkarırsak yanlış hatırlamıyorsam 20 tane tm'ci hariç geri kalanı da başta itü olmak üzere birçok üniversitede görece iyi denilebilecek bölümlere yerleştiler. sadece itü'de kendi dönemimden 10-12 kişi vardık. mezuna kalanlar da zaten ikinci senelerinde tıp-diş-mühendislik vs. dağıldılar.

sonrasında itü'ye geldim. mevcutta doktor olan bazı arkadaşlarımla teması kesmememin yanında istanbul'daki çevremle yaşadığım etkileşimlerle vs. de birçok doktor tanıma fırsatı buldum. yakın, veya uzak. en azından yorum yapılabilecek kadar. teknik üniversitede, mühendisliğin kalesinde mühendisten başka hiçbir şey göremedim zaten. makina, inş**t, gemi, elektrik, elektronik-haberleşme, kimya, tekstil... liste uzar gider. bir zamanlar umut sarıkaya karikataründeki sayısalcılardan biri olan, "integral alamayan adamla neden selamlaşayım aq" tribinde olan ben, bu süreçte kendi düşüncelerimi filtreden geçirdim. zeka integral miydi?

aklıma yıllar önce, ilkokuldaki veya ortaokuldaki ingilizce derslerimden kalma kavramlar geldi. zeka tiplerinin görsel, işitsel, dokunsal, sözel, sayısal ve sosyal olmak üzere birkaç farklı şekilde tanımlandığını fark ettim ve o anda düşündüm: tamam, integral alabilenlere zeki diyebilirdim, fakat integral alamasa da eline kağıt-kalem aldığı anda o anda dinlediği şarkıyı nota nota kağıda döken adam zeki değil miydi? binlerce sayfalık kitapları akıllarında tutabilen adamlar zeki değil miydi?

bu fikir bana mühendislik öğrenciliğimin belki ilk aylarında gelmiştir. sonrasında mühendislik öğrencisi profilleriyle tanışmaya başladım. mühendislerle tanışmaya başladım. bu insanların hayata yaklaşımını inceledim. bu insanların zekalarını kullanma şekillerini inceledim. bu insanların düşünce algoritmalarını inceledim. bu insanların seçimlerini inceledim. içlerinde bulunduğum sürenin neredeyse tamamı analizle geçti. ve sonuç ne oldu biliyor musunuz? çevremde zeki şartını koşmasam da az biraz kafasının çalışmasını istediğim insanları bulundurmaya gayret gösteren ben, itü'de geçirdiğim 6 sene içinde arayıp halini hatrını sormak isteyebileceğim maksimum 10 tane (belki o kadar bile yoktur) arkadaş edindim. ve bunun genel "üniversite arkadaşlığı lise arkadaşlığı gibi değil" geyiğiyle alakası yok. evet, lise arkadaşlığı tabii ki başka ama sonuçta arkadaşlık arkadaşlıktır. ve ben, zeki insanlara değer veren ben, ilk izlenime gereğinden kat kat fazla önem veren ben, zamanında benim de ilk kalemde "zeki" diyebileceğim ve sırf bu ön şartlanmayla bile o ya da bu şekilde sağlıklı bir ilişki kurabileceğim 30-35 bin insanın bulunduğu bir okuldan maksimum 10 arkadaşla mezun oldum.

