türkiye de eğitim sistemi

1 /
aqua aqua
üniversite giriş sınavında en düşük puanı alarak üniversiteye girenlerin sınıf öğretmeni olarak mezun olup ufaklıkları okulla tanıştırdığı sistem.

8 yıl yetmedi 12 yıl yapalım diye düşünürken, ahırdan bozma okulda soba yakmaya çalışırken öğrencilerin öldüğü sistem.

türkçeyi doğru düzgün konuşamayan bacak kadar çocukların ingilizce öğrenmeye zorlandığı sistem.
data data
yani sistemin bendeki yansımasını üniversiteye gelince ancak görebildim,ne zaman okulda biraz değişik birşeyi ilk defa öğrenme zamanı gelirse,önce ezberlemeyi düşünüyorum,refleks gibi birşey olmuş
gertaugh gertaugh
türkiye'nin modernleşme adına geride kalmış olmasının mutlak sebebi olan fazlasıyla yetersiz sistem ayağıdır. türkiye gibi genç nüfusu ve buna bağlı potansiyeli yüksek bir ülkede nasıl olur da bu kadar sistemsiz, standartsız bir eğitim anlayışı varlığını sürdürebilir gerçekten üstünde düşünülmelidir. en alt basamağından en üstüne kadar imkansızlıklarla mücadele eden bir sistem nasıl olur da bu ülkeyi geleceğe hazırlayabilir? eğer öğretmenler ekonomik açıdan bu ülkenin en alt seviyelerinden birinin içine dahil olursa nasıl bu değerli meslek öğretme potansiyeline sahip zeki insanları kendine çekebilir? bu gibi soruların cevapları kafası çalışan her insan için aşikardır. ama ne yazık ki çözümler böylesine şerefsizce sömürülen bir ülke için o kadar da kolaylıkla uygulanabilecek şeyler değildir. herşeyden önce gereken ödenek toplumumuzun yüzde birini oluşturan kitle tarafından hortumlandıkça, geçmiş ve gelecek hükümetler bu konuda çok esaslı reformlar yapmadıkça bu sistemi düzeltmekten söz edilemez bence.
hepimizin içinden geçtiği eğitim kurumları bize ezberlemekten, yarışmaktan başka ne gibi bir değer verdi ben bilemiyorum. eğitim kurumlarının insanlara yetenek ve yatkınlıklarını işaret eden yerler olması gerekir, ama maalesef bu ülkede bu kurumlar öğrenciye öğretilebilecek ne varsa ezberletmeye çalışan sözde irfan yuvaları durumundadırlar. bugün ben sahip olduğum yetenekler yerine seçmek zorunda kaldığım mesleğe ilişkin yeteneklerimin farkındaysam hata yalnızca bende değil beni buna mecbur bırakan sistemdedir.
cif cif
eğitim lafzına istinaden, umumi tuvaletlerin manzarasına bakılarak ne durumda olduğu kolayca tesbit edilebilecek bir sistemdir. keraat cetveli ya da linear cebir öğrenmek eğitilmek manasına gelmez...
battal boy cekirge battal boy cekirge
yıllardır bir türlü gerekli ödeneği sağlamayan hükümetler yüzünden bilimsel araştırmalar yapılmadan,deneme yanılma yöntemiyle doğru ve yanlışların anlaşılması sebebiyle yamanacak yeri kalmamış ve yan yatmış sistemdir. yıllar geçtikçe yanlış eğitim sistemiyle büyüyen nesiller bir alt nesli yanlış eğitmekte ve bu yanlış da yıllar ilerledikçe daha büyüyüp sonuçlarını her fırsatta ortaya koymaktadır.
peki ne yapılabilir? bir yol olarak şöyle ki,yurtdışından başarılı eğitim sistemi modelleri alınır,devlet bu sistemleri uzmanlarına bir güzel harmanlatır ve ortaya uyulması gereken bir plan çıkar. daha sonra yine aynı devlet bu plana uyma kararı alır,hatta bu yola baş koyar,başarıya ulaşabilmek için gerekli ödeneği sağlar. bu ödeneği sağlamak için askeriye gibi yerlerden kısıntıya gidilecek ve bu planın başarılarının en az 20 yılda görülecek ve daha da önemlisi popülist politikalarda 20 yıl sonra görülecek bir başarının önemi olmayacağı için böyle bir plan uygulanmaz. biz deneme yanılma yöntemine devam eder,mümkün olduğu kadar kısa sürede doğruyu bulmak için dua ederiz.
geyik geyik
öyle bir hal almıştır ki bu sistem, eğitimden sıkılan öğrenciler yeni arayışlar içine girmişler, stres atmak, sosyalleşmek istemişler ve bu tip oluşumlara (sözlük, forum vs..) imza atmışlardır, kimileri bu tip durumlara biraz daha teknik yaklaşmış, işin ucundaki parsayı görmüşlerdir (bkz: wondrous)
