türkler gayet az yer

1 /
jean paul marat jean paul marat
türkiye'deki beşinci sınıf öğrencilerine okutulacak sosyal bilgiler dersinin kitabında yazan ifadeymiş.

"kitapta yoğurdun türklere ait bir besin olduğu da anlatıldı. "türkler gayet az yerler. sofra zevkine pek az düşkündürler. bir parça ekmekle beraber tuz, soğan ve yoğurt bulurlarsa yemek için başka şey aramazlar" denilerek türklerin beslenme alışkanlıklarından bahsedildi."

www.sozcu.com.tr

türk çocuklarının yoksulluğu içselleştirmesini, itaatkar köleler olmasını istiyorlar. bir ulusu yok etmenin en adice yolu, o ulusun çocuklarını kişiliksizleştirmek ve köleleştirmektir.
saiyajin saiyajin
minimum yaşamanın teşvik edilmesi iyi bir şey fakat üstteki orospuçocukları ülkenin amınakoyarken böyle bir şeyin teşvik edilmesi anlamsızdır ve art niyet barındırıyordur. tabi üsttekiler de minimum yaşasa bile bizimkiler ayfon almadan, gereksiz şeylere binler harcamadan rahat edemez.
a me lee a me lee
şu görseller şurada bi dursun.








ben az falan yemem. tanıdığım kimse az yemez. biz yemeği çok severiz. sofra kültürümüz de damak tadımız da hep ünlüdür. ülkede yemek turizmi diye bir şey var yahu! her evde kendi çapında güzel bir sofra her zaman vardır. masa yeterince doludur. israf edilmemeye çalışınılır ve birlikte güzelce yenilir.

şimdi her şey dahil oteller ve açık büfe işlerine hiç girmeyelim. israf hoş değil.

ha yeri gelir yoğurt, soğan ve ekmek yeriz eyvallah. bu ülke bunları yaşadı. ama dönemler farklıydı. kuyruklar vardı. sebebi savaştı. şimdi o kuyruklar üzerinden siyaset yapılıyor ve bir yandan da gençlere fakirlik pompalanmaya çalışılıyor. oh ne güzel dünya be.

"bu adamlar emekçi. yemeklerinden hiçbir zaman kısmayın. mutfakta her zaman güzel yemekler çıksın. mutfağı hiçbir zaman kitlemeyin, gece gündüz ne zaman istiyorlarsa yesinler. bu adamlar gurbette, evlerinden uzaklar, ailelerinden uzaklar. aç bırakmayın sakın bu adamları."

bu sözler benim şantiyedeki patronumun ağzından çıkan sözlerdi.

şimdi bizim ülkeye dönelim kocaman bir şantiyeyiz ve bizler çarkların arasında ezilen emekçileriz. ama sen o çark ittire ittire bana dayarsam ben çomağımı senin çarkına sokarım güzelim. olmaz öyle.

sen ver şimdi çocuklara gazı fakirliğin iyi bir şey olduğunu öğret. sonra çık televizyonlara yediğin içtiğin görünsün. ve sen bunlarla ilgili konuş. nasıl olacak bu işler?
(bkz: altın çilek)
(bkz: beyaz çay)

"...
o fıkıhtan bir şey çıkmaz.
geceyi aç geçirip de kılıcına davranmayanın aklından şüphe ederim.
..."


marine li şarkılar marine li şarkılar
fakirliği kutsayıp gelecek nesilleri alıştırıyorlar. arap zihniyeti iş başında gene.. bunların müreffeh türkiye gibi bir derdi yok. sorsan "chp döneminde ekmek karneyle dağıtıldı, halk açtı çankaya köşkünde balolar vardı vs" diyecekler. e tamam işte ekmek neyine yetmiyor
sokollu sokollu
sizin zihniniz bardağın boş tarafına bakmaya endeksli ondan her cümleyi sosyolojik tesbit sıçar gibi elestiriyorsunuz amk.

yanlış hatırlamıyorsam bu cümle osmanlı zamanında istanbul'a gelen yabancı bir seyyahın sözleri. o sözleri nakil mi etmişler yoksa direkt mi yazmışlar bilmiyorum.
ölümsüz ölümsüz
doğrudur.türklerin hatta çoğu onu bile yiyemez.çünkü işsizler,fırınları gezip askıda ekmek ararlar veya gidip bir markete veya fırına bayat ekmek dilenirler.türkler acınacak durumda.bu acınacak duruma onları düşürenler,sarayında keyif sürmekte.bu kitap yetmez.'türkiye'nin gerçekleri' diye bir ders oluşturulsun.o derste bu hale getirenlere verilsin.belki ders alıp akıllanır onlar ama akıl onlarda ne gezer ki ders işe yaraya bilsin.
dolphin1313 dolphin1313
bu numaralar bizim millete sökmez agalar rahat olun telaşa gerek yok.
ya bizde "ye oğlum, ye çükün düşer sonra" diye bir laf var. böyle yetiştirilen çocuk soğan ekmeğe tamah eder mi? geçiniz.
cekoslavakyalilastirilamayanadam cekoslavakyalilastirilamayanadam
yabancı bir seyyahın sözlerinin, tercüme edilmiş hâlidir. kardeşimin sosyal bilgiler kitabında buna benzer birşey okumuştum. yoğurt ile ekmek ve yanına soğan yerler, gibi birşey geçiyordu bahsedilen satırlarda(yoğurt yerine ekşimiş süt sıfat tamlamasını kullanıyordu). güzel, çamur atmaya çalışmakta çok gayretlisiniz ama eleştirilecek şey var eleştirilmeyecek şey var.
küçükharfleyazılanherşeyyanlıştır küçükharfleyazılanherşeyyanlıştır
-bir parça ekmekle beraber tuz, soğan ve yoğurt bulurlarsa yemek için başka şey aramazlar-
gerçekten böyle bir kesim var ama fenafillah derecesine koştuklarından, maddeden sıyrılıp manaya ulaşma çabalarından böyle değiller. zorundalar ne yazık ki.
ya bu adamlar ( genel anlamda iktidar sahipleri) ya aptal ya da kötü niyetli ve terbiyesiz herifler..
ayrıca lütfen. kırk kişiyiz şurada birbirimizi bilen
(bkz: bir mi parça ekmek )
nemlendirici kullanan ebu leheb nemlendirici kullanan ebu leheb
madem islamcı yaltaklar hemen defansa geçip "onlar yabancı yazarın sözleri" diye kıvırmaya başlamış...

o halde şöyle yanıt vereyim: "o yabancı yazar benim mübarek ya..ğımı yesin!"

şeyhin, şıhın, diyanetçin, vekilin, başganın sömürü ve talana dayalı bir düzende ağzını şapırdata şapırdata zıkkımlanacak... ama halka kuru ekmek-soğan güzellemesi yapacaksın?

tikerler!

(bkz: tüleyman)


coubania coubania
otelcilerin türkleri sevmemesinin ana nedeni hayvan gibi yemeleridir. bir aşçı tanıdığımın anlattığına göre bir türk'e, bir rus'un iki katı kadar, iskandinav'ın üç katı kadar bütçe ayrılıyormuş.
1 /