hayatım sayısalcıların içinde geçti. hayatım doktor-mühendis içinde geçti. ve şunu söyleyebilirim ki okunan bölümün zekayla uzaktan yakından bir ilgisi yok. zekanın kıstası bir sınavsa eğer, tanıdığım en zeki, en kültürlü, en kaliteli insanlardan birinin üniversitede okuduğu bölüme paslanmış bilgilerimle sınava yarın girsem 5 kişiyi sokacak puan alırım. ki okuduğu bölüm sözel ve benim sözelle herhangi bir alakam hiç olmadı. mesele sınav ya da puan değil ki? mesele zekayı analiz edebilmek ve doğru değerlendirebilmek.
denizin anası denizin anası
liseyi bitireli yıllar oldu.bazı olanaksızlıklardan ötürü üniversiteye gidemedim.lakin kendimi hiç bir zaman ezik ya da yetersiz bulmadım.okumayı çok seviyorum.bana hep büyük katkıları oldu.ezber yok bende.hafıza zayıf.son kpss sınavına heyecan olsun diye girdim.kimse bir kamu kurumuna girmek için sınava katıldığımı düşünmesin.artık torpilsiz bir baltaya sap olunmuyor bu memlekette.dediğim gibi öylesine girdim işte.neyse.yeni mezun ve benden daha genç insanlara fark attığımı görünce gurur duydum evet ama bir yandan da üzüldüm doğrusu.görmek ve bakmak arasındaki fark gibi ezberlemek ve öğrenmek de apayrı şeyler.bunu gördüm bir kez daha sınav sonuçlarının belli olmasından sonra.ezbere dayalı eğitim sistemi çocuklarımıza dayatılıyor.sorgulama öğrenme yok denecek kadar az.bizim temeller çürük arkadaşlar.konu yine çok dağıldı, topluyorum.doktorum var asla insanın yüzüne bakmaz.kan tahlillerini değerlendirir bir göz teması yaşamadan işin biter çıkarsın odasından.ne bu şimdi?öküzsel zeka diyorum ben buna.etrafımda çokça duyuyorum bu doktorla ilgili yorumları.hep aynı.mühendis vardı bir de mutlaka anlatmışımdır bir sohbet konusu içerisinde.o da aynı bu doktor gibi.arkadaş ben ne yapayım böyle zekayı?insan olmanın hakkını versin de varsın çok zeki olmasın.
1
mr random mr random
kendimden zekisini az gördüm ve mühendisim, muhtemelen kafam çok daha az çalışsa da mühendis olabilirdim. gel gelelim zeka ile de bir halt olmuyor, bunun dışında sayısız parametre var.
caotic caotic
mesele burada tıp, mühendislik vs. değil aslında.
öss her şeyi ölçmez evet. kişinin ders çalışmaya, üniversiteye gitmeye imkanı da olmayabilir. büyük bir aşka tutulmuş olabilir, ailevi sorunlarla uğraşıyor olabilir. gençliktedir, bilinçsizdir. onu engelleyen pek cok sey olabilir. öss mükemmel değil bunu ben de biliyorum. ancak bu kadar büyük bir nüfusu bu derece doğru ölçen bir sınav bence yoktu. iyi bölümlerde okuyanların hepsi şöyle zeki, böyle akıllı değil elbette ancak oran gerçekten çok daha yüksek. toplumun her kesimi ile "fazla icli disli" sayılan biri olarak söylüyorum.

imza: yuzdebirlikdilimspor.
frijit bardot frijit bardot
unıversite gorece iyi bir x universitesini kazanan, bunun icin ciddi bir sekilde calisan bir ogrenci bir takim zorunluluklar dahilinde bilincli olur. masa basina cakilip harfler sayilar ezberleme, sinavi basariyla gecme gorevi onu komple zeki bir insan yapmaz. oldukca komik bır dusunce bu.

zeka ile bir tc universitesi arasinda muhtemelen 0'a yakin bir korelasyon vardir. universite sayisini goz onune aldigimizda oldukca dusuk bir dilimden bahsediyoruz yani. hele de isim hazir, maasim iyi olsun garanticiligindeki bi insanin zeki mertebesine konmasi, digerlerinden ustun gorulmesi muhtemelen house izleyip gaza gelen cicegi burnunda bir tip ogrencisinin isidir. bu yanilgiyi astiginda ozellikle ise yeni basladigi donemlerde onu bekleyen buyuk bir hayal kirilkigi olacaktir.

muhendislige gelince de mantar gibi universite biten topraklarimizda, bu alanda iyi gercekten kac tane uni var? bunun tam tersi de olabilir. universite sinavina calismayip vasat bir okulda ogrenim goren zehir gibi insanlar da olabilir. ilerleyen donemlerde belki farkini ortaya koyar belki de hic belli etmez. bir seyler uretmek, fark yaratmak gayesi olan, cocugum doktor olsun isi hazir olsun baskisini yenen (genelde alt-orta sinif ailelerde yasanir bu durum), dusunen ve cesaret sahibi insanlarin farklı branslarda elde ettikleri basarilar ortada zaten. azinlik olsalar da hedeflerini buyuk olcude gerceklestirirler. iyi bir sirkette dolar bazinda maas almaktan bahsetmiyorum burda.

velhasil bir takim gecerli sebepler yuzunden universite okuyamamis, hedef ve idealleri dogrultusunda x bolumunde okuyan insanlar da var. onlari direk aydin insanliktan men ediyoruz sanirim. yoruldum buraya kadar yazinca. su bahsi gecen olayin ufkun dar olmasiyla, cehaletle, hayati tanimamakla cok ciddi alakasi var. buyuk yanilgilar bunlar cikin su koylu kafasindan artik.
steph steph
baslik ne anlamadim yine. sanirim o bolumlere girebilenler zekidir denmis. tabii ki bullshit.

simdi bak dunya ustunde hicbir adaptive test zeka olcmez. buna gmatte, usa baro sinavi da ki kol gibi sinavdir, tipta uzmanlik sinavlari da. bu sinavlar sinav dunyasinin toplaridir ve hepsi adaptivedir. bir ton makale vardir bunda acin okuyun.