azami kırk çöp azami kırk çöp
son basılan ilköğretim matematik kitaplarından birinde küme eşleştirmelerinde atatürk ve ayı eşleştirilmiş talim tarbiye kurulu da bir güzel onaylamıştır.kitaplar kurumlara dağıtıldıktan sonra son anda yapılan aptal hata farkedilmiş ve kitaplar toplatılmıştır.sonra milli eğitim müdürlerinden biri talihsiz bi açıklama yaparak bunun toplatmaya değecek bir durum olmadığını zaten eğeitim sisteminin öğrenciler için gereken tüm bilgileri tarafsız ve tüm gerçekliğiyle öğrettiğini açıklamaya çalışmıştır...
keyif pezevengi keyif pezevengi
keskin dişli çarklar arasından öğrenciyi geçirerek "kalan sağlar bizimdir" prensipli eğitim sistemi (!). başarılı olmak için ya sivrizeka olmak ya da zamanınızın çoğunu çalışmaya ayırmak gerekir.
düzen ve kargaşa düzen ve kargaşa
ekonomi düzelmedikçe girdiği bataklıktan asla çıkamayacaktır. bilimsel eğitim için maddi kaynak gerekirken şu anda binlerce okul bırakın eğitim araç ve gereçlerini temin etmeyi, temizlik yapacak hademeye bile para veremeyecek durumdadır. hatta temizlik işini pek çok okulda öğrenciler, öğretmenler ve okul idaresiyle uğraşması gereken müdürler yapmaktadır. bakanlığın okullara gönderdiği ödenek okulların bir aylık yakıt ihtiyacını karşılamamaktadır. kısmen bazı okullarda bulunan tepegöz gibi araç ve gereçlerse atıl vaziyette beklemektedir, zira üniversitede öğretmen adaylarına uygulamalı eğitim yerine öğrencilere asla öğretmeyeceği, öğrencileriyle nasıl iletişim kurması gerektiğine dair bir yarar getirmeyen pek çok gereksiz bilgi depolanır. ben, öğretmen için en önemli bilgilerden olan eğitim araç gereçlerinin kullanımıyla ilgili bilgilerin üniversite eğitimi sırasında bana verilmediğini, bunları kendi çabalarımla ve gönüllülük esasına dayanan hizmet içi kurslardan öğrendiğimi söylemeliyim. sürekli kendini yenilemesi gereken, kaynaklara ulaşması gereken, araştırma yapması gereken, giyimiyle, kuşamıyla örnek olması gereken öğretmen yedi yüz küsür milyon maaş almaktadır. ki aldığı bu maaşın büyük bölümüyle kirasını ödemeye çalışmakta, geri kalanıyla da temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır. üstüne üstlük öğretmenler için hazırlandığı söylenen diz üstü bilgisayar kampanyası gibi kampanyalarda da devletten kazık yemektedir. bu koşulların düzelmesi de yine milli gelir pastasından eğitime ayrılacak olan payla ilgilidir. türkiye'de eğitim sisteminin gelişmesi emperyalist ülkeler tarafından istenmez. aksi takdirde millet bilinçlenir, kafasını kaldırır ve isyan bayrağını açar. işbu yüzden çoğu zaman tepemize kadar çıkardığımız yerli işbirlikçilerinin de kah desteği kah vurdumduymazlığıyla iç sorunlar kaşınır. avrupa ve amerika'nın desteğiyle terör azdırılır. terör azdıkça mecburen askeriyeye ayrılan pay arttırılır ve diğer kalemlerden kısıntıya gidilir. türkiye tepesindeki yiyicileri ayıklamadıkça ve terör belasından kendisini kurtaramadıkça ne ekonomik yönden gelişebilir, ne de eğitime ayıracağı payı arttırabilir.

2001 yılına ait şu listede ülkelerin askeriyeye ve eğitime ayırdığı payları görebilirsiniz. ilk rakamlar askeriyeye, ikinci rakamlar da eğitime ayrılan payı yüzde olarak ifade ediyor. ki bu listede şuna da dikkat etmek gerekiyor, diğer ülkelerin pastalarından eğitime ayırdıkları pay büyüktür, ama aynı zamanda pastaları da büyüktür. türkiye'nin ise hem eğitime ayırdığı pay küçüktür hem de pastasının boyutu küçüktür.

ingiltere 2,8 - 5,4
amerika 3,2 - 5,4
fransa 3,0 - 6,1
italya 2,0 - 4,7
almanya 1,5 - 4,8
ispanya 1,3 - 4,9
portekiz 2,3 - 5,5
isveç 2,5 - 8,3
irlanda 1,0 - 5,8
yunanistan 4,8 - 3,0
rusya 5,2 - 4,1
türkiye 4,4 - 2,2
iran 6,5 - 4,0
pakistan 6,5 - 3,0
arnavutluk 6,8 - 3,1
suriye 7,3 - 4,2
israil 11,6 - 7,2
suudi arabistan 15,7 - 5,5
1 /