türk telekom un satılması

1 /
lithium lithium
çok yanlış bir olay olduğuna inanıyorum. kar eden bi kurumu satmanın mantıklı bi dayanağı yoktur, üstelik de yok pahasına.
neverland neverland
kâr eden bir kurumu yıllık kârının yarı parası peşinatla, 3 yıllık kârı fiyatına 6 yıl taksite bölerek satmak biraz vatan hainliğidir sanki...
lightblue lightblue
telekomun satılması devletçilik ilkesinin işleyişi ile doğrudan ilgilidir. zira devletçilik ilkesi devletin ilk etapta çeşitli kurumları hayata geçirmesini ve daha sonra bunları özel sektöre devrederek piyasadan çekilmesini öngörür. devletin piyasadan çekilmemesi haksız rekabeti doğuracağı gibi, devleti de gereksiz yere meşgul eder. bununla birlikte telekom geçen yıllarda kah zarar eden kah kendini kurtaran bir şirkettir. devletin zarar eden bir kurumu elinde tutması abesle iştigaldir. (eğitim ve sağlık gibi temel kurumlar bunun dışında kalır) telekomun satılmasıyla birlikte rekabet ortamı oluşacağından hem devlet zarar eden bir kurumu beslemekten kurtulmuş olacak, hem de halk daha bir çok hizmeti daha ucuza satın alabilecektir. (yurtdışında bir çok yerde sayıları birden fazla olan telekom şirketleri yüzünden şehiriçi konuşmaların bedava olduğunu hatırlatmak isterim) tüm bunlara ek olarak telekomu alırlarsa herşeyimi bilecekler diyenelere de şunu hatırlatmak isterim; sevgili google'un mail hizmeti olan gmail, hesap sahibi maillerini silse bile ben bunları silmeme ve okuma hakkımı gizli tutarım diyor. telekomun satışından endişe duyanların bütün maillerini şifreleyerek yollamaları, kaydoldukları tüm sitelere sahte isimler vrmeleri, internette kesinlikle kendi adlarını kullanmamaları gerekmektedir. zira telekomu alan şirketin bizi dinlemesi ile yukardakilerin yapılmamasından doğan risk aşağı yukarı eşittir.
aqua aqua
geç kalınmış bir satış. tekel olan bir şirketin "değerinin altında satılması" diye bir durum da söz konusu olamaz, edirne'den kars'a kadar türkiye'de yaşayan herkesin mecburen müşteri olduğu bir firma ne kadara satılırsa satılsın "değerinin altına gitti" diyenler çıkacaktır.

bu satışın, telekom'un tekelini kıracağını da hepimiz biliyoruz. sabancı, koç, zorlu gibi holdingler zaten alt yapıyı oluşturmaya başlamış ve bu satışın gerçekleşmesini bekliyorlardı. farklı firmalar piyasaya girdiğinde rekabet artacak ve bu da kaliteyi getirecek.

önemli olan halkın kaliteli hizmet alması ve ekonominin canlanması ise, bu satış gayet iyi olmuştur. ha gönül isterdi ki bir yabancı firma yerine yerli firmalardan biri alsın ihaleyi. ama her zaman olduğu gibi yabancı sermaye daha tatlı geldi.
lithium lithium
türk telekom yurdun iletişim alt yapısı gibi stratejik ve kritik bir sorumluluğa sahiptir. bir ülkenin elindeki kurumu adam edecek özellikte yönetici yetiştiremediğini iddia etmesi ve yabancı sermayeye sunması ne kadar mantıklıysa, ödediğimiz faturalardan alınan vergiden kalan paranın yurt dışında nerelere hangi bankalara vs gideceğini göremeyenleri tebrik etmek lazım.
comatose comatose
tek kar edenin türk milleti olmadığı özelleştirme hareketi. aynı zamanda bi sürü global firmalar dolaylı ya da dolaysız yollardan paramızı kazanacaklar, kendilerine pazar yaratmış olacaklar.

