umutsuzluk

1 /
gülümsün gülümsün
olmayacak, gelmeyecek, gülmeyecek gibi yargılara varmaktır.
oysa umut vardı pencerenin önünde her sabah gelen. yeni güne dağılan umutlar... anlamadık başta umudun bu kadar yakın olduğunu, hep uzaklarda aradık. umutsuzluğa düştük; yanlış yerde aradığımızı bulamayıca. yıldık hemen! umutsuzluğa düşünce gözümüz karardı; beter olduk. ertesi sabah zor oldu, o'nu hiç aramadığım yere baktım;seher vaktinde, orda bekliyordu.
fempusay fempusay
umut ne olmalı? diye düşünüyorum evvela. mesela sevdiğini düşündüğün birinin geleceği beklentisine kapılmak, piyangodan büyük ikramiyenin sana çıkabileceğini düşünmek veya sınavdan çok iyi bir not almak. benzeri örnekler çoğaltılabilir elbette.
umut, benim kafamda çok da akla dayanmayan bir beklenti/ler sürecini ifade etmekte. geleceğe dönük bir yüzü var bu kesinlik düzeyinde ortak nokta bir defa. o nedenle zaman boyutunu bir kenara bırakmak istiyorum. umut sürecini parçalara ayırmak, belki de umutsuzluğa dair düşünceleri ortaya koymanın en makul yöntemi olacak. umut, cesaret eşliğinde hiç olmayacak bir şeyi beklemek gibi bir şey olsa gerek. neden gerçekleşmesi mümkün olmasın ki? serzenişlerini duyar gibiyim. bana göre, eğer gerçekleşme ihtimali var ise beklentinin, bu halde bunun adına umut demek yanlış olacaktır. zira, beklenti temellendirilmiş ve sağlam gerekçelere bağlanmıştır. yani artık onun adı umut değil de hakikat (`gerçeklik) olmalıdır. hakikat, hiçbir surette bir başka kavram ile karşılanamaz. o, nesnelerin ilk yaradılış halini ifade etmekle bir beklentiler zinciri olmaktan uzaklaşır. net bir fotoğraftır yanisi. hiçbir bulanık (`flu)yanı yoktur. bütün unsurları apaçık ortadadır. tanımlanmış, çerçevesi çizilmiştir.
buradan sonra umudun çok da hakikatle bağlantılı bir kavram olmadığını; dolayısıyla umutsuzluğun da hakikatten uzak ve fakat şu veya bu şekilde meydana gelme olasılığına sahip bir olayın, durumun veya düşüncenin yanlış bir yöne girmesi yahut olasılıklar zincirinin dişlilerinden bir veya birkaçının kırılmış olması nedeniyle artık umudun silinmekte veya ölmekte olduğunu ifade etmesi gereklidir. umudun, genel geçer bir ifade olarak ve belki de beklentilerinden başka ayakta kalmalarını sağlayacak gerçekliklere sahip olmayan bireylerin; bastonu, tutamağı *, suni yaşam makinesi olduğu varsıylarak umutsuzluğun, bireyleri yaşama arzusundan uzaklaştıracak, yaşamdan bezdirerecek ve tutunmalarını zorlaştıracak negatif görüngüler zinciri olduğu söylenebilir. umutsuzluk, temelde umuda dayanır. zira, doğum olmadan ölümün olamayacağı gerçekliğinden hareketle umud olmaksızın da umutsuzluğun esamesinin okunamayacağı açıktır.
ancak hemen eklemek gerekir ki; umutsuzluk başlı başına kendinden kaçma veya gerçeklik hissinin kaybı değildir, olmamalıdır. nasıl ki umut; aklın nadasa bırakılması kabilinden bir durumu yansıtıyorsa aynı şekilde umutsuzluk da makul düşünüşten bütün bütün kopmuşluğun açık br fadesi olarak algılanmalıdır.şu halde bireylerin umut ve neticesinde umutsuzluk yoluna sapmadan evvel gerçekliğe dair düşünüşlerini netleştirmeleri, buna ilişkin retlerini apaçık olacak şekilde ortaya koymaları gereklidir.
pati pati
depresyondaki her insanın hissedeceği duygudur.hayattan beklenecek birşey kalmamıştır,geleceğe hep karamsar açıdan bakılır ve yaşamanın anlamı tekrar tekrar gözden geçirilir.
missi34 missi34
gelinilebilecek en son nokta.çıkış yok,kaçış yok,devam etmek yok.olduğun yerde bir bilinmezlik içinde kayıp gitmek.
siradisi siradisi
umudun yokluğudur. imkansız platonik aşklar için söylenen bir söz vardır. umutsuzluğun çok güzel bir tanımıdır, kabullenmişliktir:

sevmek çay gibidir, sevilmek şeker. bizim gibi garipler çayı şekersiz içer.
sulfur sulfur
her güne, küfür ederek, bıkmış bir şekilde,"bu sabah da mı nefes alıyorum!?" diyerek, günün bitmesini isteyerek başlama durumu..

her günün yeni bir umut olduğunu unutmak ve bu yüzden insanın bir beklentisinin kalmaması halidir..
alix alix
insanın yaratıcılığını en üst seviyelere taşıyabilen,
hayatı objektif çözümleme imkanı veren,
epey yararlı halet-i ruhiye.
rhododendronluteum rhododendronluteum
gerçeği biliyorsan,hissediyorsan içinde bulunacağın durum.
bazı şeyleri bilir,müdahale edemezsin hayatta,
karışmayı kendine yediremezsin bir bakıma...
sezer ancak susarsın!
kuvvetle muhtemel doğrudur o kahrolası sezgilerin,ama konduramazsın bazı şeyleri!
susmak?
en güzeli...
çekip gitmek?müdahil olmamak?
ne kadar doğru bilmemene rağmen mantığın evet diyorsa,duyguların kemiriyorsa seni...
ne fark eder ki...
hiç kimse bilmez ! ! !
1 /