biraz da ben ornek vereyim. usanim en iyi okullari bunlara ivy league okullari da dahil bir karar aldilar epeydir. gmatten 800alanlari direkt reject ediyor. 800top gmatte. stanford ozellikle hic acimiyor. neden yapiyor peki bunu bu okullar? cok net. adamlar adaptive testlere 8ay dangalak gibi calisip tam puan alip da degisik caseler ya da casei gectim kendini anlat dediginde aptal gibi yuzune bakan hintli, nepalli, asyali yaraticiliktan uzak, iletisim kuramayan dangalaklari okullarinda gormek istemiyorlar ve cok haklilar.

yani oglum/kizim cok zeki tip kazandi ya da muhendislik kazandi diyen aileden de bunu savunan anguttan da uzak durunuz.

bunu zaten turk doktorlari ile turk foremanlari oardon muhendisleri yeteri kdar ispatliyor. no offense. adam doktor amk critical thinking yok herifte falan filan iste. kisacasi bu testler zeka olcmez. olcer diyen de kusura bakmasin cahildir, varostur.
he meslekler arasi okullar arasi statu vardir yoktur tartisilir o ayri konu. bugun en iyi doktor muhendisin hayatinda yapamayacagi parqyi 25 yasinda wall street pici yaparken ya da chicagoda bir avukat yaparken onlarin yapamayacagi parayi 17 yasinda youtuber yapmaktadir. bakis acinizi biraz genisletip dunya ne yonde nasil oara kzaniyor ona bir bakin derim.
sevgiler.
actions speak louder than words actions speak louder than words
ayn rand: politika veya sanat okulunda okumadı.
sun tzu: harp okulu veya üniversite mezunu değildi.
nietzsche: teoloji ve filoloji üzerine eğitim almıştı. ancak kendisini psikoloji, sosyoloji, metafizik ve etik'e atadı.
martin luther: hristiyanlığa farklı yorum kattığı için aforoz edildi, dışlandı, yaşadığı dönemde zor ve kötü dönemler geçirdi. şu anda onun yolu protestanlık olarak anılıyor ve insanlar hristiyanlığın sadece katoliklerden olmadığını öğrendi, onu öğrenmese bile bir konuya farklı bir açıdan bakılabileceğini öğrendi.

zuckerberg: üniversiteyi bıraktı.

tesla: önceki icatları gereksiz olarak nitelendirdi, çeşitli buluşlar buldu. kimse ona bir şey "al sana buluş" diyip eline tutuşturmadı.


demek isteyeceğim şudur; her insanın kendi yeteneği ve artıları/eksileri var. ve insan ona göre gelişir/gelişmelidir. şöyle örnek verebilirim, her maden aynı şekilde işlenmiyor. bakır da, gümüş de, altın da iletkendir. ama altın en gözde ve en değerli parçalarda kullanılır.

bizim ülkemizdeki eğitimde ise, bütün insanlar, bütün çocuklar, pozitif ayrımcılık olmadığı için aynı dersler altında, tek düze bir şekilde yetiştiriliyorlar. çocuğun içinde müzisyen olmak var, müzik kulağı var. ancak hangi okulda piyano, elektro gitar, bas gitar bulunuyor?

gözlemci yeteneği var, hangi bir gün o çocuk okulda ders olarak gözlemci yeteneğini kullanıyor?

bir çocuğun eğlendirici bir yeteneği var, bununla ilgili hangi dersi alıyor? ayda yılda bir tiyatro dışında ne yapabiliyor?

bir sürü şey sayılabilir. okulda hangi yeteneğini arttırıyor?

"ben yetiştirilmedim, büyüdüm sadece yabani bir bitki gibi.'' -kathy acker

çocuklar yetiştirilmiyor, keşfedilmiyor, yabani bir ot gibi büyüyor.

aileden zengin olan çocuk, kendi yeteneği ile alakasız olan bir bölümde parası sayesinde okuyor.
veya çocuğun yapamayacağı bir şeyi, okulda empoze edilip ona göre şekillendirileceğini sanıp aileler seçiyor gideceği bölümü. "çok para kazan" edası ile.

akıllıca ve verimlice çalışmak değil, saçma sapan "çok çalışmanın" iyi olduğu düşünülüyor. yarar sağladığı düşünülüyor. ki tam tersi.

bizde herşey tam tersi!

insan kendi yeteneğine göre, bir alana olan sevgisine göre iş yapar ve yapmalıdır da. yoksa üçkağıtçılıkda yapar, hile de karıştırır, hırsızlık da yapar, yolsuzlukta yapar, yapar oğlu yapar.
blue spirit blue spirit
hep derim sınavlar zekilik değil mallık ölçer.
full yapana bile zeki diyemem ama 300.000 sıfır çeken kişi kesin süperzekadır. kesin çok akıllılardır da sınavda yapamamışlardır. kesin amk.

1 milyon kişinin girdiği sınavda bırak ilk 1000i ilk 100.000e bile giremeyen siz malsınız güzel kardeşim hayırlı uğurlu olsun.
1 /