bir de verimli çalışmanın tek yolunun özelleştirme olduğu gibi bir yanlış yargı var insanlarda nedense, hükümet de bundan yararlanıyor, kimse sesini çıkarmadan istediği koşullarda satıyor halkın kurumlarını. örneğin küba'da, herşey devletin, hastahaneler mesela, halka hizmet verme olgusunu aşmış, genetik teknolojisi satıyor dış ülkelere. devletin kötü organizasyonu ve ahlaksız insanların cebini doldurmak uğruna işini kötüye kullanması sonucunda oluşan hantallıkları ve verimsizlikleri sadece yönetenin "devlet" olmasına bağlayıp kaçıyoruz işin içinden, nedense suçlu "devlet" oluyor, o suçu işleyen değil.
toumai toumai
imf'nin dayatması ile peşkeş çekilmiş bir şirket daha.zarar ettiği falan yoktu,tamam alt yapısı kötü olabilir burda suç onu geliştirmeyen politikacılardadır.herkes sabancı,zorlu alt yapı yaptı diyor zaten telekomuda onlar sattırdı sırf bu yüzden.herkes çok şirket olunca ucuz olacak diyor neden ucuz olsun ya hepsi anlaşır üstten fiyat koyarlarsa.ayrıca orda çalışan insanları işçileride düşünmek lazım sadece kendinizi düşünüyorsunuz,ne olacakları belli değil,iş güvenceleri kalmadı.rekabetten onlarında maaşı düşecek hiç kimse zarar eden bir şirketi almaz özellikle de tekeller asla böyle bir şey yapmaz.birazcık düşünün yavaş yavaş ülke emperyalistlere peşkeş çekiliyor siz herşey ucuz olacak diyorsunuz.bu vatan bizim diyenler nerde neden peşkeş çektiriyolar telekomu.ülke satılıyor ülke telekom değil.telekom vatandır,vatan satılamaz diye boşuna bağırmıyor telekomdakiler.
wondrous wondrous
yapılan işin eşit seviyede kalması sonucunda iş güvencesinde hiç bir değişik sonuç yaratmayacak bir satış hareketidir. ha ama link ışığı yanıyor mu'dan başka laf bilmeyen bir çay kahve memuru için iş güvencesi azalmıştır zira özel sektör iş kadar ekmek verir, devlet gibi toleranslı değildir bu konuda. kısaca çalışmayana tekmeyi koyar.

paraya sahip ve bu parasıyla doğal hakkı olarak iş kuran her tüzel kişiliğin emperyalist olarak nitelendirilmesi de garipmiş, uzak kalalı ne kadar da değişmiş tanımlar diye düşünmeden geçilmiyor şüphesiz bir de.

ps: bugün, "acaba peder beyin emeklilik ikramiyeleriyle iş kursak nasıl olur" diye düşündüm, emperyalist damgası yiyeceğimizden ötürü tırstım diyebilirim.
wondrous wondrous
bu satıştan sonra aklıma iki soru geldi:

- lan şimdi türk şirketlerinin yurtdışında sahip olduğu telekom şirketleri var (ismini sormayın hatırlamıyorum ama var). o zaman türkiye emperyalist bir ülke. vay şerefsiz mi lan bu türkiye şimdi?

- bu türk telekom çok ucuza peşkeş çekildiyse niye 1000 şirket birden üşüşmedi lan? dünyada bir tek araplarla diğer bir kaç millet mi kaldı ucuz malın iyisinden anlayan?

(burdaki lan kelimeleri hafif ses tonuyla hani şaşırınca söylenir ya "lığann" şeklinde. öyle söylenmiştir)
wondrous wondrous
türkiye'nin istihbarat kaynaklarının güvenilirliğiyle ilgili alaka kurup türk silahlı kuvvetleri'ni andaval yerine koyan bir kitleyle karşılaşmamızı sağlamıştır bu satış. sanırım aynı mantıkta şöyle bir diyalog da geçiyor ortalıkta, öyle ya istihbarat olayları falan hep türk telekom'a bağlı:

- alo? komutanım rusya saldırıyormuş, yunan botları ege'ye çıkmış
+ pardon kimi aradınız?
- genelkurmay başkanlığı değil mi?
+ hayır yanlış numara beyefendi siz kimsiniz?
- kara kuvvetleri komutanı ben

ne lan bu hazır kart'la mı yürüyor bu memleketin üst düzey iletişimi.
neverland neverland
yorumları okuyunca "acaba herhangi bir tüzel kişilik şirketi geri kaldı diye onu bedelinin altında fiyatına satar mı? yoksa şirketini geliştirmeye mi çalışır?" sorularını aklıma getiren satış.
aqua aqua
daha önceden de söylendiği gibi gayet başarılı bir satıştır ancak kapitalizm ve özel sermayeyi devamlı birbirine karıştıran bünyelerden bunu anlamaları beklenemez. sanırım sizce en iyisi her şeyi devlete bırakmak, hastaneden bakkallara kadar her şeyin işletmesini devletten beklemek. yalnız hatırlatmak isterim ki, çok özendiğiniz kapitalizm karşıtı rusya bile çatır çatır özelleşiyor şu anda. hem portakal, hem tuvalet kağıdı üretip bir yandan da ülkeyi yönetmeye çalışan bir devlet hayali çok eskilerde kaldı.

devlet sektöre can verir, ilk fabrikaları kurup ilk yatırımları yapar, ardından işi özel sektöre bırakır ve aradan çekilir. öyle olmazsa hantallaşır, ağırlaşır, bu işlerin hepsine yetişemez. çok merak ediyorum; lise ve üniversite çağlarında "yaşasın devlet kurumları, kahrolsun özel girişimciler, kapitalist puştların hepsini ezelim!!" şeklinde naralar atan gençler, ekmeklerini ellerine aldıklarında da aynı şeyleri mi söyleyecekler? bu kadar üniversite okuduktan sonra hiç biriniz özel sektörde çalışmayacaksınız değil mi? özel sektör kötü çünkü, kapitalist ibneler bunlar, sizin öyle firmalarda çalışmamanız lazım, davaya ihanet etmezsiniz siz.

rekabetçi ortamın herkese kazanç sağlaması gelecek için verilmiş bir söz değil, içinde bulunduğumuz ekonomide şahit olduğumuz bir gerçektir. bu gerçeğe "yalan" demenin mantığı ne olabilir? farklı firmalar sektöre girdiğinde, burada seçim müşteriye kalır. hiç kimse, hiç bir firmayı zorla seçmek zorunda kalmaz. ben bugün ankara'ya giderken iett değil de kamil koç veya nilüfer'i seçebiliyorsam, telefon hattı alacağım zaman turkcell mi olsun, avea mı olsun, yoksa telsim mi alsam diye düşünüyorsam, araba alacağım zaman çeşitli markalar arasında seçim yapabiliyorsam, bundan böyle sabit telefonum için de bu seçimi yapabilirim, ister telekomu, ister selefonu seçerim. 70 milyon vatandaşı olan bir ülkeye hizmet verecek olan telefon firması da eşşşşşek olmadığı için rekabet ortamında hem kendi kârını, hem de müşterinin kârını görmeyi bilir.

özel girişimcilere "bunlar kapitalisttir, kimsenin hakkını vermezler, bunu yaparlarsa varoluş nedenlerini ortadan kaldırırlar" diyenlere seslenmek istiyorum, özel firmaların hiçbiri "birileri gelse de çalıştırsak, parasını da vermesek" diye kurulmadı. evet belki çalışanının hakkını vermeyen firmalar olabilir, o zaman da hakkını alamayan çalışan istifa edip farklı firmaya geçebilir. ali dayı'nın bakkalında çıraklık yapan küçük mehmet, bir sokak ilerideki mustafa amca'nın bakkalında çalışır. tıpkı migros'ta hakkını alamayan ahmet bey'in tansaş'ta çalışması gibi. girişimciler olmasaydı "kapitalist köpeklerin düşmanları olan yüce düşünürler" ne yer ne içerdi acaba!

ayrıca, zarar eden özel kuruluşlar da el değiştirebilir, zarar eden firmanın satılması için illa ki devlet kurumu olması gerekmez. köşedeki dürümcü eğer zarar ediyorsa ve geliştirmek için gücü yoksa "devren satılık" tabelasını asar kapısına! kendi planlarını uygulayarak burayı kâra geçireceğini düşünen bir başkası da gider ve satın alır. yeni stratejiler dener, yeni bir marka imajı oluşturur ve bir öncekinin zarar ettiği sektörde kendisi kâr eder.

bunları düşünmek için alim, ekonomist, süper tüccar olmak gerekmez, sadece ekonomiyi biraz araştırmak gerekir diyorum ben.
1 /